Hazin ve Lahuti Bir Sada
 

Hazin ve Lahuti Bir Sada

Büyüklerin her şeyleri büyük ve farklı olur. Zâten onları büyük yapan da budur. Hayata, dünyaya bakışları, ibadet, zikir ve tesbihatları da çok farklıdır. Son derece düzenli ve dakik bir hayata sahip olan Bediüzzaman Hazretleri de gecelerini teheccüd namazıyla birlikte ezkâr, evrâd ve duâlarla canlandırır, mutlaka seher vaktinde uyanık bulunur, bu vakti de tesbihât ve duâ ile geçirirdi. Evrâd okuduktan sonra duaya çok büyük önem verirdi. O anda öyle bir vakti vardı ki, külliyet kesbedip bütün zerrât-ı kâinât nâmına tesbih ve tahmid ederdi.[1]

Talebesi Bayram Yüksel, "Gece erken kalkar, teheccüd namazını kılardı. evradlarını, bütün dualarını sabah namazına bir saat kala bitirirdi. Ellerini dergah-ı İlahiyeye açar, uzun uzun dua ederdi. O anda bizler yanına giremezdik. Ancak dua bittikten sonra girebilirdik... 'Hem istikbaldeki Nur talebelerine dua ediyorum' derdi." [2]

Hz. Üstad, yapılan gıyabi duaların daha makbul olacağını belirtmişti, 'Çünkü ben senin ağzınla günah işlemedim, sen de benim ağzımla işlemedin. Onun için gıyabi yapılan dualar daha makbul olur. Dua bir iksirdir, toprağı gümüş yapar, gümüşü de altın yapar' derdi.[3]

Yine Bayram Yüksel'in belirttiğine göre Hz. Üstad, 'Geceleri sabaha kadar dua, niyaz ve ibadette bulunurdu. Münacaat ve evradlarını asla terk etmezlerdi. Hem Isparta'da, hem Barla'da, hem Emirdağ'da, komşuları bizlere, 'Ne zaman Üstadın evine geceleri baksak, Üstadın odasında ışık yandığını görür, hazin sadasıyla dua ettiğini duyardık' derlerdi.' [4]

Kardeşi Abdülmecid Efendinin hanımı Rabia Ünlükul, Üstadın evlerinde kaldığı süre içinde geceleri odasından hep dua sesleri geldiğini belirtir.[5]

1925'te Batı Anadolu'ya sevkiyat esnasında Pasinler'in Korucuk köyüne uğradığında evinde misafir eden H. Münir Bakan, onun tesbihat ve dua seslerinin içe işlediğini anlatarak, 'Öyle bir lahuti sadası vardı ki, bu ses kara taşı bile delerdi' [6] der.

Namaz tesbihatını da aynı lahuti sadalarla yapardı Üstad Hazretleri. Bunu İlk talebelerinden Molla Hamid şöyle anlatır: 'Tesbihata başladık. Derdi ki: 'Namazın sonundaki tesbihat, namazın tohumu, çekirdekleri hükmündedir.' Hazin bir sada ile bizden çok ağır bir şekilde tesbihat yapıyordu. Sübhanellah, Sübhanellah… Çok içten ve yavaş tesbihat yapardı. Biz adeta 'Süb, Süb' diyoruz… Onun La ilahe illallah demesi, adeta top güllesi gibiydi. Orada ehl-i tarik birisi olsaydı, heyecandan cezbeye kapılırdı.' [7]

Onun devamlı okuduğu virdler arasında Hizbü'l-Envairi'l-Hakaiki'n-Nuriye yer alıyordu. Cevşenü'l-Kebir'in de yer aldığı bu vird ve duaları Üstad hergün okurdu. Risale-i Nurdaki namaz, zikir ve tesbihatla ilgili bölümler de bu duygularla yazılmıştı.

Dipnotlar

[1] Necmettin Şahiner, "Son Şahitler", Nesil Yayınları, c. 4, s.31.
[2] Necmettin Şahiner, a.g.e., c. 3, s.48.
[3] Necmettin Şahiner, a.g.e., c. 3, s.48.
[4] Necmettin Şahiner, a.g.e., c. 3, s. 51.
[5] Necmettin Şahiner, a.g.e., c. 1, s.154.
[6] Necmettin Şahiner, a.g.e., c. 1, s.131.
[7] "Bediüzzaman'ın İlk Talebelerinden Hatıralar", kutuphane.tbmm.gov.tr:8088/1997/199705076.pdf, s. 69-70






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36655927 ziyaretçi (102672716 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.