Hz. Zülkarneyn
 

Hz. Zülkarneyn

Hz. Zülkarneyn veya Zü'l-Karneyn (Arapça: ذو القرنين) adı,[1] Kur'ân'da geçer. Allah, ondan övgü ile bahsetmiştir. Peygamber mi, yoksa veli mi olduğu ihtilâf konusu olmuştur.[2] Asıl ismi İskender'dir. Doğuya ve batıya gittiği için İskender-i Zülkarneyn diye anılmıştır. Nûh aleyhisselâmın oğlu Yâfes'in soyundandır.[3]

Zülkarneyn kelimesi, Arapça'dır. "Zü" ve "karneyn" kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiştir. "Zü", sahip ve malik demektir. "Karn" ise, boynuz, perçem, tepe, zaman, güneş anlamlarına gelir. "Karneyn", karn'ın tesniyesi yani iki tanesi demektir. Buna göre Zülkarneyn kelimesi, iki boynuz sahibi şeklinde tercüme edilir.[4]

Zülkarneyn'in kim oluğu ve neden kendisine bu lakabın takıldığı konusu, eskiden beri tartışmalı bir husus olarak devam etmiştir. Kendisine Zülkarneyn denilmesi, alimler tarafından, başının iki yanında iki boynuza benzer çıkıntıların bulunması, dünyanın şark ve garbını dolaşması, başının iki yanının bakırdan olması, örülmüş iki deste saçı olması, Allah'ın kendisine nur ve zulmeti musahhar kılması (emrine vermesi), yürürken nurun önünden, zulmetin ise arkasından gelmesi, şecaatı dolayısıyla bu lakabı almış bulunması, rüyasında gökyüzüne çıktığını ve güneşin iki tarafına asıldığını görmesi anlamlarında yorumlanmıştır.

Zülkarneyn'in kim olduğu hususu da, çok farklı şekillerde yorumlanmıştır. Bilindiği gibi Zülkarneyn kelimesi onun esas adı değil, lakabıdır. Onun esas adı hakkında değişik görüşler ileri sürülmüştür. Birçok kişi, onun Büyük İskender (M.Ö 356-323) olduğunu iddia etmiştir. Fakat Kur'ân'da söz konusu olan Zülkarneyn ile Büyük İskender'in vasıfları birbirini tutmamaktadır. Zülkarneyn, Allah'a inanan, dürüst bir hayat süren ve peygamber olduğu bile ileri sürülen bir kişidir. Büyük İskender ise, tek tanrı inancından uzak, girdiği şehirleri yerle bir edecek kadar zalim ve barbar bir insandı.

Bilhassa son devrin alimlerinin ekseriyeti ise, Zülkarneyn'in İran kralı Kisra (Hüsrev) olduğunu kabul etmişlerdir. M.Ö altıncı asırda imparatorluk kuran Kisra'nın vasıflan, Kur'ân'da adı geçen Zülkarneyn'in vasıflarına daha uygun düşmektedir. Nitekim Araplar Kisra'ya, Nûşirevan-ı Âdil demektedirler. Yine de Zülkarneyn'in gerçek adını Allah bilir. Onun peygamber olup olmadığını ihtilaflıdır.[5]

Kuran-ı Kerim'de kıssası, doğuya ve batıya seferleri zikredilmiştir. Zü'l-Karneyn'in doğuya ve batıya gittiğinden İskender olduğuna dair iddialar yaygındır. Zülkarneyn in geçmişte yaşamış biri olduğuna dair birtakım inanışlar olsa da Kehf süresinde bir yere gittiği ve bu yerin sakinlerinin dilinden hiç anlamadığı bahsedilmektedir. O yerdeki insanların hiç gecesi olmuyordu yani hep gündüz görüyorlardı. Zülkarneyn den yardım istediler çünkü Yecüc ve Mecüc onlara saldırıyordu. Zulkarneyn onlardan bir set yapmak için maden ister ve onları bu tehlikeden kurtarır. Bu kıssa Kuran da yer almaktadır ve verilen bu bilgiler akabinde tarihte yaşamış biri olma ihtimali çok düşüktür.

İskender Türe'nin Timaş yayınlarından çıkan kitabı "Zülkarneyn"de bu zatın GELECEKTE yaşayan biri olabileceği ihtimali üzerinde durulmaktadır. Kehf süresinde bahsedilen hiç gece olmayan yer ancak iki yıldızlı sisteme sahip bir gezegende olabilir. Ayrıca kara balçıkta battığı söylenen yer ise karadelik çekim etkisine girmiş bir yıldız olması muhtemeldir. Gittiği yerdeki insanların neredeyse hiç bir dediğini anlamıyor olması, onun başka bir ülkede olduğunu gösteriyor.[6][1]

Zülkarneyn, yaptığı ‘seyahatler' ile Kuran'ın en çok merak uyandıran konularından birisi. Üstelik bunlar, Galaktik seyahatler. Kuran'da Zülkarneyn'in güneşin battığı, güneşin doğduğu yerlere ve "Süddeyn/Seddeyn (iki bulutsu)" arasındaki iki gezegenden birine gittiği yer alıyor.

Merak edilen konulardan birisi de Zülkarneyn'in ne olduğu. Çünkü Zülkarneyn'in bir peygamber mi, bir veli mi, bir melek ya da kral mı olduğu da belli değil. Fakat Türe'ye göre Zülkarneyn'in kim olduğu çok önemli değil. Çünkü Kuran'daki ayetlerde Zülkarneyn'in kimliği değil, yaptığı seyahatler anlatılıyor.

İnternet'te de Zülkarneyn'e ayrı bir yer veriliyor. İnternet'te yer alan ve gerek Kuran'dan, gerekse bazı panellerden aktarılan görüşlerde çoğu kez Zülkarneyn, Hz. Zülkarneyn olarak anılıyor. Ayetlerde Zülkarneyn'e Allah tarafından verilen ‘Sebep' ile ilgili yorumlar da çarpıcı. ‘Sebep' Arapça'da, ‘‘Hurma ağacına çıkmaya yarayan ip...'' Türe, ayetlerde ‘sebep' sözcüğünün ‘‘göğe çıkmaya vasıta şey'' manasında kullanıldığını ifade ediyor. Internet'teki bilgiler arasında, Zülkarneyn'in ‘‘belki de Hz. İbrahim zamanında yaşadığı ve Hz. Hızır'dan ders aldığı'' da yer alıyor.[7]

Zülkarneyn'in adı, Kur'ân'da üç âyette geçmektedir: "(Ey Muhammed), sana Zülkar neyn'den soruyorlar. De ki: Size ondan bir hatıra okuyacağım. Biz yer yüzünde onun için sağlam bir mekan ve orada istediği gibi hareket edeceği yönetim hürriyeti hazırladık ve kendisine (muhtaç olduğu) her şeyden bir sebep verdik (ulaşmak istediği her şeye ulaşmanın yolunu, aracını verdik). O da (kendisini batı ülkelerine ulaştıracak) bir yol tuttu. Nihayet güneşin battığı yere ulaşınca, onu, kara balçıklı bir gözede batar buldu. Onun yanında bir kavim buldu. Dedik ki: Ey Zülkarneyn, (onlara) ya azap edersin veya kendilerine güzel davranırsın (onları güzellikle yola getirirsin. Nasıl istersen öyle yaparsın). Dedi: Kim haksızlık ederse, ona azap edeceğiz) sonra o, Rabb'ine döndürülecektir. O da ona görülmemiş bir azap edecektir. Fakat inanıp iyi iş yapan kimseye de en güzel mükâfat vardır. Ona buyruğumuzdan kolay olanı söyleriz (kolay işler yapmasını emrederiz, zor işlere koşmayız onu). Sonra yine bir yol tuttu. Nihayet güneşin doğduğu yere ulaşınca, onu, öyle bir kavim üzerine doğar buldu ki, onlara güneşin önünden (korunacak) bir siper yapmamıştık. İşte (Zülkarneyn) böyle (yüksek bir mevkie ve hükümranlığa sahip) idi. Onun yanında (daha) nice (hükümranlık) bilgisi (tecrübesi ve vasıtası) bulunduğu biz biliyorduk. Sonra yine bir yol tuttu. Nihâyet iki sed arasına ulaşınca, onların önünde hemen hiç söz anlamayan bir kavim buldu. Dediler ki: Ey Zülkarneyn, Ye'cuc ve Me'cuc bu yerde bozgunculuk yapıyorlar. Bizimle onların arasında bir sed yapman için sana bir vergi verelim mi? Dedi ki: Rabb'imin beni içinde bulundurduğu (mal ve mülk, sizin vereceğinizden) daha hayırlıdır. Siz bana insan gücüyle yardım edin de, sizinle onlar arasına sağlam bir engel yapayım. Bana demir kütleleri getirin. (Zülkarneyn) iki dağın arasını (demir kütleleriyle doldurup dağlarla) aynı seviyeye getirince, üfleyin dedi. Nihâyet o demir kütlelerini bir ateş haline koyduğu zaman; getirin bana, üzerine erimiş bakır dökeyim, dedi. Artık (Ye'cuc ve Me'cuc) onu ne aşabildiler ne de delebildiler. (Zülkarneyn) dedi: Bu, Rabb'imden (kullarına) bir rahmettir. Rabb'imin vaadi ge(lip Ye'cuc ve Me'cuc'un çıkması, yahut kıyametin kopması gerek)diği zaman, onu yerle bir eder. Şüphesiz, Rabb'imin vaadi gerçektir".[8]

Yemen'de yaşamış olan münzir iskender ile Aristo'nun talebesi olan Makedonyalı İskender'den daha önce yaşadı. Sâlih bir zât olan Zülkarneyn aleyhisselâmı Allahü Teâlâ yeryüzündeki insanlara emir ve yasaklarını tebliğ ile vazifelendirdi. Zülkarneyn aleyhisselâm Allahü Teâlâ niyâzda bulunup; kendisine kuvvet vermesini, insanlar arasında hangi ilim ve adâletle hükmetmesi gerektiğinin bildirilmesini istedi. Allahü Teâlâ şöyle buyurdu: ''Sana verdiğim vazifeyi yapabilmen için kuvvet ihsân ederim. Göğsünü açarım. her şeye gücün yetecek hâle gelirsin. Anlayışını açar, konuşmanı genişletirim, kulağını açarım, tâ uzaktakileri işitirsin. basiretini genişletirim, çok uzakları görür, her şey nüfûz edersin. Her şeyi sağlam yaparsın. İstediğin her şeyi ihsân ederim. Sana heybet veririm hiç kimse sana kötü gözle bakamaz. Ben sana yardım ederim. Hiç bir şey sana zarar vermez. seni kuvvetlendiririm. hiç bir şeye yenilmezsin. Kalbine kuvvet veririm hiçbir şeyden korkmazsın. Aydınlık ve karanlığı emrine verir, onları senin askerin yaparım. Aydınlık senin önünde yol gösterir, karanlık arkandan seni muhâfaza eder.'' Allahü Teâlâ hazret-i Zülkarneyn'in emrine bulutları ve başka vâsıtaları verdi. Ona ilim ve kudret, insanlar üzerine tasarruf hâkimiyeti verdi. Ayrıca beyaz ve siyah olmak üzere iki sancak ihsân etti. Zifiri karanlık olan gecede beyaz sancağı açınca, ortalık aydınlığa gark olurdu. Gündüz harp ederken düşman askerinin karanlıkta kalmasını arzu ederse siyah sancağını açar, düşman tarafı zifiri karanlık, kendi tarafı aydınlık olur, böylece düşmana kısa zamanda gâlip gelirdi. Her sefere çıkışında önü aydınlık, arkası karanlık olurdu. Çok geçmeden memleketi genişledi. Devleti güçlendi. Allahü teâlânın emir ve yasaklarını bütün dünyâya yaymağı azmetti. Teyzesinin oğlu Hızır aleyhisselâmı kendisine vezir, ordusuna kumandan tâyin etti. Allahü teâlânın emriyle müminlerden meydana gelen ordusu ilk önce batıya yürüdü. Vardığı yerlerde kâfirleri hak dine dâvet etti. İnsanlara iyilik ve ihsânlarda bulundu. İnanmayanlarla harp etti. Batıda meskûn (yerleşilmiş) yerlerin sonuna vardı. Artık karalar bitmiş denizler başlamıştı. Oraya vardığı sırada orada bir kavim buldu. Bu kavim kâfir olup vahşi hayvan derisinden elbise giyerler, denizin dışarı attığı balık cinsinden şeyleri yiyerek geçinirlerdi. Zülkarneyn aleyhisselâm bu kavmi, güzel muâmelede bulunarak hak dine dâvet etti. Kavimden bir kısmı imânla şereflendi bir kısmı ise imân etmekten yüz çevirdi. Zülkarneyn aleyhisselâm inanmayanların üzerine yürüdü ve onları karanlıkta bıraktı.Onlar karanlıkta ne yapacaklarını bilemediler. Sonunda pişman olup tövbe ettiler ve Allahü teâlânın varlığına, birliğine inandılar. Zülkarneyn aleyhisselâm müminlerden kurduğu ordusu ile uğradığı her yerdeki bütün insanları hak dine dâvet etti. Allahü teâlâya imân ve ibâdete çağırdı. İmân etmeyenler cezâlarını gördüler. Yaya olarak Mekke-i mükerremeye gitti ve haccetti. İbrâhim aleyhisselâmla görüşüp hayır duâsını aldı. Nasihatlerine kavuştu. Daha sonra doğuya yöneldi. Güneşin ilk ışıklarının vurduğu en uçtaki kara parçasına vardı.Zülkarneyn aleyhisselâm orada, yer altındaki mahzenlerde yaşayan kavmi hak dine dâvet etti. Daha sonra kuzeye bir sefer yaptı. İki dağ arasına vardı. O iki dağın yakınında oturan kalabalık bir kavimle karşılaştı. O kavmi de hak dine dâvet etti. Kavmin pâdişâhı Zülkarneyn aleyhisselâmı iyilikle karşıladı ve hediyeler takdim etti. Bütün kavmiyle birlikte hak dini kabul etti. Zülkarneyn aleyhisselâmın iltifatlarına kavuştu. Ye'cüc ve Me'cüc adlı kavimlerin zararından şikâyette bulundu. Zülkarneyn aleyhisselâm o kavimle birlikte Ye'cüc ve Me'cüc'ün zararından korunmak için sed yaptılar.

Zülkarneyn aleyhisselâm bir seferi esnâsında hiçbir dünyâ malı ve serveti olmayan, rızklarını sebzeden temin eden bir kavme rastladı. Ayrıca bu kavimde herkes kendi mezarını kazar, her gün mezarını temizler ve ibâdetlerini burada yaparlardı. Zülkarneyn aleyhisselâm o kavmin hükümdarıyla da görüştü. Hükümdar kendilerinin dünyâya önem vermediklerini, âhiretini hatırlamak için de ibâdetlerini mezarlarda yaptıklarını anlattı. Zülkarneyn aleyhisselâm Allahü teâlânın yardımıyla, doğu, batı ve kuzeydeki bütün ülkeleri feth edip, Allahü teâlânın emir ve yasaklarını yayma vazifesini tamamladıktan sonra, askerine izin verdi. Kendisi Medine ile Şam arasında Dûmet-ül-Cendel denilen yerde insanlardan ayrıldı. Yalnız Allahü teâlâya ibâdet ve tâatle meşgul oldu. Vefât etmeden önce yakınlarına ''Ben vefât edince usûlüne uygun yıkayıp kefenleyin. Sonra tabuta koyun. Yalnız kollarım dışarıda sarkık kalsın. Hazinelerimi de katırlara yükleyin'' diye vâsiyette bulundu. (Bu vasiyet, Zülkarneyn'in Büyük iskender olduğunu kabul eden kaynaklarda Büyük İskender'e atfedilmiştir. www.gizliilimler.tr.gg Admin notu) Söyledikleri aynen yapıldı. Az bir zaman sonra da vefât etti.Mekke'ye veya Mekke civârındaki Tehâme Dağlarında bir yere defn edildi. İskender-i Zülkarneyn böyle vâsiyet etmekle ''Arkamdan gelen ordular ile doğu ve batıya hâkim oldum. Hizmetçilerim emrimden çıkmadı. Dünyâyı baştan başa tuttum. Sayısız hazinelerim vardı. Fakat bütün bu dünyâ nimetleri kalıcı değildir. Gördüğünüz gibi mezâra eller boş gidiliyor. Dünyâ malı dünyâda kalıyor. Sizler âhirette de faydalı olacak işler yapın.'' demek istedi. Zülkarneyn aleyhisselâm beyaz-kırmızı benizli, orta boylu idi. Güzel ahlâk sâhibi, Hakka teslimiyeti tam, halkına karşı mütevâzi, alçak gönüllü ve adâler sâhibi idi.Gazâ ve cihâda çıkmakta, beldeleri tâmirde çok gayretli idi. Dünyâ malına rağbet etmez, elinin emeği, alnının teri ile geçinirdi. Bunun için zembil örer kendine, çoluk çocuğuna bu paradan harcar, artanını fakirlere sadaka verirdi. Ye'cüc ve Me'cüc kavminin zararlarına mâni olmak için sed yapmıştı. Sedi rivâyetlere göre Asya'nın doğusundaki mümin Türklerin ricâsı üzerine inşâ etmişti. İki dağ arasına taş ve demirden yapılmış olan bu sed bugünkü Çin seddinden başkadır. Kur'ân-ı kerimin Kehf sûresi :83-98. âyet-i kerimelerinde Zülkarneyn aleyhisselâmla ilgili haberler verilmektedir. Peygamber efendimiz, sallallahü aleyhi ve sellem de buyurdu ki:

«İsmini duyduğunuz kimselerden yeryüzüne dört kişi mâlik oldu. İkisi mümin ikisi kâfir idi.Mümin olan ikisi Zülkarneyn ile Süleymân (aleyhisselâm) idi. Kâfir olan ikisi de Nemrûd ile Buhtunnasar idi. Beşinci olarak yeryüzüne benim evlâdımdan biri yâni Mehdi mâlik olacaktır.» [3]

Yüce Allah, Hz. Süleyman'a çeşitli ilimler lütfetmiştir. O, Allah'ın dilemesiyle cinlere ve şeytanlara hükmetmiş, kuşlarla konuşmuş, karıncaların kendi aralarındaki konuşmalarını duyabilmiş, rüzgar ve bakır madeni onun emrine verilmiştir. Bunların her biri Hz. Süleyman'ı diğer insanlardan ayıran mucizevi özelliklerdir. Hz. Zülkarneyn için de Kuran'da, “İşte böyle, onun yanında “özü kapsayan bilgi olduğunu” (veya yanında olup-biten her şeyi) Biz (ilmimizle) büsbütün kuşatmıştık.” (Kehf Suresi, 91) şeklinde bildirilmektedir. Ayetten de anlaşıldığı üzere Hz. Zülkarneyn Allah'ın ilim verdiği kullardandır. (Hz. Mehdi de aynı bu iki kutlu insan gibi çok özel ilimlere sahip olacaktır.) [9]

Bazı alimlerin rivayetine göre, Yahudilerden birkaç kişi, Hz. Muhammed (s.a.s)'e gelerek Zülkarneyn'in kim olduğunu sormuşlar. Bunun üzerine bu âyetler nazil olmuştur.[10] Diğer bir rivayette ise, Mekkeliler kitap ehli olan Yahudilere adam gönderip Hz. Muhammed (s.a.s)'i çetin bir sınavdan geçirmek için, birkaç soru hazırlayıp göndermelerini istemişlerdi. Onlarda şu üç şeyden sormalarını tavsiye etmişler: Ruh, Ashab-ı Kehf ve Zülkarneyn Bunun üzerine ilgili âyetler inmiştir.[12]

Yukarıda meâli sunulan âyetlere göre, Zülkarneyn'in bazı özelliklerini şöyle sıralamak mümkündür. Zülkarneyn, üstün yeteneklere, geniş kudret ve imkanlara sahipti. Bilgili, kültürlü, dünya coğrafyasının önemli bir kısmını bilen ve ilâhî yardıma mazhar olan bir kişiydi. Zalimlere hadlerini bildiren, onları cezalandıran, ahiret gününe kesin bir şekilde imân eden, ona göre hareket eden ve iyi ahlaklı dindar toplumları himâye eden bir zattı.

Zülkarneyn, Hakk'a karşı teslimiyet gösterir, her şeyi ilâhî emrin istikâmetine çevirmeye çalışırdı. Hz. Ali'ye göre Zülkarneyn ne bir nebi, ne de bir kraldı. Fakat Allah'ın salih bir kulu idi. Allah onu sevmiş ve o da Allah'ı sevmişti.[9][2]

Kaynaklar

[1] tr.wikipedia.org/wiki/Zülkarneyn
[2] www.enfal.de/zulkarne.htm
[3] www.dostyurdu.com/peygamberlerimiz/hz_zulkarneyn.htm
[4] "el-Firuzabadî, el-Kamusu'l-Muhît", Kahire 1332, IV, 257 vd.
[5] "er-Razî, Mefâtihu'l-Gayb", Mısır 1937, XXI,163, vd.; İbn Kuteybe, el-Maarif, Beyrut 1970, 25.
[6] İskender Türe, "Zülkarneyn", Timaş Yayınları.
[7] www.akilfikir.4t.com/Konukyazilar/zulkarneyn2.htm
[8] el-Kehf, 18/83-98.
[9] www.harunyahya.org/Makaleler/uc_kutlu_sahis.html
[10] en-Nisâburî, Esbâbu'n-Nuzûl, Mısır 1968, 75.
[11] "İbn İshâk, Kitabu'l-Mübtedâ ve'l-Meb'as ve'l-Meğazî", thk. Muhammed Hamidullah, Mağrib 1976, 185.
[12] "et-Taberî, Camiu'l-Beyân", Mısır 1373, XVI, 7.





Bu sayfa hakkındaki son yorum:
Yorumu gönderen: Aydın, 31.07.2016, 16:51 (UTC):
Zülkarneyn in oğuz kağan olduğunu iddia eden arkadaşlar zülkarneyn as ın iki dağ arasını demirle kapattığını fakat türklerin ergenekon destanında tam tersine iki dağ arasını eriterek çıktığını göz önünde bulunduruyor mu? o dönem türk destanlarında zorbalıktan başka bir şey bulunmaz.(yeryüzünde ne kadar insan varsa hepsine boyun egdirdim. Dizliye diz çöktürdüm başlıya baş eğdirdim)türkler islam diniyle şereflendikten sonra medenileşmiştir.elbette türkler içinden de peygamberler çıkmış olabilir ama zülkarneyn olmadığı aşikardır

Yorumu gönderen: selin, 24.07.2016, 15:48 (UTC):
bence iskender değil oğuz kaan çünkü zülkarneynle ilgili keyf surasenin 85, 86, 89 ve 90. ayetleri orhun kitabelerinde bilge kaan la ilgili yazılarda benzerlik var hatta keyf suresinin 85. ayetinde o bir yol tutum gitti der ve orhun kitabelerinde ben bir yol tutum gitttim der o kadar benzerlikler vardır bence bu konun çok iyi araştırılmalıdır ayrıca oğuz kaan ms 7. yüzyılda yaşamamıştır bu çok açıktır çünkü rhun kitabelerinin karbon testinde 4000 yıl civarı çıkmıştır yani mö 2000 li yıllar ve Türkler de bir peygamber gelmiştir yani peygemberse yada olabilir olmayabilirdir


Yorumu gönderen: Oğuz Kağan, 03.05.2016, 08:44 (UTC):
Emre Kahraman..Oğuz Kağan'ın Mete Han olduğu gerçeği eski zaman tarihçiler de dahil herkesçe kabul edilir ve Mete Han ilk seferini batıya yapmıştır doğuya değil Çin üzerine gitmeden tüm boyları bir arada tutup arkasını sağlama almak istemiştir. İlaveten Bilge Kağan Budist değildi tam aksine toyda alınan karar ile Budizm'in ülkesine zarar vereceği görüşünü benimsemişti tabanda bu dine geçenler vardı elbet ama Bilge Kağan kesinlikle onlardan olmamıştır.

Yorumu gönderen: Can, 03.03.2016, 08:49 (UTC):
"Güneşin Battığı yere gitti ve onu kara bir balçıkta batarken buldu" Hz.Zülkarneyn zamanın sonuna gitti kıyametten önceki döneme. Güneş sistemi karadeliğin çekim gücüne girmişti.Artık geri dönüş yoktu.
"Güneşim doğduğu yere gitti" zamanın ve insanlığın başına. Yecuc ve Mecuc gelmişti. Seddi yaptı ve kurtardı insanlığı. Ama o Sed yıkılacak ve yine geleceklerr. Hz. Zülkarneyn bir zaman yolcusudur.Zamanın içinde seyahat edebilen ve çeşitli düzenlemeler yapan bir kuldur.(Kehf)

Yorumu gönderen: mustafa ceylan, 26.10.2015, 17:40 (UTC):
Kimse Allah'u te ala'nın bu kıssa ile neyi murat ettiginden ve hz Zulkarneyn aslm'in insanliga olan buyuk faydasindan iyiliklerinden bahsetmemis bu konulara egilmek daha dogru olmazmıydı.birde yecuc mecuc meselesine egilmeliyiz sonucta bunlar insanlıgin basina ne isler çıkaracaklar.......

Yorumu gönderen: Kadri, 08.08.2015, 19:24 (UTC):
Bakın arkadaslar zülkarneyn peygamber olarak bilinir hz süleyman gibi bütün dünyaya hükümet miş fakat ölmek istemiyor muş ve dünyada ebedi yaşam için bi su varmış zulkarneyn de bu suyu aramak için sefere çıkmış hıdır a.s dahada onun bi komutanı cebrail inmiş gökten hıdır a.s ma seslenmiş bu tarafa gel diye sese doğru gitmiş onu karanlık bi yere götürüp ölümsüz lük suyundan vermiş ve demiş ki bu senin kismetin ve hıdır a.s onun için ölümsüz dür

Yorumu gönderen: ahmet42, 29.05.2015, 14:10 (UTC):
zülkarneyn allahla kul arasındaki bi ilişki bence onu bi allahla onu yaşyacak kul bilir onca yorumlar benzetmeleri kullar bilemez... ne kadar yazsak cizsek boşuna bence hayırlı günler efem

Yorumu gönderen: mturan, 24.02.2015, 22:38 (UTC):
Arkadaşlar zulkarneyn oğuz kagandır.göktürk kitabeleri ile kehf süresi birebir örtüşmektedir. Lütfen inceleyin gerçeği farkedeceksiniz. Ayrıca tarihçi Oktan keleş de ispatlamıştır ve dünya tarih otoriteleri bunu inkar edememiştir.


Yorumu gönderen: aslan muta, 14.02.2015, 04:23 (UTC):
peru cusco machu picchu yecüc mec seddi bulundu

Yorumu gönderen: mustafa Atıcı, 27.01.2015, 07:59 (UTC):
Zülkarneyn hz sülayman gibi hükmeder ve aynı güce sahiptir kendisini rüyamda görmek nasip oldu o allah için savaşırdı allaha kulluk eder allahı severdi allah herkese öyle kul olmayı nasip etsin amin.en doğrusunu allah bilir

Yorumu gönderen: turhan, 24.01.2015, 01:55 (UTC):
ahmet kardeşim çok haklı pkk nın katlettiği insan değildi ama işid katledince müslümanlığı hatırlayıvermiş ondan önce dinsizmiydi kardeşim

Yorumu gönderen: anonim, 12.12.2014, 00:55 (UTC):
--------------- 2 -----------------
TDV Meali
Yukarıdaki Mealde manalar doğrudur. Kuranın tamamına yanlış meal verilmemiş ama büyük bir kısmında mealler yanlış verilmiş.Şimdi kehf suresinin derin manalarını içeren sırlarına bakalım

Kehf suresinin sırlarını yazmakla bitiremeyiz. Bu sure Ledün ilminin giriş kapısıdır. Bu surede geçmiş zamanların ve gelecek zamanların boyutları arasında yaşayan İnsanların ve diğer varlıkların kaderlerinin anlatıldığı levh-i mahfuzun örtülü sayfaları vardır. Kehf suresinin manevi gözleri bu olaylara bakar derinlerden gelen sesler, lafızlar bu surede duyulur. Daha önceki yazılarımızda Hz. Zülkarneyn den bahsetmiştik. Bu Muhteşem Zat, Zamanlar arasında ve Kainatta seyahat eden ve Allahu Tealanın kendisine bahşettiği “SEBEB” sırlarına derin vakfiyeti bulunan bir Peygamberdir. SEBEB, Zamanlar arası ve Kainatta Gezegenler arasında seyahat etme vasıtasıdır. SEBEB iki şekilde kullanılır. Birincisi; yedi bedenin ayrı ayrı Nur Bedenlere ayrılması ile olur. İkincisi; madenleri uzay gemilerine ve madenden ışığa çevirmekle olur. Hatta Sebeb le bütün Elementlerin yapılarına hükmedilir yapıları değiştirilir. Çünkü Sebebe sahip olan Allahu Tealanın Halifesidir. Hz. Zülkarneyn de öyle idi. Hala o haldedir.

---devami oku ----

Yorumu gönderen: anonim, 12.12.2014, 00:45 (UTC):
------------------ 1 ------------------
83. (Resûlüm!) Sana Zülkarneyn hakkında soru sorarlar. De ki: Size ondan bir hatıra okuyacağım.
84. Gerçekten biz onu yeryüzünde iktidar ve kudret sahibi kıldık, ona (muhtaç olduğu) her şey için bir sebep (bir vasıta ve yol) verdik.
85. O da bir yol tutup gitti.
86. Nihayet güneşin battığı yere varınca, onu kara bir balçıkta batar buldu. Onun yanında (orada) bir kavme rastladı. Bunun üzerine biz: Ey Zülkarneyn! Onlara ya azap edecek veya haklarında iyilik etme yolunu seçeceksin, dedik.
87. O, şöyle dedi: «Haksızlık edeni cezalandıracağız; sonra o, Rabbine gönderilecek; sonra Allah da ona korkunç bir azap uygulayacak.»
88. «İman edip de iyi davranan kimseye gelince, onun için de en güzel bir karşılık vardır. Ve buyruğumuzdan, ona kolay olanını söyleyeceğiz.»
89. Sonra yine bir yol tuttu.
90. Nihayet güneşin doğduğu yere ulaşınca, onu öyle bir kavim üzerine doğar buldu ki, onlar için güneşe karşı bir örtü yapmamıştık.
91. İşte böylece onunla ilgili her şeyden haberdardık.
92. Sonra yine bir yol tuttu.
93. Nihayet iki dağ arasına ulaştığında onların önünde, hemen hiçbir sözü anlamayan bir kavim buldu.
94. Dediler ki: Ey Zülkarneyn! Bu memlekette Ye'cûc ve Me'cûc bozgunculuk yapmaktadırlar. Bizimle onlar arasında bir sed yapman için sana bir vergi verelim mi?
95. Dedi ki: «Rabbimin beni içinde bulundurduğu nimet ve kudret daha hayırlıdır. Siz bana kuvvetinizle destek olun da, sizinle onlar arasına aşılmaz bir engel yapayım.»
96. «Bana, demir kütleleri getirin.» Nihayet dağın iki yanı arasını aynı seviyeye getirince (vadiyi doldurunca): «Üfleyin (körükleyin)!» dedi. Artık onu kor haline sokunca: «Getirin bana, üzerine bir miktar erimiş bakır dökeyim» dedi.
97. Bu sebeple onu ne aşmaya muktedir oldular ne de onu delebildiler.
98. Zülkarneyn: Bu, Rabbimden bir rahmettir. Fakat Rabbimin vâdi gelince, O, bunu yerle bir eder. Rabbimin vâdi haktır, dedi.

---devami oku ......


Yorumu gönderen: ahmet, 21.09.2014, 21:38 (UTC):
türkleri nekadar övmeyi seviyorsunuz. size göre herkes türktür. türkler 751 talas savaşında müslümanlıkla tanışmadı mı? ondan önde gök tanrı inancı yokmuydu. yani müslüman değillerdi. peki şimdi ırakta , suriyede insanlar, düzenlenen oyunlarla çıkarılan IŞİD terörü ile ölüme mahkum edilmedimi, 49 türk serbes bırakıldı koca şehirler ölüme mahkum edildi. müslümanlık buysa büyük türk devleti sessiz kalmasaydı.

Yorumu gönderen: meraklı68, 09.09.2014, 08:34 (UTC):
Değerli site okuyucuları Hz. Zülkarneyn 'in Oğuz Kağan olma ihtimali yüksektir.Yapmış olduğu set ise Sibirya nın kuzeyinde olabilir.Sibirya ise Orta Asya 'ya çok yakındır.Zaten ayettende anlaşılacağı gibi güneşin örtü yapılmadığı yer Sibirya 'dır.Çünkü Kutuplarda Güneşten korunacak bitki örtüsü yoktur.Ayrıca kutuplarda 6 ay gündüz 6 ay gece olduğu bugünkü bilim sayesinde herkes tarafından bilinmektedir.Ama kesinlikle bildiğim bir şey var oda yecuc- mecuc toplumunun olduğu kıyamete yakın ortaya çıkacaklarıdır. İskender Türe'nin Zülkarneyn adlı kitabını da okudum ve bende şöyle bir fikir oluştu.Arzında 7 kattan oluştuğu müfessirler tarafından söylenmiş olup yecuc mecuc un türkler yada moğol mançu ırkından olması fikri,bence geçerliliğini yitirmiştir.Çünkü Türklerin islamiyete yaptığı katkı ortadır.Ve yapılan set kıyamete yakın yıkılacağından dolayı bence geçerli değildir.

Dünyanın merkezinde ki magma tabakası eriyik metallerden oluşmuştur.Hadid 25. ayette buyrulduğu üzere " Andolsun biz peygamberlerimizi açık seçik delillerle gönderdik. İnsanlar adaleti ayakta tutsunlar diye beraberlerinde kitabı ve ölçüyü indirdik. Biz demiri de indirdik. Onda büyük bir kuvvet ve insanlar için faydalar vardır. Bu, Allah'a ve peygamberlerine görmeden yardım edenleri belirlemesi içindir. Şüphesiz Allah güçlüdür; üstündür."


Bu ayeti ele alarak demirin sonradan indiğini söylersek umarım hata yapmış olmayız. Hz. Zülkarneyn'in yaptığı seddin kutup bölegelerinde varsayılan kutup deliklerinden yapmış olabileceğini söylemek İskender Türe'nin fikrine göre,uçuk bir fikir değildir.

Zaten Kehf suresi 96.ayette belirtildiği gibi ""Bana, demir kütleleri getirin." Nihayet dağın iki ucunu denkleştirdiği vakit: "Ateş yakıp körükleyin" dedi. Demiri bir ateş koru haline getirince. "Bana erimiş bakır getirin üzerine dökeyim" dedi. Kızgın demir üzerine bakırın dökülmesiyle ortaya hem daha güçlü hemde dünyada oksijenden sonra en çok bulunan element olan silisyum ve bir takım gazlar çıkmıştır.

Son olarak bugün küresel ısınma sebebiyle kutup bölegelerinde buzların sürekli erimeye başlaması yecuc mecuc seddinin kıyamate yakın ortadan kalkacağı fikriyle örtüşmektedir. Enbiya suresi 96. ayeti"Yecuc ve Mecuc’un önü açıldığı zaman onlar her tepeden akın ederler". dikkatle incelersek her tepeden kasıt kutup bölgeleri olarak düşünülemez mi? Yani yecuc mecuc uzaydan değil arzın altında çıkacaktır.

Zaten bu set insanlara Allah (c.c.)'den bir rahmettir.

Tabii ki her şeyin en iyisini Allah(c.c.) bilir.




Yorumu gönderen: cihan, 10.07.2014, 12:48 (UTC):
bence olay tamamen yeryüzünde ve zahir anlamıyla geçmiştir zülkarneyn büyük mülk ve güce sahipti yeryüzünde halifelikle görevlendirildiği aşikar ceza verme yetkisine sahip ayrıca üstün bir ilmide vardı takip ettiği sebebler bakımından sonuca varan sebebplerdir inançlı mümin cesur ve hüküm sahibi ancak çok eski yıllarda yaşamıştır tarihin daha kayıt yapmadığı çağlarda ve muhtemelen ortadoğuda

Yorumu gönderen: Mehmet ÜSTÜN, 31.05.2014, 16:45 (UTC):
Avrupalılar Büyük İskenderi kendi aşadıkları şekilde anlattılar.Ayyaş dediler,kötü ve ahlaksız bildiler,putperest dediler.Yani kendilerine benzettiler.Çünkü bir müslüman gibi düşünemediklerinden dolayı.Osaki doğu alimleri örneğin Ali Şir Nevai,Kaşgarlı Mahmut,İbni Sina,Büyük tefsir alimi Ebu Cafer Muhammed Taberi gibi birçok alim Büyük İskenderin çok büyük bir insan olduğunu beyan ederler.Avrupalı bilim adamları uyuyor Büyük iskender hakkında araştırma yapıp doğru bilgi vermiyorlar.Mısırda Siwa'da çift taç giyen ve paralarına bunu bastıran Büyük İskenderdir.Hazreti Ademden zamanımıza kadar dünyada en büyük fütuhatı yapan Büyük İskenderdir.Sizinle daha önce tanışmıştım.Sizi yine tebrik ediyorum.

Yorumu gönderen: Muzaffer , 10.03.2014, 03:08 (UTC):
hz zülkarneyn hakkındaki yorumlara bakıyorum ve anlatılan bilgilere insanların kafası çok karışık materyalist yani maddi düşünceler hakim . sadece bir giriş babından bazı şeyler söyleyeyim güneşin battığı yere ve doğduğu yere gittiği söyleniyor ve güneş iki tarafına asılı böyle bir neden zahiratta düşünmek çok zor fakat biz biliyoruz ki iki cihan güneşi sevgili peygamber sav efendimizdir demek oluyorki güneşin doğup battığını o görebildiğine göre bu zat peygamber efendimizin dilinde anlatılan Mehdi resulden başkası olamaz diye düşünüyorum iki boynuzdan murat ise o şahsın yeryüzüne geldiğinde ayetin devamında erimiş Demir ve bakırdan set yaptığı anlatılıyor bugünkü verilerler anlıyoruzki elektronik ve mekanik silahların kullanıldığı bir devirde bu hadiselerin cereyan edebileceğini anlıyoruz bu kadar anlatım
şimdilik yeterlidir

Yorumu gönderen: Akhenaton, 04.02.2014, 22:24 (UTC):
Arkadaşlar, kimseyi aynı yaptığım yok. Sadece Kuran’daki “çift boynuz sahibi” tanımı yüzünden bu benzerliği öne çıkardım. Ama elinizde sizin dediğiniz gibi olduğu yönünde kaynaklar varsa bana gönderin yeni bir araştırma konusu olur benim için…

Yorumu gönderen: Muhammed YILDIRIM, 04.02.2014, 21:34 (UTC):
kardeşim iskenderle zülkarneyni nasıl aynı insan yaparsın Zülkarneyn (a.s) Türklerin atası Oğuzkağandır orhun yazıtlarıyla kanıtlıdır

Yorumu gönderen: alper arslan, 10.12.2010, 21:40 (UTC):
merhaba .hz.zulkarneynı iskendere benzetmek büyük bir ayıptır.bakın hz zulkarneyn allah dostu ve büyük özellikler verilmiş bir zattır.benım sorum oğuz kağanla benzerliği hakkında dedıkodulardır.oğuz kağan hakkında göktürk kıtabelerınde ve kendi destanında tanrının eli diye bahsedilmesi bır benzerlikmidir.yoksa gerçekmi.lütfen .çin piramitlerinde de bahsetmekte..lütfen açıklayın...

Yorumu gönderen: Emre ADIYAMAN (10.06.94 D.T), 27.11.2010, 01:00 (UTC):
Pardon düzeltme yapıyorum, "Kehf suresinde Zülkarneyn ilk seferini batıya düzenlemiştir. Fakat Oğuz Kağan'ın ilk seferi doğuyadır... "

Yorumu gönderen: Emre ADIYAMAN (10.06.94 D.T), 27.11.2010, 00:50 (UTC):
Kur-an'ı Kerim'in Kehf suresine göre de Zülkarneyn ilk seferini doğuya yapmıştır. Fakat Oğuz Kağan tam tersi, yani İlk seferini batıya düzenlemiştir. Orhun yazıtlarıyla Kur-an'ı Kerim ayetlerinin benzerlik göstermesi Oğuz Kağan'ın zülkarneyn olduğuna dair kanıt göstermez...

Yorumu gönderen: ertan, 21.11.2010, 13:13 (UTC):
zülkarneyn : Oğuz Kagandır...
orhun abidelerinde yazanlarla kur-an da yazanları karşılaştırınız.....!

Yorumu gönderen: XACORTLU PALA, 25.08.2010, 00:26 (UTC):
DOGRUSUNU ALLAH BİLİR

Yorumu gönderen: Emre ADIYAMAN (10.06.1994), 11.08.2010, 15:40 (UTC):
İsmail kardeşim, bu taşlara yapılan karbon testi, bu yazıtların ne zaman dikildiğini söylemez. Bu taşların dünyada ne zamandan beri var olduğunu söyler. Yani senin dediğine göre taş doğada 4500 yıldan beri var, fakat taşlara yazılar 735 yılında yazılmıştır.

Birşey daha; Bilge Kaan halkını Budizm dinine yöneltmeye çalışmıştır. Halbuki, Zülkarneyn Allah'a inanırdı. Ayrıca Bilge Kaan zehirlenmiştir fakat Zülkarneyn için bu söylenemez.

Yorumu gönderen: ismail, 09.08.2010, 10:48 (UTC):
Hz.Zülkarneyn bizler tarafından bilge kaan olarak bilinen şahıstır. ancak 700 lü yıllarda yaşamammıştır. Kitabelerin karbon testlerinden anlaşıldığına göre 4500 yıl önce dikildiği anlaşılmıştır.yani bildiğimiz bilge kaan işimli şahış en az 4500 yıl önce yaşamıştır. Bunun Zülkarneyn olduğu ise kitabelerdeki anlatılanların kuranda zülkarneyn'in adının geçtiği ayetlerde anlatılanlarla birebir aynıdır.
Zülkarneyn Allah için kurulan ilk ordunun komutanıdır. Bu orduyuda Hz. Ademin Torunlarından olan "Turk" soyundaki insanlardan kurmuştur. Yani Türk.ler denilen insanlardan. Turk un o çağdaki anlamı allan için savaşan, allah adına savaşan demektir.
Biz Türkler ise tarihe çıktığından beri bu tür savaşlar ve fetihler yapmıştır.

Yorumu gönderen: Emre ADIYAMAN (10.06.94 D.T), 26.07.2010, 20:18 (UTC):
Fatih'e ve diğer başedemedikleri Türklere (Atilla gibi) laf söylüyorlar. Şaşırılacak bir şey daha söyleyeyim; Avrupalılar bir şekilde Büyük İskender'in Türk olduğunu söyleyen tabletleri okudular ve bunları sakladılar. Çünkü Büyük İskender'in Türk olması Makedonyalıların Türkiye'ye destek vermelerine ve böylece Yunan topraklarındaki Makedonyalıların Türk hakimiyetini istemelerine sebep olurdu. Tabi bu bir ihtimal kesinliği hakkında bir şey söyleyemem ama W. Chircill'ın sözünü hatırlatmak gerekir: "Savaş sırasında gerçekler, yalan ordusuyla saklanmalıdır."

Yorumu gönderen: Emre ADIYAMAN (10.06.94 D.T), 26.07.2010, 20:04 (UTC):
Osmanlı torunu; Sana birşey söyleyeceğim buna inanmayacaksın ki söylediğimin doğru olmadığına bende inanıyorum.

Franz Babinger adlı yazar, "Fatih Sultan Mehmet ve Zamanı" adlı kitabında Fatih'in Voyvoda'nın erkek kardeşiyle ilişkiye girdiğini yazıyor ve bunu söyleyen bir avrupalı. Ne tesadüftür ki Büyük İskender'in eşcinsel olduğunu söyleyenlerde Avrupalılar. Fakat dikkat edersen Doğu kaynaklarında Büyük İskender kahramanmış gibi anlatılır.

Bende orada zaten sana bir seçenek sundum. Önünde 2 seçenek var, Ya Fatih'in bile eşcinsel olduğunu söyleyen Avrupalılara mı inanacaksın, yoksa Doğu Kaynaklarına mı inanacaksın... sana kalmış bir şey... :)

Yorumu gönderen: osmanlı torunu, 25.07.2010, 04:44 (UTC):
bırakın allahınızı severseniz eş cinsel ordusunun komutanıyla yatıp kalkan büyük iskenderi dünyaya hükmedecekmiş ey cahiller sürüsü idrak edin bir peygamber yada bir resul nyada bir allah dostuna allah hakimiyet vercek yani allahın kontrolunde bir insan ve o eş cinsel mi olcak diyorsunuz siz yazıklar olsun yuhhhhhhhhhhhhhh

Yorumu gönderen: Emre ADIYAMAN (10.06.1994 D.T), 04.07.2010, 06:15 (UTC):
Ayrıca burası dünyadan bir yer olabilir. Çünkü Zülkarneyn ayetlerinde "insan gücüyle yardım edin" demektedir. Bu, yardım isteyen kişilerin insan olabileceğini gösteriyor.

Yorumu gönderen: Emre ADIYAMAN (10.06.1994 D.T), 04.07.2010, 06:02 (UTC):
Birde Büyük İskender'in yıkıcı olduğunu da zannetmiyorum. Çünkü hayatında bir tek Persepolis sarayını yıktırmıştır. O da sarhoş olduğu zaman. Fakat 70 aşkın İskenderiye kurdurmuştur. İleri derecede hayvansever olduğunuda hatırlatmak gerekir; O kadar çok hayvanları seviyordu ki, küçükken ölen köpeğini gömmüş ve ona saygısından üstüne şehir dikmiştir. Bunu Buchepalus içinde yaptırmıştır.

Yorumu gönderen: Emre ADIYAMAN (10.06.1994 D.T), 03.07.2010, 22:50 (UTC):
Benim düşüncem Zülkarneyn'in Büyük İskender olduğudur. Çünkü: Zülkarneyn ayetlerinin indiriliş sebebine bakıldığında Yahudilerin Peygamberimize sordukları üç sorudur.

Peki nedir bu üç soru:
1)Ona eski günlerde ülkesini terkeden genç adamları, onlara ne olduğunu ve ilginç hikayelerini sorun.
2)Yeryüzünün ötesine, doğusuna ve batısına ulaşan uzak yolların yolcusundan haber vermesini isteyin.
3)Ruh'u, onun ne olduğunu sorun.

Bu 3 sorunun 1. sinin cevabı Efes'li uyuyanlardı. 3. sü ise Ruh'un Allah'ın emrinde olduğu ve insanın kapasitesinin bunu anlayamayacağı idi.

2. soruya bakıldığında bu soru Büyük İskender'e oldukça benzemektedir. İşte bu sorunun cevabı Kur-an'ı Kerim'de Zülkarneyn olarak verilmiştir.

Buna ek olarak Zülkarneyn'in Büyük İskender olduğu hakkında bir başka delil ise Kur-an'ı Kerim'de anlatıldığı üzere önce Batı'ya sonra Doğu'ya gittiğidir. (Büyük İskender, önce Trakya, Illırya ve Yunan seferlerine çıkmış, ardından Doğu'ya yönelmiştir. )

Zülkarneyn'in Büyük İskender olduğuna dair 3. kanıt ise kendi bastırdığı paranın üzerindeki kişinin kafasında iki tane boynuza benzer çıkıntının olmasıdır. Bilirsiniz ki hükümdarlar paraları kendilerinin adına bastırır ve kendi resimlerini koyarlar. (Monarşik rejimlerde)

Bu söyleyeceğiminde delil olması size kalmış birşey; Biliyorsunuz ki Büyük İskender'in ayyaş olduğunu söyleyen Batılı yani Avrupalılardır. Fakat Doğu kaynaklarında Büyük İskender bir kahraman olarak tanıtılmaktadır. (Şu destanı, İskendername gibi)Söz konusu bu olduğunda soruyorum, Doğu kaynaklarına mı güvenirsiniz, yoksa Avrupalılara mı? Kime güvenmemiz gerektiğini Çin kayıtlarından anlarız.(Çünkü Avrupalılara göre Türkler barbar, Çinlilerin kayıtlarında ise gerçekler anlatılmaktadır.)

Yorumu gönderen: Uğur GÜZEL, 28.03.2010, 20:34 (UTC):
hz. Zülkarneyn in Büyük İskender olmadığını nasıl oluyorda bu kadar kesin söyleyebiliyorsunuz..belki de Büyük İskenderi bu güne kadar bize yanlış anlattılar.belkide o gerçekten salih biriydi,bu kadar kesin konuşmayın....hz zülkarneyn in isminin anlamı çift boynuzlu demek.Yunan mitolojisinde de B.İskender çift boynuzlu olarak anlatılır bu gerçekten ilginç bir benzerlik..benzer yönleri oldukça fazla.....bence at gözlüğüyle değil..tamamen objektif değerlendirilmesi lazım..

Yorumu gönderen: Elmeddin, 27.03.2010, 20:13 (UTC):
Hz. Zülkarneyn (a.s) peygamber değildir. ledün ilmine sahip olan bir alimdir. bu konuda hadisler vardır:

4-(700) ...Haris b. Muğire şöyle rivayet etmiştir: imam Muhammed Bakır aleyhisselâm buyurdu ki: «Ali aleyhisselâm, muhaddestir.» Dedim ki: "Yani peygamber midir diyorsun?" İmam, hayır anlamında elini yukarı kaldırdı, sonra şöyle dedi: «Süleyman'ın arkadaşı (Asaf b. Berhiya) veya Musa'nın arkadaşı (Hızır) yahut Zülkarneyn (Onlara selâm olsun) gibidir. Ali aleyhisselâm’ın: «Onun gibisi sizin aranızda da vardır.» sözü size ulaşmadı mı?» (el Kafi, usul bölümü, hüccet kitabı, imamlar kimlere benzerler babı, hadis 4)

Yorumu gönderen: ayşegül, 21.10.2009, 07:41 (UTC):
belkide iskender,hz.zülkarneyn'i kendine örnek almıştı belkide aynı devirde birbirine yakın yaşayan insanlardı.o yüzden parayı öyle bastırdı,iskender adı kıstas alınamaz bence oda bir lakab neticede ona iskender'i zülkarneyn diğerine büyük iskender deniliyor ayrıca büyük iskenderin savaş dehasının yanında olağanüstü güçleri vardı diye bir bulgu varmı?ama zülkarneyn'in vardı bu ayetlerle sabit,tabii birde kişilik farkı var ayrıca farklı bir ırk'a ait olabileceğini de düşünüyorum,çünkü farklı toplumlarla karşılaşmış onlara gönderildiğine göre demekki kendisi de farklı bir ırktan olabilir.illa bizim anlayacağımzı manada başka alemlere seyahat edecek değil ya sınırlı düşünmemek lazım bence Allah!ın ne tür vasıtalar verdiğini bilmiyoruz.peygamberimize mirac'a çıkarken ne tür vasıtalar verilmişti?yani uzay gemisi ile çıkmadı göklere şimdi zülkarneyn'e çok daha farklı imkanlar sunulduğuna göre hayal gücümüzü azıcık zorlamalıyız

Yorumu gönderen: Akhenaton (Admin), 20.10.2009, 19:48 (UTC):
İlginç olan şu ki; zül-karneyn demek, iki boynuzu olan anlamında. Hemen aklıma uzaylılar geldi benim şimdi :) Ama Büyük İskender'in bastırdığı para da var üstteki resimde ve başında belirgin olarak bir boynuz var. İkisinin adının da İskender olması da düşündürücü tabii. (Aristo'nun öğrencisi olan ve "Gölge etme, başka ihsan istemem" diyen İskender'i ise baştan eledik...

Yorumu gönderen: ayşegül, 20.10.2009, 19:10 (UTC):
hz.zülkarneyn'in iskender olabileceği ihtimaline bile katılmam mümkün değil,tarihe sapkın kişiliği ilede geçmiş olan biri ile,olağanüstü nimetlerle onurlandırılmış bir insanı nasıl örtüştürebiliriz?ayetlerdende yola çıkarak ya o zaman diliminde dünya üzerinde olağandışı varlıklar vardı yada olağandışı varlıkların olduğu yerlere seyahat ediyordu,demirleri dağlara doldurup eritebilen ve güneşin hiç batmadığı yerlerde yaşayan varlıklar ki insanın yaşayabileceği ortam değilbana göre, demiri dağlara doldurup eritebiliyorlarsa kimbilir başka neler yapabiliyorlardı.ya gece ile gündüze hükmetmesi.offf üstüne söylenecek tek şey ,çok güzel bayıldım

Yorumu gönderen: faruk, 20.10.2009, 16:32 (UTC):
bence iskender ısınlanma olayıyla istedıgı yere gıdıyordu boyut degısıyordu suan bu teknolojı bu sorunu cozmus degıl belkı 50 yıl sonra cozecek cunku bundan 500 sene once şu yasadıgımız hayatı ınsanlara gosterseler bu dunyada degıl cennette baska alemde yasıyoruz derlerdi sımdı bızde 50 veya 100 sene sorayı gorsek sasardık bugun mantıga uymayanlar gelecek olacak seyler dusunun yıldızların ve gezegenlerın sayısı dunyadakı denız kumlarının sayısı kadarmıs bu allahın gudretı bızde baska aleme gıdecegız olunce tabı



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36627322 ziyaretçi (102622930 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.