II. (Genç) Osman ve Katli (1. Bölüm)
 

II. (Genç) Osman ve Katli

Yunus Zengin Köfteci

Osmanlı Devleti Kanuni Sultan Süleyman dönemi ve Sokullu'nun ölümüne kadar geçen sürede inkişaf sürecinin doruğuna ulaşmıştı.Öyle ki devletin bilinen dünya coğrafyasında sözünü geçiremeyeceği bir yer kalmamış, tüm dünya Osmanlı'nın nüfusu karşısında çaresiz kalmıştı. Her ne kadar devlet en görkemli devresinde bulunsa da bu dönemden sonraki yıkılış sürecinin temelleri de bu dönemde atılmıştır. Öyle ki yıkılış sürecinde birçok devlet adamı dağılmanın önüne geçebilmek için kendilerince çareler aramaya başladılar.

İşte biz burada bu kötü gidişata bir çözüm üretmek üzere harekete geçen ilk padişahlardan biri olan sultan II. Osman'ı ulaşabildiğimiz kaynaklar ışığında anlatmaya çalışacağız.

Sultan II. Osman'ın babası Sultan I. Ahmet, Fatih Sultan Mehmet döneminden beri devletin bekası için yapılan kardeş katlini kaldırıp yerine “Ekber” ve “Erşed” kuralını getirmiş, böylece en yaşlı hanedan üyesi tahta çıkmaya başlamıştır. Bu uygulama Türk devletlerinin en büyük sorunu olan taht mücadelelerine yeni bir boyut kazandırmıştır. Öyle ki bundan sonra merkezi otorite daha da zayıflayarak, otorite üzerinde valide sultanlar, vezirler ve kapı kulları egemen olmaya başlamışlardır. Böylece merkezi hükümet çevresinde iktidar mücadeleleri sürüp gitti . Böyle bir ortamda tahta çıkan Sultan II. Osman otoriteyi sağlamak, ataları gibi kuvvetli bir hükümdar olmak, Osmanlılara kaybettiği gücü yeniden vermek ve her geçen gün daha da güçlenip iktidarı sarsan kapıkullarının etkisini kırmak niyetindeydi.

Sultan Birinci Ahmed 18 Nisan 1590 günü Manisa'da doğdu. Babası Sultan Üçüncü Mehmed, annesi Handan Sultan'dır. Çok mükemmel bir tahsil gördü. Arapça ve Farsça'yı mükemmel derecede konuşurdu. Ok atmak, kılıç kullanmak, ata binmek gibi savaş ve askerlik alanlarında çok usta olan Sultan Birinci Ahmed, ava ve cirit oyununa çok düşkündü. Çok sade giyinirdi. Babası Sultan Üçüncü Mehmed'in vefatı üzerine 21 Aralık 1603'te Eyüp Sultan'da kılıç kuşanarak tahta geçti. Sultan Birinci Ahmed, Kanuni Sultan Süleyman'dan sonraki padişahlar içinde devlet işleriyle yoğun şekilde uğraşan ilk padişahtı.

Çocuk denecek yaşlarda bile mükemmel kararlar alırdı. Daima ilim ve irfan sahibi büyük kişilerle birlikte olur ve onlara akıl danışırdı. Sultan Birinci Ahmed tahta geçtiği sırada, Osmanlı İmparatorluğu batıda Avusturya, doğuda İran ile savaş halindeydi.Yavuz Sultan Selim döneminde binlerce taraftarı ile ayaklanan Yozgatlı Celal, Osmanlı Devleti için büyük problem olmuştu. Bu isyanlar bastırıldı ise de Anadolu'da meydana gelen iç isyanlar ve karışıklıklara yine Celali İsyanları denildi. Sultan Birinci Ahmed döneminde Celali İsyanları tekrar patlak verdi.

Bunların en önemlileri;

- Tavil Ahmed
- Canbolatoğlu
- Kalenderoğlu
- Deli Hasan ayaklanmalarıdır.

Bu sırada Sadrazam olan Kuyucu Murat Paşa son derece sert bir askerdi. Acıma nedir bilmezdi. Bunları bastırmak için çok şiddet gösteriyor, hatta suçlu ile suçsuz ayırımı yapmadan "ibret osun" diye masumları da öldürtüyordu.

Sultan Birinci Ahmed tahta geçtiği sırada Avusturya Savaşı devam ediyordu.Osmanlılar da, Avusturyalılar da art arda yapılan bunca savaştan dolayı sosyal ve ekonomik yönden çok yıpranmışlardı. Daha önce yapılan barış görüşmelerinden bir sonuç çıkmamıştı. Ancak 11 Kasım 1606'da Estergon-Komorin arasında, Zitva suyunun Tuna Irmağına döküldüğü yerde imzalanan Zitvatoruk antlaşmasıyla barış sağlandı. Sultan Birinci Ahmed yakalandığı tifüs hastalığından kurtulamayarak 21 Kasım'ı 22 Kasım'a bağlayan gece 1617 yılında 28 yaşında vefat etti. Yerine kardeşi Sultan Birinci Mustafa geçti.

Sultan Birinci Mustafa 1592 yılında Manisa'da doğdu. Babası Sultan Üçüncü Mehmed, annesi Handan Sultan'dır. Sultan Birinci Mustafa güzel yüzlü, seyrek sakallı, sarı benizli ve iri gözlü bir padişahtı. İki defa padişahlık yaptı. Sinirli bir yapıya sahipti.

Sultan Birinci Mustafa, ağabeyi Sultan Birinci Ahmed'in padişahlığı süresince, 14 yıl sarayın bir odasında hapis hayatı yaşadı. O devirde bu gerekli görülüyordu. Aksi halde şehzadeler devlet yönetimine karışıyor, hatta padişahı devirmek için harekete bile geçebiliyor ve devlet birliği tehlikeye düşüyordu. Buna meydan vermemek için şehzadeler "izale" olunur veya bir odaya kapatılırdı. Sultan Birinci Ahmed tahta geçtiğinde kardeşini öldürtmemiş, ancak sarayda mahpus tutulmuştur. Kafes hayatı denilen bu süre sonunda Sultan Birinci Mustafa Osmanlı hanedanının en büyük erkek evladı olması dolayısıyla tahta çıkarılmış fakat kısa sürede dengesiz hareketleri görüldüğünden ulema, asker ve devlet erkanının ittifakı ile hal edilmiştir. Sultan Genç Osman'ın tahttan indirilip katlinden sonra bir kez daha cülus etmişse de 1,5 yıl sonra tekrar tahttan indirilmesi icap etmiştir.

Sultan Birinci Mustafa ile birlikte kardeş katli nadiren görülmüş, artık şehzadeler sarayda kafes ardında tahta geçecekleri günü beklemeye başlamışlardır. Tabii valide sultanlar, şehzade anaları arasında rekabetler başlamış, her biri bir vezire ve diğer gruplara dayanarak entrikalarla padişah değiştirmeye çalışmışlardır.

Sultan Birinci Mustafa, çok dindar bir insandı. Sadaka vermeyi çok severdi. Hatta sarayın havuzuna hizmetçilerin toplaması için para atardı. Saraydaki hayatını ibadet ederek, dini eserler okuyarak geçiriyordu. Tahta geçmesi için ikinci kez davet edildiği zaman, odasında Kuran-ı Kerim okuduğunu ve padişahlık istemediğini bildirmişti. Sultan Birinci Mustafa ikinci padişahlığının başlamasından 1.5 yıl sonra 10 Eylül 1623 tarihinde şeyhülislam fetvası ile tekrar tahttan indirildi. Fetvanın gerekçesi olarak da "Akli dengesi tam olmayan birisinin halife olamayacağı" gösterildi. Sultan Birinci Mustafa tahttan indirildikten 16 yıl sonra, 20 Ocak 1639 günü sinir hastalığından dolayı Topkapı Sarayında vefat etti.

I. BÖLÜM

II. OSMAN

1-YETİŞTİĞİ ORTAM VE EĞİTİMİ

1618-1622 tarihleri arasında Osmanlı tahtına oturan ve tarihimize “Genç Osman” diye bir isim bırakan II. Osman, babası I. Ahmed'in tahtta bulunduğu bir sırada dünyaya geldi. Annesi saraya cariye olarak alınan Mahfiruz Sultan'dı.

Genç şehzade babasının ilk çocuğu olarak dünyaya geldiği için yetiştirilmesine önem verildi. Devrin kültür dillerinin öğretimi yanı sıra geleneksel Türk sporlarından olan ok ve cirit atmasını öğrendi. Ayrıca iyi bir binici olarak yetiştirildi. Böylece atılgan ve çevik bir mizaca sahip birisi olarak gelişti. Padişahlığı sırasında görülen “tebdil gezme” yani kıyafet değiştirip suçlu arama, sefere çıkıldığında Yeniçerileri kendi denetiminde yoklamaya tabi tutup bizzat ceza verdirme gibi o devir için alışılmamış davranışlar, şehzadeliğinden beri uyguladığı alışkanlıklarının bir devamı sayılabilir.

II. Osman'ın talihsiz bir padişah olarak Osmanlı tarihine geçtiği bilinmektedir. İlk kez bir Osmanlı padişahı kanlı bir ayaklanma sonucu tahtından indirildi ve hemen öldürüldü. Denebilir ki, talihsizliği, daha doğumunda başladı. Zira babasının ilk erkek evladı olmasına karşın, Osmanlı tahtı için başka bir varis bırakılmıştı. I. Ahmed'in kardeşi I. Mustafa'nın katledilmeyip hayatta bırakılması, Osmanlı Saltanat veraseti sorununa yeni bir boyut kazandırdı. Bu zamana değin Saltanat, babadan büyük oğula veya hiç değilse en yetenekli erkek şehzadeye geçerdi. I. Ahmet, akrabalarından hiçbirinin idamına razı olmadı. Bunun için I. Mustafa hayatta bırakıldı.Osmanlı teşkilat tarihini inceleyenler bu tutumu I. Ahmet'in bir veraset değişikliği girişimine yorarlar. Fakat olayları tenkit süzgecinden geçirdiğimiz zaman başka faktörlerin ön plana geçtiği görülüyor:

Osmanlı Sarayı'nda XVI. Yüzyılın sonlarında şehzade katli ve saltanata başka bir adayın rakip olmaması geleneği devam etti. Fakat XVII. Yüzyılın başında Padişahların erkek soyunun devam etmemesi gibi bir sorun ortaya çıktı. Çünkü I. Ahmet çocuk yaşta tahta geçti ve erkek evladı da yoktu. Beklenmedik bir anda, bir kaza veya hastalık sonucu ölmesi, Osmanlı ailesinin yok olması tarzında bir durum yaratacaktı. Bu sorunu önlemek için I.Mustafa hayatta bırakıldı ve adeta enterne edildi. I. Ahmet saltanatının ilk yıllarından itibaren çocuk sahibi olmaya başlayınca şehzade Mustafa'nın hayatı tehlikeye girdi.

Osmanlı tahtına III.Mehmet(1595-1603)'den sonra geçenler devlet yönetimi için hiçbir tecrübe görmemişlerdi. Şehzadelerin saray içinde yetiştirilmeleri ve Kanuni Süleyman zamanında büyük sorunlar yaratan Şehzade isyanlarının tekerrür etmemesi için saray içinde Şehzadeler sıkı bir kontrol altına alındılar. Böylece Şehzade Mustafa'nın hiç değilse yaşça olgun bir zamanda Osmanlı tahtına geçirilmesi planlandığı akla gelebilir. Bununla beraber veraset sorununun açıklığa kavuşmadığı da bir gerçektir.

II.Osman'ın diğer bir talihsizliği, bütün Avrupa'yı etkisi altına alan büyük enflasyondur. Ekonomi bölümünde ayrıntılarıyla üzerinde durduğumuz bu husus, genç padişahın yetersiz tedbirleriyle önlenecek bir akım değildi. Devletin sağlam bir para politikasına sahip olmamasında onun bir suçu yoktu. Bunun yanına en önemli vasfının, sorunları büyük bir cesaretle ele alması, aksaklıkları düzeltmek için ilk tedbirlere girişmesidir.

2- ŞEHZADELİĞİ

Tahta gelinceye kadar geçen süre içerisinde II. Osman'ın nasıl yetiştirildiğine dair bilgilerimiz azdır. Babası Sultan I. Ahmet oğlu Osman'ı sevip korumasına karşın, Osmanlı tahtına olgun yaşta birisinin geçmesini istemiştir. Kardeşi Şehzade Mustafa'yı erkek çocukları olduğu halde öldürtmeyip hayatta bırakması bunun en büyük delilidir. I. Ahmet her ne kadar kardeş katli yerine yeni bir saltanat geleneği oluşturmak istese de oğlu Osman sultan olduğunda kardeşi Mehmet'i Hotin Seferi sırasında öldürmekten çekinmeyecektir. Bunda kardeşi ile ilişkilerinin babası tarafından bir saltanat mücadelesi olmaması için kısıtlanmasının da büyük bir etkisi vardır diyebiliriz. II. Osman şehzadeliği döneminde devrin ileri gelen hocaları tarafından eğitim görmüştür. Sadece kitabi eğitimde değil aynı zaman da spor eğitiminde de oldukça başarılıdır. Katledildiği sırada gösterdiği muhalefet de bunun en büyük kanıtıdır.

3- EDEBİYAT VE ŞİİR İLE İLGİSİ

II. Osman'ın şimdiye kadar üzerinde yeterince durulmayan bir özelliği de edebiyata olan ilgisidir. Osmanlı hanedan üyelerinin her biri mutlaka herhangi bir alanda iyi derecede yetiştirilirdi. Sultan II. Osman da özellikle şiir konusunda iyi denebilecek kadar uzmandı. Hatta bir de “divan”ı bulunmaktadır. Bu divanın bir nüshası Topkapı Sarayı'nda bulunmaktadır.

Osmanlı şiirinin Nefi gibi müstesna bir şairi yetiştirdiği dönemde, başarısız bir saltanat süren Sultan II. Osman'ın şiirlerinden fazla bir değer beklemek gereksizdir. Fakat İsmail Hami Danişmend II. Osman'ın şairlik yönünü anlatırken onu yüksek vasıflara haiz bir sultan olarak övmüştür.

Sonraki Sayfa >>






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36631296 ziyaretçi (102630777 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.