Kabala, İlluminati ve Armagedon, I
 

Kabala, İlluminati ve Armagedon

1. Bölüm

Kabala sözcüğünün anlamı, "sözlü gelenek"tir. Yahudi inanç dünyasının tasavvufu, mistik ve bâtınî / ezoterik inanç koludur. Eski çağlardan gelen pagan bir öğretidir. Yahudi Tevrat kaynaklı olmasına rağmen, Hermetizm, Pisagorcu Orfik, Neoplatonizm ve Panteizm gibi ilk çağ Pagan Mısır, Babil ve Yunan kökenli bilgileri de içerir. Sezgiye dayalı bilgi edinme metotlarıyla (Aydınlanma yoluyla) inisiye olunarak Tanrısal bilgiye ulaşmayı esas kabul eder

Tarihsel bir gelişme ile Yahudilik ve Tevrat'la sistematize bu pagan gelenek, daha sonra Hıristiyanlığı da Kabala'nın gelişmesinde Yahudilerin Babil Sürgünü esnasında doğu öğretilerinin de katkıları çok olmuştur.[1]

Kabala'nın yazıya dökülmesi, ancak Yahudi 2. mâbedin yıkılışından sonra Rabbi Schimeon Ben Jochai'nin oğlu Rabbi Elezar ile Rabbi Abba tarafından Rabbi Schimeon'un yazmaları derlenerek sonunda İspanya'da Kabalizm'in İhtişam kitabı ya da Işığın Kitabı Zohar ortaya çıkmış oldu.

Kabala'nın temeli, daha çok Hz. Musa'ya Tanrı tarafından aktarılan Tevrat'ın "yazılı olmayan özünü" kapsamasına rağmen Yahudilik'ten farkı; Yahudiliğin temel ilkesinin Musa'nın yasalarına uymak olmasına karşılık Kabala'nın Tanrı ile insan arasında doğrudan bir bağ kurmaya çalışan ezoterik bir sistem olmasıdır.[2]

Kabala, belki de çok sert ve katı tutumları olan Yahudi Tanrı anlayışına ve Yahudi din anlayışındaki eksiklileri giderme ihtiyacından kaynaklanmış olabilir.

Tevrat'ın aslı olan ilk 5 kitapta dinin aslı olan, açıkça bir Şeytan anlayışı, ölümden sonra diriliş, hesap günü, cennet ve cehennem anlayışı yoktur. Kabala anlayışında Tanrı anlayışı panteisttir. Her bir varlık Tanrı'nın eseri olduğundan O'nun bir parçasıdır ve Tanrı'dan ayrı düşünülemez. Yani Tanrı, birdir; ama kâinattaki her şeyi kapsar. Dolayısıyla her şeyde Tanrı'yı görmek esastır.

Yuhanna İncili'nde Hz. İsa'nın "Beni gören, Tanrı'yı görmüştür. Ben ve Baba biriz." demesiyle Hallâc-ı Mansur'un "Enel Hak" demesinin bir farkı yoktur ve bu, panteist anlayıştan kaynaklanır.

Ayrı görünen her şey, bir bütündür. Bütün varlıklarda öz aynıdır. Esas olan bir olmak, bire ulaşmak ve her şeyi bir şey görmektir. Benliği aşmak ve FENAFİLLAH'a ulaşarak bir de yok olmak...

Bütün bu öğretiler, bir noktadan sonra dikkat edilmezse TEVHİD'i zedelemektedir. Gerçi Kabala'da anlatılan Tanrı tek ve Tevrat'ta ismi geçen değildir. Ne Tevrat'taki Elohim'dir ne de Yahve'dir. Kabalacıların Tanrısı, "SONSUZ IŞIK Tanrısı" (AIN SOPH)  olduğu belirtilir ve bir de dişi Tanrı vardır. Dişi Tanrı'nın adı, "SHEKİNAH" olarak bilinir. Tevrat'ta ismi geçen iki tanrı ismi ELOHİM ve YAHVE, asıl Tanrı AIN SOPH'un iki tezâhürüdür.[3]

Buraya dikkat edilirse Hıristiyanlık'taki teslis anlayışının temeli fark edilir. Samimi Musa dininde olan Yahudiler de bu gerçekler üzerinde iyi düşünmeli, Tanrı'yla bir olmak, yani Fenafillah'a ulaşmak sıradan bir insanın işi değil. Bu bir sırdır, Tanrı'yı herkes anlayamaz. "İnsan-ı Kâmil" olmak gerekir. Bu anlayış, İslam Tasavvufu dâhil her dine sızdırılmıştır.

İslam Tasavvufundaki Vahdet-i Vücud anlayışının temeli, Kabala kaynaklıdır. Kabala'nın önemli gelişimi ve eserlerinin yazılması, Endülüs İspanyasıdır. İslam dünyasında Vahdet-i Vücud anlayışının kurucusu, ünlü İslam mutasavvıfı Muhiddin-i Arabi de Endülüs'te yaşamıştır.

"Kabala, ortaçağda Hıristiyan ve İslam mistizmine derinden sızmıştır" ifadesini kullanmamızın çok önemli bir anlamı vardır. Çünkü Kabalacı anlayışta diğer inançlara girip kendine benzetme, önemli bir taktiktir. Bu anlayıştaki birçok Kabalacı yahudi, Hıristiyan ve İslam Dini'ne sızmıştır. Hıristiyanlık'taki nümeroloji ve İslam'daki ebced hesaplamalarıyla kelimelerin sayı değerleriyle olaylar arasında bağlantı kurmak, yine Kabala'daki Gematria kökenlidir. Bütün bunların devamı çeşitli gizli ilimler ve büyü, hep Kabala'ya dayanır.

Tabii bu hareket bu kadar etkin olursa, bu işe Allah'ın karışmaması ve bazı uyarılar yapmaması düşünülemez. Babil hakkında ve özellikle kendileri için iyi bir büyücü üstad zannettikleri Hz. Süleyman hakkında yapılan ikazı Kabalacıların iyi okumasını tavsiye ederiz:

وَاتَّبَعُواْ مَا تَتْلُواْ الشَّيَاطِينُ عَلَى مُلْكِ سُلَيْمَانَ وَمَا كَفَرَ سُلَيْمَانُ وَلَـكِنَّ الشَّيْاطِينَ كَفَرُواْ يُعَلِّمُونَ النَّاسَ السِّحْرَ وَمَا أُنزِلَ عَلَى الْمَلَكَيْنِ بِبَابِلَ هَارُوتَ وَمَارُوتَ وَمَا يُعَلِّمَانِ مِنْ أَحَدٍ حَتَّى يَقُولاَ إِنَّمَا نَحْنُ فِتْنَةٌ فَلاَ تَكْفُرْ فَيَتَعَلَّمُونَ مِنْهُمَا مَا يُفَرِّقُونَ بِهِ بَيْنَ الْمَرْءِ وَزَوْجِهِ وَمَا هُم بِضَآرِّينَ بِهِ مِنْ أَحَدٍ إِلاَّ بِإِذْنِ اللّهِ وَيَتَعَلَّمُونَ مَا يَضُرُّهُمْ وَلاَ يَنفَعُهُمْ وَلَقَدْ عَلِمُواْ لَمَنِ اشْتَرَاهُ مَا لَهُ فِي الآخِرَةِ مِنْ خَلاَقٍ وَلَبِئْسَ مَا شَرَوْاْ بِهِ أَنفُسَهُمْ لَوْ كَانُواْ يَعْلَمُونَ

"Tuttular da Süleyman mülküne dair şeytanların uydurup izledikleri şeyin ardına düştüler. Halbuki Süleyman inkâr edip kâfir olmadı, lakin o şeytanlar kâfirlik ettiler; insanlara sihir öğretiyorlar ve Bâbil'de Harut ve Marut'a, bu iki meleğe indirilen şeyleri öğretiyorlardı. Halbuki o ikisi "biz ancak ve ancak sizi denemek için gönderildik, sakın sihir yapıp da kâfir olmayın!" demeden kimseye bir şey öğretmezlerdi. İşte bunlardan karı ile kocanın arasını ayıracak şeyler öğreniyorlardı. Fakat Allah'ın izni olmadıkça bununla kimseye zarar verebilecek değillerdi. Kendi kendilerine zarar verecek ve bir fayda sağlamayacak bir şey öğreniyorlardı. Yemin olsun ki, onu her kim satın alırsa, onu alanın ahirette bir nasibi olmayacağını da çok iyi biliyorlardı. Hakkiyle bilselerdi, uğruna canlarını sattıkları şey ne çirkin bir şeydi." [4]

Yahudi Mistizmi'ne göre Tevrat'ın herkesin anlayabileceği açık bir anlamı vardır. Bir de "Adam kadmon" (İnsan-ı Kâmil) seçkinlerinin anlayabileceği gizli bir anlamı vardır. Kurân için de benzer şeyler söylenir. Bütün bunları niye söyledik, konuyla ne alakası var? Tamam, Kabala'da eski gizemli pagan inançlar ve yukarıdaki Tanrı-ışık-evren-insan anlayışı var; ama bunlar buz dağının görünen ve bizi yanıltan kısmıdır. Mistik yoga gibi sıradan insana ve entel sosyeteye sunulan kısmı...

Gelelim işin asıl özüne. Bazı Kabalacılara göre aslında Tevrat'tan önce insan yaratılmadan Kabala vardı. Melekler, Adem cennette yaratıldığında ona Kabala'yı öğretti. Kabala'da en önemli bilgi, yaşam ağacıdır. Adem'den diğer peygamberlere nakledildi. Hz. İbrahim, bu sırları Mısır'da biraz açtı ve büyük bir medeniyet ortaya çıktı. Bu sırları Mısır'da öğreten Hz. Musa, sonunda bunları Tevrat ile şifreledi. Hz. Süleyman, özellikle bu sırları çözdüğü için cinlere hükmetti, havanların dilinden anladı vs. İşte , kabalacılara göre bu yüzden Tevrat'taki sırlar, Kabala'yla çözülebilir. Onlara göre Kabala, bu sırların bir anahtarıdır.

Bu sırlar, Adem'e yani insana iyiyi-kötüyü bilme ve Tanrı gibi olmanın sırlarını da kapsıyordu. Yasak meyve ve yaşam ağacı aydınlanmasının Tanrı gibi ölümsüz olmanın bilgisiydi. Peki şimdi de insana Cennet'te verilen bilgiyi ve Tanrı gibi ölümsüzlük sağlayan hayat ağacını hangi meleğin verdiğini Kurân'dan okuyalım:

فَوَسْوَسَ إِلَيْهِ الشَّيْطَانُ قَالَ يَا آدَمُ هَلْ أَدُلُّكَ عَلَى شَجَرَةِ الْخُلْدِ وَمُلْكٍ لَّا يَبْلَى

Nihayet şeytan ona vesvese verdi. Şöyle dedi: "Ey Âdem! Sana sonsuzluk ağacını ve çökmesi olmayan bir saltanatı göstereyim mi?" [5][6]

Kaynaklar

[1] Melih Ülkü Akat, "Ezoterizm ve Batınilik Tarihi", Nokta Kitap, İstanbul 2007, s.111.
[2] Ahmet Akıncı, "Kabala", Dharma Yayınları, İstanbul 2005, s.26.
[3] Migene-Wippler Gonzales, "İsa ve Mistik Kabala", Kozmik Kitaplar, İstanbul 2006, s.34-48.
[4] Kurân-ı Kerîm, Bakara Sûresi 102.
[5] Kurân-ı Kerîm, Taha Suresi 120.
[6] İlhan Akkurt, "Armagedon Kehanetleri, Evanjelizm ve İlluminati", Ozan Yayıncılık, İstanbul 2013, s.197-200.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36895427 ziyaretçi (103093503 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.