Hz. Yusuf (Yuzarsif)
 
Hz. Yusuf, Yuzarsif, Züleyha

Hz. Yusuf (A.S.)

Hz. Yusuf'un Hayatı (Yuzarsif, Yusarsif, Prophet Joseph)

Hz. Yusuf, Mısır ahalisine gönderilen peygamber. Hz. Yakup'un oğludur. Annesinin ismi, Râhil'dir. İsrailoğullarından (Hz. Yakup'un neslinden) gönderilen ilk peygamberdir. Küçük yaştayken annesini vefât eden Hz. Yusuf'u ve küçük kardeşi Bünyamin'i babaları olan Hz. Yakup, şefkatle bakıp büyütüyordu. Çünkü onlar, anne şefkatinden mahrûm kalmışlardı. Annesinin vefâtından sonra Hz. Yusuf, halasının yanında kaldı. Halasının vefâtından sonra tekrar babası Hz. Yakup'un yanına döndü. Hz. Yakup'un diğer eşlerinden olan Rabil, Şem'un, Lâvî, Yehûda, İsâhar, Zablun, Dân, Neftâli, Câd ve Aşir adlı oğulları, Yusuf ve kardeşi Bünyamin'i babalarının daha çok sevmesini kıskanıyorlardı.

Hz. Yusuf, 7 ya da 12 yaşlarındayken rüyasında 11 yıldız, Ay ve Güneş'in kendisine secde ettiklerini gördü ve bu rüyasını babasına anlattı. Oğlunun anlattıklarını dinleyen Hz. Yakup, 11 yıldızın diğer oğulları, Güneş'in kendisi, Ay'ın da hanımı olduğunu şeklinde tâbir etti. Gelecekte Hz. Yusuf'un büyük nimetlere kavuşacağını ve ona peygamberlik verileceğini anladı. Bu rüyayı duydukları takdirde kardeşlerinin kendisini daha çok kıskanacaklarını ve Şeytan'ın vesvesesiyle ona bir kötülük yapabileceklerini düşünerek Hz. Yusuf'a rüyasını kardeşlerine anlatmamasını söyledi.

Hz. Yakup'un oğlu Hz. Yusuf'u kendilerinden daha çok sevmesi sebebiyle kıskançlıkları iyice artan diğer oğulları, toplanıp aralarında konuştular. Yusuf'un babalarından ayırmaya karar verdiler. Bunun için de 2 yol düşündüler; «Ya öldürürüz veya babamızın sevgisini kendimize çekeriz.» dediler. İçlerinden biri, (Rabil ya da Yahuda); «Eğer benim sözümü tutarsanız, Yusuf'u öldürmeyin. Onu büyük bir kuyunun dibine bırakın ki, oraya uğrayan yolculardan biri çıkarıp başka bir yere götürür. Böylece Yusuf, babamızdan uzaklaştırılmış olur.» dedi. Diğerleri de bu görüşü benimseyip Hz. Yusuf'u kuyuya atmaya karar verdiler.

Ertesi gün, hep birlikte Hz. Yakup'a giden oğulları, koyunlarını otlatmak için kıra gideceklerini, kardeşleri Yusuf'u da çok sevdikleri için yanlarında götürmek istediklerini söylediler. Kardeşlerinin Yusuf'a bir şey yapacaklarından çekinen Hz. Yakup; «Onu götürmeniz, beni mahzûn eder. Siz, ondan habersizken onu kurt yemesinden korkarım.» dedi. Oğulları, babalarına karşı yemin ederek; «Biz, kuvvetli bir toplulukken, onu kurt yerse âciz ve güçsüz kimselerden oluruz.» diyerek hile ile Hz. Yusuf'u babalarından aldılar. Hz. Yakup, oğullarının ısrarı ve Hz. Yusuf'un da onlarla gitmek istemesi karşısında  takdîre razı oldu. Kardeşleri, babalarından uzaklaşınca Yusuf'a eziyet etmeye başladılar. Bir müddet sonra atmayı kararlaştırdıkları kuyunun başına vardılar. Kardeşleri, Hz. Yusuf'un elbiselerini soydular. İpe bağlayıp kuyuya sarkıttılar. Kuyunun yarısına varınca da ipi kestiler.

Hz. Yusuf, suyun dibine düştüğü sırada şu duayı okudu: «Ey gâib olmayan Şâhit. Ey uzak olmayan Karîb. Ey mağlup olmayan Gâlip. Beni bu musibetten kurtar! Bunun için bana bir çıkış yolu nasip et!» Hz. Yusuf, kuyuda dua edip Allah-u Teala'yı zikretmeye başladı. Onun bu zikrini duyan melekler, etrafına toplanıp onu teselli ettiler. Cebrail, gelip ona arkadaşlık etti.

Kardeşleri, Hz. Yusuf'un sırtından çıkardıkları gömleği kestikleri bir hayvanın kanına buladılar  ve babaları Hz. Yakup'a götürdüler. «Ey bizim babamız, hakikaten biz gittik. Yarış edecektik. Yusuf'u da eşyalarımızın yanına bırakmıştık. Onu kurt yemiş.» dediler. Kesmiş oldukları hayvanın kanına buladıkları gömleği getirdiler. Hz. Yakup, onların yalan söylediklerini anlayarak; «Hayır. Nefisleriniz sizi aldatıp böyle bir işe sürüklemiş. Artık bana düşen, sabr-ı cemîldir. Sizin bu yaptıklarınız üzerine sabrımla Allah-u Teala'dan yardım isterim.» dedi. Hz. Yusuf'un kana bulanmış gömleğini yüzüne gözüne sürdü. Gömleğin hiç yırtılmamış olduğunu görüp; «O kurdun Yusuf'uma karşı şefkati, sizden fazlaymış. Vallahi bugüne kadar bu kurt gibi yumuşak huylusunu görmedim. Oğlumu yemiş de, sırtındaki gömleğini bile yırtmamış.» dedi ve takdîre râzı olup sabr-ı cemîlin kendisi için en güzel yol olduğunu söyledi.

Hz. Yusuf, kuyuya atıldıktan bir müddet sonra Medyen'den gelip Mısır'a gitmekte olan bir kervan, kuyunun yanında konakladı. Su almak için için vazifeli olan bir kişi, kovasını kuyuya saldığı zaman, Hz. Yusuf, kovaya sarıldı. Kova yukarı çekilince Hz. Yusuf da kovayla beraber dışarıya çıktı. Kovayı çeken kişi, güzel yüzlü bir çocuğun da kovanın ipine tutunup çıktığını görünce şaşırdı ve onu yanına alıp kâfiledekilere götürdü. Böylece Hz. Yusuf, kuyudan çıkıp kurtuldu. Bu sırada Hz. Yusuf'u kuyuya atan kardeşlerinden biri, ona yiyecek vermek üzere Yusuf'u attıkları kuyunun yanına gelmişti. Yusuf'un kervancılar tarafından kuyudan çıkarılmış olduğunu görünce, diğer kardeşlerine haber verdi. Kervancıların yanına gelen kardeşleri, «Bu, bizim kölemizdi ve kaçtı. İsterseniz onu satın alıp başka bir memlekete götürün.» dediler. Hz. Yusuf'u da «Bizi yalancı çıkarma, seni öldürürüz.»  diye korkuttular. Kervancılar, paralarını mala yatırdıklarını, yanlarında bulunan bir kaç dirhemi verebileceklerini söylediler. Asıl maksatları, Hz. Yusuf'u satmak değil; babalarından uzaklaştırmak olan kardeşleri, kervancıların verdiği bir kaç dirheme râzı olup onu sattılar.

Kervancılar, Hz. Yusuf'u Mısır'a götürüp pazara çıkardılar. Bir çok kimse, onu satın almak isteyince fiyatı yükseldi. O sırada Mısır Azîzi, yani Mâliye Nâzırı (Bakanı) olan Kıtfîr (İzfîr, Potifar), Hz. Yusuf'u kervancılardan çok yüksek bir fiyata satın aldı. Eve varınca da hanımına ona iyi muamele edilmesini, ilerde kendilerine faydalı olabileceğini söyledi. Hz. Yusuf'u satın alan Mısır Azîzi'nin  hanımı Zelihâ (ya da Züleyhâ)'ydı ve çocukları olmamıştı. Bu yüzden Azîz, Hz. Yusuf'u evlat edinmeyi düşündü. Hz. Yusuf, Azîz'in evinde gâyet rahattı. Azîz'in hanımı (Züleyhâ) ise genç ve güzel bir kadındı. Azîz ise, ınnîn, yâni iktidarsızdı. Hz. Yusuf ise, akıllara durgunluk verecek derecede güzeldi. Yüzünde parlayan nübüvvet (peygamberlik) nûru, herkesi kendine hayran bırakıyordu. Bu hâl, Züleyha'nın ona âşık olmasına sebep oldu.

Züleyhâ, Hz. Yusuf'a karşı süslenip onu kendisine çekmek için çalıştı; fakat Hz. Yusuf, Allah-u Teala'nın yardımıyla ona hiç itibâr etmedi. Züleyhâ, sonunda kapıları kapadı ve ondan murâd almak istedi. Hz. Yusuf; «Efendim (Kıtfîr), iyi bakman için beni sana bıraktı. Bunun karşılığında onun haremine hıyânet etmekten Allah'a sığınırım.» dedi. Hz. Yusuf'un kendisine itibâr etmediğini gören Züleyhâ, ona iftirâ etti. Züleyhâ'nın Hz. Yusuf'a yaptıkları, bir müddet sonra Mısır ahâlisi tarafından duyuldu. Haber, sarayda görevli kimselerin eşleri tarafından da duyulunca, kadınlar; «Züleyhâ, Kenânlı kölesi Yusuf'un nefsinden murâd almak istiyormuş. O gencin sevgisi, onun yüreğine işlemiş, onu deli etmiş. Azîz'in eşi olduğu halde, Züleyhâ'nın bir köleye gönül vermesini açık bir hatâ olarak görüyoruz.» dediler.

Züleyhâ, Mısırlı kadınların kendisi hakkındaki sözlerini işitti. O kadınların da Hz, Yusuf'u görmesi için bir ziyâfet verdi. Kendisini ayıplayan kadınlarla beraber, şehir eşrâfından 40 kadar kadını davet etti. Onlar için, bıçakla kesilerek yenecek yiyecekler de hazırlattı. Misafirler gelip kendileri için hazırlanan yemekleri yemeye başladılar. Züleyhâ, başka bir odada bulunan Hz. Yusuf'un kadınlara görünmesini istedi. Hz. Yusuf, Züleyhâ'dan çekindiği için, emrine karşı gelmeyip kadınlara göründü. Kadınlar, Hz. Yusuf'u görünce cemâlinin heybetinden (yüzünün güzelliğinden) kendilerini unuttular. Meyve yerine hiç acı duymadan ellerini kestiler. Onun güzelliğini ve cemâlinin heybetini hiçbir insanda görmemişlerdi. Böylece onun melek olmadığını bildikleri halde; «Bu, bir melektir.» demekten kendini alamadılar. Onların bu hâlini seyreden Züleyhâ; «İşte gördünüz mü? Siz, benden daha çok kınanmaya, ayıplanmaya lâyıksınız. Çünkü onu bir defa görmekle kendinizi kaybedip  ellerinizi kestiğinizin farkında bile olmadınız. Bense uzun zamandır onunla birlikteyim. Fakat hiçbir vakit, sizin bu hâlinize düşüp, hayranlığımdan dolayı kendimden geçmedim. Şimdi gördüğünüzü önceden görseydiniz, beni kınamazdınız.» dedi. Sonra da onlara; «Duyduğunuz gibi, ben, ondan bu iş için talepte bulundum. O ise, bu husustaki teklifimi kabul etmedi. Eğer ona emrettiğim şeyi yapmazsa, muhakkak ki zindanlarda sürünür.» dedi. Misafir gelen kadınlar, Hz. Yusuf'un etrafına toplanıp; «Azîz'in hanımının emrine karşı gelmen, sana bir fayda getirmez.» diye Züleyha'nın arzusuna uymaya teşvik ettiler.

Hz. Yusuf, kadınların fuhuşu güzel gösteren hileleri ve sözleri karşısında Allah'a sığınıp dua etti. Başına gelen bu musibetten korunmasını niyaz etti; «Ey Rabbim, Zindan, bana bu (Mısırlı) kadınların beni davet ettikleri şeyden daha sevimlidir. Eğer sen, onların hilelerini benden çevirmezsen (beni ismet üzere sâbit kılmak sûretiyle korumazsan, ben, ihtiyârî olmayan tabii bir meyl ile) onlara meyleder, böylece sefihler zümresine dâhil olurum.» Bunun üzerine Rabbi, onun duasını kabul etti. Kadınların hilelerini, şerlerini ondan çevirdi. Çünkü O (Allah-u Teala, kendisine tazarrû ve ilticâ edenlerin [sığınanların] dualarını) işitici ve hallerini bilicidir.[a]

Züleyhâ'nın kocası Azîz (Potifar), Hz. Yusuf'un yapılan soruşturma neticesinde suçsuzluğunu anlamış olduğu için herhangi bir ceza vermeye lüzum görmemişti. Fakat yapılan dedikoduları kesmek için ve Züleyha'nın baskılarına boyun eğerek Hz. Yusuf'un hapsedilmesine karar verdi. Böylece Hz. Yusuf, zindana atıldı. Hz. Yusuf'un zindanda ne kadar kaldığı, kesin olarak bilinmemektedir.

Hz. Yusuf'la beraber Mısır Firavunu'nun ekmekçisi ve şerbetçisi de hapishânedeydiler. Hz. Yusuf, zindandayken hastaları ziyaret eder, geceleri daima namaz kılar, Rabbini zikrederdi. Kendisine Allah-u Teala, rüya tabiri ilmini öğretti. Hz. Yusuf, Firavun'un ekmekçisi ve şerbetçisinin görmüş oldukları rüyayı tabir etti. Birisi, rüyasında üzüm sıktığını, diğeri de başının üzerinde ekmek taşıdığını ve bu ekmekten kuşların yediğini görmüştü. Hz. Yusuf, rüyasında üzüm sıkanın serbest bırakılacağını, ekmek taşıyanın ise idam edileceğini söyledi. O kimselerin rüyaları, Hz. Yusuf'un tabir ettiği (yorumladığı) gibi çıktı. Şerbetçi, serbest bırakılıp eski görevine geri döndü. Ekmekçi de asıldı ve başının etini kuşlar yedi.

Hz. Yusuf, zindandayken Mısır('ın yeni) hükümdarı (Akhenaton), bir rüya görmüştü. Dehşetle uykusundan uyanıp; «Ben, rüyamda yedi semiz ineğin yedi zayıf ineği yediğini ve yedi yeşil başak, yedi de kurumuş başak gördüm. Ey ileri gelenler, eğer rüya tabiri biliyorsanız bu rüyamı yorumlayın.» dedi. Onlar, «Biz, böyle rüyaların yorumunu bilmeyiz.» dediler. Bu sırada daha önce  Hz. Yusuf ile zindanda kalan şerbetçi, kendi rüyasını tabir ettirdiğini hatırlayarak; «Ben, bu rüyanın yorumunu yaptıracağım. Beni Yusuf'un bulunduğu zindana götürüp onunla görüştürün.» dedi. Şerbetçiyi Hz. Yusuf'un yanına götürdüler. O da Mısır hükümdarının  rüyasını anlatıp yorumunu istedi.

Allah-u Teala, Hz. Yusuf'a zindandayken peygamberlik emrini bildirdi. Hz. Yusuf da Mısır hükümdarının rüyasını tabir etmeden önce Allah-u Teala'nın peygamberi olduğunu söyleyip onlara mucize gösterdi. Gelecek yemekler, daha gelmeden önce cinsini ve tadını haber verdi. Peygamber ailesinden geldiğini, baba ve dedelerinin peygamber olduğunu bildirdi. Zindandayken insanları tevhid dinine davet etmeye başladı. Zindandakilere; «Ey zindan arkadaşlarım. Çok sayıdaki putlarınız mı hayırlı, yoksa (zâtında ve sıfatlarında) tek ve her şeye gâlip olan Allah mı?» dedi. Arkadaşlarına tevhid inancını, inanmanın gerekli olduğunu ve hak din emir ve yasaklarını anlattı.

Hz. Yusuf, hükümdarın rüyasını yorumlayıp; «Yedi sene bolluk, sonra yedi sene kıtlık olacak. Bollukta saklayın, kıtlıkta bunları yersiniz.» buyurdu. Hükümdar, tâbiri duyunca Hz. Yusuf'u istedi. Hz. Yusuf, Mısır hükümdarının elçisine; «Efendine dön de, ellerini kesen o kadınların zoru (hâli) neydi? Kendisine sor. Benim Rabbim, onların hilelerinin ne olduğunu (ne söylediklerini, ne yaptıklarını) elbette bilir.» dedi. Elçi, hükümdarın yanına dönüp Hz. Yusuf'un isteğini arz etti. Meseleyi araştıran hükümdar, o kadınları yanına getirtip; «Yusuf'un nefsinden murâd almak istediğiniz vakit, ne halde idiniz? Onu Züleyhâ'nın emrine itaat etmeye teşvik ederken, size karşı bir meylini hissettiniz mi? Kendisinde bir kötülük, şüphe götürür bir hareket gördünüz mü?» dedi. Kadınlar; «Hâşâ! Biz, onun hiçbir kötü hâline, hiçbir günahına muttalî olmadık (rastlamadık).» dediler. O mecliste bulunan Azîzin hanımı Züleyhâ da; «Şimdi, hak (gerçek), ortaya çıktı. Ben, onun nefsinden murâd almak istemiştim. O ise, şüphesiz doğru söyleyenlerdendir.» dedi. Böylece Hz. Yusuf'un suçsuzluğu ve senelerce zindanda suçsuz olarak kalmış olduğu ortaya çıktı.

Mısır hükümdarı, Hz. Yusuf'a tekrar elçi gönderip; «Onu bana getirin. Kendisini has müsteşâr (baş danışman) edinip işlerimi ona bırakayım.» dedi. Hükümdarın davetini kabul eden Hz. Yusuf, zindandan çıktı. Zindanın kapısına da; «Burası, belâ, musîbet ve hüzün evi, dirilerin kabri, düşmanların sevinç, dostların tecrübe yeridir.» diye yazdı.

Hz. Yusuf, hükümdarın sarayına varınca; hükümdar, kendisine iltifatlarda bulundu ve sonra görmüş olduğu rüya ile ilgili ne gibi tedbirler alınması gerektiğini sordu. Hz. Yusuf; «Bolluk senelerinde çok ekip ekinleri sapları ile beraber başaklarıyla ambarlara koymalısın. Bu şekilde ekinler, bozulmadan kalır; hem de saplar, hayvanlarınız için yem olur. Halka da ekinlerinden ihtiyaçları kadar yemelerini, geriye kalanını saklayıp korumalarını emretmelisin. Bu yiyecekler, kıtlık senelerinde sizin ve çevredeki insanların ihtiyaçlarını karşılayacaktır.» dedi. Hz. Yusuf'un tavsiyeleri çok hoşuna giden hükümdar; «Bu işleri yapmakta bana kim yardım eder?» dedi. Hz. Yusuf, ona; «Arzın (Mısır'ın) hazînelerinin idare işini bana bırak. Ben, onu korumaya muktedirim. Tasarruf yollarını da bilirim. Bu işi ben yaparım.» dedi.

Hz. Yusuf'un teklifinden 1 yıl sonra, Mısır Azîzi (Potifar) öldü. Hükümdar, Hz. Yusuf'u onun yerine Mısır Azîzi  (Mâliye Nâzırı) yaptı. Mücevherlerle süslü taht ve taçlarla birlikte hazinelerin anahtarını ona teslim etti. Hükümdar, bütün yetkileri Hz. Yusuf'a verdi. Ülkenin her tarafında Hz. Yusuf'un emri geçerli oldu.

Hz. Yusuf, Azîzin (Potifar'ın) ölümüyle sarayı terk edip perişân hâle gelen ve Allah-u Teala'ya iman etmiş olan Züleyhâ'yı kendine nikahlayıp onunla evlendi. Hz. Yusuf, Züleyhâ'ya; «Bu senin istemiş olduğun, hayırlı değil mi?» dedi. Züleyhâ da ona; «Ey sıddîk. Beni kınama. Bildiğin gibi ben; mal, mülk ve güzellik gibi dünya nimetine sahip bir kadındım. Ancak kocam, kadınlara yaklaşmaktan mahrumdu. Sen de benim gördüğüm en güzel kimseydin.» diye cevap verdi. Hz. Yusuf'un Züleyhâ'dan iki oğlu ve Rahmet adında bir kızı oldu.

Hz. Yusuf, yetkileri eline alınca kıtlık senelerinin geleceğini düşünerek gerekli tedbirleri aldı. Gerekli gıda stoklarını yaptırdı. Bu stoklar için büyük depolar yaptırıp topladığı yiyecekleri buralarda depoladı. İnsanlara da çok iyilik ve ihsanlarda bulundu. Yedi sene olan bolluk seneleri geçip, peşinden bütün hiddetiyle kıtlık baş gösterdi.  Kıtlığın ilk senesinde insanlar, hazırladıkları yiyecekleri bitirdiler. Hz. Yusuf'tan para ile yiyecek satın almaya başladılar. Hz. Yusuf, kim olursa olsun, kimseyi kayırmadan yiyecek almaya gelene bir deve yükünden fazla yiyecek vermezdi. Bu hususta adaletten asla ayrılmazdı. Mısır hükümdarı ve pek çok kimse, onun adaleti ve güzel huyları sebebiyle Allah'a iman etmişlerdi.

Mısır'dan ve çevre ülkelerden olan insanlar, akın akın gelip Hz. Yusuf'tan yiyecek alıyorlardı. Babası Hz. Yakup'un ve kardeşlerinin yaşadığı Kenan ülkesinde de kıtlık baş gösterdiğinden, Hz. Yakup, anne-baba kardeşi olan Bünyamin haricindeki 10 oğlunu Mısır'a erzak almak üzere gönderdi. Hz. Yakup'un oğulları, Mısır'a  varınca Hz. Yusuf, onları tanıdı. Onlar ise, kardeşleri Hz. Yusuf'u tanımadılar. Hz. Yusuf, onları tanımıyor gibi davranarak kim olduklarını ve nereden geldiklerini sordu. Onlar dediler ki; «Biz, Kenan diyarındanız. İhtiyar bir babanın 10 evladıyız. Babamızın ismi, Yakup'tur. Beldemizde bir kıtlık var. Babamız, bizi buraya erzak almaya gönderdi.» Hz. Yusuf; «Şimdi babanız nerede ve kiminle beraberdir?» diye sorunca, kardeşleri de; «Kenan ilinde, bizim en küçük kardeşimizle aynı anadan olan çok sevdiği bir oğlu daha vardı. Kırda telef oldu (kurtlar yedi). Onun derdinden Bünyamin adındaki küçük oğlunu yanından hiç ayırmaz. Oğlu Yusuf'a üzüntüsünden dolayı, gözleri hiç görmez oldu.» dediler.

Hz. Yusuf, her bir kardeşi için birer deve yükü erzak hazırlattı. Onlardan almış olduğu paraları da gizlice tekrar yüklerinin içine bıraktırdı. Gelecek sefere diğer kardeşlerini de getirmelerini istedi. Getirmedikleri takdirde kendilerine erzak vermeyeceğini bildirdi. Hz. Yakup'un oğulları, Kenan'a varınca Mısır Azîzi tarafından büyük ihsan ve iltifat gördüklerini anlattılar. Mısır Azîzinin bir daha Mısır'a gittiklerinde kardeşleri Bünyamin'i de getirmelerini istediğini, aksi halde artık erzak vermeyeceğini söylediğini bildirdiler. Hz. Yakup, Büyamin'i göndermek istemedi.

Hz. Yusuf'un kardeşleri, yüklerini açtıkları zaman, paralarının da ihsan olarak yüklerinin içine konulduğunu gördüler. Bunun üzerine babalarına; «Ey babamız! Daha ne istiyoruz, işte sermayemiz de bize iade edilmiş. Biz, onunla (Bünyamin'le) tekrar ailemize zahîre (yiyecek) getiririz. Kardeşimizi de koruruz. Kardeşimizi götürmekle, bir deve yükü zahîre de fazla alırız. Bu seferki zahîre, az ölçeklidir, bizi idare etmez.» dediler. Hz. Yakup, Bünyamin'i getireceklerine dair söz aldıktan sonra, Bünyamin de onlarla birlikte olmak üzere, onları tekrar Mısır'a gönderdi. Kendilerine; «Daha önce Yusuf'a olanı biliyorsunuz. Fakat Allah, en iyi koruyucudur. Merhametlilerin en merhametlisidir.» dedi.

Hz. Yakup'un oğulları, ikinci defa Mısır'a gittiler. Bünyamin'i Hz. Yusuf'un yanına getirdiler. Hz. Yusuf, kardeşlerine ikram ve ihsanlarda bulundu. Diğer kardeşlerinden ayrı olduğu sırada kardeşi Bünyamin'e kendisini tanıttı. Bir tedbirle onu göndermeyeceğini bildirdi. Her bir kardeşi için, bir deve yükü erzak hazırlattı. Kardeşi Bünyamin'in yükünü içine Mısır hükümdarının altından yapılmış su tasını koydurdu. Hz. Yakup'un oğullarının yükleri, hazırlanıp yola çıkacakları sırada saraydan bir vazifeli gelerek; «Ey kâfile ehli! Durun! Muhakkak ki siz hırsızlarsınız!» dedi. Hz. Yusuf'un kardeşleri, geri dönerek; «Ne oldu, aradığınız nedir?» diye sordular. Vazifeli, «Hükümdarın tası kayboldu. Onu getirene bir deve yükü zâhire (yiyecek) var. Ben de buna kefilim.» dedi. Hz. Yusuf'un kardeşleri; «Vallâhi, muhakkak siz de bilirsiniz ki biz, buraya fesad (karışıklık) çıkarmak için gelmedik. Biz, hırsız da değiliz.» dediler. Vazifeli ve yanındakiler, «Eğer sözünüzde yalancı çıkarsanız, sizin dininizde hırsızlığın cezası nedir?» dediler. Hz. Yakup'un oğulları; «Su kabını çalanın cezası, o kap, kimin yükünde bulunursa, çalan kimse, mal sahibinin kölesi olur. Biz, hırsızlık yapanları böyle cezalandırırız.» dediler.Saray görevlileri, Hz. Yakup'un oğullarının yüklerini aradılar. Su tası, en son aradıkları Bünyamin'in yükünde çıktı. Bunun üzerine Hz. Yakup'un bildirdiği dinin hükümlerine göre Bünyamin, Mısır'da alıkonuldu.

Hz. Yakup'un oğulları, Hz. Yusuf'a; «Ey Azîz! Hakikat (gerçek şu ki), onun (Bünyamin'in ihtiyar ve çok muhterem bir babası var. Kaybolan kardeşimizin acısını onunla unutur. Onu bizden çok sever. Onun yerine içimizden birini alıp onu serbest bırak. Biz, muhakkak ki seni, ihsân edenlerden (cömertlerden) görüyoruz. Bu ihsânını tamamla.» dediler. Hz. Yusuf; «Eşyâmızı yanında bulduğumuz kimseden başkasını alıkoymaktan Allah'a sığınırız. Çünkü bu takdirde (dininize uygun olarak verdiğiniz fetvaya göre) biz de elbette zâlimlerden oluruz.» dedi.

(Hz. Yakup'a Bünyamin'i getireceği konusunda söz veren,) Hz. Yakup'un büyük oğlu ve Şem'un da; «Babam, bana izin verinceye kadar gelmem.» deyip Mısır'da kaldı. Hz. Yakup'un diğer oğulları, Mısır'dan ayrılıp utanarak ve sıkılarak babalarının yanına geldiler; «Ey babamız, Muhakkak ki oğlun Bünyamin, hırsızlık yaptı. Biz, ancak gördüğümüze şahitlik ederiz. Su kabının Bünyamin'in yükünden çıktığını gördük. Biz gaybı (yani onun gerçekten çalıp çalmadığını ya da onun haberi olmadan eşyaların arasına mı konulduğunu) bilmeyiz. Eğer bize inanmazsan, içinde bulunduğumuz şehirden (Mısır'dan), aralarında geldiğimiz kervana da sor. Biz, hakikaten doğru söyleyicileriz.» dediler. Hz. Yakup, bu habere çok üzülüp anlatılanlara inanmadı. Fakat; «Artık bana düşen, güzelce sabretmektir. Umulur ki Rabbim, oğullarımı bana getire. Şüphesiz, Allah-u Teala, Alimdir, Hakîmdir.» deyip Rabbinin kendisini bu sıkıntıdan kurtaracağına inanan Hz. Yakup, son derece üzüntülü ve kederli olmasına rağmen hâlini Allah'tan başkasına arz etmedi. Başına gelen musîbetlere rağmen, dâimâ sabırlı oldu. Birgün oğullarına kavuşacağını ümit eden Hz. Yakup; «Ey oğullarım! Mısır'a gidin. Yusuf ile kardeşlerinden haber sorun. Allah-u Teala'nın fadl ve ihsânından ümit kesmeyin. Çünkü hakikât (şurası gerçek ki), kâfirler güruhundan başkası, Allah'ın fadl ve rahmetinden ümit kesmez.» dedi.

Hz. Yakup'un oğulları, babalarının tavsiyesi üzerine üçüncü defa Mısır'a geldiler. Hz. Yusuf'un huzuruna varıp; «Az Azîz! Bize ve ailemize darlık, kıtlık, fakirlik ve açlık isabet etti. Çok az ve emniyetsiz bir sermaye ile geldik. Bize daha önce tam bedelle verdiğin gibi, tam ölçek ver. Sermayemizden eksik olan bu miktara karşılık olan bu zâhireyi vermekle veya kardeşimizi iade etmek sûretiyle bize tasaddukta bulun. Zira Allah, sadaka verenleri mükafatlandırır.» dediler. Hz. Yusuf; «Siz,sonunun nereye varacağını bilmeden, Yusuf'a ve kardeşinize yaptığınız işin kötülüğünü anlayıp ondan tövbe ettiniz mi?» dedi. Bu sözler üzerine onlar, bu kimsenin (Azîz'in), kardeşleri Yusuf olabileceğini düşündüler. Ona Yusuf olup olmadığını sordular. Onların yalvarışlarını, çaresiz kaldıklarını görünce, Hz. Yusuf'un kalbi inceldi ve merhametinden dolayı onlara,  kardeşleri Yusuf olduğunu açıkladı. Kardeşleri; «Sen, gerçekten de Yusuf musun?» dediler. Hz. Yusuf; «Evet, ben Yusuf'um. Bu, kardeşim Bünyamin'dir. Allah-u Teala, onunla beni kavuşturmakla bize ihsânda bulundu.» dedi. Kardeşleri, Hz. Yusuf'un üstünlüğünü ve kendisine yaptıklarından dolayı günâhkâr olduklarını kabul ettiler. Hz. Yusuf, onlara; «Bugün, size bir kınama ve ayıplama yoktur.» dedi. Kardeşlerine bir çok izzet ve ikrâmda bulundu. Babası Hz. Yakup'un hâlini, kendisinin yokluğundan sonra ne durumda olduğunu sordu. Onlar da; «Senin için çok üzüldü, ağladı. Bu sebeple gözleri görmez oldu.» dediler. Bunun üzerine Hz. Yusuf, gömleğini çıkarıp onlara verdi ve; «Şu gömleğimi babama götürün ve yüzüne sürsün. O, benim kokumu koklasın ve gözlerine sürsün. Artık rahatlıkla görmeye başlar. Sonra bütün ailenizi bana getirin.» dedi. Hz. Yusuf, kardeşlerinin yol hazırlıklarını yaptırdı ve babası Hz. Yakup'a verilmek üzere bütün hânedânı ve akrabâsı ile birlikte Mısır'a gelmelerini isteyen bir de mektup verdi.

Hz. Yakup, oğulları Mısır'dan yola çıktıktan sonra, oğlu Yusuf'un kokusunu aldığını söyledi.Fakat yanındakiler, Hz. Yusuf'a duyduğu aşırı muhabbetten dolayı böyle bir koku duyduğunu zannedebileceğini söylediler. Nihayet Hz. Yakup'un oğulları, Kenan diyarına yaklaşınca, onlardan birisi müjdeci olarak gelip Hz. Yusuf'un gömleğini babasına verdi. Hz. Yakup, gömleği alıp yüzüne, gözüne sürdü ve gözleri açılıverdi. Sonra bütün oğulları ve akrabâsıyla birlikte Kenan ilinden Mısır'a gitmek üzere yola çıktı. Hz. Yusuf, Mısır hükümdarı ve halkıyla birlikte Hz. Yakup'u ve beraberindekileri karşıladı. Babasını sarayına götürdü. Babasını ve üvey annesini tahtının üstüne çıkarıp oturttu. Hepsi (babası, üvey annesi ve kardeşleri, Hz. Yusuf'a kavuştukları için) secde (şükür secdesi) ettiler. Hz. Yusuf; «Ey babam! İşte bu, evvelce gördüğüm rüyanın tevili (yorumu)dir. Hakikaten Rabbim, o rüyayı tahakkuk ettirdi (gerçekleştirdi). Beni zindandan çıkarıp mülk ihsan etti. Şeytan, benimle kardeşlerimin arasını (hased ile) açtıktan sonra, Allah-u Teala, sizi çölden (Kenan diyarından) getirdi. Muhakkak ki, Rabbim, dilediği şeyleri hakkıyla bilen, her şeyi hikmetinin icâb ettirdiği vakit ve şekilde yapandır.» dedi ve kardeşlerini affettiğini bildirdi.

Hz. Yakup, Hz. Yusuf'la birlikte 10 seneden fazla yaşadıktan sonra vefât etti. Vasiyeti üzerine Kudüs yakınlarındaki "Halîl'ür-Rahmân" denilen yere defnedildi. Hz. Yusuf, babasının vefâtından sonra bir müddet daha yaşadıktan sonra vefât etti. Mısır'da herkes, Hz. Yusuf'u kendi mahallesine efnetmek istiyordu. İş, kavgaya kadar vardı. Sonunda mermer bir sandukaya koyup Nil Nehri kıyısına (veya Nil Nehri'nin ortasına) defnetmekte anlaştılar.[b] [1]

Yüzünün Güzelliği

Hz. Yusuf'un güzelliği, fevkalâdeydi. Hz. Adem'e çok benzerdi. Mısır sokaklarında gezerken, yüzünün pırıltısı, güneş ışıklarının yansıması gibi duvarlara aksederdi. Bir kimse, onun yüzüne bakmak istese, hemen gözlerini çevirmek zorunda kalırdı. Bütün bunlara rağmen Hz. Yusuf'a güzelliklerden sadece bir parça verilmişti. Son peygamber Hz. Muhammed (S.A.V.)'a ise tamâmı verilmişti. Eshâb-ı Kirâm, Peygamber Efendimiz'e; «Siz mi güzeldiniz, Yusuf Aleyhisselâm mı güzeldi?» diye sorduklarında Peygamber Efendimiz, «Kardeşim Yusuf, benden sabih (güzel); ben ondan melihim (sevimliyim). Onun görünen görünen güzelliği,benim görünen güzelliğimden çoktur.» buyurdu.

Eshâb-ı Kirâm'ın gençleri, Hz. Aişe vâlidemize Peygamberimiz Sallallâhu aleyhi ve sellem)'in güzelliğini sorduklarında, Hz. Aişe, şu şiiri söylemiştir;

«Ve lev semia ehlü Mısre evsâfe haddihî.
Lemâ bezelû fî sevmi Yûsufe min nakdin.
Levîmâ Zelihâ lev reeyne cebînehû,
Le âserne bilkat'il kulûbi alel eydi.»

Anlamı: "Mısır'dakiler, onun yanaklarının güzelliğini işitmiş olsalardı, Hz. Yusuf'un pazarlığunda hiç para vermezlerdi. Yani bütün mallarını, O'nun (S.A.V.) yanaklarını görebilmek için saklarlardı. Zelihâ'yı kötüleyen kadınlar, O'nun (S.A.V.) parlak alnını görseydi, ellerinin yerine kalplerini keserlerdi de acısını duymazlardı." [1]

Hz. Yusuf'un Ahlâkı

Hz. Yusuf, güzel ahlâk sâhibi olup, Mısır Azîzi'nin hakkını gözeterek Züleyhâ'nın teklifini reddetti ve iyilik gördüğü kimseye ihânet etmedi. Hiçbir menfaat ve zarar, onun doğruyu söylemesine mâni olamadı.Allah-u Teala, onu Kurân-ı Kerîm'de "Sıddîk" (çok doğru sözlü) olarak medhetti. Kendisine hıyânet ve zulmedenleri affediciydi. İnsanların rüyalarını doğru olarak tâbir ederdi. İnsanlara hizmet eder ve onların ihtiyaçlarını tedârik ederdi. O, iffet sahibi olup iffetini korumakta gayretliydi. Mısır kadınları ile arasında geçen hâdise, meşhûrdur.[1]

Hz. Yusuf'un Mûcizeleri

Hz. Yusuf'un üç çeşit mûcizesi vardı;

  1. Hz. Yusuf'un konuşması, pek şirin, çok tatlı olduğu için herkesin kalbi ona meylederdi. Onun tatlı sözleri karşısında iman eden pek çoktu.
  2. Hz. Yusuf'un yüzü, güneş gibi nûrluydu. Hatta bir kimse, yüzüne bakmak istese, hemen gözlerini çevirmeye mecbûr olurdu. Bu nûrun tesiriyle, yâni başkasına sirâyetiyle huzûruna getirilen âmânın (gözleri görmeyen bir kişinin) hemen gözleri görmeye başlamıştı.
  3. Hz. Yusuf'un duası, bereketiyle ağaçların yapraklarından güzel kumaş olmuştu. Huzuruna bit büyük kişi gelmiş; «Şu gördüğümüz ağaçların yaprakları, birbiriyle birleşip güzel bir kumaş olsun.» diye mucize teklifinde bulunmuştu. Hz.Yusuf, öyle dua edince, kıymet biçilmez bir kumaş olmuştur.

Hz. Yusuf'un hayatı, başından geçenler ve hikmetleri, Kurân-ı Kerîm'de "Ahsen'ül-Kasas" (kıssaların en güzeli) diye medhedilen Yusûf sûresinde bildirilmiştir. Bu sûrede, Yusuf Aleyhisselâm'ın başına gelenlerle, kavuştuğu ihsanlardan bahsedilir. Hasedin noksanlık ve Allah-u Teala'nın mahrumundan mahrum kalmaya, sabrın ise sıkıntı ve gâmlardan kurtulmaya sebep olduğu; Hz. Yakup'un sabrettiği için maksâdına kavuştuğu, Yusuf Aleyhisselâm'ın sabrı ve doğruluğu anlatılmaktadır.[1]

Dipnotlar

[a] Kurân-ı Kerîm, Yusuf Sûresi, âyet: 33
[b] Bir rivâyete göre Hz. Yusuf'tan 400 yıl sonra gelen Hz. Musa, Hz. Yusuf'un kabrini bulup mübarek cesedini oradan alarak Hz. Yakup'un da medfûn (gömülü) bulunduğu "Halîl'ür-Rahmân"a defnetti.

Başvurulan Kaynaklar

[1] Yeni Rehber Ansiklopedisi, "Yusuf Aleyhisselâm" maddesi, İhlâs Yayınevi, s.274-279.





Bu sayfa hakkındaki son yorum:
Yorumu gönderen: xanimana i , 24.07.2016, 15:05 (UTC):
yuzarsifin orda iki oglu olmalidir orda ise bir qizi ve bir oglu olur

Yorumu gönderen: Sadullah, 26.12.2015, 17:50 (UTC):
Allah razıolsun

Yorumu gönderen: Sevdanur Hira, 09.12.2015, 19:03 (UTC):
Ya benim sevgilimin adida yusuf ve bende onu tüm kadınlar nasil Hz. Yusufa aşık olduysa bende benim sevgilim yusufa oyle asigim ins aramiz bozulmaz ve hep anilir yusfum eger bu mesaji gorursen ben sevda yagmurun bitanem

Yorumu gönderen: burhan , 16.07.2015, 13:41 (UTC):
asenat güzel bir isim acaba ilerde kızm olursa ismini asenat koyabilirmiyim

Yorumu gönderen: adsiz, 12.07.2015, 00:55 (UTC):
Ve Asenat tan olan çocukları Menesse ve Efraim Zulayha dan olan çocukları tam olarak ogullarinin adını bilmiyorum ama iki oğlu ve bir kızı var kızının adı Rahmet

Yorumu gönderen: adsız, 11.07.2015, 22:14 (UTC):
İlk önce asenatla evleniyor sonra iki oğlu oluyor filmde bi kız bi oğlan olarak geçiyor ama iki oğul diye yazıyor heryerde. Sonra Allah ın emriyle zuleyhayla evleniyor sonra ve iki oğlu bi kızı oluyor

Yorumu gönderen: csdv, 02.01.2015, 14:03 (UTC):
yokikardeş

Yorumu gönderen: yakup, 29.07.2014, 15:17 (UTC):
yorumlarda bazıları diyor ki, oğlum olursa ismini Yuzarsif koyacam. bence böyle bir isim koymak dogru değil. böyle bir düşünceden vazgeçmelerini tavsiye ederim. çünkü biz son kitap Kur'an-a tabiyiz. Kur'an-da Yusuf suresi var. Kur'an-da yer alan bu Yusuf ismi en uygunu... slmlar

Yorumu gönderen: yakup, 29.07.2014, 15:08 (UTC):
yorumlarda bazıları diyor ki oğlum olursa bu ismi kullanacam. bence böyle bir isim koymak dogru degil. böyle bir düşünceden vazgeçmelerini tavsiye ederim. çünkü biz son kitap Kur'an-a tabiyiz. Kur'an-da Yusuf suresi var. Kur'an-da yer alan bu Yusuf ismi en uygunu... slmlar

Yorumu gönderen: hasan, 05.07.2014, 16:30 (UTC):
Bir peygamberin hayatı ancak bu kadar güzel olabilir.

Yorumu gönderen: yusuf, 27.11.2010, 15:17 (UTC):
halasının ısmını bılenınız var mı?

Yorumu gönderen: Dilek, 27.11.2010, 14:50 (UTC):
slm ben hz.yusuf beygamberimizi cok ama cok seviyorummmmmmm ramazanda oruc zamanında onun filimlerını yayınlarken ben yarını bekleyemeden onun sdlerini arardım yarın gelemesını beklemeden izlemek icin ona aşıgımm sankı okadarr cok seviyorum hz muhabet beygamberimizide hepsinide cok seviyorum keşke bu dunyaa birazda ıslamı görse dinimizi varketselerde insanlarımıza bişey ögretseler ama ne yazıkı i,nsanlar kendileri i,cin yaşıyor kendıleri icin bişey cıkarıyolar kalbim RABimle..... sevgiler

Yorumu gönderen: veysel koncagül, 05.11.2010, 20:26 (UTC):
ben hz, yusufunun filmini izledyimde allahıma dua etim oğlum olursa ismini yüzarsif koyacam dedim ve oğlum oldu ismini yüzarsif koydum allahıma çok şükür

Yorumu gönderen: john cena, 22.10.2010, 18:43 (UTC):
hz.yusufun hayatı ve flmi cooooooooooooooooook güzel
ama engüzel de sonunda aiesi
onun önünde diz çök mesi
22.10.2010

Yorumu gönderen: Kardelen, 16.10.2010, 11:50 (UTC):
H.Z Yusuf öbür peyqamberler qibi çoq ii biridir..

Yorumu gönderen: elif, 06.10.2010, 14:43 (UTC):
Allah bütün müslümanlara hz yusufun iffetini versin

Yorumu gönderen: reyhan, 01.10.2010, 08:25 (UTC):
arkadaşlar.hz.Yusuf un çocuklarının ismi nedir bileniniz varmı?

Yorumu gönderen: fatihöter, 04.09.2010, 15:31 (UTC):
bu dizi süper bir dizidir çok güzeldi ve begeniyle izledik tekrar yaynlanmasını istiyoruz televizyonda

Yorumu gönderen: gizem, 17.08.2010, 11:54 (UTC):
çok güzel bi filmdir izledim çokta acıklı züleyhayı eski haline dündürmesi ve hz. yakupun gözlerini açması gerçekten büyük mücize

Yorumu gönderen: adem, 14.08.2010, 08:21 (UTC):
giriş sayfasında okunan kuranı kerimi kim seslendiriyor

Yorumu gönderen: semiş, 09.08.2010, 11:59 (UTC):
menesenin anlamı : unutturucu demek miş Hz. Yusuf'u seyredirken Hz. Yusuf (a.s) peygamberimiz söylemişti

Yorumu gönderen: MuRaT , 26.07.2010, 07:28 (UTC):
bütün peygamberlere allahtan rahmet dilerim bir gün bi oğlum yada kızım olursa hz.yusufun çocuklarının adını koyacam allaha herkese o güzel isimleri ihsan eylesin..

Yorumu gönderen: adsız, 23.07.2010, 19:48 (UTC):
mohyyyyyttttttttttttttttttttttttttt

Yorumu gönderen: SEDAT YALÇIN, 19.07.2010, 18:47 (UTC):
KIZIMIN ADINI ADINI MENESE KOYDUMANLAMI NEDR LÜTFEN

Yorumu gönderen: ferdi, 17.07.2010, 06:48 (UTC):
inşallah bir oğlum olursa yüzarsif ismi koyacam ALLAH herkese bunu nasıp etsın inşallah

Yorumu gönderen: ibrahim öncü, 13.07.2010, 19:04 (UTC):
bütün enbiyelerimiz ve paygemberlerimize allah tan rahmet diliyorum aselamü aleyküm

Yorumu gönderen: selin, 07.07.2010, 15:46 (UTC):
allah herkezi yusufun ahlakkında yapsın buna çok ihtiyacımız var

Yorumu gönderen: gülden, 05.07.2010, 22:07 (UTC):
yıllardır peygamberlerin hayatı ile olan filmler beni çok etkiler bu yayınlarda emegi olan herkesten ALLAHrazı olsun keşke sadece ramazana özel olmasada kalplerimiz yumuşasa

Yorumu gönderen: emre , 05.07.2010, 18:48 (UTC):
hz yusufun yüzünü gören?

Yorumu gönderen: hilal, 02.07.2010, 15:37 (UTC):
gerçekten yasanası bir devir insan yusufa ve züleyhanın askına hayran kalıyor

Yorumu gönderen: mecit, 30.06.2010, 10:51 (UTC):
ne mutluki bana müslüman olarak dünyaya geldim allahu tüala bütün müslamanları korusun kalbide yusuf peygamberin gül yüzü kalbi ve adaleti dolsun en güzel aşk allahın aşkıdır allah imandan ayırmasın bizi

Yorumu gönderen: ferdi, 26.06.2010, 04:12 (UTC):
çok güzel bir hayat o devirlerde yaşamak isterdim

Yorumu gönderen: berfin, 23.06.2010, 08:20 (UTC):
hiç kimse yusuf gibi olamaz ve hiç bir aşk züleyhanınki gibi olamaz

Yorumu gönderen: çeylan, 15.06.2010, 20:17 (UTC):
çok güzel

Yorumu gönderen: semina, 12.06.2010, 18:45 (UTC):
bende dizisini izledim çok güzel bir hayatı olmasada ona güzel geçiyor.ne kadar güzel bişey HZ.YUSUF peygamberimiz seni çok sewiorum ve diğer peygamberleride

Yorumu gönderen: yusuf, 12.06.2010, 13:40 (UTC):
kim yusufu zuleyha gibi sevebilir ki?? asenat bile o kadar sevmemistir. allah im zuleyha ya acimistir ve sonunda yusuf u ona bagislamistir..

Yorumu gönderen: nefer, 04.06.2010, 21:24 (UTC):
züleyha değilsen düşmüceksin Hz. Yusufun peşine

Yorumu gönderen: ibrahim, 01.06.2010, 21:01 (UTC):
Allahın rahmeti üzerine olsun hz. yusuf peygamberim :(

Yorumu gönderen: yusuf, 03.04.2010, 09:20 (UTC):
ismi yusuf olan kişilerin Allah tarafından onların çok eziyet gördüğünü ve herşeyinden kıskanıldığını çekememezliğine şahit oldum.benim ismim yusuf herkes tarafından kıskanılıyorum.kendilerine iyilik yaptığım herkes bana kin besliyor.benden hep yararlanmak istiyorlar.iyi bir duruma gelmemi veya itibar sahibi olmamı istemiyorlar.bence bu manevi bir durumdur.Allahın sevdiği elçisi hz.Yusuf un isminden kaynaklanmaktadır.Allahım eziyet çeken kullarına ve tüm insanlara yardım etsin.AMİN

Yorumu gönderen: esma, 17.01.2010, 19:19 (UTC):
dizide de evleniyor züleyha ile ...ama asenattan daha sonra ondan da bir oğlu oluyor ismi geçmiyor
ama yoğun kanı isimlerin menşa ve efraim olduğu hakkında fakat kızın adının menesa olduğu da ssöyleniyor

Yorumu gönderen: adnan, 04.11.2009, 13:07 (UTC):
asenatın anlamı nedir

Yorumu gönderen: ömer, 02.11.2009, 13:51 (UTC):
hz.yusuf'un evlilği gerçek bakma sen diziye kur'ana bak sen
züleyhadada güzellik vardı ve yaşlandığında bile hz.yusuf'u seviyordu ve birgün hazyusufun yanına geldi ve dediki ben züleyhayım senden iki isteğim var bunu yerine getirmen için söz ver hzyusuf söz yemin etti ve züleyha=1.eski gençliğimi ve güzelliğim için allaha dua et
2.senle evlenmek istiyorum dedi ve hz yusuf düşündü ve ona allah evlenmesine izin verdi

Yorumu gönderen: şeyma, 01.11.2009, 17:50 (UTC):
benim bilgim şöyle ilk önce firevunun isteğiyle tek tanrıya tapan bir din adamının kızı olan asenatla evleniyor ve ondan birkızıyla oğlu oluyor kızının adı menese (veya melisa)yani unutturucu.oğlunun adı efraim.daha sonra Allah'ın emriyle züleyha ile evleniyor ve züleyhadanda bir oğlu oluyor diye biliyorum ama adını tam olarak bilmiyorum

Yorumu gönderen: ilknur, 30.10.2009, 16:28 (UTC):
çoooooooooooook tatlısın

Yorumu gönderen: fatih, 30.10.2009, 12:26 (UTC):
asenat isminin anlamı nedemek?

Yorumu gönderen: derem, 10.10.2009, 11:58 (UTC):
iyi yav üf

Yorumu gönderen: şeyma, 09.10.2009, 14:26 (UTC):
hayran kaldım ....
yuzarsif senı sevıorummm

Yorumu gönderen: ayse, 24.09.2009, 17:43 (UTC):
benim sorum asenatda esi oldugunu gösterdiler hz yusufun ondan cocuklari oldugunu gösterdiler hangisi doru anlayamadim ice kafam kaarsdi ama asenat cok yerde gecmiyor züleyha geciyor ama asenat tarihdede geciyor hz. yusufun tarihinde ama bizde adi gecmiyor neden.

Yorumu gönderen: hafize, 21.09.2009, 21:22 (UTC):
slm hayır asenatla evleniyor bir kızı ve bir oglu oluyor daha sonra zülayha yaşlanmış bir durumdaiken hz yusufun eşi asenatla karşılaşyor ve eşi oldugunu söylüyor oracıkta bayılan züleyhayı evlerine götüryorlar ve hz yusuf dua ediyor gözleri acılıyor züleyhanın ve daha sonra üzerindeki örtüyü hz yusuf züleyhanın kafasına örtüyor ve orda kaybetmş oldugu gecligine geri dönüyor ve vahi geliyor hz yusufa züleyhayla evlenmesi için ilk eşi asenatta allahın emri oldugu için kabul ediyor ma cocugu olup olmadıgını hç duymadım züleyhadan sadece asenattan bir kızı ve oglu oldugunu biliyorum

Yorumu gönderen: derya, 18.09.2009, 20:20 (UTC):
ama gerçek olan züleyha ile evleniyor ve 2 çocuğuda erkek oluyor züleyhadan



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36805500 ziyaretçi (102936824 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.