Hz. Muhammed ve Yaşam
 

Hz. Muhammed ve Yaşam

Ayşegül

Güzel ahlâkın tamamlayıcısı,hoşgörü ve sevginin vücûda gelmiş hâli olan sevgili Peygamberimiz, yaşamı ile de bunu insanlara göstermiş ve öğretmeye çalışmıştır. Hoşgörü; ama kesinlikle ayırmaksızın herkes için hoşgörü temel prensiplerinin başında gelenlerdendi. Buna dair pek çok örnekler vardır. Sevgili Peygamberimiz, birgün Medine yollarında yürürken o zamanlar henüz İslam ile tanışmamış bir gencin karşıdan, ezanı alaya alarak okumasını duyar ve ona yaklaşır ve der ki; «Senin ne kadar güzel sesin var, gel seni mescide müezzinimiz ol.» Genç de güler ve; «Beden böyle bir şey yapayım; ben, Müslüman değilim ki...» der. Peygamber Efendimiz (S.A.V.),  tebessüm eder, saçını okşar ve "Biliyorum." der. Aradan geçen zaman içerisinde, o genç, İslam ile şereflenir, mescide müezzin olur ve hayatı boyunca, Peygember Efendimiz saçını okşadığı, o mübarek eller o saça değdiği için asla saçını kesmez.

Bu kıssa, bana daima insan kazanmanın önemini ve şeklini hatırlatır.Özellikle zamanımızda en ufak şeyler için gençlerimize dinsizlik yakıştırılması yapılıp,onları en çok ihtiyacı olan şeyden; inançtan uzaklaştırılıp soğutulduğunu gördüğümde. Peygamber Efendimiz, çocukları çok severdi. Torunları, o namaz kılarken sırtına, omzuna çıkmayı ve namazda onunla beraber eğrilip doğrulmayı çok severlerdi. Kesinlikle onlara kızmaz, eğlenmeleri için namazı bazen ağırdan aldığı olurdu. Bu da bana namaz kılarken yanlışlıkla önünden geçtiğim için dedem tarafından atılan tokadı hatırlatır. Bu olay yüzünden uzun yıllar namaz ile barışamadım.Ya da camilerde ses çıkardığı için sürekli azarlanıp hatta kovulan küçüklerimiz, büyüyünce camilerin girmemeleri gereken yer olduğunu düşünüp adeta kaçıyorlar.

Sevgili Peygamberimiz, ev işlerinde de yardımcı olan bir eşti. Bazen kendi giysilerini kendisinin yamadığı, hatta yıkadığı görülmüştür. Hz. Aişe ile aralarında iki eşin arasında olması gereken sevgi ve saygı bağı vardı. Birgün Hz. Aişe, Resulullah'a (S.A.V.) sormuş; "Ey Allah'ın Resûlü. Beni seviyor musun?" Peygamber Efendimiz, cevap vermiş; "Evet ya Aişe." "Peki nasıl?" diye sormuş Hz. Aişe, Sevgili Peygamberimiz (S.A.V.), demiş ki "Kördüğüm gibi"... Aradan geçen zaman içerisinde Hz.Aişe, bazen hatırlatırmış, "Kördüğüm nasıl ya Rasullallah!" Sevgili Peygamberimiz de aklıma kazınmış o muhteşem cevabı verirmiş; "İLK GÜNKÜ GİBİ YA AİŞE!"

Günümüzde en çabuk ve acımasızca tüketilen şey; sevgi! Zamanımızda insanlar; ölerek, bayılarak evlendikleri eşleri ile daha üç-beş ay geçmeden gırtlak gırtlağa gelerek direk mahkeme salonlarında alıyorlar soluğu. Ne oldu? Hani çok seviyordunuz?

Bir de kız çocukları var tabii ki... Sevgili Peygamberimiz (S.A.V.), ashâbı ile sohbet halinde iken; "Eğer içinizden üç ya da daha fazla kızı olanlar var ise, onları en güzel şekilde yetiştirir ve evlendirirlerse; Allah, onlara Cennet'i müjdeliyor." dedi. İçlerinden biri, kalktı; "Ya iki kızı olanlar ne olacak?" "Onların durumu da aynıdır" dedi. Biri daha kalktı; "Ya bir tane olanlar?", "Onlar da aynıdır." dedi. Bilindiği üzere Peygamber Efendimiz'in soyu, Hz. Fatıma ile devam etmektedir. Bu da bize hâlâ günümüzde sürekliliğini koruyan, pek çok genç kadının hayatını kâbusa çeviren erkek çocuğu takıntısının manasızlığını gösterir.

Medine'de Mescid-i Nebî'nin (ya da daha bilinen adı ile Mescid-i Nebevî'nin) avlularında, namaz sonrasında kız çocuklarını kucaklarında, omuzlarında, sırtlarında taşıyan babaları gördüğümde, Sevgili Peygamberimiz'in attığı sağlam temellerin sonuçlarını kendi gözlerimle görmek beni çok mutlu etti... Bilindiği gibi cahiliyye devrinde kız çocukları, diri diri toprağa gömülürdü. Hz. Ömer, o zamanlarla ilgili anılarını anlatırken şöyle der; "İki şey aklıma geldikçe birine güler, diğerine ağlarım; Yeni doğan kızımı gömdüğüm aklıma gelince ağlarım. Çobanlığa giderken yanımıza aldığımız helvalarımızı put şekline getirirdik. Önce ona ibadet eder, sonra da yerdik. Bu aklıma geldikçe de gülerim..."

HAYATIMIZA IŞIK TUTABİLECEK, BİZE YÖN VEREBİLECEK DAHA NİCE ÖRNEKLER VAR. BEN, BURADA BASİTÇE DEĞİNMEYE ÇALIŞTIM ACİZANE! BURADA ANLATILMAYA ÇALIŞILAN, OKYANUSTA BİR ZERRECİK DAHİ DEĞİLDİR, AMA KÜÇÜK DAMLALAR BÜYÜK OKYANUSLARI OLUŞTURUR...





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: bence..., 25.04.2010, 13:16 (UTC):
bu benim ilk yazım...:)yazarken çok heyecanlanmıştım...



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36921143 ziyaretçi (103140105 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.