Kösem Sultan
 
Kösem Sultan

Kösem Sultan

Uyarı: Son yıllarda televizyon kanallarında prodüksiyon yanı çok kuvvetli, popüler sinema ve dizi oyuncularını oynatarak, insanları etkileyen ve tarihi algıyı değiştirmeye çalışan bir dizi furyası ile karşı karşıyayız. Özellikle Osmanlı Sarayında iz bırakmış önemli vâlide sultanların etrafında kurgulanmakta olan bu diziler, konuya vâkıf olmayan insanların aklını karıştırmaktadır. Sarayın örf, adet ve kurallarını bilmeyen insanlar renkli ekranda gördüklerini gerçekmiş gibi kabul etmektedirler. Gerek saray halkının yaşayışı gerekse tarihi şahsiyetler hakkında bilerek yapılmaya çalışılan bu tahribatın zaman içinde zararlarını görebiliriz. Nitekim yayınlanan bir diziden sonra Kanuni Sultan Süleyman’ı mahkemeye bile verenler çıkmıştı.

Tarihi olaylar ve şahsiyetleri hataları ve sevapları ile kabul etmeli ve yapılmak istenen tahribata karşı duyarlı olmalıyız. Gerçi bu olumsuzluklara rağmen özellikle devlet televizyonlarında nispeten tarihimizi daha tarafsız ve doğru olarak ele alan yayınlar da yapılmaya başlanmıştır. Doğru bilgi, doğru kaynaktan alınır düsturunu göz ardı etmememiz gerekmektedir. Bu yüzden tarihimizi doğru kaynaklardan öğrenmeli ve sahip çıkmalıyız. Bu uyarımızı Kazım Paşa’nın şu sözleri ile noktalayalım:

"Bir çınar için toprak altındaki kökleri ne ise ve bu kökler kurudukça çınar nasıl kurumaya başlarsa bir millet için de tarih odur. Tarihini bilen millet, kökü sağlam çınar gibidir. Zamanla eski âdet ve ananesini, yaşayış tarzını unutan, tarihini bilmeyen, ecdâdının neler yapmış olduğundan haberi olmayan bir millet, kendini ayakta tutan köklerinden birkaçını kurutmuş demektir. Tarih okuyarak onu sulamak lâzımdır."

Kösem Sultan'ın Hayatı

Kösem Sultan'ın hayatının ilk yılları hakkında kaynaklarda bilgi yoktur. Saraya ne zaman ve nasıl alındığı, ailesinin kimliği bilinmemekle beraber Ortodoks bir papazın kızı olduğu, muhtemelen Bosna taraflarından getirildiği ileri sürülür. Öldürüldüğü sırada altmış iki yaşında olduğu rivayet edildiğine göre 1589'da doğduğu söylenebilir. Saraya geldiğinde güzelliğiyle 1. Ahmed'in dikkatini çekmiş ve onun en önde gelen hasekisi olmuştur.

Kaynaklarda Kösem adıyla birlikte Mahpeyker adı da geçer. Haremde asıl adının Mahpeyker olduğu, daha çok tanındığı Kösem'in ise lakap olarak kendisine verildiği anlaşılmaktadır. Kösem lakabını Mahpeyker adının anlamından da hareketle pürüzsüz, güzel bir cildi bulunmasından dolayı almış olması kuvvetli bir ihtimaldir. Ayrıca Kösem adının "koyun sürüsü önünde giden koç" manasına geldiği ve bu bakımdan onun liderlik vasfına işaret ettiği de belirtilir.

Kösem Sultan'ın I. Ahmed'in ölümcül humma hastalığına tutulması üzerine oğullarına saltanatı hazırlama yolunda çeşitli faaliyetlere giriştiği, bunu sağlamak için 1. Ahmed'in vefatından sonra onun Mahfiruz Hatice Sultan'dan doğma oğlu Osman'ın yerine 2. Mehmed'in oğlu ve 1. Ahmed'in kardeşi Mustafa'yı tahta çıkarttığı, böylece saltanat sisteminde önemli bir değişikliğe yol açmış olduğu ileri sürülür. Kösem Sultan'ın bu olaylardaki rolü hakkında kesin bilgi bulunmamakla birlikte kardeş katli uygulamasının sona erişinde oğullarını koruma amaçlı da olsa nispi bir payı olduğu açıktır. Kösem Sultan, 1. Mustafa'nın iki saltanatı ile 2. Osman'ın padişahlığı döneminde Eski Saray'da 6 yıl kadar ikamet etti. Oğlu 4. Murad'ın tahta çıkışı, ona arzuladığı gücü sağladı, Eski Saray'dan Topkapı Sarayı'na özel bir törenle gelip vâlide sultan oldu.

Oğlu 4. Murad'ın henüz 12 yaşında bulunması, devletin idaresinde Kösem Sultan'ı söz sahibi yaptı. Bu yıllarda yeniçerilere cülus bahşişi dağıtılması problemi yanında Bağdat'ın elden çıkması, eyaletlerdeki itaatsizlikler, Abaza Mehmed Paşa'nın isyanı, Kazak eşkıyasının boğaza kadar sokulması, Kırım'daki huzursuzlukların çözüme kavuşturulması gibi konularda devlet erkânıyla birlikte çalıştı.

Sultan Murad da annesinin yanında devlet işlerini öğreniyor, idareyi devralmayı planlıyordu. Kösem Sultan ise yetkilerini oğluna bırakmak niyetinde değildi. Fakat Sadrazam Hüsrev Paşa'nın azledilmesinin ardından taşrada ve İstanbul'da gelişen olaylar, Topal Recep Paşa'nın sadrazamlığı elde ederek giriştiği çeşitli manevralar, onun gücünün kırılması ve bizzat idareyi 4. Murad'ın almasıyla sonuçlandı. Ancak yine de 4. Murad annesinin sözünü dinliyor ve ondan bütünüyle kopamıyordu. Nitekim Bursa seyahati sırasında 4. Murad'ın, hakkında bazı şikâyetler bulunan İznik kadısını idam ettirmesi neticesinde ulema arasında ortaya çıkan tepkiler üzerine Şeyhülislam Ahizade Hüseyin Efendi, Kösem Sultan'a bir tezkire göndererek oğlunu uyarmasını rica etmiş, ayrıca pâdişâhın tahttan indirilme söylentilerini de ona bildirmiş. Kösem Sultan bütün bu gelişmeleri he-men oğluna iletmişti. Bu ihbar üzerine padişah İstanbul'a gelip hadiseyi hiç soruşturmadan şeyhülislamı idam ettirdi.

Bu olay dolayısıyla oğlunun güvenini kazandığı anlaşılan Kösem Sultan, 4. Murad'ın Revan seferinden başarıyla dönüşünün ardından ayrı anneden kardeşleri olan Bayezid ve Süleyman’ı, Bağdat Seferi'ne çıkmadan bir süre önce de öz kardeşi Kasım'ı öldürtmesine engel olamadı. Fakat Kösem Sultan, diğer oğlu İbrahim’i kurtardığı gibi onun saltanatın tek varisi olarak tahta çıkmasını da sağladı.

Sultan İbrahim'in cülusu Kösem Sultan'ı yeniden eski gücüne kavuşturdu. İbrahim'in zihni problemleri onun sorumluluğunu arttırmıştı. Zamanla Sultan İbrahim, artan rûhî sıkıntılarının da etkisiyle annesini dinlemez oldu. Hatta gözdelerinin de tesiriyle onu saraydan uzaklaştırdı, İskender Çelebi Bahçesi’nde ikamete mecbur etti. Bir rivayete göre İbrahim, annesini Rodos'a sürmek istemişti. Kösem dahi bunca yıllık tecrübesine rağmen hayatından endişeliydi.

Devlet erkânı ve Yeniçeri Ocağı ileri gelenleri, pâdişâhın tahttan indirilmesinin zarûret haline geldiği hususunda fikir birliği içindeydi. Sadrazam Sofu Mehmed Paşa ve Şeyhülislam Abdürrahim Efendi gibi devlet adamları bu iş için vâlide sultanın rızasının alınması gerektiğini biliyorlardı. Gelişmeler üzerine saraya dönen Kösem Sultan'a bir heyet gönderilerek tahttan indirme kararı kendisine tebliğ edildi. Kösem Sultan, önce rıza göstermeyip direndi. Ardından çaresiz kalmış gibi görünerek torunu Mehmed'i hazırlamak üzere harekete geçti. Bir müddet sonra da torunuyla dönerek tahta çıkma gerçekleşti . Bu hâl ve cülusta Kösem Sultan'ın etkili bir rolü olduğunda devrin kaynakları birleşmektedir. Hatta Sultan İbrahim'in daha sonra kapatıldığı odasında boğdurulmasında onun parmağı olduğu da belirtilir.

Kösem Sultan için İbrahim'in saltanatı pek tatmin edici geçmemişti. Çünkü vâlide sultanlık yetkilerini istediği gibi kullanamamıştı. Torununun 7 yaşında olması, annesi Hatice Turhan Sultan'ın genç ve tecrübesiz bulunması sebebiyle iktidarın kendisinde kalmasını tabii karşılıyordu. Hâlbuki geleneğe göre büyük vâlidenin Eski Saray'a gidip kösesine çekilmesi, Turhan Sultan'ın yetkileri kullanması usuldendi.

Kösem Sultan cülustan sonra böyle görünmüşse de onun samimi olmadığı kısa zamanda anlaşıldı. 4. Mehmed'in saltanatının ilk yıllarında Kösem Sultan, Yeniçeri Ocağı'na dayanarak devlet işlerine müdahale etmeyi sürdürdü. Öte yandan Turhan Sultan da padişah annesi olarak devlet işlerine müdahaleye başladı. O da saray ağalarına dayanıp bir denge kurmayı başarmıştı. Bu karışık ortamda Kara Murad Paşa, fazla dayanamayarak istifa etti.

Yeni sadrazam Melek Ahmed Paşa'nın bütçe açığını kapatmak için aldığı tedbirler İstanbul'da esnaf ve halkın ayaklanmasına sebep oldu. Saraya yürüyen halk ağaların idamını talep etti. Buna yanaşmayan Kösem Sultan, halka rağmen ağaları korudu, yine düzenin ağalar sayesinde ayakta kalabildiğini düşünüyordu. Böylece Kösem Sultan'ın ağalar nezdinde itibarı artmış, Turhan Sultan karşısında güçlenmişti. Yıldızı parlamaya başlayan Köprülü Mehmed Paşa da Kösem Sultan'ı destekleyenlerin safına katıldı. Diğer taraftan Turhan Sultan, saray ağalarıyla gizliden gizliye büyük vâlide aleyhinde çalışmalarını yürütüyordu.

Bu sırada yanındaki kuvvetlerle İstanbul'a doğru ilerleyen asi reisi İpşir Mustafa Paşa, Kösem Sultan ile ocak ağaları için tehlike arz ediyordu. Bunun üzerine Kösem Sultan ve ekibi, ellerini çabuk tutup pâdişâhı tahttan indirmeye ve Turhan Sultan'ı ortadan kaldırmaya karar verdiler. Tahtta, safdil bir kadın olan Dilaşub Sultan'dan doğma Mehmed'in kardeşi Süleyman’ı çıkarmayı planladılar. Böylece büyük vâlide, rahat bir şekilde hâkimiyetini devam ettirebilecekti.

Kösem Sultan, ocak ağalarına gizlice mektuplar göndererek Turhan Sultan taraftarı 4 harem ağasının öldürülmesine yardımcı olmalarını istedi. Kararlaştırılan gece ağalar, adamları ile birlikte gizlice saraya inip Turhan Sultan ile adamlarını bertaraf ettikten sonra 4. Mehmed'e de zehirli şerbet içirilecekti. Ancak iki vâlide ile de temasta bulunan Meleki Kadın, Turhan Sultan'ı uyarınca durum Kösem aleyhine döndü.

Turhan Sultan, Kösem'i öldürtmek üzere faaliyete geçti. Bu iş için Baş lala Uzun Süleyman Ağa'yı görevlendirdi. Süleyman Ağa ve adamları, Kösem Sultan'ı Harem'deki odaların birinde dolap üzerinde bulup öldürdüler. Kösem Sultan'ın cenazesi Eski Saray'a götürüldü, gerekli işlemler yapılarak Sultan Ahmed Camii haziresindeki zevci 1. Ahmed'in yanına defnedildi.

Kaynaklarda "vâlide-i muazzama, koca vâlide, ummu'l-mu'minin, sahibetu'l-makam, mehd-i ulya, vâlide-i atika, valide-i kebire" olarak da anılan Kösem Sultan, 4. Murad ile Sultan İbrahim döneminde ve 4. Mehmed devri başlarında saray hayatında ön plana çıkmış, birçok hadisenin müsebbibi olarak kaynaklarda itham edilmiştir. Bununla beraber saltanat makamının karşı karşıya kaldığı türlü badirelerin iyi veya kötü atlatılmasında pay sahibi olarak bir devre damgasını vurmuştur.

Kaynaklar

1. MEB, İslam Ansiklopedisi
2. Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi
3. SAKAOĞLU, Necdet, “Bu mülkün sultanları” Oğlak yayınları
4. İNALCIK, Halil, “Kösem Sultan İç savaş Dönemi” NTV Tarih Dergisi
5. PEİRCE, L. P. Harem- i Hümayun: Osmanlı İmparatorluğu’nda Hükümranlık ve Kadınlar (Trc. Ayşe BERKTAY), İstanbul 1996,
6. ULUÇAY, M. Çağatay, Padişahların Kadınları ve Kızları, Ankara 1992
7. MANTRAN, R. , 17. Yüzyılın ikinci Yarısında İstanbul (trc. Mehmet Ali KILIÇBAY-Enver ÖZCAN), Ankara 1990





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: Onder, 09.08.2016, 07:53 (UTC):
Site bu konuda kesinlikle haklıdır. Kesinlikle tarih dizilerde çarpıtılarak işlenmektedir. Olduğu gibi aktarılsaydı belgesel olurdu evet zaten olması gereken de odur. Tarihimizi dizi yaparak eğlence haline getiriyorlar. Bunun amacı tarihi öğretmek değil insanların beynini yıkamak. Sen de beyni yıkanmış bir insan olarak böyle dizileri izlemeye devam et.

Yorumu gönderen: Nedwm, 23.04.2016, 16:33 (UTC):
Uyarı kısmında yazdıklarınız tamamen dar bakış açısıyla yazılmış şeyler. O söylediğiniz yapımlar dizi, yani çoğu kısmı hayal ürünü, sonradan kurgulanmış ve seyirciyi etkilemek için oluşturulmuştur. Eğer olduğu gibi, doğru bir şekilde aktarılsaydı bu bir belgesel olurdu. Yakıştıramadım doğrusu bu yorumu bu siteye.



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36630380 ziyaretçi (102629010 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.