Hz. Danyal (Daniel)
 

Hz. Danyal, Daniel Prophet

Hz. Danyal (Daniel)

Hazırlayan: Akhenaton

İngilizce kaynaklarda adı "Daniel" olarak geçen[1] Hz. Danyâl, İsrâiloğulları'na gönderilen peygamberlerdendir.[2] Semâvî dinlerin tümünde peygamber olarak kabûl edilmektedir.[3] (Yahûdilik, Hıristiyanlık ve İslamiyet) Kimi kaynaklarda Hz. Danyal'in mesleğinin remilcilik olduğu ileri sürülür.[4]

Hz. Mûsâ'nın dîninin hükümlerini insanlara tebliğ etmiş ve duyurmuştur.[2]

Kendisine kitap indirilmeyen, MÖ 4-5. yüzyıllarda yaşayan Hz. Danyal, 606 yıllarında çocuk olduğu halde esir edilerek İsrailoğulları ile beraber Babil'e gönderildi. II. Babil Kralı Nebukadnesar zamanında yaşadığı belirtilen Hz. Danyal ile ilgili bilgiler Kültür ve Turizm Bakanlığı yayınlarında da yer alıyor.[1]

Peygamber Olup Olmadığı Hakkındaki Görüşler

Hz. Ali, Hz. Danyal hakkında: "O, Resul olmayan bir Nebî idi." demiştir.[5][6] Bu rivayete dayanarak ve bu rivayetteki "Resûl" kelimesini "peygamber" ile değiştirerek "O, peygamber olmayan bir Nebî idi" gibi mantık kurallarına aykırı bir cümle kurulup İslamiyet'te Hz. Danyal'ın peygamber olmadığına dair bir görüş sunulmuştur. [7] Oysa "nebî", zaten peygamber demektir. İslam terminolojisinde "nebî", kitap verilmemiş peygamber, "resûl" ise kendisine kitap verilmiş peygamber anlamına gelir. Dolayısıyla da "O, peygamber olmayan (ve kendisine kitap indirilmeyen) bir peygamberdi." demek, mantık kurallarına uymayan bir cümle olur.(Akhe notu)

Soyu

Danyal b.Hızkıl'ül 'Asgar [8], Peygamber oğullarından [9], Süleyman b. Dâvud Aleyhisselamların soyundandı.[10][11][6]

Hayatı

Kaynaklarda, ''Yahudileri, Babil esaretinden ilmi ve kehanetleri ile kurtarmış bir peygamber'' olarak bahsedilen Hz. Danyal hakkında, şunlar kaydediliyor: ''Rivayete göre, Nebukadnezar, rüyasında İsmailoğulları'ndan gelecek bir erkek çocuğun kendi tahtını sarsacağını öğrenir. Bunun üzerine İsmailoğulları'ndan doğan erkek çocukların öldürülmesini emreder. Hz. Danyal doğunca; ailesi onu dağ başında bir mağaraya bırakır. Mağarada bir erkek ve bir dişi aslan himayesinde büyüyen Danyal, delikanlı olunca kavmi arasına karışır." [1]

İsrâiloğulları, Hz. Mûsâ'dan sonra kendilerine gönderilen peygamberleri dinlemeyip isyân edince, Allah-ü teâlâ, onlara zâlimleri musallat etti. Çeşitli belâlar gönderdi. Düşmanları tarafından yurtları işgâl edildi. Asurlu hükümdârı Buhtunnasar (Nebukadnazar')ın orduları Kudüs'e girip ele geçirdiler. Şehri yakıp yıktılar, İsrâiloğulları'ndan pek çok kimseyi öldürdüler, esir aldıkları yetmiş bin çocuğu yanlarında götürdüler. Bu çocuklar arasında Hz. Danyâl'ı Buhtunnasar sarayına aldı. Hz. Danyâl, onun sarayında büyüdü. Mecûsî olan, yâni ateşe tapan Buhtunnasar, Hz. Danyâl'ı kendi dîninden olmadığını anlayınca, onu yanından uzaklaştırdı ve hapse attırdı. Buhtunnasar'ın gördüğü bir rüyâyı tâbir ettiği için hapisten çıkarıldı.[12]

Ka'bûl Ahbâr, hazretleri şöyle nakletmektedir: Hükümdarlardan Buhtunnasâr, korkulu bir rüyâ görür ve gördüğü rüyâyı da unutur. Hem rüyasını hem de tabirini öğrenmek ister ama hiç kimse yardımcı olamaz. O sırada Peygamberlerden Hz. Danyâl, Buhtunnasârın hapishanesinde idi. Hz. Danyal, zindancıya; «Buhtunnasâra söyle ben hem rüyâsını hem de tabîrini biliyorum» der. Zindancı hükümdara haber verir ve Buhtunnasârın yanına götürülür. Danyâl aleyhisselâm içeri girince secde yapmaz. Halbuki Buhtunnasârın huzûruna girince secde yapmak o kavmin âdetlerinden idi. Buhtunnasâr, Hz. Danyâl; «Niçin secde etmedin?» diye sorar. O da; «Rabbim bana başkasına secde etmemem şartıyla rüyâ tabîri ilmini öğretti. Eğer sana secde edersem o ilmi benden alır. Senin rüyânı tabîr edemem ve beni öldürürsün. Sana secde etmemekten dolayı gelecek sıkıntı secde etmekten dolayı gelecek sıkıntıdan dahâ kolaydır hafîftir. Sana secde etmemem hem benim hem de senin için iyi olacağından secde etmedim.» der. Bunun üzerine Buhtunnasâr; «Sen Rabbinin ahdine vefâ ettiğin için sana güvenilir. Çünkü Rabbinin ahdine vefâ eden kimse iyi kimsedir.» der...[13]

Hz. Danyâl'ı hapisten çıkaran Buhtunnasar, ona memleketin işlerini havâle etti. Çıkardığı fermanla ona saygı gösterilmesini emretti. Buhtunnasar'ın adamları, Hz. Danyal'ı kıskandılar. O'nun işten uzaklaştırılmasını istediler. İleri gelen adamlarının sözlerine aldanan Buhtunnasar, Hz. Danyâl'ı kendi dîninden olmadığı için ateşe attırdı. Fakat Hz. Danyâl, Allah-ü teâlânın yardımıyla yanmadı. Daha sonra Buhtunnasar'a yâhut Buhtunnasar'ın resmine secde etmediği için, içinde aslanların bulunduğu bir kuyuya atıldı. Fakat Allah-ü teâlânın yardımıyla aslanlar, ona hiç dokunmadılar. Hz. Danyâl, atıldığı kuyudan sağ sâlim kurtuldu.[12][2]

Kezâ Danyal -aleyhisselâm-'ı Buhtunnasr kuyuya attırıp üzerine de iki arslan bırakınca arslanlar ona zarar vermediler ve hizmetine koyuldular. Cibrîl gelib: Ya Danyal diye seslendi. Danyal: Sen kimsin? Deyince Cibrîl: Ben Rabbinin gönderdiği elçiyim. Bak sana taâm gönderdi, dedi. Danyal da: Kendisini zikredeni unutmayan ve onu her yerde hıfz eden Allah'a hamd ü senâlar olsun, dedi.[14]

Diğer bir rivayet de şöyledir: Hz. Danyal'ı zindana attıklarında yanına iki de vahşî aslan koydular. Beş gün sonra zindanın kapısını açtıklarında Danyal aley-hisselam'ın namaz kıldığını aslanların, da zindanın bir tarafında yatmış olduklarını ve ona dokunmamış olduklarım gördüler. Buhtunnasır ona, «Zindana atıldığında ne söyledin de aslanlar sana dokunmadı?» dedi.  O da, «Kendisini zikredeni unutmayan Allah'a hamd olsun, kendisine tevekkül edeni başkasına bırakmayan Allah'a hamd olsun. Çarelerimiz kesildiği vakit, tek dayanağımız olan Allah'a hamd olsun. Amellerimize güvenimiz olmadığı vakit tek ümidimiz olan Allah'a hamd olsun. Üzüntümüzden sonra sıkıntımızı gideren Allah'a hamd olsun. Güzel amele karşılık güzel mükafat veren Allah'a hamd olsun. Sabırla dertlerden ve belalardan kurtaran Allah.a hamd olsun dedim» diye cevap vermiştir. Hatta rivayetlere göre dişi bir Aslanın emzirdiği ve erkeğinin de onu koruyup kolladığı söylenilmektedir.

Buhtunnasır'ın ölümünden sonra, Hz. Üzeyr ile birlikte Kudüs'e geldi. Kendisine peygamberlik verildi. İnsanlara Hz. Mûsâ'nın dîninin emir ve yasaklarını anlattı.[15]

Ebu Hamza, Ali b. Hüseyin (aleyhisselâm)' dan şöyle rivayet eder: Eğer insanlar, ilim öğrenmenin ne gibi yararlarının olduğunu gerçek anlamda bilselerdi yüreklerinden kan akması ve azgın girdaplara dalmak pahasına onu öğrenirlerdi. ALLAH Tebareke ve Teâlâ, Danyal (aleyhisselâm)'a şöyle vahyetti:

«En nefret ettiğim kulum, âlimlerin değerini hafifseyen, onlara uymaktan vazgeçen cahildir. En sevdiğim kulum ise büyük sevabı isteyen, âlimlerle beraber olan, ağırbaşlı, yumuşak, insanlara uyan ve hikmet sahibi insanlardan erdemli söz ve davranışlar algılamaya yatkın muttaki insandır.» [16]

Enbiya Suretlerinin Hz. Danyal Tarafından İpek Kumaşlara Çizilişi

Hz. Âdem, çocuklarından gelecek Peygamberleri görmeyi, Rabbinden, dilemiş, Yüce Allah da, onların suretlerini [17], Cennet ipeklerinden kumaşlara [18], onun için [19] çıkarttırıp [20] kendisine indirmişti.[21] Bunlar; Hz. Âdem, "Güneş'in battığı yerdeki Mahzeni"nde saklı bulunuyordu. [22] Hz. Zülkarneyn, onu, ele geçirdi.[23] Hz. Âdem'in Mahzeninden çıkarıp [24] Hz. Danyal'a verdi.[25] Hz. Danyal da, onlara göre [26], bu sûretleri [27], ipek kumaşlara [28] çizdi.[29] Hz. Danyal'ın çizmiş olduğu bu suretler, Hz. Zülkarneyn'in ele geçirdiği suretlerin aynı idi.[30] Hz. Zülkarneyn tarafından verilen suretlere göre Hz. Danyal 'ın ipek kumaşlar üzerine çizmiş olduğu, Âdem'den, Hz. Muhammed (S.A.V.)'a kadar olan bazı Peygamberlerin suretleri [31], kraldan krala -tevarüs sûretile- geçerek Kayser Herakliüs'e kadar gelip erişmiş [32], o da, onları, Sandığından birer birer çıkarıp Hz. Ebû Bekr'in Elçilerine göstermişti. [33][11]

Beyhaki'nin Delail-un-Nubuvve'de Hakim'den icazeten yazdigi bir hadiste, Hisam bin As el-Emevi soyle anlatmistir: Ben bir adamla Heralk'e, onu Islam'a davet etmek uzere elci olarak gonderildik. Biz Dimesk'e varinca, Cebele bin Eyhem El-Gassani'nin yanina gittik. Ne bakalim ki,bir taht uzerine oturmustur. Bize konusmamiz icin bir elci gondermisti. Biz elciyle degil bizzat kendisiyle konusmayi azimlemistik. Elci ona gidip bize donunce, girmemiz icin izin almisti.. Yanina vardik: Onunla konustuk ve Onu Islama davet ettik. Bu arada baktik ki, uzerindeki beyaz elbiseye varincaya kadar her sey siyah. Bunu sorduk; Bize dedi ki: ”Sizi Sam'dan cikarmak uzere hazirlik yaptim da; sizi cikarincaya kadar bu siyah elbiseleri cikarmiyacagim.” Biz ona soyle dedik; ”Bizim Peygamberimiz sallallahu aleyhi vebsellem,bsizin buyuk padisahiniz Herakl'in mulkunu ve sizin bu meclisinizi alacagimizdan haber verdi.bAndolsun senin bu meclisini de istila edecegiz. Bunda hic subhen olmasin.” Bunun uzerine yuzu siyahlasti; ve : ”Burdan kalkin;” dedi. Bizimle bir elci,bbuyuk padisah Herakl'e gonderdi. Biz elciyle birlikte Herakl'in bulundugu saraya yaklasinca, adamlari bize gelerek dediler ki; ”Bu bineklerinizle kralin huzuruna giremezsiniz. Isterseniz yaya , isterseniz kisraklar ve katirlarla sizi goturelim. Sizin boyle meclise girmeniz dogru degildir.” Biz: ”Hayir. Herakl'e haber verin. Biz bu sifatimizla, bineklerimiz uzerinde oldugumuz halde yanina varmak istiyoruz.” Cevabini verdik. Nihayet izin verildi; onun odasina yakin bir yere vardik. Kiliclarimizi kilifindan cikararak develerimiz meclisinin yakinina cokturduk. O bize bakiyordu. Biz: ”La ilahe illallah Vallahu Ekber.” dedik. Bizim bu deyisimizle binadan ses geldi ve sarsildi; sanki ruzgardan yere dogru egilmis bir fidan gibi oldu. Bunun uzerine Herakl bize haber gonderdi; Dininizle beraber asikar olmaya hakkiniz yoktur; meclisime girin. Biz meclisine girdik, yaninda bircok patrikler oturmus, kendisinin ve onlarin uzerinde kirmizi elbiseler vardi. Biz ona yaklasinca gulerek soyle dedi: -Kendi aranizda nasil selam veriyorsunuz? -Biz kendi aramizda “Esselamu aleyk”diyoruz. Bununla yaniniza gelmeye iznimiz yoktur. Aranizdaki hediyeyle (yani egilmekle) gelisimiz de haramdir. -Siz kendi aranizda boyle selam veriyorsunuz, anladik. Buyugunuze nasil selam veriyorsunuz? -Esselamu aleyk diyoruz. -O size nasil selam veriyor? -Esselamu Aleyk demekle icabet ediyor. -Sozunuz ne kadar yucedir. Biz La ilahe illallah,Vallahu Ekber dedik. Yine binadan ses geldi, sarsildi; ruzgarin fidani yere egdigi gibi oldu. Herakl: -Siz bu kelimeyi soylediginiz vakit , odalariniz boyle oluyor mu? -Hayir, Vallahi su anda gordugumuzden baskasini musahade etmemistik. Sonra Herakl yemin ederek: -Mulkumun yarisinin gitmesini severdim? -Neden? -Bu, nubuvvet isinden daha ehven gelirdi. Sonra namazimizdan, orucumuzdan sordu; biz de ona anlattik. Bunun uzerine bize bir yer tahsis etti; uc gun orada istirihat ettik. Sonra bize bir gece elci gonderdi; onun bulundugu odaya gittik. Orada bulunan cok gozlu bir sandigin bir gozunu acti. Oradan kirmizi ipekten bir mendil cikardi. Mendil uzerinde; gozleri buyuk, kalcasi iri, boynu uzun, sakalsiz, saclari guzel orgulu,Allah'in yaratmis oldugu en guzel bir sureti gostererek: ”Siz bunu tanirmisiniz?” dedi. Biz dikkatle baktik; bedeni cok tuylu.. Hayir,dedik. ”Bu Adem aleyhisselam'in suretidir.”dedi Sonra bir goz daha actik; siyah bir mendil cikardi.Uzerinde kirmizi gozlu,buyuk basli,bedeni tuylu,guzel sakalli bir suret vardi.Sordu; -Bunu tanirmisiniz? -Hayir. -Bu da Nuh aleyhisselam'dir. Sonra bir goz daha acti ; siyah ipek uzerine bembeyaz guzel gozlu, genis alinli, uzun sakalli, guler yuzlu, beyaz sakalli bir suret vardi. -Bunu tanirmisiniz? -Hayir. -Bu Ibrahim aleyhisselam'dir. Yine bir goz acti, uzerinde suret bulunan bir mendil cikardi.Ne bakalim ki, Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem.. -Bunu tanirmisiniz? -Evet. Muhamedun Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem, dedik ve agladik. Allah sahid; Herakl ayaga kalkarak durdu, sonra oturdu. “Gercekte O mudur?“ diye sordu. “Evet; gercekte Odur.“dedik. Dikkatli dikkatli bakti. Hayli zaman sukut etti. Sonra dedi ki; Bunu en son gosterecektim ama sabredemedim. Itikadinizi bilmek icin önce gosterdim. Sonra bir goz daha acti;icinde bulunan ipek mendilin uzerinde; ofkeli,esmer,gozleri cukurda, derin bakisli, sik disli, dudaklari tomurcuk bir suret bulunuyordu. Surette gazab eseri barizdi. -Bunu tanir misiniz? -Hayir. -Bu Musa aleyhisselam'dir. Yaninda bir suret daha vardi; gozleri burnunun ucuna bakar, alni genis, saclari yagli idi. Herakl sordu: -Bunu tanir misiniz? -Hayir. -Bu Harun aleyhisselam'dir. Sonra Lut, Ishak; Ya'kup, Ismail, Yusuf, Davud, Suleyman, Isa aleyhimussalatu vesselam'in suretleri uzerinde bulunan mendilleri gosterdi. Bunun uzerine biz peygamberimiz'in suretinin aynisini gorunce, obur peygamberlerin suretlerinde suphe etmedik. “Bu nerden sizin elinize gecmis?“diye sorduk.Dedi ki; “Adem aleyhisselam nebilerin suretlerini gormeyi niyaz etmis,Allah Teala da ona bunlari gondermistir. Danyal aleyhisselam'a naklolunmus; Iskender de onu hazinesinden cikarmis.. Keske kral olmasaydim, kole olsaydim da sizinle ortak olaydim...“ cok hediyeler verdi; bizi hurmetle ugurladi. Bizler Ebu Bekr radyallahu anh'a varinca ona bunu anlattik; aglayarak dedi ki:“Miskindir, miskindir.. Eger Allah Teala onu hidayet etmis olsaydi, yapcakti. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem,gercekte bunlarin ve yahudilerin, kendisinin sifatlarini bulduklarindan haber vermistir.“ [34]

Vefatı

Danyal Aleyhiselâm, bir müddet, Bâbil'de oturdu. [35] Bâbil'den ayrıldıktan sonra, Huzistan'ın [36] Sus [37] nahiyesinde kaldı. [38] Orada, vefat etti.[39] Naaşı ve kabri, kabri Sus'tadır.[40] Ona ve gönderilen bütün peygamberlere selâm olsun!

Kabrinin Ortaya Çıkarılması

Yüce Allah; Hz. Ömer'in Halifeliği zamanında Sus şehrini, Ebû Mûsâ El Eş'a-rî'nin eliyle feth etti. Ebû Mûsâ, Sus kralı Sabur'u, öldürdü. Sus şehrini, kuşattı. Şehirde bulunan şeyleri, Sabur'un mal ve mülklerini ganimet olarak aldı. Mal depolarını, dolaşıp onların içinde bulunanları, alırken, bir meydanda, kilitli bir depoya rastladı ki, deponun kilidi, kalayla mühürlenmişti. Ebû Mûsâ, Sus halkına: «Bu depoda ne vardır? Ben, onun kilidinin de, kalayla mühürlenmiş olduğunu görüyorum.» dedi. Sus halkı: «Ey Emîr! Onun içinde, sana yarayacak bir şey yoktur!» dediler. Ebû Mûsâ: «Onun içinde ne olduğunu, muhakkak, benim, bilmem lâzım! Deponun kapısını açınız da, içinde ne vardır bir bakayım?» dedi. Kilidi, kırdılar ve kapıyı açtılar.

Ebû Mûsâ, depoya girip bakınca: Uzun, havuz gibi oyulmuş bir taş ve içinde de, altun sırma ile dokunmuş bir kefenle kefenlenmiş, başı açık, ölü bir adam gördü! Ebû Musa da, yanında bulunanlar da, ölü zatın boyunun uzunluğuna hayrette kaldılar. Sonra, onlar, onun burnunu, karışladılar. Bir karıştan fazla olduğunu gördüler. Ebû Mûsâ, Sus halkına: «Yazıklar olsun size! Kim bu adam?» diye sordu. Sus halkı: «Bu adam, Iraklıdır. Irak halkı, yağmurları kesildiği zaman, bununla, tevessül eder, yağmurla sulanmak isterler, yağmurla sulanırlarmış! Iraklıların kuraklığa uğramadıkları sırada, biz, yağmursuzluktan, kuraklığa uğramışız. Iraklılara adam salıp onu vesile kılarak yağmur dileyelim diye bize, onu, yolla­malarını, istemişiz. Iraklılar, göndermeğe yanaşmayınca, yanlarında elli adam rehin bırakıp bunu, beldemize getirmiş, kendisiyle tevessül ederek yağmur dilemiş, yağmurla su­lanmışız. Kendisini, Iraklılara iade etmemek görüşüne varmışız. Kendisi de, ölüm döşeğine düşünceye kadar yanımızda oturmuş ve vefat etmiş. İşte, onun kıssası ve hali, böyle imiş.» dediler.

Bunun üzerine, Ebû Mûsâ, Sus'ta bir müddet oturdu. Hz. Ömer'e bir yazı yazıp Sus şehrinden, Allah'ın, kendilerine nasib ettiği şey­leri haber verdi ve ölü zâtın işini de, yazısında, yazdı. Yazı, varıp Hz. Ömer, onu, okuyunca, Eshabın Ulularını, yanına çağırdı. Onlara, ölü zat hakkında bir bilgileri olup olmadığını sordu. Onlardan hiç birinde, onun hakkında bir bilgi bulamadı. Ancak, Hz.Ali: «Bu Zat, Danyal Hakîmdir. Kendisi, Resul olmayan bir Nebîdir. Eski zamanda, Buhtunnassar'ın ve ondan sonraki krallardan bazısının yanın­da bulunmuştu.» dedi ve onun, başından sonuna ve vefatına kadar kıssasını anlattıktan sonra: «Sahibine (Ebû Musa'ya) yaz! Onun üzerine, cenaze namazını kılmasını ve onu, Sus'luların erişemeyecekleri bir yere gömmesini, kendisine, emret!» dedi. Hz.Ömer, bunu, Ebû Musa'ya yazdı. [41]

Yazısında: «Onu, beyaz Kabatî bezinden kefene sar, ve kefene, koku sür. Üzerine, cenaze namazı kıl. Sonra, onu, Peygamberlerin gömüldüğü gibi, göm! Malına, bak. Onu, Müslümanların Beytülmal'ına koy!» dedi.[42]

Bunun üzerine, Ebû Mûsâ, Sus ırmağının yolunu, başka bir yola çevirip akıt­malarını, Sus halkına emretti. Sonra, Danyal Aleyhisselâmın üzerinde bulunan kefenden başka bir kefene sarılmasını, emretti. Sonra, yanında bulunan Müslümanlarla birlikte onun cenaze namazını kıldı. Suyu çekilen ırmak yatağının ortasına kabrini kazdırıp, kendisini gömdürdükten sonra, ırmağı eski yoluna çevirterek onun üzerinden akıttı. [43][11]

Onun vefat ettiği yer üzerine bir söylem de şöyledir: Daha sonra Tarsus ve civarında oluşan kıtlık üzerine bu bölgeye davet edilen Hz. Danyal'ın bu bölgeye gelmesi ile bölgeye bolluk ve bereket gelmesi üzerine bölge halkı, Hz. Danyal'ı bırakmamışlardır. Tarsus'ta vefat eden Hz. Danyal'ın makamını bulmak için Tarsus Belediyesi tarafından finanse edilen kazı çalışmaları rivayetlere uygun çıkan tarihi eserler ışığında devam etmektedir.[3]

Kaynaklar

[1] www.internethaber.com/news_detail.php?id=194394
[2] Yeni Rehber Ansiklopedisi, "Danyâl Aleyhisselâm" maddesi, İhlas Gazetecilik, İstanbul 1993.
[3] tr.wikipedia.org/wiki/Danyal
[4] Gülenay Ziya, "Peygamberlerin Meslekleri ve Nitelikleri", İrşad Dergisi, sayı:1.
[5] Sâlebî - Arais s. 341.
[6] www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=show_qna&id=42635
[7] tr.wikipedia.org/wiki/Tartışma:Danyal
[8] Ebülfida-Elbidaye vennihaye c.2,s.38,40, İBn.Haldun-Tarih c.2,ks.1,s.107,117
[9] Taberî-Tarih c.1,s.289, c.2,s.15.
[10] ibn Habîb - Kitabülmuhabber s. 390.
[11] M. Asım Köksal, "Peygamberler Tarihi", Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları: 2/274-276.
[12] Nişâncızâde Mehmed Efendi, Taberî
[13] www.ilahiyatforum.com/forum/herkesten-vef-beklerken-t61720.html?p=1182974
[14] www.karagoz.web.tr/forum/forum_posts.asp?TID=1395&get=last
[15] www.mollacami.net/forum/index.php/topic,21739.0.html
[16] "USUL-U KÂFİ ( Akıl ve cehalet kitabı ) den HADİSLER", www.bilgininefendisi.net/forum/index.php/topic,42674.50/wap.html
[17] Ebû Nuaym Delâilünnübüvve c.1, s.22, Beyhakî Delâilünnübüvve c.1, s.291, Ebülferac İbn Cevzi Elvefa c.2, s.731, Muhyiddin b. Arabî Muhâdaratül ebrar c.1, s.104, Zehebî Tarihulislam c.2, s.374, Hâkimden naklen Ebülfida Tefsir c.2, s.253, A.Aliyyülmüttakî Kenzül'ummal c.12, s.471.
[18] Ebû Nuaym Delâil c.1, s.22, Ebülferec Elvefa c.2, s.731, ibn Arabî Muhâdara c.1, s.104.
[19] Muhyiddin b. Arabî Muhâdaratülebrar c.1, s.104.
[20] Ebâ Nuaym Delâil c.1, s.22, Ebülferac Elfvefa c.2, s.731, İbn Arabî 104.
[21] Beyhakî Delâil c.1, s.291, Zehebi Tarihulislam c.2, s.374, Ebülfida Tefsir c.2, s.253, Kenzülummal c.12, s.471.
[22] Beyhaki Detail c.1, s.291, Elvefa c.2, s.731, Muhâdara c.1, s.104, Zehebî c.2, s.374, Ebülfida Tefsir c.2, s.253.
[23] Ebû Nuaym Delaîlünnübüvve c.1, s.22, Ebülferec İbn Cevzi Elfvefa c.2, s.731.
[24] Ebû Nuaym Delâil, c.A, s.22, Beyhatö Delâilünübüvve c.1, s.291, Ebülferec Elvefa c.2, s.731, Muhyiddin b. Arabî-Muhâdara c.1, s.104, Zehebî-Tarihulislâm c.2, s.374, Hâkimden naklen Ebülfida Tefsir c.1, s.22.
[25] Beyhakî Delâil c. 1, s.291, Zehebî-Tarihulislâm c.2, s.374, Hâkimden naklen Ebülfida-Tefsir c.2, s.253, Diyar Bekri Hamîs c.1, s.22.
[26] Ebû Nuaym Delâil c.1, s.22, İbn Arabî Muhâdara c.1, s.104.
[27] Ebû Nuaym Delâil c.1, s.22, Ebülferec Elvefa c.2, s.731, ibn Arabî Muhadara c.1, s.104.
[28] Zehebî Tarihulislam c.2, s.374, Kenzülummal c.12, s.471, Diyar Bekrî Hamiş c.1, s.22.
[29] Ebû Nuaym Delâil c.1, s.22, Ebülferec Elvefa c.2, s.731, İbn Arabî Muhadara c. 1, s.104, Zehebî Tarihulislam c.2, s.374.
[30] Ebû Nuaym Delâil c.1, s.22, Ebülferec Elvefa c.2, s.731, İbn Arabî Muhadara c. 1, s.104, Zehebî Tarihulislam c.2, s.374.
[31] Ebü Nuaym Delâil c.1, s.22, Ebülferec Elvefa c.2, s.731, İbn Arabî Muhadara c.1, s.104, Zehebî Tarihulislam c.2, s.374, Kenzülummal c.12, s.471, Diyar Bekrî c.1, s.22.
[32] Dineverî El'ahbar s. 19, Zehebî Tarihulislam c.2, s.374.
[33] Dineverî El'ahbar s.18-19, Ebû Nuaym-Delâil c.1, s.21-23, Beyhaki Delâil. c.1, s.287 - 291, Ebülferec Elvefa c.2, s.729 - 731, Muhyiddin b. Arabî Muhadara c.1, s. 100 -104, Zehebî-Tarihulislâm c.2, s.366-374, Hâkimden naklen Ebülfida Tefsir c.2, s.252-253, Diyar Bekrî Hâmis c.1, s.22.
[34] www.ihvanforum.org/islam-i-hayat/44137-peygamber-resimleri/
[35] Şâlebî Arais s.340.
[36] İbn Esir kâmil c.1, s.268
[37] İbn Kuteybe Maarif s.23. Salebi Arais s.340, İbn Esîr Kâmil c.1, s.268
[38] İbn Kuteybe Maarif s.23
[39] Dineverî El'ahbar s.23, Salebi Arais sb.340, İbn Esîr Kâmil c.1, s.268.
[40] İbn Kuteybe Maarif s.23, Dineveri El'ahbar s.49, Beyhaki Delâil c.1, s.292, Muhyiddin b. Arabi Muhadaratüleb-rar c.1, s.136.
[41] Sâlebî Arais s.340-341.
[42] A. Aliyyülmüttakî Kenzül'ummal c.12, s.482.
[43] Sâlebt Arais s.341.





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: Fırat, 08.07.2010, 23:30 (UTC):
Hz. Danyal peygamberin mezarı Tarsus Makam Camii'nin altında bulunmuştur ve orası Türbe yapılmıştır.



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36627271 ziyaretçi (102622808 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.