Kör Yürüyüşü İçerisindeyiz
 

gece, night

Kör Yürüyüşü İçerisindeyiz

Ayşegül Osmanoğlu

Geçenlerde bir düğüne gitmiştim. Tabii her düğünde olduğu gibi çocuklar için eğlenceli oyuncaklar satılır: Işıldaklı kalpler, karanlıkta parlayan çiçekler, yıldızlar.. Sonra küçük yeğenim, bir arkadaşında gördüğü hani şu üfleyince baloncuklar çıkartan oyuncaklar vardır ya, ondan istedi. Gittim, aldım. Oyuncağın paketini açarken üstündeki bir yazı, dikkatimi çekti: "Jesus Loves You". "İsa, seni seviyor." demektir bu cümlenin anlamı... Bir anda damarlarımdaki tüm kanımın çekildiğini hissettim. Buz kestim... Tamam; oyuncak, Çin malı dahi olsa, Türkiye'ye ithal edilen bir ürüne nasıl dikkat edilmez? Burada mâsumca fikirler beslemenin hiçbir anlamı yoktur. Çünkü "gizli misyonerlik", el altından kolay fark edilmeyecek şekilde yapılıyordu.

Küçücük körpe beyinlere nüfuz edebilmenin en eğlenceli yolunu bulmuşlardı. Artık işi bu kadar ilerletmelerine ve bu cesaretlerine hayret ettim. Ne demekti yahu bu, ne demek? Dahası nasıl olur da buna "biz" izin verebilirdik?! Yani bunu ithâl eden firmanın haberi olmadığına inanacak kadar kuş beyinli değiliz herhalde...

Ama benim asıl merak ettiğim, toplum olarak bize neler olduğu... Dünya hırsı gözünü kör etmiş bir millet haline geldik... Evlatlar, analarına, babalarına veya yakın akrabalar, birbirlerine akıl almaz zararlar veriyor. Bir türlü akıl erdiremediğimiz ve "Nerde hata yapıyoruz?" sorusunu sıkça sorduğumuz bu dönemde kendi öz eleştirimizi bile yapacak kadar basiret sahibi değiliz. Evet, bizi silahla, tankla ya da tüfekle yıkamayacağını anlayan derin dünyanın derin güçleri, bizi biz yapan bu halkı yenilmez yapan gerçek güç kaynağını sistematik bir şekilde kurutup hiçbir silah gücünün yapamadığını yaptı.. Bizi böldü, hem de pek çok parçaya... Neydi bizi biz yapan o muhteşem sarsılmaz kuvvet? İnançlarımız.. İşte sistemli bir şekilde çökertilen ve değerlerimizi bize unutturan, bizi bize kırdıran sebep.. Kaybettiğimiz inançlarımız..

Oruç tutanla alay edilen, namaz kılmayı küçük gören, İslâmî yaşamı "gericilik" olarak empoze eden bir sistem, Türkü Türk yapan her bir unsurunu rûhumuz dahi duymadan sildi benliğimizden...

Allah korkusu olmayan ve korkmayacağı, dahası inanma gereği dahi duymayacağı bir Yaratıcı olmayınca; insanların içindeki kafesinden salıverildi kötülük.. Ve her şey, "olabilir" hale ve "kabul edilebilir" hâle geldi... HAK (!) hâline geldi. Evlerimizin bereketi ve Cennet'e giden yolun kapıları olarak gördüğümüz aile büyüklerimiz, önce "baş belası" oldular, sonra "canlarına kıyılası".. "Parçalara bölünesi".. Ne için ha, ne için? Yanan, sadece ananın, babanın, atanın hayatı mı?Sadece dünya hayatın mı? Hayır!!! Ahiret!!! O ebedî hayatta ne yapacaksın? Allah'tan neyi şahit göstererek af dileneceksin?

Ne yazık ki artık pek çok şey için geç olduğunu düşünüyorum... Okullara emanet edilen dini terbiyeye artık gerek bile görmüyorlar.. Ama bence asıl acı olan, ailelerin körlüğü... Toplum olarak bir kör yürüyüşü içerisindeyiz.. Bir bitmeyen, sabahı gelmeyen, maksatlı karartılmış "gece yürüyüşü" içerisindeyiz.. Ve korkarım ki uyanmak, mahşere kaldı...

Ayşegül Osmanoğlu,
6 Aralık 2010, Pazartesi.





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: ayşegül, 14.12.2010, 10:21 (UTC):
:)dünyayı kurtacak olan şu esrarengiz kahramanı mı?sanmıyorum..dünya hep böyleydi hemde her devirde..sahne aynı oyun aynı sadece oyucular değişiyor kostümler değişiyor belki oynanan oyunlar zamana uygun olarak daha gelişip daha bir globalleşiyor..ben artık bir şeylerin değişebileceğine olan inancımı koruyamıyorum.bu arada,uzun bir aradan sonra gördüğüme sevindim şakird..

Yorumu gönderen: ŞAKİRD, 14.12.2010, 09:43 (UTC):
acı ama gerçek herkes birinin gelip bir şeyleri düzeltmesini bekliyor



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36776481 ziyaretçi (102886254 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.