Kabe ve Arafat'taki Sırlar
 

Kabe-i Muazzama

KÂBE VE ARAFAT`TAKİ SIRLAR

Ahmet Hulusi

Bizim müşahedemize, Cenâb-ı Hakk'ın bizde izhar etmiş olduğu ilme göre...

İnsan bedenini saran sinir sisteminde akmakta olan biyoelektrik gibi, dünyanın yüzeyi altında da akan “negatif” ve “pozitif” radyasyon akımları, kanalları mevcuttur.

Şayet sizin kurmuş olduğunuz ev ya da işyeri veya çiftlik negatif radyasyon akım kanallarından birisi üzerine isabet ederse, o evde başınız hastalık ve sıkıntıdan kurtulmaz. işyerinizde daima işler ters gider. Çiftliğinizde kaza-belâ eksik olmaz, hayvanlarınız barınmaz vesaire...

Aynı şekilde şayet eviniz, iş yeriniz ya da çiftliğiniz pozitif radyasyon akım kanallarından biri üzerine isabet ederse. Bu defa da eviniz son derece huzurlu olur. Dışardan çoğu zaman evinize kaçarsınız. işyeriniz son derece verimli, bereketli olur. Çiftliğiniz, hayvanlarınız kezâ öyle.

İşte bu anlattığımız akım kanallarına batıda özellikle İngiltere`de de «ley» hatları deniliyor. “Negatif” olanlarına da «kara akım hatları» tâbiri kullanılıyor.

Burada bir önemli noktaya da dikkatinizi çekmek istiyorum…

Bu dalgalara “pozitif” veya “negatif” tâbirlerini kullanmamız, bize GÖREdir!… Bize yarar sağlaması itibariyle “pozitif”, bize yarar sağlamaması itibariyle de “negatif” deyimini kullanmaktayız… Oysa bu dalgaların kendi yönünden bir “negatif”lik ya da “pozitif”lik gibi bir ayrıcalıkları yoktur!. Yalnızca pek çok yüksek frekanslı dalgalardan daha düşük frekanslı dalgalara kadar uzanan dalga türleridirler..

Biz Kudüs, Medine ve Mekke’deki alanların yaydıkları yüksek frekanslı dalgalara “pozitif” demişiz.. Esasen bu dalgalara Din-tasavvuf lisanında da “cemâl” veya “celâl nurları” ismi verilmiştir!..

Bize göre “Pozitif” olarak nitelenen ışınımın nispeten daha düşük frekanslı olanlarına “cemâl nuru”; daha yüksek frekanslı olanlarına da “celâl nuru” denilir…

Ancak dikkat edile ki… Burada anlatılan, bize çok yararlı olan bu ”cemâl ve celâl nurları” ile “mutlak cemâl ve celâl nurları” arasındaki fark, sanki kibrit ateşi ile Güneş arasındaki fark gibidir!… Gözden kaçmaya!

İnsanların dahi “celâlli” ya da “cemâlî” diye tanımlanması, beyinlerinin yaydığı bu dalgalar dolayısıyladır.. Yani, kiminin beyninin yaydığı dalgaların frekansı, kimine göre daha çok daha yüksektir, ki biz onlara “celâlli bir kişiliği var” deriz!.

İşte dünyanın bedeni içindeki, “pozitif” enerji hatlarının kesişip sanki bir enerji santralı gibi yayın yaptığı en önemli merkez, Mekke`de bulunan Kâbe-i Muâzzama'nın altıdır ve bunun uzantısı da Arafat Dağı'nın altıdır!..

Keşif sahiplerinin keşif yoluyla gördüğü bu gerçeğe Seyyid Abdülaziz Ed Debbağ da «El İbrîz» isimli eserinde değinmiş ve Kâbe`den göğe yükselmekte olan bir «nur» sütunundan, adı geçen eserinde bahsetmiştir!..

Bu noktadaki çok güçlü pozitif enerji dolayısıyla Harem-i Şerîf`teki tüm insanların beyinleri öylesine etkilenip, öylesine güçlü bir faaliyet içine girmektedirler ki bunu anlatabilmemiz mümkün değildir.

Nitekim bu gerçek dolayısıyla Kâbe çevresinde kılınan namaz için Rasulallah salla`llâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

-Kâbe`de kılınan iki rek`ât namaz, dünyanın başka mescîtlerinde kılınan namazdan 100 bin defa daha sevaplıdır!..

Zira Kâ’be çevresinde yapılan her ibadet sırasında, yeraltından yayılan “celâl nurları” yani çok yüksek frekanslı dalgalar dolayısıyla, beyin kat rekât güçlü dalga üretimi yapmakta; hem bunu ruha güçlü olarak yüklenmemekte; hem de dışa dönük bir biçimde yayınlamaktadır.

Gene bir başka hadîs-i şerîfte Rasulallah salla`llâhu aleyhi ve sellem:

-"Başka yerlerde sadece fiillerinizden mes`ûlsünüz, Kâbe`de ise düşüncelerinizden de mes`ûl olursunuz."

Buyurmuştur.

Bunun da gene sebebi, beynin aldığı güçlü enerji dolayısıyla düşünceleri dahi fiil düzeyindeki bir güçle ruha yüklemesindedir.

Ancak burada bize göre bir başka gerçeğe dikkatinizi çekmek isterim:

Beytullah altında olup çevresini de etkileyen bu alan en fazla yaklaşık 30-40 metrelik bir yarıçaptır!. Onun dışı Rasûlullah Aleyhisselâm’ın yaşadığı devirde evlerle kaplıydı!.. Bugün ise Ebu Cehil’in tuvalet yapılmış olan evinin çevresinde bile, “Kâ’be ‘de namaz kılıyoruz” zannıyla namaz kılan sayısız insan görüyoruz!.

Yine bizim tespitlerimize göre, Kâ’be çevresinin dışa yani çevreye yaygınlaştırılması yerine; 30-40 metrelik çevresinde dönerek yükselen ve inen bir yürüyen yol yapılıp; insanların burada yürürken yedi dönüşü yani bir tavafı tamamlamaları sağlanabilirdi… Bunun için de Kâ’be’nin duvarları yükseltilebilirdi!.

“Beytullah”taki bu “nurâniyet”ten istifade için, tavafların özellikle bu mesafe içinde yapılması, açıkladığımız gerekçe yönünden çok önemlidir; bize göre!.

“Beytullah” altındaki bu enerji merkezinin, yani “nurâniyetin” bir başka tezahürü de şudur…

Mekke’ye gelip Kâ’be ziyaretinde bulunanların önemli bir kısmında, bir kaç gün içinde değişiklikler görülmeye başlanır beraber oldukları arkadaşlar tarafından…

Bu insanların kimi son derece hırçın, haşin, bencil, hükmedici bir kişilik ortaya koymaya başlar; kimi de son derece munis, hoşgörülü, sevecen, yardımsever bir hâl alır!. Kimi çarşı-pazar saldırır; kimi de Beytullah'tan dışarıya adım atmak istemez!.

Kişilerdeki bu değişikliğin sebebi bizim tespitlerimize göre şudur;

Kâ’be’nin altındaki enerji merkezinden, oldukça yüksek frekanslı bir dalga yayılmaktadır… “Celâl nurları” diye isimlenen bu nurlar, hem insanlarda şiddet ve celâl hâli oluşturmakta; hem de insanlardaki o ana kadar açığa çıkmamış özelliklerin beyinden dışa vurmasına yol açmaktadır!.

Oraya gitmeden önce, normal kendi hâlinde yaşayan bir kısım insanların, oradan döndükten sonra, hiç de o güzelliklere uymayan bir yaşam biçimi içine girmesi; hatta Dinî değerleri bir yana bırakarak beşeriyetin doğal gereklerine ve sonuçlarına göre yaşam sürdürmeye başlaması işte beyni etkileyen bu yüksek radyasyon dolayısıyladır. Bu yüksek frekanslı dalgalar, onun ikincil kişiliğini oluşturan merkezleri güçlendirerek günlük yaşamının bu doğrultuda açığa çıkmasına sebep olur!.

Nasıl ki, bir balon sönükken üzerindeki defolar belli olmaz, fakat şişirilince ortaya çıkarsa…

Aynı şekilde, oradaki yüksek frekanslı dalgaların beyin faaliyetini arttırması dolayısıyla da herkesin ikincil özellikleri orada ortaya çıkmaktadır!. Ve böylece çok iyi tanıdığınızı sandığınız yakınınızın orada içyüzünü görmeye başlarsınız!.

Bu çok yüksek enerji dolayısıyladır ki, Mekke’de insanlar çok “celâl”li saatler yaşarlar ve olaylarla karşılaşırlar!..

Oraya gidenlerin de bildiği üzere, Mekke halkı genelde sert, hırçın ve celâlli insanlardır!. Bunun sebebi bizim tespitlerimize göre Kâ’be altındaki çok yüksek frekanslı dalgalardan, yani radyasyondan, ya da mecazî anlatımla “celâl nurlarının” tesirlerinden ileri gelir!.

Misâl vermek gerekirse, Anadolu’nun herhangi bir yerine göre, Kâ’be ‘de yayılan dalgalar yüz bin defa daha yüksek frekanslı yani kuvvetli dalgalardır!.. İşte bu yüzden “Kâ’be ‘de kılınan namaz başka yerlerde kılınan namazdan 100.000 defa daha sevaplıdır”; ve de “Kâ’be ‘de düşündüklerinizden mesûl olursunuz”!.

İşte bu yüksek frekanslı ışınım, yani “celâl nurları”, o dalgalarla haşır-neşir olarak büyüyen insanların bahsi geçen özelliklere sahip olması sonucunu getirir!..

Gene bizim müşahedemize göre…

Hazreti Rasûlullah Aleyhisselâm’ın, nübüvvet görevinin başlamasından hicretine kadar geçen yaklaşık on üç yıllık evresinde, Mekke’de kendisine inananların sayısının 40-50’ye ulaşabilmesinin nedenlerinden önde gelen bir sebep de bu husustur.

Mekke’deki bu yüksek frekanslı dalgalar, genel istidat ve kâbiliyet ile programlanmış insanlarda, konuya karşı bir direnç oluşturmuş, bu yüzden de O’nun getirdiklerini inkâr etmişlerdir..

Medine’de ise Kâ’be ‘dekine göre bir hayli düşük frekanslı dalgalar yani “cemâl nurları” mevcut olduğu için; orada insanlar genellikle “cemâlî” bir yaşam geçirirler, “Lâtif” ilişkiler içinde olurlar… Medine’deki faaliyet sonucu müminlerin sayısı on sene sonunda yüz binlere ulaşmıştır!..

Medine ziyaretinin, Mekke’den sonraya bırakılması, kişilerin dönecekleri ortama uyum sağlamaları açısından da bir kolaylık sağlar!.

Mekke’den döndükten sonra 20 gün ile bir ay arasında bulunulan yere uyum sağlanabilmesinin sebebi de gene bu yüksek radyasyonun beyinde tesirinin azalmasıyla söz konusu olur…

Gene Kâbe-i şerîf altındaki bu radyasyonun beyinlere yüklediği güç dolayısı ile, tavaf sırasında, kabiliyetli beyin sahiplerinde çeşitli olağanüstü yaşamlar gerçekleşmektedir.

Peki Kâbe böylesine muazzam enerji merkezi, ya da bir diğer ifade ile «nûr kaynağı»dır da; Hacc niçin Arafat`ta olmaktadır?.. Hac niçin Arafat`tır?.. Arafat`taki olay nedir?..

Kâbe-i Muazzama`nın altında bulunan son derece güçlü müspet radyasyon kanalının bir uzantısı da Arafat tepesinin altında ikinci bir düğüm meydana getirmektedir, demiştik az evvel.

İşte Arafat tepesi ve civarında toplanan yüz binlere, milyonlarca insan, yerden aldıkları son derece güçlü radyasyon ile beyinlerinden tek bir mânâda yayın yapmaktadırlar.

«Vakfe» denen olay, insanların bu tek mânâ üzere toplu «yönlendirilmiş dalga» yayınına yönelişleridir.

«ALLAH'IM BİZİ AFFET!..»


Yüz binlerle, milyonlarca insan beyni; sanki lazer ışını gibi, tek bir anlamdaki dalga boyundan yayın yapmakta; ve bu dalga boyundan oluşan dev bir manyetik bulut tüm Arafat Bölgesini kaplamaktadır!..

Şimdi hemen hatırlamaya çalışın.

Üzerine herhangi bir görüntü çekilmiş video bandını, çalışırken video cihazının üzerinde unutursanız ne olur?.. Video cihazının yaydığı manyetik alan bandın üzerindeki kaydı siler!.. İsterseniz siz buna görünmeyen eller bandı siler de diyebilirsiniz!..

Evet. işte misâl yollu anlatmaya çalıştığım gibi.

Siz orada «ALLAH'IM GEÇMİŞ GÜNAHLARIMDAN DOLAYI BENİ AFFET» dediğiniz anda hem bu tür bir dalga oluşturmuşsunuzdur. Hem de beyninizi bu mânâdaki dalgalara açmışsınızdır!.. Ve açılan bu kanaldan, o güçlü manyetik alan bir anda beyninizi etkiler ve o ana kadar ruhunuza negatif yükle beyniniz tarafından kaydedilmiş tüm yazımlar siliniverir!.

Ve siz anadan doğmuşçasına günahsız olarak. O ana kadar ruhunuza yüklenmiş olan tüm negatif yüklerde arınmış olarak Arafat`dan dönersiniz.

Rasûlullah salla`llâhu aleyhi ve sellem buyuruyor ki;

-Arafat`tan dönüp de, acaba benim günahlarım affoldu mu, diyen kişi en büyük günahkârdır!..

Çünkü olay böylesine kesin bir olaydır!..

Allâh, günâhlarından arındırmayı murat ettiği kuluna nasip eder oraya gitmeyi; ve orada da böyle bir sistem içinde arınmayı bahşeder!..

Kaynak: "İslam'ın Temel Esasları", Ahmet Hulusi. Kitsan yayınevi, İst.

Düzeltme

"Kabe ve Arafat Sırları" diye yazıyı yayınlamışsınız. Ancak bu yazıyı Üstadım Ahmed Hulusi'ye ait "İslam'ın Temel Esasları" Kitabından alınmıştır lütfen düzeltme yapınız.Zekeriya Bağcı yazmışsınız ne olur bana mal etmeyiniz.Gerekli düzenlemeyi yapacağınızı umuyorum.

Zekeriya Bağcı

Gerekli düzeltme yapılmıştır. Duyarlılığınız için teşekkür ederim.

Gizli İlimler Admin





Bu sayfa hakkındaki son yorum:
Yorumu gönderen: Hakan Gülüş, 21.06.2016, 15:48 (UTC):
Allah emeği geçen alim insandan bin defa RAZI olsun.Çokgüzel bir yazı.
Anlayana!

Yorumu gönderen: canan, 25.04.2016, 21:24 (UTC):
herşeyin iyisini kötüsünü yaratan Allah radyasyonun iyisini neden yaratmasın dünyayı rahmetiyle kuşatan Allah kabe özel bir yerdir oradan bu nurlu enerjinin çıkması firekanslar doğrudur giden herkez mutlulukla geliyor orası bir başka alme diyeren çok güzel

Yorumu gönderen: moonhan, 25.03.2015, 19:26 (UTC):
Güzel bir çalışma ama daha güzel olabilmesi için kişinin ihlas sahibi olması ve amel etmesi gerektiğini hissettim. Yazarın da.

Yorumu gönderen: AZİZ KAYA , 10.02.2015, 18:35 (UTC):
ONLAR İSTEMESEDE ALLAH NURUNU TAMAMLAYACAKTIR.

Yorumu gönderen: aziz kaya, 17.12.2014, 18:18 (UTC):
allah oraya gitmemi 28 09 2014 yılında bana nasip etti. gerçekten mekke ve medine çok güzel ve insan bu mübarek yerleri unutamıyor orada on beş gün geçirdim. hayatımda yaşadığım en güzel günlerdi. gerçekten oralar çok farklı ama ne yazıkki suudi yönetimi oralara gereken değeri vermiyor inşallah oraya layık olan değerini veren ve hz muhammed sav izinden giden bir islam devleti nasip eder

Yorumu gönderen: Kürşat Er Kaplan, 17.10.2014, 17:50 (UTC):
Hacca 3 çeşit İnsan gider, 1-ALLAH'ın Davet ettikleri, Giderler ve orada Şehit olurlar. 2-Rasûlullah Salla'llâhu Aleyhi ve Sellem Efendimizin Davet ettikleri, Giderler ve günahlarından arınmış bir şekilde döner ve İslam üzere hayatlarına devam ederler. 3-iblisin davet ettikleri, Giderler, Gelirler ve azmarlar, kendilerini dünya zevklerine kaptırılar....Bu arada Sayın Admin, Yazıda emeği geçenlerden Rabbim Razı olsun. Gerçekten öğrenmem iyi oldu

Yorumu gönderen: yusuf, 03.11.2013, 00:52 (UTC):
Ben hayatımda böyle sacma bir yazı okumadım, hatta siteye bile girdigime pisman oldum, Nur ile radrasyonu bir tutan böyle tutarsız aklı sıra bilimsel acıklama yaptıgını sanan yazarı buradan kınıyorum!

Yorumu gönderen: ayşe, 09.12.2010, 16:53 (UTC):
çok güzel bilgiler

Yorumu gönderen: ELMAS, 21.10.2010, 19:21 (UTC):
Yorumlar çok güzel, ancak Peygamber ve 4 halife Hadislrin yazılmasını istememiş. Buna rağmen, peygamber öldükten çooook uzun yıllar sonra birilerinin bazı sözleri , güzel bile olsa Hadis adı altında yazması ve bunu dinin gereği gibi göstermesi, müslümanın tek kaynağı olan Kuran a aykırı. Kuran ın dışında bir yorumun yapılması islamiyete en büyük zarar. Kuranda olmıyan söz yada davranışı hadis ve sünnet denilmesi Allaha karşı gelmektir. Müslümanın tek kaynağı kurandır. Hadis, sünnet, .......yok, olmamalı

Yorumu gönderen: muharrem dinç, 02.05.2010, 16:19 (UTC):
bende uzun zamandır arafatta insanların günahlardan temizlendimmi diye düşünmesi en büyük günah olduğunun sebebi nedir diye düşünüyordum şimdi anladım sebebbini
üstad ahmet hulusiye çok teşekkür ederim



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36776460 ziyaretçi (102886212 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.