Hazır Cevaplar, IV
 

Hazır Cevaplar, IV

Hazırlayan: Akhenaton

Hz. Davut, Lokman-ı Hekim’e sorar: «Nasıl sabaha çıktınız?» Lokman-ı Hekim, cevap verir: «Varlığım başkasının elinde olduğu halde.»

Sokrat, pek az yerdi. Filozoflardan biri ona dedi ki: «Canlıları merhameti tavsiye eden sensin. Buna rağmen kendine hiç acımıyorsun!» Sokrat, şu cevabı verdi: «Ben, yaşamak için yerim. Siz ise yemek için yaşarsınız.»

İskender, adı güzel, ahlâkı kötü olan bir adama şöyle der: «Ya adını değiştir, ya ahlâkını.»

Peygamber Efendimize «Kıyamet, ne zaman kopacak?» diye soru sorulmuştu. Peygamberimiz, şu soruyla cevap verdi: «Ne hazırladın?»

Araplardan Ben-i Temim isimli kabilesi, şâir olan Selâme’ye «Ne olur, bizi şiirinizle şereflendirseniz...» dediklerinde Selâme’nn verdiği cevap şu oldu: «Şerefli bir şey yapınız da söyleyeyim!»

Zengin bir sahabe, namaz kılan ve oruç tutan kölelerine para vereceğini söyler. Ancak bir müddet sonra kölelerin para için ibâdet yaptıkları ve kendisinin kandırıldığı yolunda şikâyetler alınca, zengin sahabe, şu cevabı verir: «Bırakın da Hak ile kandırılayım.»

Veysel Karânî hazretlerine «Kendinizi nasıl hissediyorsunuz?» diye sormuşlar. «Sabah kalkıp da akşama ölebileceğini bilmeyen biri gibi.» demiş. «Bütün insanlar için bu böyledir.» dediklerinde ise şu cevabı vermiş: «Doğru, ama onlardan kaçı bunu hisseder?»

Nuşirevan henüz çocukken öğretmeninden haksız yere dayak yemişti. Bu olayı unutamayan Nuşirevan, tahta geçince öğretmenine o sebepsiz dövmesinin hikmetini sorduğunda şu cevabı aldı: «Babandan sonra senin hükümdar olacağını biliyordum. İstedim ki, zulmün acısını ömründe bir defa da olsa tatmış olasın!»

Nuşiveran’ın meclisinde bulunan hizmetçilerinden biri gülüverdiğinde orada olan misafirler sorar: «Bu uşaklar sizden korkmaz mı?» Nuşiveran, cevap verir: «Bizden yalnız düşmanlarımız korkar.»

Hilâl-i Râî, âmâ şâir Beşşâd’a ara sıra ağırca latifeler yapardı. Birgün yine dedi ki, «Bir kimse görmekten mahrum ise, onun yerine başka bir nimete mazhar olurmuş. Seninki nedir?» Beşşâd, cevap verdi: «Sizin gibilerin yüzünü görmemek!»

İnsanın kendinden bahsetmesi konuşuluyordu. Ömer bin Haris, şunu dedi: «Eskiden yaparlardı söylemezlerdi. Sonraları hem yapmaya  hem de söylemeye başladılar. Şimdi ise yapmıyorlar, sadece söylüyorlar.»

Sâdi-i Şirâzî’nin iki talebesi vardır. Dersler sonunda biri başarılı olurken diğeri başarısız olur. Tembel öğrencinin babası, «Niçin aynı terbiyeyi vermediniz de benim çocuğum başarısız oldu?» dediğinde Sâdi-i Şirazî’nin hazır cevabı şöyle olur: «Terbiye aynı, kabiliyetler farklı.»

Bilgelerden Hilmî, «İnsanın gelişmesiyle alakası olmayan konularda çok ilgileniyorsun.» diye itiraz ettiklerinde cevabı şu olmuş: «Bir sanatkârın ne kadar çalıştığını öğrenmek istersen, yerdeki talaşlara bakarsın.»

Berbard Shaw ile «Kandida» isimli tiyatro eserini oynayan sanatçı Cornalia Otis Skinner arasında şu konuşmalar geçer. Shaw: «Kusursuz... Büyükler büyüğü..» Skinner: «Milyonlarca teşekkür. Ama böyle bir iltifata değmez.» Shaw: «Eserden söz etmiştim.» Skinner: «Ben de!...»

Einstein’e birisi gelerek «Görmediğim şeye inanmayı aklım ve mantığım almıyor.» dediğinde şu cevabı alır: «Siz önce akıl ve mantığınızı şu masaya koyun, ondan sonra konuşalım.»

Bir toplantı esnasında gazeteci Beatul, Malcom X’e «Sizin fazla vaktinizi almayacağım, belki de aptalca karşılanacak bir kaç soru soracağım.» demesi üzerine Malcolm X, cevap verir: «Sadece sorulmamış sorular aptalcadır.»

Uzun bir ömür süren çalışkan Süheyl Ünver’e sormuşlar: «Azrail sizi unuttu mu efendim?» Cevabı şöyle olmuş: «Hayır, yakında görüştük. Bana dedi ki: Boş bulursam götürürüm.»

Rahmetli Selahattin Pınar, Saadettin Kaynak ile aralarındaki fark sorulduğunda şöyle mütevâzi bir cevap verir: «Soyadlarımıza bakıldığında anlaşılır efendim. O bir kaynak, ben ise pınarım.»

Merhum Adapazarlı cevdet Hoca, faytonla evine dönüyordur. Faytoncunun atlara yerli yersiz kırbaç vurduğunu görerek ona şu ikazda bulunur: «Evladım, atlar kırbaçla değil yemle gider.»

Merhum Zübeyir Gündüzalp, iman hakikatlerinin tekrar edilmesindeki hikmeti anlamayarak lüzumsuz bulan birisine şöyle karşılık verir: «Tuğlaları üst üste koymak tekrar değil tesistir.»

Şâir Abdurrahim Karakoç, bir ara siyasete girer ve havasını beğenmez, tekrar çıkar. Kendisine «Niye girdin, niye çıktın?» diye sorarlar. Şâir, şu cevabı verir: «Allah rızası için girmiştim, Allah rızası için ayrıldım.»






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36685637 ziyaretçi (102724615 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.