Kıskançlık Üzerine
 

kıskanma, kıskanmak, kıskanç, kıskançlık, jealous, jealousy

Kıskançlık Üzerine

Ayşegül Osmanoğlu

Ne zaman "kıskançlık" kelimesi aklıma gelse,  bana yeryüzünün en tehlikeli kemirgeni olduğunu düşündürür... Gerçekten de çok tehlikeli. Var olduğu hiçbir ortamda huzur bırakmıyor. Nice sevgileri, evlilikleri, arkadaşlıkları bitirebiliyor veya sıklıkla duyduğumuz gibi kimi zaman ne yazık ki trajik sonuçlara sebep olabiliyor.

Kıskançlık, herkesin içinde var olan bir duygudur. Ama az ,ama çok... Nasıl ki kanser, vücudu yiyip bitiren bir hastalıksa; kıskançlık da aynen bu şekilde ruhsal ve aklî dengemizi yer bitirir. Peki nedir bizi kıskançlığa iten sebepler: başkalarında var olan; ama bizde olmayan şeylere karşı duyulan aşırı hırs ya da sahip olduklarımıza diğer insanların da göz koyduğuna dair şüphecilik, "en" olma duygusu, yani bencillik, güven eksikliği ve sevgi paylaşamazlığıdır.

Kıskançlığın en uç örnekleri, şarkılarımıza bile yansımıştır:

"Henüz üç yaşında bir kardeşim var,
Seni ondan bile kıskanıyorum."

veya başka bir örnek:

"Kıskanırım seni ben.
Kıskanırım kendimden.
Bu nasıl aşk Allah'ım,
Öleceğim derdimden."

vs..vs.. Kıskançlık da pek çok şekilde görülebiliyor. Örneklemek gerekirse; eşler arası kıskançlık, elbette en yaygın ve en tehlikeli boyutlara varmaya müsait olanı.

İş alanında kıskançlık da kimi zaman insanların ekmeklerinden olmalarına sebep olabiliyor veya bizim milletimizde de çok görüldüğü üzere herhangi bir alanda başarı sağlamış insanlara da sıkça kıskançlık duyguları ile yaklaşılır. Kendisinin yapamadığını yapan ya da aynı işi kendinden daha iyi yapan birine karşı hissedilen hazımsızlık, hemen karşı tarafı kötülemeye, küçük düşürmeye yönelik harekete geçilmesine neden olur. Yani hemen bir karalama kampanyası başlar... İyi yapılan bir işi takdir eden insan sayısı, ne yazık ki toplumumuzda oldukça azdır.

Bazen de eleştiri kabullenmeyen insanların tatlı bahanesidir kıskançlık. Belki de dostça yapılan bir eleştiriye karşın savunma hazırdır:

"Beni kıskanıyor, ondan böyle konuşuyor. Çünkü ondan daha güzelim, daha akıllıyım, daha karizmatiğim, daha başarılıyım..."

vs.vs. uzar gider. Bunlar, çok da zararlı olmayan, sevimli kıskançlıklardır. Ancak bu duyguyu kontrol etmesini beceremeyen insanlar, maalesef karşı tarafın hayatını kâbusa çevirebiliyor. Özellikle evliliklerde çok kötü tablolar ortaya çıkıyor. Kimi zaman aile içi şiddetin sebebi, kimi zaman da cinayetlerin...

Sanırım bu his yüzünden evlilik bittikten sonra bile çoğunlukla erkeklerin,  nadiren de olsa kadınların karşı tarafı rahat bırakmama sebebi, yine kıskançlık. Hatta öyle oluyor ki; eşlerden biri, tekrar evlenirse, evlendiği ikinci eş bile kıskanılabiliyor. Hakikaten traji-komik yani. Sana ne, artık giden gitmiş. Kendine yeni bir hayat kurmuş. Sen de aynısını yap. Ama hayır, yapamıyor. Çünkü artık takıntılı, saplantılı bir hal almış oluyor.

Henüz çocuk yaşlarda başlar kıskançlık. Önce eve gelen minik kardeşle, sonra komşu çocuklarıyla oynarken paylaşamadığımız oyuncaklarımız, boya kalemlerimiz, bazen de annemizi veya babamızı başkalarından, hatta birbirlerinden kıskanırız. Burada ailenin tutumu, çocuğun kıskançlık üzerine ilerideki hayatına bir yol haritası çizeceği için ebeveynlere çok iş düşmektedir. "Aman, çocuktur..." deyip geçmemek lazım. Çünkü zamanında çözülemeyen bu sorun, ileride çığ gibi büyümüş olarak, hatta belki de yıkıcı etkileriyle birlikte karşınıza çok daha vahim bir şekilde çıkabilir.

Zamanımızda en çok canımı acıtan olaylardan biridir gençlerin yok yere yaşadıkları kıskançlıklar yüzünden birbirlerine kıymaları... Genç bir kız için biri hapse, diğeri mezara gidiyor. Sonra ne mi oluyor? Gençler; biri hapiste, diğeri mezar da çürürken; uğruna hayatınızı hiçlediğiniz kızlar, çok çok birkaç yıl sonra doğal olarak yaşamlarına başka sevgilerle devam ediyor.

Anlam veremediğim başka bir kıskançlık da, evlenmeden önce ne giyerse giysin öylece kabullenerek ve bunu bilerek evlenen erkeklerin 360 derece çark etmeleri ki buna aile ve çevre baskısı etken olabiliyor  Çünkü hemen fitne kaynakları harekete geçiyor:

"Bak, senin karına şöyle kötü gözle bakarlar. Böyle göz koyarlar."

falan filan diyerek, eşler arası güveni sarsarak kıskançlık ateşini körükleyenler de az değil. Ya da kendi eşinin izin vermediği bir şeye başkasının eşi izin veriyorsa;

"Aaa, bak; sen, yine iyisin. Hiç kıskanmıyorsun valla. Bizimki olsa, bacaklarımı kırardı."

gibi saçma sapan sözlerle yine aynı şeye sebep olur...

İş hayatında da başarılı olanların başarısı baltalanmaya çalışılır ki buna hemen her sektörde rastlamak mümkündür. İş hayatında ne kadar ilerlersen, bir o kadar da dalkavuğun ve elbette ki kıskananın çok olur. Öyle ki makamına göz koyup ayağını kaydırmak için olmadık entrikalar çevirirler...

Ama şunu unutmayın; ilâhî adalet var. Ne demiş atalarımız:

"Keser, döner; sap, döner. Gün gelir; hesap, döner."

Ettiğini bulmadan kimse bu dünyadan ayrılamaz.

Başkalarının malı-mülkü, yakışıklı kocası-güzel karısı, lüks arabası, son moda döşenmiş evi, çıktığı tatiller,  kazandığı paralar, giydiği kıyafetler, takılar veya mutlu geçimi olan eşler, çocukları belirli bir başarıyı yakalamış aileler, yine en çok kıskanılanlar oluyor toplumda ve bu insanlar, eğer bir şekilde bir sıkıntıya uğrarlarsa, maalesef bundan da teselli buluyorlar kimi insanlar. Çünkü onların hayatını aslında kendilerinin hak ettiklerini, diğer insanların kendileri kadar değerli olmadıklarını düşünürler...

Arkadaşlar arası kıskançlık da vardır. Mesela; çok sevdiği arkadaşını başkasıyla paylaşamayan insanlar vardır (benim gibi). Kimi zaman tatlı tarafları olsa da, yine de içimizi kemiren, bizi rahat bırakmayan, uykularımızı kaçıran bu duyguyu ne kadar kontrol altında tutarsak, o kadar sağlıklı bir hayat süreriz...

Kıskançlık, bir sevgi göstergesi veya ölçüsü olarak algılanmamalıdır. Aksine çoğu zaman güvensizliğin bir işaretidir ve bana göre tıpkı alkol gibi azı da çoğu da zararlıdır. İleri derecede olanlarının son derece yıkıcı etkileri vardır...

Sevmek, kıskanmak mıdır? Hayır! Sevmek, güvenmektir... Sevdiniz, aldatıldınız... Güveniniz sarsıldı mı? Bırakın gitsin... Bırakın bu ayıp, ona kalsın ve hayatınız da size...

Ayşegül Osmanoğlu,
23:48:25,  7 Haziran 2010,  Pazartesi.





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: şakird, 08.06.2010, 19:03 (UTC):
birisini seviyorsun ve onu kıskanmak normal midir ?? bu kıskanmanın nedeni ile ilgilidir bazı kıskançlıklar vardır güven eksiliğinden doğar bazıları vardır sevdiğini kimse ile paylaşmak istememenden kaynaklanır manganın şarksında ki gibi saklayıp gömeceksin :)



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36893830 ziyaretçi (103090812 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.