Hayızlı Kadının İbadeti
 

Hayızlı Kadının İbadeti

Kategori: İslam'da Evlilik ve Cinsel Hayat

Hayız ve nifas hâlinde olan bir kadının namaz kılması ve Kur'an okuması haramdır. Peygamber Efendimiz, hayızlı, loğusa ve cünübün Kur'an okuması ile ilgili şöyle buyurmuştur; “Hayızlı kadın ve cünüp olan kimse, Kurân'dan bir şey okuyamaz” buyurmuşlardır.[1] Ayrıca Hz. Ali (r.a.) de şöyle demiştir: “Allah Resülünü cünüplüğün dışında Kur'an okumadan bir şey alıkoymazdı.” [2] Dolayısıyla bu hadisler cünüp ile hayızlı Kur'an okuyamayacağı hususunda önemli bir delildir.[3]

Bu hadislerden hareketle İslam alimlerinin çoğunluğu hayızlı kadının Kurân'dan, Kur'an okuma maksadıyla bir ayet bile okuyamayacağını söylemişlerdir. Aynı zamanda bunlar bu halde iken Kur'an ayetlerini de yazamazlar. Bu konuda Tevrat, İncil ve Zebur da Kur'an gibidir.[4]

Fatiha, dua niyetiyle okunabilir. Ayrıca Kur'andaki duaya benzeyen ayetler de Kur'an okuma niyetiyle değil de dua maksadıyla okunabilir. Mesela; "Rabbena atina fiddünya haseneten ve filahireti haseneten ve gına azabennar" gibi.

Aynı şekilde sevinçli bir haber duyan bir kimse “Elhamdülillah” diyebilir. Üzücü bir haber duyan da “İnna lillah ve inna ileyhi raciun” diyebilir.[5]

İmam Malik'e göre hayızlı kadın mazeretli olduğundan ve Kur'an okumaya da muhtaç olmasından dolayı cevaz vermiştir. Ancak hayız kanı kesildikten sonra gusletmeden önce okuyamaz.[6]

Diğer yandan zikir çekebilir dua edebilir. Bunlara bir mani yoktur. Hatta özel günlerindeki bir bayanın kıbleye doğru oturarak zaman zaman tesbih çekmesi dua etmesi isabetli bir davranış olur böylelikle adet gördüğü günlerinde bu şekilde manen beslenmiş olur.

Hayızlı ve nifaslı kadınların veya cünüplerin kunut vesaire gibi çeşitli duaları okumalarında, tesbih ve tehlil kelimelerini söylemelerinde ve Hazret-i Peygambere salât ve selâm getirmelerinde hiçbir mahzur yoktur. Hayız ve nifaslı halde olanlar, Kur'an-ı Kerîm'i okuyamamakla beraber, onu dinleyebilirler.

Kur'an Kursu öğretmenliği yapan bir kadın, hayız hâlinde öğretim işini yardımcısına yaptıracaktır. Yardımcısı yoksa Hanefî ulemasından Kerhî ve Tahavî'ye göre öğretimini devam ettirecektir. Kerhî: Öğretmen hanım hayız hâlinde kelime kelime, Tahavî ise, yarımşar âyet söylemekle öğretim yapılmasında 'beis yoktur' demişlerdir.

Netice itibariyle İslam alimlerinin çoğunluğu Hanefî, Şafiî ve Hanbelî mezhebine göre hayızlı ve cünüp olan Kur'an ayetlerinden okuyamaz.[7][8]

ÂDETLİ KADININ ORUCU ve NAMAZI

Allah Teâlâ, şöyle buyurur:

وَيَسْأَلُونَكَ عَنِ الْمَحِيضِ قُلْ هُوَ أَذًى فَاعْتَزِلُوا النِّسَاءَ فِي الْمَحِيضِ وَلَا تَقْرَبُوهُنَّ حَتَّى يَطْهُرْنَ فَإِذَا تَطَهَّرْنَ فَأْتُوهُنَّ مِنْ حَيْثُ أَمَرَكُمُ اللَّهُ إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ التَّوَّابِينَ وَيُحِبُّ الْمُتَطَهِّرِينَ

“Sana kadınların âdet halini soruyorlar De ki, o bir eziyettir Âdet günleri onları rahat bırakın; temizleninceye kadar da yaklaşmayın Tertemiz oldular mı, onlara Allah'ın size buyurduğu yerden yaklaşın Allah tevbe edenleri sever, tertemiz olanları da sever” (Bakara 2/222)

“Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın” emri, âdetli kadının temiz sayılmadığını gösterir Namaz için abdesti veya boy abdestini şart koşan âyet şöyle biter: “… Allah size güçlük çıkarmak istemez ama; sizi temiz kılmak … ister” (Mâide 5/6) Âdetli kadın temiz sayılamadığından namaz kılması mümkün olmaz. Bu sebeple namazdan sorumlu tutulamaz Çünkü Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Allah kimseye gücünün yettiğinden fazlasını yüklemez” (Bakara 2/286)

Ümmü Habîbe binti Cahş, kandan şikayet edince Allah'ın Elçisi şöyle demişti: “Hayzın seni engellediği süre içinde namaz kılma; sonra yıkan ve namazını kıl” [9]

Âdetli kadın namazdan sorumlu olmayınca onu kaza etmekten de sorumlu olamaz. Muâze dedi ki, Aişe'ye sordum, dedim ki:

ما بال الحائض تقضي الصوم ولا تقضي الصَلاة ؟ فَقَالَتْ: أحَرُورِيَّةٌ أنْتِ؟ قلت لست بحرورية ولكني أسأل قالت كان يصيـبنا ذلك فَنُؤْمَرُ بقَضَاءِ الصَّوْمِ وَلا نُؤمَرُ بِقَضَاءِ الصَّلاةِ

“Neden adetli kadın oruç tutuyor da namaz kılmıyor?”

“Sen Harûriyye [10] misin?” dedi “Hayır, Harûriyye değilim ama soru soruyorum” deyince şöyle dedi: “Bizim başımıza bu olay gelince orucu tutmamız emredilirdi; ama namazı kılmamız emredilmezdi.” [11]

İnsanları yanıltan kazâ (قضى) kelimesidir Bu kelime, Kur'an ve Sünnette ibadetler için kullanılmışsa "eda" yani ibadeti zamanında yapma anlamındadır ( فإذا قضيتم مناسككم) “Hac ibadetini tamamladığınızda” [12] (فإذا قضيتم الصلاة) “namazı kıldığınızda”[13] demek olur [14] el-Feyyûmî (ö 770/1368-69) [15] şöyle demiştir: “Alimler, ibadetlerde kazayı, vaktinin dışında yerine getirilen, edayı da vaktinde yerine getirilen için kullandılar Bu, kelimenin sözlük anlamına aykırıdır ama iki vakti ayırmak için oluşturulmuş bir terimdir.” [16] Aişe validemiz zamanında böyle bir terim olmadığı için onun kullandığı (قضى) kelimesine eda anlamı vermek gerekir

Kaza kelimesi ile ilgili olarak İbn Teymiye şöyle der: Kaza (القضاء), Allah'ın ve Resulü'nün sözlerinde ibadeti vaktinde tam yapmayı ifade eder. Şu ayetler, bunu gösterir:

فإذا قضيت الصلاة فانتشروا فى الأرض وابتغوا من فضل الله

“Namaz tamamlandığı zaman yeryüzüne dağılın ve Allah'ın ikramından arayın” [17]

فإذا قضيتم مناسككم

“Hac ibadetini tamamladığınızda” [18]

Fakihlerden bir kısmı daha sonra kaza sözünü, vaktinin dışında yerine getirilen, eda sözünü ise vaktinde yerine getirilen ibadete has terimler haline getirdiler Resulullah'ın sözünde böyle bir şey asla yoktur Hem diyorlar ki, “Kaza sözü bazen eda anlamına kullanılır” Böylece kelimenin Kur'an-ı Kerim'in indiği zamanki anlamını pek az kullanılır diye gösterirler Bu sebeple Peygamberin şu sözü ile neyin kastedildiğini tartışırlar: فما أدركتم فصلوا وما فاتكم فاقضوا وفى لفظ فأتموا” “yetiştiğinizi kılın, yetişemediğinizi kaza edin; bir rivayette tamamlayın” O, bu sözlerden hiç biriyle ibadetin vaktinden sonra yapılmasını kastetmemiştir Aslında Şari'in sözünde ibadetin vakti dışında yapılması ile ilgili bir şey bulunmaz Ancak vakit iki türlüdür; biri genel, diğeri özürlüler için özeldir Uyuyanın uyanınca, unutanın da hatırladığı zaman namazını kılması böyledir Bu, Allah'ın onlar için belirlediği vakittir, diğerleri için ibadet vakti olmaz.[19]

Aişe validemiz “orucu tutmamız emredilirdi…” dediğine göre âdet kanı oruca engel değildir Zaten Bakara 187'de orucu bozan şeyler; yeme, içme ve cinsel ilişki olarak belirtildikten sonra şöyle denmiştir: (تِلْكَ حُدُودُ اللَّهِ فَلَا تَقْرَبُوهَا) “Bunlar Allah'ın koyduğu sınırlardır; onlara yaklaşmayın” (Bakara 2/187) Âdet kanının orucu bozduğunu söylemek sınırları aşmak olur

Oruc'un Arapçası savm=صوم dır Savm, imsak yani kendini tutma, kendine engel olma anlamına gelir. Oruç tutan, kendini yeme, içme ve cinsel ilişkiden engeller.[20] Âdet kanı ise engellenebilecek bir şey değildir Bu sebeple de onu orucu bozan bir şey saymak mümkün olmaz

Baştaki âyet, âdet halini eziyet saymıştır Eziyet insana sıkıntı veren şeydir Hastalık da bir eziyettir Zaten kadınlar âdet halini hastalık sayarlar Allah Teâlâ hasta ve yolculara oruç tutmama ruhsatı verdikten sonra şöyle demiştir: وَأَنْ تَصُومُوا خَيْرٌ لَكُمْ إِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ “bilseniz oruç tutmanız daha hayırlıdır” (Bakara 2/184)

Ramazanda oruç tutmama ruhsatını kullanan hasta, o günlerin orucunu daha sonra tutar Âdetli kadın da öyledir Oruç tutmama, onun için de ruhsattır Eğer âdet hali oruca engel olsaydı kadın, âdetli günlerinde kılamadığı namazları daha sonra kılmadığı gibi tutamadığı oruçları da daha sonra tutmazdı

Fakihler, âdetli kadının Ramazan'da oruç tutmasını yasaklar sonra da kaza ettirirler Edasını yasakladıkları bir ibadetin kaza edilmesini isterken hangi delile dayandıklarını söylemezler Hâlbuki Allah, oruç ibadetini, diğer ibadetlerden farklı olarak genişçe anlatmış ve şöyle demiştir:

تِلْكَ حُدُودُ اللَّهِ فَلَا تَقْرَبُوهَا كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللَّهُ آَيَاتِهِ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ

“Bunlar Allah'ın koyduğu sınırlardır; onlara yaklaşmayın Allah âyetlerini insanlara böyle açıklar, belki sakınırlar” (Bakara 2/187)

Allah Kur'ân'da orucun sınırını belirlemiş ve âdeti oruca engel görmemiştir Peygamberimizden de böyle bir rivayet yoktur Öyle ise âdeti oruca engel görmek sınırlara yaklaşmak değil, onları aşmak olur Buna da kimsenin hakkı yoktur.[21][22]

Kaynaklar ve Dipnotlar

[1] Tirmizi, Taharet, 98; İbni Mace, Taharet, ,105; Darakutni, Sünen, 1/117
[2] Ebu Davud, Taharet, 90; Neseî, Taharet, 170; İbn Mace, Taharet, 105
[3] Aynî, el-Binaye, 1/644
[4] İbn-i Abidin, Haşiyetu Reddi'l-Muhtar, 1/293
[5] İbrahim Halebi, Halebi, Sağir, s.37-39; İbn-i Abidin, Haşiyetu Reddi'l-Muhtar, 1/293
[6] Zuhayli, el-Fıkhu'l-İslamî, 1/471
[7] Zuhayli, el-Fıkhu'l-İslamî, 1/471
[8] www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=show_qna&id=3191
[9] Müslim, Hayz 65
[10] Harûriyye, Harûrâlı demektir Harûrâ, Sıffîn savaşında Ali'nin saflarından ayrılan Hâricîlerin toplandığı yerdir (Bkz Ethem Ruhi Fığlalı, “Hariciler”, DİA, c XVI, s169-175)
[11] Müslim, Hayız 67
[12] Bakara 200
[13] Nisa 4/103
[14] Kitab'ul-ayn, Tac'ul-Arus, Lisan'ul-Arab, es-Sıhah, el-Mısbah'ul-munir قضي mad
[15] Diyanet Vakfı İslam Ansk Feyyumî md İst 1995
[16] Ahmed b Muhammed el-Feyyûmî, el-Mısbah'ul-Munîr, Lübnan 2001, s 519
[17] Cuma 62/10
[18] Bakara 200
[19] İbn Teymiye, Mecmuu Fetâvâ Teymiye 1 baskı, 1382 h C XII, s 106
[20] Bkz Müfredât, صوم mad
[21] Abdulaziz BAYINDIR, Kur'an Işığında Doğru Bildiğimiz Yanlışlar, Süleymaniye Vakfı Yay, 2 Baskı, İstanbul, 2007, s: 196-199
[22] www.mumsema.com/islamda-ibadetlerin-fazileti/36705-hayizli-kadinin-ibadeti.html




Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36818564 ziyaretçi (102960585 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.