Hayâlî’nin “Bilmezler” Redifli Gazeli
 

Hayâlî’nin “Bilmezler” Redifli Gazeli

“Cihân – ârâ cihân içindedir, arayıbilmezler
O mâhiler ki deryâ içredir, deryâyı bilmezler”


Anlamı: Cihânı süsleyen, bezeyen (ve onu var eden Yaratıcı,) cihânın içindedir. Herkes onu aramayı bilmez. (Dua ederken bile ellerini ve gözlerini göğe yükseltirler. Oysa o gökte değildir. Onun arşı, yerle göğü doldurmuştur. Ama aynı zaman da cihânın kendisi değildir. Mekânı yoktur. Ama her mekân, O’nun varlığıyla doludur.) Nitekim denizdeki balıklar da denizin ne olduğundan haberdâr değildir. (Deniz olmadan bir an bile yaşayamaz. Cihân’ı var edenin gücü de tüm cihânı sarmış ve her varlık ve eşyayı an be an yeniden vâr eder. Şahdamar kadar yakındır. O yüzden uzaklarda aramaya, varlığını ötelemeye gerek yoktur. Balık, deniz olmadan yaşayamadığı gibi, şahdamarı kadar yakın olan Cihân Hükümdârı’nın kudreti olmadan, yani “deniz” olmadan bir an bile nefes alamaz. O, yarattığı her şeyde görünür; ama her göz onu ve cihândaki işleyişini göremez.)

“Harâbât ehline düzâh azâbın anma ey zâhid
Ki bunlar, ibn-i vakt oldu gâm-ı ferdâyı bilmezler.”


Anlamı: Ey zâhid, meyhânede oturup aşk ve şarapla günlerini geçirenlere yarınki cehennem azâbından bahsetme. Çünkü onlar, geçmişi ve geleceği bırakıp yaşanılan güne değer veren kimselerdir. Yarının tasasını çekmezler.

“Şafak-gûn kan içinde dâğını seyreder âşıklar
Güneş’te zerre görmezler, felekte Ay’ı bilmezler.”


Anlamı: Aşıklar ve sevdâlılar, şafak renginde olan kıpkızıl, kanlı yaralarını (yani aşk yüzünden bağrında açılan yaraları) seyrederler ve Güneş’te zerre değeri bile görmezler. Yaraları varken de gökteki Ay’ın ne olduğunu bilmezler.

“Hamîde kedlerine rişte-i eşki takup bunlar
Atarlar tîr-i maksûdu nedendir yayı bilmezler.”


Anlamı: İşte o aşıklar, yay gibi iki büklüm olmuş boylarına gözyaşı ipliğini gerip maksut (emel ve arzu) okunu atarlar. Ama yayın ne olduğunun farkına varmazlar. Usta ok atıcılarıdırlar; oysa ne attıkları oktan ne de yaydan haberleri vardır. (Aşığın ıstırap yüküyle bükülmüş vücudu bir yay, gözyaşları da o yayın kirişidir. Böylece kirişi gerilmiş bir yay haline gelen âşık, arzularının okunu atmakta, yani emelini bildirmektedir.)

“Hayâlî fakr şâlına çekenler cism-i uryânı
Anınla fahrederler atlas-u dibâyı bilmezler.”


Anlamı: Ey Hayâli. Çırılçıplak vücutlarına yokluk ve hiçlik şalını saranlar, onunla övünür. Atlasın ve dibâ’nın ne olduğunu bilmezler. (Hakîkî aşkın zevkini tadanlar için dünya zevklerinin bir değeri yoktur. Atlas’ın ve değerli dibâ kumaşının hiçbir değeri yoktur. Onların yanında şal gibi değersiz duran hiçlik, aşığının iç aleminin hazlarını hiçbir engel olmadan duyumsatabildiği için atlasa ve değerli tüm kumaşlara tercih ediliyor.)

Vezin: Mefâîlün / Mefâîlün / Mefâîlün / Mefâîlün.





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: mete, 08.11.2014, 19:21 (UTC):
ağlamak istiyorum, bu şiiri kim yorumladı!



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36685533 ziyaretçi (102724385 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.