Himalaya İncili, II
 

Himalaya İncili

II

5. Bölüm

İşte o sırada şefkati bol olan merhametli Tanrı'nın kendisi, İsrail halkına acıdı ve tekrar bir peygamber göndermek istedi. Tanrı'ya kavuşmanın ve ebedi saadetin hükümran olduğu göksel saltanatına kavuşmak için gerekli manevi paklığa ulaşmanın, ruhu kaba örtüsünden ayırmanın, onu kemâle eriştirmenin yolunu göstersin diye.

Kısa bir süre sonra İsrail ülkesinde bir çocuk dünyaya geldi. Tanrı kendisi, bu çocuğun diliyle maddi fakirlikten ve manevi zenginlikten bahsediyordu. Yeni doğan bu çocuğun ailesi fakir, ama imanlarıyla ünlü bir soydandı.

Bu ailenin seceresi şöyleydi: İshak, İbrahim'in oğluydu. Yakup, İshak'ın oğluydu. Yahuda ve kardeşleri, Yakup'un oğullarıydı. Perets ve Zrah Tamar'dan Yahuda'nın oğullarıydı. Hetsron, Perets'in oğluydu. Ram, Hetsron'un oğluydu. Aminadab, Ram'ın oğluydu. Nahşon, Aminadab'ın oğluydu. Salmon, Nahşon'un oğluydu. Boaz, Rahab'tan Salmon'un oğluydu. Obed, Rut'tan Boaz'ın oğluyduç Yesse, Obed'in oğluydu. Kral Davut, Yesse'nin oğluydu. Süleyman, Uriya'nın karısından Davut'un oğluydu. Rehoboam, Süleyman'ın oğluydu. Abiya, Rehoboam'ın oğluydu. Asa, Abiya'nın oğluydu. Yehoşafat, Asa'nın oğluydu. Yoram, Yehoşafat'ın oğluydu. Uzziya, Yoram'ın oğluydu. Yotam, Uzziya'nın oğluydu. Ahaz, Yotam'ın oğluydu. Hezekiya, Ahaz'ın oğluydu. Manasse, Hezekiya'nın oğluydu. Amon, Manasse'nin oğluydu.Yoşiya, Amon'un oğluydu. Yekonya ve kardeşleri, Yoşiya'nın oğluydu. Şealtiel, Yekonya'nın oğluydu. Zerubbabel, Şealtiel'in oğluydu. Abiud, Zerubbabel'in oğluydu. Elyakim, Abiud'un oğluydu. Azor, Elyakim'in oğluydu. Sadok, Azor'un oğluydu. Ahim, Sadok'un oğluydu. Eliud, Ahim'in oğluydu. Eleazar, Eliud'un oğluydu. Mattan, Elezara'ın oğludy. Yakup, Mattan'ın oğluydu.

Meryem'den İsa doğdu. Böylece İbrahim'den Davut'a kadar bütün kuşaklar, 14 kuşaktır. Davut'tan Babil sürgünlüğüne kadar 14 kuşak ve Babil sürgünlüğünden İsa'ya kadar 14 kuşak. İbrahim'den İsa'ya kadar toplam 42 kuşak.

Bu aile, Musa'nın yasasına göre paklanma günü gelince çocuğu Yeruşalem'e Tanrı'ya adamaya götürdüler. Bu insanlar, Tanrı adını yücelten, O'nun gönderdiği bela ve musibetlere karşı şükreden bir aileydi. Bu dünyada önceki şöhretlerini ve ihtişamlarını unutmuşlardı.

Hak ve adaletten asla dönmedikleri için Tanrı, bu ailenin yeni doğan yavrusuna lütufta bulundu ve O'nu büyük bir peygamber yapıp günah içinde boğulanlara yardım ve de hastalıkları tedavi etmesi için gönderdi. İsa adı verilen çocuk, daha çok küçükken tek ve eşsiz Tanrı'dan bahsetmeye, yolunu şaşıran insanları tevbe etmeye ve işledikleri günahlarından arınmaları için ikna etmeye çalışıyordu.

İsrail'in her yerinden onu dinlemeye geliyorlardı ve İsa'nın dudaklarından çıkan sözleri hayretle ve hayranlıkla dinliyorlardı. Bütün İsrailliler, bu çocukta peygamberlik ruhu olduğuna dair hemfikirdiler.

12 yaşına gelen İsa, Musa'nın kitabında yazılı bulunan Tanrı'nın yasasına göre ibadet etmek için ailesiyle tekrar Yeruşalem'e geldi. İbadetleri bitince İsa'yı kaybederek ayrıldılar; çünkü yakınlarıyla eve döneceğini sanıyorlardı. Bu nedenle İsa'nın annesi Meryem, yakınları ve tanıdıkları arasında İsa'yı aramak için Yeruşalem'e geldi. Üçüncü gün, çocuğu mabette öğretmenler arasında, yasayla ilgili tartışma yaparken buldu.

Herkes sorduğu sorular ve verdiği cevaplar karşısında şaşırmışlardı ve şöyle diyorlardı: Bu kadar küçük olduğu ve okuma bilmediği halde, bu çocukta böyle bir iman nasıl bulunabilir?

Annesi Meryem, İsa'yı azarlayarak şöyle dedi: Oğlum, bana ne yaptığını görmüyor musun? Bak, ben seni üç gündür arıyorum.

İsa, şöyle cevap verdi: Tanrı'ya hizmetin baba ve anneden önce gelmesi gerektiğini bilmiyor musunuz anne? Sonra İsa, annesi Meryem ile birlikte Nasıra'ya gelip tevazu ve saygı içerisinde ailesine tabi oldu.

İsa, 13 yaşına geldiğinde, bu yaşa gelmiş olan gençler, İsrail geleneğine göre evlenme çağına gelmiş demekti. O'nun sade, kendi emeğiyle geçinen ailesinin evine, Tanrı'nın adıyla ve ibretli vaazlarıyla ün kazanmış olan genç İsa'yı damat olarak görmek isteyen zengin ve şöhretli insanlar gelmeye başladılar.

Fakat İsa, birgün ailesinin evini gizlice terk ederek Nasıra'dan ayrıldı ve İsrailli tüccarlarla beraber çok eski bir kervan yolu üzerinden İran, Afganistan, Hindistan, Himalaya ve oradan Nepal ülkesine doğru yola çıktı.

Bu, genç peygamber İsa'nın ilk seyahatiydi ve kendisini nelerin beklediğini bilmiyordu.

6. Bölüm

Musa'nın getirdiği kitabı (Tevrat'ı) daha 14 yaşındayken ezberlemiş olan genç İsa, Hindistan'ın bir sahiline vardı ve kutsanmış ülke dedikleri Aras'da Arilerin yanında yaşamaya başladı. Bu garip delikanlının namı, kuzey Hindistan'ın içlerine kadar yayıldı. Pencap ve Rajputan şehirlerinde Cayn tanrısına iman eden insanlar, İsa'yı çok sevdiler. Onu kendi evlerinde istediği kalması için davet edip ricada bulundular.

Fakat o, sapıklık ve dalalet içinde olan Cayn Tanrısının öğrencilerini terk etti ve Viassa Krişna'nın ölümlü bedeninin defnedilmiş olduğu Gagernat'a Orsis ülkesine yerleşti. Orada Brahma'nın beyaz rahipleri, İsa'yı samimiyetle ve sevgiyle karşıladılar. Ona Sanskritçe okumayı ve Veda'ları anlamayı, dualarla ve eliyle dokunarak tedavi usullerini, merhem yapmayı, daha iyi ve daha etkili vaaz etmeyi, insanlara musallat olan cinleri, şeytanları ve kötü ruhları kovmayı öğrettiler.

İsa, Gagernat, Radjagarh, Benares ve diğer kutsal sayılan şehirlerde toplam 6 yıl yaşadı. İsa'yı herkes çok seviyordu. Çünkü İsa, etkili ve çok iyi vaaz ettiği Vaysi'ler ve Sudra'lara dostça ve samimi davranıyordu. Ama Brahman'lar ve Kşatriya'lar, büyük Para-Brahma'nın kendi bedeninden ve ayaklarından yaratılmış olanlara yaklaşmayı yasakladığını İsa'ya anlatmaya başladılar.

Vaysi'lerin sadece Veda'ları ancak bayram günlerinde dinlemesine müsaade etmekteydi. Sudra'lara ise değil Veda'ların okunduğu yerde bulunmak, onlara bakmaları dahi yasaklanmıştı. Sudra'lar, sadece Brahman'ların, Kşatri'lerin ve dahi Vaysi'lerin ebedi köleleri olmak zorundaydılar.

Yalnız ölüm onları bu esaretten kurtarabilir dedi Para-Brahma. Onlardan ayrıl ve bizimle beraber tanrılara ibadet etmeye gel dediler. İtaat etmediğin zaman Tanrılar sana kızarlar.

Fakat İsa, onları dinlemiyordu. Brahman'ları ve Kşatri'leri eleştirmek için Sudra'ların yanına gidiyordu. İsa, insanın kendisinin ve yakınlarının her türlü yeterli olduğuna ve ayrıcalıklı olduğuna itiraz ediyordu. Gerçekten de İsa, şunları söylüyordu:

Tanrı, yarattıkları arasında ayrım gözetmez. Tanrı'nın yanında herkes aynı derecede eşit ve kutsaldır. Öyle ki İsrailli ile Yunanlı, köle ile özgür, erkek ile kadın arasında hiçbir ayrım yoktur. Çünkü hepiniz, Tanrı'da birsiniz.

Burada ne Yunanlı var ne İsrailli, ne sünnetli ne de sünnetsiz. Barbar, İskit, köle, özgür yok. Burada herkes, Tanrı'nın önünde eşittir.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36681168 ziyaretçi (102717106 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.