Hipnoz Var Mıdır?
 
Hipnoz

Hipnoz Var Mıdır?

Kategori: Hipnoz

Önbilgi: Hipnoz, astroloji gibi çok dikkat çeken bir alandır. Hem zeki inananları hem de çetin ceviz eleştirmenleri vardır. Onun antik bilim dallarından biri olduğuna inananların yanı sıra bazı eleştirmenler, buna karşı çıkıyor. Onlara göre hipnoz, toplumu aldatmaktan başka bir şey değildir.

Öyleyse hipnoz nedir? Doktorlar, hastalar anestezi uygulamadan nasıl ameliyat yapabilir? Hipnoz, bunun cevabı mıdır? Bu kadar çok tartışmanın sebebi olan bu şaşırtıcı varsayım nedir?

Canı sıkkın bir insan, bir hipnoterapisti ziyaret eder. Doktor, hastanın şikayetlerini anlayışla dinler. Dinlediği esnada sürekli hastasının gözlerinin içine bakar. Hasta, günlük hayatının birkaç ayrıntısından bahsettikten sonra başka bir dünyanın içine girer. Çevresinin kuklası olur. Artık, acı ve depresyon sancıları tarafından rahatsız edilmez. Çok geçmeden hipnoterapist, onu amansız dünyanın saçmalığına geri getirir.

Hasta, evine döner; ama sadece birkaç saatliğine. Doktoruna sık sık yaptığı ziyaretler, hayatının seyrinin bir parçası olur.

Hipnotizmaya olan rağbet, 20. yüzyılda doruğa ulaştı. 1920'lerin sonlarında hastalara anestezi uygulanmaksızın ameliyatlar gerçekleştirildi. Fransız doktor A. A. Liebcault, hastalarına hipnoterapi uygulamayı denedi. Deney, başarıyla sonuçlandı ve olağan resmî hastane tedavi yöntemleri arasına katıldı.

Yine de şüpheciler, hipnoterapi diye bir bilim dalı olduğuna inanmayı reddettiler. İnanmayanlar, kategorik olarak histeri ile ilişkilendirdikleri bu duruma kesinlikle inanılmaması gerektiğini gerektiğini belirttiler. Doktorlar da hipnoterapi konusunda tereddüt ettiler.

20. yüzyılın ikinci yarısında hipnoterapi epey ilgi çekti. Ciddi bir araştırma konusu oldu. Çeşitli kitaplar yazıldı ve televizyon programları yapıldı. Gri fikirler, böylece pozitif renklere boyandı. Asıl büyük etkiyi oluşturan iki kitap "Birden Fazla Yaşam" ve "Geçmişle Yüzleşmeler"di. Birincisi, bir BBC yapımcısı olan Jeffrey Iverson ve ikincisi de Peter Moss tarafından yazıldı.

En meşhur deney, Arnall Bloxham tarafından gerçekleştirildi. Cardiff'li ev hanımı Jane Evans'ı gerilere götürdü. Jane Evans, geri gittiği zaman bir 12. yüzyıl Yahudisi Rebecca oldu. Hipnoz altında hayatını ayrıntılarıyla anlattı. Bir kilisenin temel kemerinin ve bir Yahudi katliamının tarifini yaptı. Açıklamaları yüzde 100 doğru bulundu.

Hipnotizma, sadece insanoğlu üzerinde değil, aynı zamanda hayvanlar üzerinde de denenen bir şeydir. Hipnotizmanın klasik örneği, gagası tepeşirle çizilmiş bir çizgiye indirilen bir tavukla ilgilidir. Tavuk da hipnoz altında olduğu sürece, çizgiden ayrılmayacağına inanıyordu. Doğrusu eleştirmenler, hipnozun bu büyük gücünü gördüklerinde hayrete düştüler.

Sonra gündeme polis karakollarında kullanımı geldi. Hipnotize edilmiş insanlar tarafından yapılan açıklamalar o kadar doğruydu ki, polis, çok geçmeden bu yöntemi suçluları bulmak için kullanmaya başladı. Vahşice tecavüze uğrayan, ama maalesef saldıran kişiyi hatırlamayan İsrailli bir kız, örneği de mevcut. Bununla beraber, hipnoz altına alındığında suçlunun net bir tarifini yaptı. Polis, kızın hipnoz altındayken verdiği tariflerin yardımıyla tecavüz eden kişinin yerini tespit etti ve onu cezalandırdı.

Yakın bir geçmişte Bob Willis (bovling oyuncusu), Roslaine Few (1970'lerin ilk yarısında yüksek atlama şampiyonu) ve Arthur Ashe (tenis yıldızı) tarafından bir sonraki yarışmalarında en iyi oyunlarını sergileyebilmeleri için oyun sonrası hipnoz tedavisi kullandı.

Her şeye rağmen hala hipnoz kavramını kabul etmeyen birçok araştırmacı ve bilim insanı bulunmaktadır. Onlara göre hipnoz diye bir şey yoktur ve hipnozu uygulayanların olayın işleyiş şeklini açıklayamamaları yüzünden inanmayanların eleştirileri cevaplandırılamamaktadır.

Ama anestezi olmaksızın hipnoz altında ameliyatların yapıldığı doğrudur ve hastalar herhangi bir acı ya da ameliyat sancısıyla karşılaşmamıştır. Ayrıca cinayet ve tecavüzlerin sırlarının hipnoz yardımıyla çözüldüğü de doğrudur. Hastaların söyleyemedikleri büyük travmaları ve sıkıntıları tedavi edilmiştir.

Bu durumların nasıl üstesinden gelindiğini kimse bilmiyor. Hipnoz deneylerini esrarengiz bir hava sarmalıyor.

Garip Bir Hipnotizma Olayı

1976'da Fransa'daki bazı kimseler, uykusuzluktan şikayetçi oldular. Bir hipnoterapist olan Jacquy Nuquet'i ziyaret ettiler. Nuquet, tıbbi denetim altında bir mucize gerçekleştirdi. Tüm hastalarını "toplu uyku"ya yatırdı. 10 gün boyunca sürekli uyudular ve sadece günlük gereksinimlerini karşılamak ve bir miktar portakal suyu içmek için kısa bir süreliğine uyandılar. Deney, başarılıydı. Tüm hastaların uykusuzluk sorunu tedavi edildi. Tıp alanındaki bilim insanlarının bu deneye verecek hiçbir cevapları yoktu.

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz. Şu, su götürmez bir gerçektir ki, zihnin şöyle bir hali vardır. Değişik teknikler ile uyarılır. Bu sırada bazı kişiler dikkat çekici meziyetler ve gerçekleştirme gücü kazanırlar. Bazı konular daolabilirlik kazanırlar. Tahammül gösterebildikleri şeylere karşı dirençleri azalır.





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: İNANÇ, 09.06.2016, 16:23 (UTC):
Bu kadar deney başarıya ulaştıktan sonra hipnoz olayına inanmak gerek .

Yorumu gönderen: MEÇHUL, 25.05.2016, 16:56 (UTC):
İnanmayanların elestirilerini aslında şöyle yanıtlayabiliriz, hepimizinde bildiği gibi hipnoz yapan kişi hipnozu elinde madalyon türü birseyi sallayarak yapmaktadır.Burdaki asıl amaç kişinin zihnini meşgul etmektir.Kişinin zihni bir şeyle meşgul olduğunda siz ne söylerseniz söyleyin kişinin bilinçaltı bunu sorgulumadan kabul edeceK ve uygulayacaktır.Alın size hipnozun püf noktası...



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36766379 ziyaretçi (102868394 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.