Himalaya İncili, I
 

Himalaya İncili

İsa'nın yaklaşık 13 yaşından 30 yaşına kadar hemen hemen 17 yıla yakın bir süre kendi ülkesinde olmadığı kesindir. Nerede olduğunun, ne yaptığının, nasıl yaşadığının bilgisi, bu kitapta yer almaktadır. Hıristiyan ve İslam kaynaklarında bu bilgiler yoktur. Hıristiyanlar ve Müslümanlar, bu bilgileri kesin bir dille de reddetmektedirler. Ancak onların bu bilgileri reddetmesi, bu kitabın varlığını ortadan kaldırmaz.

İsa'yla ilgili anlatımlar, Hindistan'da, Himalaya'da ve Nepal'de yaşadığı zamanlarda onu tanıyan kişilerin ağzından ya da İsrail'le ticari ilişkileri olan Hindistanlı tarihçilerin anlattıklarından nakledilen bu kitabın orijinali, Leh şehrinde Himis tapınağında muhafaza edilmektedir.

İsa'nın 13 yaşında ailesini terk ederek İsrailli tüccarlarla Hindistan'a ve Nepal'e seyahat ettiği, İsa'nın yaklaşık 17 yıl Himalaya dağlarında kaldığı kanıtlanmıştır.

Bu kitaptaki bazı bölümler ve yazılanlar, Kurân'da, Tevrat'ta ve İnciller'de anlatılan bilgilerle uyum içerisindedir.

Özellikle 16. bölüm, kadınlara bakış açımızı değiştirecek önemli bir bölümdür. Bunun yanı sıra Hz. Muhammed'in Ahmet adıyla geleceğiyle ilgili kısım, 20. bölümde iki defa yer almaktadır.

1. Bölüm

İsrail topraklarında yeni işlenmiş olan büyük bir cinayet yüzünden yeryüzü titredi, gökler ağladı. Orada kısa bir süre önce büyük peygamberlerden İsa'ya işkence yaparak idam ettiler; Tanrı'nın sözleri, O'nda yaşıyordu.

O, bütün insanlara iyilik yapsın, şifa versin ve kötü düşüncelerin kökünü kazısın diye örnek bir insan olarak yaşamıştı. Dünyada barışı, hayır işlerinde sevgiyi öne çıkarsın ve günahları içinde Tanrı'ya karşı rezil olmuş insanları sonsuz bağışlama ve merhamet sahibi tek Yaratıcı'ya tövbe etsinler diye!

İsrail ülkesine sürekli gidip gelen Hindistanlı tüccarlar ve tarihçiler, olanları bu şekilde anlatıyorlardı.

2. Bölüm

Yılda iki kere ürün veren çok bereketli topraklarda yaşayan ve büyük sürüler sahibi olan İsrail halkı, işlediği günahlar ve öldürdüğü peygamberler yüzünden Tanrı'nın gazâbına ve lânetine uğradı. Tanrı da İsrail'in topraklarını, hayvanlarını ve bütün servetini elinden alıp İsrail'e dehşetli bir ceza verdi. O dönemde Mısır'da hüküm süren güçlü ve zengin Firavunlar tarafından esir edildi.

Onlar, İsraillilere hayvanlardan daha kötü muamele ediyor, onlara çok zor ve zahmetli işler yüklüyor, ellerini ve ayaklarını prangalara vuruyorlardı. Bedenleri, yaralarla kaplıydı. Yaralılara yemek bile vermiyorlardı. Sürekli korku içinde yaşasınlar ve insanlığa has her türlü şeyden mahrum olsunlar diye evlerinin dahi olmasına müsaade etmiyorlardı.

Böylesine büyük bir felakete ve acılara mâruz kalan İsrail halkı, göklerdeki Yaratan'ını hatırlayarak O'na yöneldi. O dönemde Mısır'da çok sayıda zaferler kazanmış, büyük servetler sahibi, kölelerin emeğiyle geniş saraylar ve özel mezarlar yaptırmış olan ünlü Firavun 2. Ramses hükümdarlık ediyordu.

2. Ramses, 19. hanedanın 3. Firavunuydu ve Mısır diyarının gelmiş geçmiş en güçlü Firavunlarındandı. Bunun yanı sıra en uzun süre yaşayanlarındandı. Yaklaşık 74 yıl Firavunluk yaptı.

14 yaşındayken babası 1. Sethos, 2. Ramses'i veliahdı olarak seçmişti ve 2. Ramses, daha 16 yaşındayken Mısır'ın Firavunu olmuştu.

(M.Ö. 1302-1212)

3. Bölüm

Bu Firavunun iki oğlu vardı: üvey olanın adı Musa idi.Bilge İsrailliler, ona çeşitli ilimler öğretmişlerdi. Tüm azap içinde olanlara iyilik yaptığı ve merhametli davrandığı için Mısır halkı ve İsrailliler, Musa'yı seviyorlardı. İsraillilerin dayanılmaz azaplara rağmen Mısır halkının insan eliyle yapılmış tanrılarına itaat etmediklerini ve kendi Tanrı'larından başkasına tapmadıklarını gördüğünde, Musa, onları zayıf oldukları halde koruyan ve gözle görülemeyen Tanrı'sına iman etti.

İsrailli öğretmenleri, Musa'nın gayretlerini takdir ediyor, kendi din kardeşlerine karşı merhamet göstermesi için Firavun babası 2. Ramses'ten ricada bulunsun diye ona başvuruyorlardı. Musa, ne zaman bu zavallıların durumunun düzeltilmesi için ricada bulunsa, Firavun 2. Ramses, ona sadece kızıyor ve İsraillilerin çektikleri sıkıntının daha da ağırlaştırılmasını emrediyordu.

Bundan kısa bir süre sonra Mısır'a büyük felaketler musallat oldu. Bunların ilki: Mısırlıların hayvanlarının büyük çoğunluğunun ölmesiydi.

Mısır'ın üzerinde ince bir toz bulutu oluştu ve ülkenin her yanındaki insanların ve hayvanların bedenlerinde irinli çıbanlar çıktı.

Sonra dolu belası geldi. Dolu yağınca, Mısır'da insandan hayvana dek kırdaki her şeyi, bütün bitkileri mahvetti. Bütün ağaçları kırdı.

Ertesi gün sabah olunca da doğu rüzgârları, çekirgeleri getirdi. Mısır'ın üzerinde uçuşan çekirgeler, ülkeyi boydan boya kapladı. Öyle çoktular ki, böylesi, hiçbir zaman görülmedi. Sonsuza kadar da görülmeyecek... Çekirgeler, toprağın üzerini öyle kapladılar ki, ülke, kapkara kesildi.

Bütün bitkileri, dolunun zarar vermediği ağaçlarda kalan meyvelerin hepsini yediler. Mısır'ın hiçbir yerinde, ne ağaçlarda ne de kırdaki bitkilerde yeşillik kalmadı.

Ardından Mısır, üç gün koyu ve korkunç bir karanlığa gömüldü. Üç gün boyunca kimse kimseyi göremez ve yerinden kıpırdayamaz oldu.

Ertesi gün gece yarısı, tahtında oturan Firavun'un ilk çocuğundan zindandaki tutsağın ilk çocuğuna kadar Mısır'daki bütün insanların ve hayvanların ilk doğanları öldü. O gece Firavunla görevlileri ve bütün Mısırlılar uyandı. Büyük feryat koptu. Çünkü ölüsü olmayan ev yoktu.

Ve son olarak da her on kişiden birinin, gençlerin ve yaşlıların, sağlıklı ve hastaların ölümüne sebep olan Veba hastalığı ortaya çıktı. Bu 7 belanın gelmesinden sonra Firavun 2. Ramses, bunu tanrıların kendisine karşı cezalandırması olarak yorumladı.

Fakat Musa, İsraillilerin merhametli Tanrı'sının çaresizlerin yanında olduğunu ve Mısırlılara azap ettiğini söyledi. İşte o zaman Firavun 2. Ramses, Musa'ya emrederek İsraillilerin hepsini yanına alıp ülkeden uzaklaşmasını ve İsraillilerle yaşayabileceği başka bir ülke kurmasını söyledi.

Musa, İsrailli kölelere Tanrı adıyla İsrail'in Tanrı'sının adıyla onları kurtardığını söyledi. Onlarla beraber şehri ve Mısır topraklarını terk etti. İsrailliler, Mısır'da 430 yıl yaşadı. 430 yılın sonuncu günü İsrail halkı, ordular halinde Mısır'ı terk etti ve böylece onlar, bir zamanlar günahları yüzünden kaybetmiş oldukları topraklara geri döndüler.

Musa, onlara yeni yasalar koydu: Annenize ve babanıza saygı gösterin! Öyle ki Tanrı'nın size verdiği ülkede ömrünüz uzun olsun. Adam öldürmeyeceksiniz! Zina etmeyeceksiniz! Çalmayacaksınız, komşunuza karşı yalan yere tanıklık etmeyeceksiniz. Komşunuzun evine, karısına, erkek ve kadın kölesine, öküzüne, eşeğine, hiçbir şeyine göz dikmeyeceksiniz. Ve merhameti sınırsız olan görülmeyen Tanrı'ya her zaman dua ve ibadet edeceksiniz. Tanrı'nın peygamberi Musa, bir süre sonra Moav ülkesinde öldü.

Onu Moav ülkesinde, Beytpeor karşısındaki bir vadiye gömdüler. Bugün mezarının nerde olduğunu kimse bilmiyor. Musa, öldüğünde 120 yaşındaydı. Ne gözleri zayıflamıştı, ne de gücü tükenmişti. İsrailliler, Moav oyalarında Musa için 30 gün yas tuttular. Sonra Musa için ağlama ve yas tutma günleri sona erdi.

Musa öldükten sonra da İsrailliler, onun yasalarını hiç eksiksiz ve hatasız bir biçimde uyguladılar. Böylece Tanrı, maruz kaldıkları sıkıntılara sabretmelerine ve Tanrı'ya isyan etmemelerine karşın İsraillileri mükafatlandırdı.

İsraillilerin krallığı, dünyada en güçlü krallıklardan biri oldu. Kralları, servetleriyle dünyada ün kazandılar ve İsrail halkı içinde uzun yıllar boyunca barış, mutluluk ve huzur hakim oldu.

İsrail, serpilen bir asmaya benzer, meyvesini veriyor. Meyvesi arttıkça, sunakları da tapınakları da arttı. İsrail ülkesi zenginleştikçe onu güzel dikili taşlarla donattılar.

4. Bölüm

İsrail Krallığının ve servetlerinin şöhreti, dünyanın her yerine yayıldı ve komşu kavimler, onlara özenmeye başladılar. Fakat yüce Tanrı, İsraillilerin zaferler kazanan silahını onlara yönelttiğinden, putperest kavimler, İsraillilere saldırmaya cesaret edemiyorlardı.

Ne yazık ki insanlar, her zaman kendi kendilerine tabi olamıyorlar. Bu yüzdendir ki İsraillilerin kendi Tanrı'sına sadakati fazla uzun sürmedi. İsrailliler, zamanla yavaş yavaş Tanrı'nın kendilerine lütfettiği bütün iyilikleri ve ihsanları unuttular. Tanrı'nın adını yalnız arada bir anmaya ve ibadetlerinden geri kalmaya başladılar. Yardım dilemek için Tanrı'yı bırakıp büyücü, falcı, müneccim ve üfürükçülere yöneldiler.

Hükümdarlar ve yöneticiler, Musa'nın getirdiği yasaların yerine kendi yasalarını koydular. Tanrı'nın mâbedini ve ibadetleri terk ettiler. Halk, zevk ve eğlenceye, yasak şeylere düşkünlüğe daldı ve başlangıçtaki samimiyetini ve masumiyetini kaybetti. Tanrı, İsraillileri tekrar cezalandırmaya karar verdiğinde, Mısır'dan çıkışlarının üzerinden yüzyıllar geçmişti.

Yabancılar, İsrail topraklarına saldırmaya, tarlaları harap etmeye, köyleri yağmalamaya ve İsrail halkını esir ederek sürgün etmeye başladılar. Putperestler, deniz ötesinden, Romalıların ülkesinden gelmişlerdi. Onlar, İsraillileri esir ettiler ve Sezar'ın emrine uyarak İsraillileri yönetecek komutanlar ve valiler atadılar.

Mâbetleri harap ederken, İsrail halkını bir daha görülmeyen Tanrı'ya ibadet etmeye, putlara ve kendi tanrılarına kurbanlar sunmaya zorluyorlardı. İsraillilerin yiğit görünümlü olanlarını ise asker yapıyor, kadınlarını kendilerine alıyor, sıradan yüz binlerce insanı ise deniz ötesine köle olarak gönderiyorlardı. Hatta çocukları bile kılıçtan geçiriyorlardı.

Çok kısa bir zamanda bütün İsrail topraklarında yalnız ağıt ve feryat sesleri duyulmaya başladı. Rama'da bir ses duyuldu. Feryat, figan ve ağlayış ve büyük bir madem... İsrail, çocukları için ağlıyor ve teselli edilmek istemiyor. Çünkü çocukları artık yok.

Böylesine çaresiz ve büyük bir felaket içinde Tanrı'larını hatırladılar. Bağışlanmaları için gözyaşlarıyla yalvararak O'ndan merhamet ve affedilmeyi dilediler. Ve Tanrı'mız, tükenmez şefkatiyle ve merhametiyle İsraillilerin yalvarışlarını duydu.

Kaynaklar

[1] "Himalaya İncili", çev. Abdullah Palazoğlu, NKM, Konya 2015.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36750959 ziyaretçi (102841773 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.