Her İnsan Bir Kitaptır
 

kitap, insan, book, humane

Her İnsan, Bir Kitaptır

Ayşegül Osmanoğlu

Bir kitabın kahramanıyım ben aslında. Kendi hayatımın yazdığı iki kapak arası kelimelerle yaşıyorum. Doğarak başlıyorum, ölerek bitiyorum. Bir son var, bunu biliyorum. Ama nasıl bir son beni bekliyor, bilmiyorum ya da kaç sayfalık ömrüm var? Belki de bir sonraki sayfada koskocaman bir SON yazıyor...

Her insan, bir kitaptır aslında; okumaya, öğrenmeye değen... Her birinde ayrı bir hikaye vardır. Kimisinde aşkı okursun; kimisinde ayrılığı, çileyi. İçeriği ne olursa olsun, muhakkak ki vereceği bir mesajı olur. En azından hafızamızda bir cümlelik de olsa bir iz bırakır. Elbette ki hepsini sevmemiz ya da hoşlanmamız gerekmez. Ama illa ki de bilmemiz gerekir, iyiyi ve kötüyü ayıran çizgileri...

Her bir günümüz, ayrı bir sayfa, ayrı bir macera. Bazen umut, bazen gözyaşı... Arada bir yanımıza katılan başka karakterler olur. Ama hiçbiri, kalıcı olmaz. Asıl kahraman olarak kalıcı olan, tek ve sadece biz kendimiz oluruz. Doğarken bile yanımızda olanlar, geçmiş bölümlerin parçası olarak kaybolur sayfaların arasında...

Mutluluklar kadar acıları da okur geçeriz. Çünkü; önümüzde bir öncekini unutturacak yeni sayfalar olur... Acı ve mutluluğa alışmayız. Çünkü; kendilerini alıştırmaz bu iki duygu...

Mutluluğu yakalamak için sürekli peşinden koşarken, acılardan tüm gücümüzle kaçarız... Sayfalarımız, her zaman beyazdır. Yazıların rengi, çocukken rengarenk umutlardan, çiçek çiçek açan gülücüklerden, sınırsız sevgiden, şüphe barındırmayan güvenden geçer... İlerledikçe tüm renkleri içimize saklarız. Daima bir savunma içerisinde olduğumuzu, yüreğimizden ne geçerse geçsin farklılıkla yargılanmak istemiyorsak, bizim sayfalarımızın da diğerleri ile aynı renkten yazılması gerektiğini anlarız.

İşte benim isyanım da bu noktada başlıyor. Evet,ben bir kitabın kahramanıyım; ama aynı zamanda yazarıyım. Kimse beni zaten yazılmış, sadece okunması kalmış, ellerim kollarım bağlı olduğuma inandıramaz... Anlatacağım bir şeyler olmalı... Değiştirebileceğim bir şeyler olmalı...  Başka türlü var olmanın ne anlamı kalır?! Yoksa bu dünya, bir tiyatro sahnesi de ben, sadece zamanım gelince rolümü oynayıp sonrada sahneden inip gidecek miyim? Hadi canım sen de! Yazık, gülerim buna inandırmaya çalışana ve acırım bu illüzyona aldananlara...

Her bir günüm, tertemiz bir sayfa; hiç açılmamış, kullanılmamış...  Mürekkebin renginin ne olduğu değil; bu tertemiz sayfalara benim ne yazacağım önemli... Tek seferde okumalık, sıkıcı, raflarda tozlanmaya, kuytu köşelerde çürümeye terk edilmek değil; benden sonraki kuşakların ve de ondan sonrakilerin de okuyup bir şeyler öğrenebileceği, belki de yaşamlarına ışık tutup değişimlere sebep olacak çok değerli ve unutulmaz bir eser olmak istiyorum...

Her insan, bir kitaptır ve herkes, kendi kitabının başkahramandır. Ama kendi kitabınızı yazacak cesareti bulamayıp başka ellere teslim ederseniz, işte o zaman yazılanı şikayet etmek hakkını da kaybederseniz. Çünkü buna da karar veren, yine sizsiniz...

Ayşegül Osmanoğlu,
18 Temmuz 2010, Pazar.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36857399 ziyaretçi (103027342 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.