Hayvanlarda Duyu Dışı Algılama (DDA)
 

Hayvanlarda Duyu Dışı Algılama (DDA)

Hayvanlarda Duyu Dışı Algılama (DDA)

ABD'de bir bakımevinin kedisi, yirmi beş hastanın öleceğini dört saat öncesinden haber verdi. Uzmanlar, medyum kedi Oscar'ın yeteneğini açıklayamıyor.

ABD'nin Rhode Island Eyaleti'nde bulunan bir bakımevinin iki yaşındaki sevimli kedisi Oscar, bir hastanın öleceğini sezdiği zaman onun yanına giderek bekliyor. Bakımevi çalışanları da, hastanın ailesine "Vakit geldi." uyarısında bulunuyor.

Şimdiye kadar yirmi beş hastanın kısa süre içinde son nefesini vereceğini sezerek yeteneğini kanıtlayan Oscar'a, "Şefkatli bakıcı" plaketi verildi. Uzmanlar, olayı açıklayamasa da, konuyu "New England Journal of Medicine" dergisinde ele alan Dr. David Dosa, "Oscar fazla hata yapmıyor. Ölecek olan hastaları önceden anlıyor." dedi. David Dosa, Oscar'ın insana yakın bir kedi olmadığını, ancak işini ciddiye aldığını söyledi.

Dr. Joan Teno, "Oscar, bazı kokulara veya kendisini büyüten hemşirelerin davranışlarına göre hareket ediyor olabilir." diye konuştu. Diğer uzmanlar ise Oscar'ın, ölüme yaklaşan hastalara verilen, örneğin ısıtılabilen battaniyeler gibi eşyalardan zevk almasının söz konusu olabileceğini belirttiler.

Parapsikoloji, Bu Konuda Ne Diyor?

1930'lu yılların başında ABD'de Duke üniversitesinde Joseph Bank Rhine ve eşi Louisa Rhine tarafından ilk kez ortaya atılan ve üniversitelere giren Parapsikoloji bir bilim dalı olarak hayvanda veya insanda olmasını ayırt etmeden bu tip olaylara kısaca DDA, yani duyular, dışı algılar kanalıyla iletişim kurma adını vermektedirler.

Parapsikoloji terimi, alışılagelmişin dışı farklı psikoloji anlamına gelmektedir. Telepati, telekinezi ve duru görü çalışmaları ve duru görüdeki olaylar "Extrasensory perception" (Duyu dışı algılamalar) olarak adlandırılır.

Duyu dışı algılamaları geçmişi, şimdiki zamanı ve geleceği algılama diye önce üçe ayırmak mümkündür ve bir kedi de insan bedenini saran yüksek enerjili alanı ve onun geleceğini algılayabilir. Özellikle kedi ve köpeklerde daha gelişmiş olan; beş duyunun dışına taşan algılamalar güçlü olduğu için onlar bedenin manyetik alanındaki ışımanın azalmaya başladığını kendilerine has yöntemlerle algılayabilirler. Ölmek üzere olan insanların çevrelerindeki manyetik alan ve yaşam enerjilerinde bir düşüş olması, son derece doğaldır ve DDA'sı oldukça güçlü bir kedi olan Oscar, kedilerin altıncı duyusu güçlüdür sözünde de ifade edildiği gibi bu doğal yeteneğinden faydalanarak tespiti yapabilir ki zaten yapmış ve herkesi özellikle bilim adamlarını çok şaşırtmış.

Psişik Görüş ve Morfogenetik Alanlar

Konu, medyum kedi Oscar'dan açılmışken; Alanlar konusuna değinmek yararlı olabilir.

Rupert Sheldrake, "A New Science of Life" (Yeni Bir Yaşam Bilimi )adlı kitabında, tüm sistemlerin bilinen enerji ve madde faktöründen başka, bir de görünmeyen enerji alanları tarafından organize edildiğini söylüyor. Bu alanlar etkin alanlar; form ve davranış için şablon olarak görev yapıyorlar. Bu alanların, bizim bugün anladığımız ve kullandığımız enerjinin bildik anlamıyla, pek alakası yoktur; çünkü morfo genetik alan kavramının etkileri, normalde bildik enerjiye uygulanan zaman ve mekan sınırlarının çok ötesine uzanmaktadır ve tüm DDA'lar, hatta telepatik etkilenmelerde morfo genetik alan iletişimleri ile daha iyi açıklanmaktadır.

Telepatik bağlantıda olan iki canlıda, alansal girişim vardır. Bilgi morfo genetik alanlar aracılığıyla birbirine çok rahat aktarılmaktadır.

Bu hipoteze göre, bir türün üyesi bir davranışı öğrendiği zaman, türün etkileme alanı, yavaş da olsa değişmektedir. Eğer davranış türler tarafından yeterince uzun süre tekrarlanırsa, bunun morfik rezonansı bütün türü etkiler. Sheldrake buna, morf (Form) ve genesis (Var edilmek.) köklerine dayanarak morfogenetik alan adını veriyor.

Bu alanın hareketi, zaman ve mekanda uzaktan etkide bulunmayı anlatıyor (yani bir tür telekinetik etkiyi). Zamanın dışındaki fiziksel evren yasaları ile şekillenen form yerine, zaman içindeki morfik rezonansla bağlantılı formlar arasındaki iletişim anlatılmak isteniyor. Yani morfik alanlar zaman ve mekan içinde çoğalıp yayılabilirler ve geçmiş olayları, ya da diğer tüm olayları etkileyebilir.

Bunun bir örneğini, Lyall Watson'un kitabı "Life dite: The Biology of Conssciouness"ta (Yaşam Gel-Giti:Şuurun Biyolojisi), artık "Yüzüncü Maymun İlkesi" diye bilinen örnekte anlattıklarında bulabiliriz. Konuyla yakından ilgilenenlerin bu kitabı okumaları çok yararlıdır. Türkçesi: Lyall Watson Ölüm Yanılgısı-Altın Kitap.Yayınevi

Çok Boyutlu Gerçeklikler Yeni Yolları İşaret Ederler

Bir başka fizikçi, Jack Sarfatti, Psychoenergetic Systems'de (Psikoenerjetik Sistemler) şunu belirtir: Işık ötesi bağlantının varoluş şekli, bir üst gerçeklik yoluyladır.

Psiko enerjetik adlı araştırmasında, bizim gerçekliğimizin üstündeki düzeyde şeylerin daha birbirine bağlantılı ve olayların daha ilişkili olduğunu önermektedir. Buradaki şeyler de, yine bir üst gerçeklik sayesinde daha da çok karşılıklı bağlantıdır. Demek ki, bir üst gerçekliğe erişerek, anında bağlantının nasıl işlediğini anlayabilmemiz mümkün olabilir. Hayvanlarda bu bağlantıları içgüdüleriyle doğal yollardan gerçekleştirerek kendi ölçülerinde, kendi kapasiteleri kadar bizi şaşırtacak psişik olaylar yaratabilmektedirler.





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: abigail , 29.08.2016, 00:38 (UTC):
hayvanlar özellikle köpekler depreme ,rezonansa saralı insanların bayılmalarından önce değişimleri hissedip aileye haber verebiliyor. kör insanların köpekleri ise onları düşmekten ya da trafik kazalarından koruyor. onların burunları gibi gözleri de çok gelişmiştir. bizden daha fazla renk kartelasına sahipler. karanlıkta nasıl görüyorlarsa ,polis köpekleri kayıp birinin eşyasını koklatıp onun bulunmasına, uyuşturucu kaçakçılarının yakalanmasına yardımcıdır.
nitekim hasta insanlara yardımcı olmaları harika olsa da ben bu olumsuz titreşimlerin onların yaşamını kısaltacağını düşünerek empati yapıyor onları azad ediyorum.
kuş türü hayvanlarda nasıl zamanı gelince güneye gelip yuva kurmayı erkekle beceriyorsa eril kuşun yaptığı yuvayı beğenirse ona yumurta bırakıyorsa onlar da titreşimleri algılıyorlar. çığlık atıp uçuyorlar.
kedilerin hangi tür çağıntı çağanozu gibi bağırışlarının kavga ya da çiftleşmeye çağrı olduğunu gözlemleyerek öğrendim.
ama köpeklerle aram daha iyidir.
yanı sıra atlar çok güzel hayvanlar. hiç ata binmedim. ama eşeğe bindim. onunla yek vücut olursan sendeki statik elektrik onu rahatsız etmez. tüm hayvanlara böyle yaklaşmalı dokunurken vs. ani hareketler onları korkutur. onların da algıları yüksektir.
yılanlardan da korkmam bu çağda ben. arkaik dönemlerde bitki toplarken mantar gibi uzun devasa otlar arasında yiyecek arayan bir yılan hem de en zehirlisinden ısırmış olabilir beni .ama ya şimdi sokaktan ot toplamıyorum. zehirli yılan burada az. hem yılanların öldükten sonra bile zehir salgıladığını biliyor musunuz....onların d. d. algılamalarını bilmiyorum. sürüngenlerin de...
ancak fillerin, maymunların, orangutanların ayıların yavrularını kaybettikten sonra ya da annelerini nasıl duygusallaştıklarını biliyorum. yas tutmak bir yana depresyona giriyorlar. filler susuz kalınca grev yapıyor ya da tarla basıyorlar.
yunuslar ölecek insanı kurtarıyor. balina ve yunuslar aynı ırktan ve beyinleri anormal gelişmiş. orcalar çift yaşarlar. biri ölürse öbürü de travma yaşar. yavrusunu kaybederse benzer. intikamı korkunç olur hafıza gelişmiştir.
İŞTE BU YÜZDEN HAYVANLARI SEVİYORUM VE HAYVANLARLA BİR BÜTÜN OLDUĞUMUZU DÜŞÜNMÜYOR, BİLİYORUM. ONLARDAN KORKMAYALIM SEVELİM....



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36792375 ziyaretçi (102914746 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.