Hepsi Bu
 

nefes, breath

Hepsi Bu

Ayşegül Osmanoğlu

Bu, sonunun sonu. Yani artık bitti.. Üzgünüm, hem de çok. Bilmem ki bu noktaya nasıl geldik?.. Belki ben, çok değer veriyordum. Muhtemelen sen de umursamıyordun. Ben, gecemi-gündüzümü sana bağışlarken; sen, bir nefes fedakârlıkta bulunmuyordun... Yoksa,öyle değil miydi??? Bilmem, ama bir yerlerde bir sızı var, bana artık gitme vaktini hatırlatan... Her adımda senden uzaklaşıyorum; ama kalbim, sana deli gibi koşuyor. Olsun, alışılacak-alışmalı.

Sanki dünya boşaldı ve içinde ben, bir tek ben kaldım. Yeryüzü, boş... Gökyüzü, boş... Bir tek yıldız bile kalmamış gökten kayıp beni sana döndürecek... Bildiğim, sana giden tüm yolların hepsi kapalı. Hoş, arkama da bakmadım hiç. Dayanamam ayaklarım ileri, ben geri giderim diye...

Bazen sevgi, iki insanı bir arada tutmaya yetmiyor. Eksik olan deryâların yerini bir damla sevgi doldurmuyor. Bir bilsen, kaç kere erteledim... Denedim, yemin ederim denedim... Kendi kendime neler söyledim; ama bu bardak, neresinden bakarsan bak, boş... Yani; olmayınca olmuyor; anladın mı, olmuyor.

Hatayı kendinde arama. Galiba arızalı olan benim. Yok, yok... "Sen, iyisin de; ben, durduk yere gidenim." diyemem. Yalan söyleyemem...

Varlığım ile yokluğumu toplayınca sonuç aynı kalıyorsa; yüreğin, aşk yerine boş havayı dövüyorsa; eee, bana müsaade o zaman. Ben, senin kısıtlı daracık gönlüne sığmak için kendimi paralamayayım, değil mi? Yok, istemem. Bu aşk denilen şey, gönüllü işkence çekmek demek. En iyisi zararın köşesini dönüp bir taksiye atlayıp uzaklaşmak.

Biliyorum, ilk zamanlar 7.9 şiddetinde sarsıntılar yaşayacağım. Zannedeceğim ki yıkıntıların arasından sağ çıkamam... "Ben, artık öldüm. Nefes alamam..." diye kaybıma ağlayacağım... Ama öyle olmayacak. İlk sarsıntının şokunu atlatınca, yavaş yavaş kendime geleceğim. Artçılar, beni sallamaya devam edecek; ama zaman geçtikçe hem şiddeti azalacak, hem mesafesi... Ve gün gelip bir zamanlar neredeyse yıkımıma sebep olabileceğin, ama sabrım sayesin de sadece damağımda buruk bir moloz tadı bırakmış, belki de ucuz atlattığıma şükredeceğim bir anı olarak kalacaksın...

Kusura bakma, çok duygusuz ve soğuk bir veda gibi mi geldi??? Ama canım, tutup da kendimi yaşarken bir ölüye çevirecek kadar aklımı yitirmedim... Hem ben, çok gördüm aşkı için sevdiğini öldürenleri... Ya; insan, seviyorsa yaşar. Seviyorsa, uğruna yaşayacak bir şeyler bulduğu için yaşar!!! Neyse. Ama ben gidiyorum...

Bazen insan, ne kadar severse sevsin, birtakım şeyler olmuyorsa, sevdiğinin mutluluğu için bırakır gider... Bazen iki ayrı sevgi, bir eve dar gelebilir. Bazen koca dünyayı dar edebilir. Birinin gitmesi, belki bir diğerinin alanını genişletebilir...

Off... Tamam, tamam. Şimdilik giden yok. Ama garantili kalan yok; sakın beni cepte görme. Farkında olmadan bir bakmışsın, cep delinmiş; ben, bir yerlerde düşmüşüm. Ama nereye? "Ara ki bulasın durumu" olmasın.

Senden istediğim, yaşamak için bana bir nefes vermen değil; sana hayat veren nefesin olabilmek... Hepsi bu...

Ayşegül Osmanoğlu,
25 Temmuz 2010, Pazar.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36810632 ziyaretçi (102945856 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.