Kabrin ve Kabir Korkusunun Açıklanması
 

Kabrin ve Kabir Korkusunun Açıklanması

Peygamberimiz (S.A.S) buyuruyor ki:

«İçine ölü gömüldüğü zaman kabir ona der ki, ey Ademoğlu! Yazık sona, beni ne kadar hesaptan çıkardın. Benim sıkıntı, karanlık, yalnızlık ve böcek yurdu olduğumu bilmiyor muydun? Yolun bana düştüğünde ayakların geri geri giderken beni ne kadar hesap dışı bıraktın.»

Eğer ölü iyi emel işlemiş biri ise onun adına kabre denir ki, «Peki, ya bu adam iyiliği emreden ve kötülükten alıkoyan biri ise o a zaman ona karşı tutumun ne olur?» Kabir der ki, «O zaman ben onun için yeşil bir bahçe olurum, onun vücudu nurlanır ve ruhu Allah (C.C)'a yücelir.»

Ubeyd İbni Umeyr-ül Leysî (R.A.) der ki, «kabir, içine giren herkese seslenerek der ki, «Ben karanlık ve yapayalnızlık yurduyum. Eğer hayatta iken Allah (C.C)'a itaat halinde içindeysen simdi ben sana rahmet olurum. Eğer hayatta iken Allah (C.C)'a karşı baş kaldırdı isen bu gün ben senin için felâketim. Allah (C.C)'a itaatkâr ölerek bana gelen bir gün buradan memnun ayrılır. Allah (C.C)'c karşı gelmiş biri olarak bana gelen biri ise bir gün buradan feryat-u figan kopararak çıkar.»

Muhammed İbni Sibih (R.A.) der ki, öğrendiğimize göre kişi mezara gömülerek azap çekmeye başlayınca veya birtakım acılar ile yüz yüze gelince diğer kabirlerde yatan ölü komşuları ona söyle seslenir. «Ey dost ve komşularının ölümünden sonra dünyada kalan kimse, bizden niye ibret almadın? Henüz fırsat elindeyken bizim amel defterimizin ölümle kapandığını görmedin mi? Dostlarının kaçırdığı fırsatları sen değerlendiremez miydin?»

Diğer yandan yer tabakalar de ona söyle seslenir, «Ey dünyanın görünüşlerine aldanan kişi: Ailenden dünyaya aldanıp senden önce toprağın karnına gömülmüş olanlardan ibret alsaydın ya! Oysa ki senden öncekilerin cenazelerinin . sevdikleri tarafından bu: kaçınılmaz durağa taşındığını görüyordun.»

Yezici-Er Rekkasi (R.A.) der ki, »öğrendiğime göre ölü mezara girince amelleri, üzerine üşüşür ve Allah (C.C)'in izni ile dile gelerek sahiplerine
derler ki, «Ey çukurunda tek başına kalan kimse! Dostların ve ailen senden ayrıldı, bu gün bizden başka hiç bir yoldaşın yok senin.»

Kâ'b-ül Ahbar (R.A.) der ki, «iyi kul mezara gömülünce namaz, oruç, hacc. cihat ve sadaka gibi iyi emelleri çevresine üşüşür. Bu arada azap melekler: ona ayakları tarafından sokulmak isteyince namaz der ki, «Uzak durun ondan, ona sokulmanıza yol yok. Bu ayakları üzerinde uzun müddet dikilerek Allah (C.C) Rızası için beni kıldıydı.»

Bunun ürerine azap melekleri ona başı tarafından sokulmak isteyince oruç «Onun yanına girmenize yol yok. Dünyada Allah (C.C) rızası için uzun müddet susuz kaldıydı, bu yüzden yol yok size onun yanına sokulmaya» der.

Azap melekleri bunun üzerine yan taraftan ona sokulmaya girişince hacc ve cihat birlikte derler ki, «Uzak durun ondan. Nefsini feda ederek ve bedeninin yorgunluğuna katlanarak hacca gitti, cihat etti. Bu yüzden yanına girmeye yol yok size.»

Bu sefer azap melekleri ona elleri tarafından sokulmaya kalkışınca sadaka der ki, «Uzak durun efendimden. Nice sadaka su iki elden çıkaran Allah (C.C) rızası uğruna yoksulun eline girdi. Bu yüzden size Orta varmaya yo! yok.»

Bunun üzerine o ölüye «Müjdeler olsun! Diriyken saadet içinde yasadığın gibi ölüyken de saadete kavuşur.» diye seslenilir. Arkasından rahmet melekleri gelerek ona cennet yatağı sererler, cennet yaygıları yayarlar. Kabri, gözünün alabileceği kadar genişletilir, kendisine bir cennet kandili sunularak bir daha dirileceği güne kadar kabrinde aydınlık içinde zaman geçirir.

Ubeydullah İbni Ubeyd İbni Ömer {r.a.) bir cenaze namazında der ki. «Duyduğuma göre Peygamber'imiz (S.A.S) söyle buyurmuş:

«Ölü mezara koyunca, kendisini toprağa verenlerin ayak seslerini duyardık oturur, kendisi ile konuşacak hiç kime yoktur. yalnız kabir ona seslenir ve der ki, «ey ademoğlu, yazıklar olsun sana! Dünyada benim hakkımda, darlığım hakkında, pis kokum hakkında, dehşetim ve kurtlarım hakkında korkunç şeyler duymadın mi? Benim için ne hazırlık yaptın?»

Bera İbni Azib (r.a.) der ki: «Bir gün Peygamber (S.A.S)'imiz ile birlikte ensardan birinin cenazesini toprağa vermiştik.

Peygamber (S.A.S)´imiz başını öne eğerek mezarın başına oturdu ve üç kere Allah'ım. kabir azabından sana sığınırım» dedi ve sonra sözlerine söyle devem etti. «Mü`min Âhrete göçerken Allah ona yüzleri güneş gibi parlak bir grup melek gönderir. Ellerinde onun kefeni ve kokusu vardır.

Gözünün görebileceği yere kadar sıra halinde otururlar, mü´minin ruhu çıkınca gerek yer ile gök arasında bulunan ve gerekse gökteki bütün melekler ona dua ederler, göklerin bütün kapıları onun ruhuna açılır, her gök koptsi ruhuna geçit vermeye can atar.

Ruhu göğe yüceltilince "Yâ Rabb'i, filân kulunu getirdik" diye seslenilir. Allah "geri götürün, ona hazırladığım yüksek dereceleri gösterin. Çünkü ben dünyada ona:

«Biz sizi topraktan yarattık, oraya döndürürüz ve yine sizi yeni bastan oradan çıkarırız» diye, vaat etmiştim.» diye buyurur. (Tâhâ Sûre-i Celilesi. 55).

Kendisini mezara belirenlerin dönüp giderken ayak seslerini isidir bir halde iken sorgu melekleri yanına girerek onu, «hey adam, Rabb'in kim?, dinin nedir?, Peygamber'in kim?» diye sorarlar.

O da «Rabb'im Allah, dinim İslam ve Peygamberim Hz. Muhammed (S.A.V)'dır.» diye cevap verir. Sual sırasına ona oldukça sert davranırlar, ama bu onun karsılaşacağı son imtihan olur. Soruların cevabini verince, "Doğru söylüyorsun" diye bir ses işitilir. İşte Ulu Allah (C.C):

«Allâh dünyada âhrette de iman edenleri, sabit sözde (Kelime-i Şehadette) sebat ettirir, zalimleri de şaşırtır. Allâh dilediğini yapar.» âyeti ile bu hadiseye işaret etmektedir (İbrahim Sûre-i Celilesi; 27).

Arkasından yanına güzel yüzlü has kokulu, alimli elbiseli biri girerek ona «Allâh'in rahmeti ve ebedî nimetlerinin bulunduğu cenneti sana müjdeler olsun!» der. Ölü olan «Allâh seni de hayırla müjdelesin, kimsin sen» diye sorar. Yeni gelen der ki, «senin iyi amelin. Allah'a yemin ederek söylüyorum ki, seni ibadet islemeye nasıl can attığını, buna karşılık günah islemeye karşı nasıl gönülsüz davrandığını iyi biliyorum. O yüzden Allâh da sana iyilik verdi.»

Arkasından «onun altına bir cennet yatağı serin ve mezarından cennete bir kapı açın.» diye bir ses gelir. Gelen emir uyarınca altına bir cennet yatağı serilerek yattığı yerden cennete bir kapı açılır. Bunun üzerine o der ki: «Allah'ım! Kıyamet Gününü çabuklaştır da bir an önce çoluk-çocuğuma kavuşayım.»

Kâfir ise dünyadan ayrılıp Âhrete göç etmeye yönelince yanına kaba ve sert görünüşlü bir grup melek girer. Ellerinde ateşten elbiseler ile katrandan iç çamaşırları vardır, hemen çevresini sararlar.

Son nefesini verince gerek gökle yer arasında ve gerekse gökteki bütün melekler ona lanet okurlar. Ruhuna karşı bütün gök kapıları kilitlenir.

Hiç bir gök kapısı ruhuna yol vermek istemez, bu yüzden yukarıya etken ruhun yari yoldan geri çevrilir. Ve «Ya Rabb'i, falan kulunu ne gök ve ne de yer kabul etmiyor» diye duyurulur.

Bunun üzerine ulu Allâh: «Geri götürerek ona hazırladığım azapları gösterin. Çünkü ben ona «sizi topraktan yarattık, oraya döndürürüz ve yine yeni bastan oradan çıkarırız.» diye vaat etmiştim.» buyurur.

Kendisini geri getirip mezarına bırakanların ayak sesleri henüz kaybolmadan sual meleklerinin «hey adam, Rabb'in kim?, dinin nedir?, peygamber'in kimdir?» soruları ile karsılaşır. Sorulara «bilmiyorum» diye karşılık verince sorgu meleklerinden «bilmen gerekirdi» dîye karşılık alır.

Arkasından yanına çirkin yüzlü, pis kokulu ve çirkin elbiseli biri girer, ona «Allah'ın gazabı ve daimi acı azabı sana müjdeler olsun!» der.

Bunun üzerine o yeni gelene «Allah belânı versin kimsin sen.» diye sorar. Yeni gelen der ki: «senin kötü amelin. Allah'a yemin ederek söylüyorum ki, sen günah islemeye can atar, buna karşılık ibadet islemeye karşı gönülsüz davranırdın. Simdi Allah cezanı verdi.»

O da «Allah senin de belânı versin» diye cevap verir. Daha sonra karşısına sağır, kör ve düsiz bir azap meleği dikilir. Elinde insanlar ile cinler bir araya gelseler kaldıramayacakları kadar ağır ve üzerine indirile bileceği bir dağı bile altında ezip toprağa çevirebilecek olan demir bir topuz vardır. Topuzla ona bir darbe indirince altında ufalanarak toz olur. Sonra yeniden can gelir alnına bir topuz darbesi daha indirilir. Darbeler arasında kopardığı feryadı insanların ve cinlerin dışında kalan bütün yeryüzü canlıları duyar. Arkasından «onun altına iki ateş tabakası serin ve yattığı yerden cehenneme bir kapı açın.» diye bir ses duyulur. Bunun üzerine altına iki ateş tabakası serilerek kabrinden cehenneme bir kapı açılır.»

Muhammed İbni Ali (r.a) der ki: «Her ölüye, gerek iyi amelleri ve gerekse kötü amelleri mutlaka gösterilir, iyilikleri karşısında gözleri dikilir, kötülükleri karşısına da başını öne eğer.»

Ebû Hureyre'nin (R.A.) rivayet ettiğine göre Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

«— Mü´min ölmek üzere iken bir grup melek, yanlarına misk ve reyhanlı bir ipek parçası ile ona gelirler, ruhu hamurdan kil çeker gibi çıkarılır. Ona: «ey huzura ermiş, tatmin olmuş ruh! Sen Rabb'inden ve Rabb'in de senden hoşnut olarak Allâh'in ululuk ve kerametine çık.» denir.

Ruhu çıkarılınca meleklerin yanındaki misk ve reyhana konarak ipek parçasına sarılır ve «illiyûn»´a gönderilir.

Kâfir ölmek üzere iken bir grup melek, yanlarına içinde yanar ateş parçası bulunan bir bez parçası ile ona gelir, ruhu hayratça çıkarılırken ona: «ey pis ruh! Sen Rabb'inden uzak ve Rabb'înin gazabı üzerinde olarak O´nun azap ve ezasına çık denir. Çıkanların ruhu, meleklerin getirdiği ve harıl harıl yanan bu ateş parçası, üzerine konarak bez parçasına sarılır ve «siccin»´e gönderilir.»

Muhammed îbni Kâ'b-ül Kurâzî (r.a.) don rivayet edildiğine göre nihayet onlardan birine ölüm gelince:

"Nihayet onlardan birine ölüm gelince:
"Ey Rabb'îm, beni geri gönder de terk ettiğim konularda iyi amel isteyeyim." der. Mealindeki âyeti yorumlarken der ki. «Allâh böyle deyen kula «ne istiyorsun, arzun neyedir? Mal biriktirmek, ağaç dikmek, bina yapmak ve nehir yatakları açmak için mi yeniden dünyaya dönmek istiyorsun» diye sorar (Mü'minûn Süre-i Celilesi; 99).

Kul, «Hayır, ihmal ettiğim hususta da iyi emel islemek için geri dönmek istiyorum» diye cevap verir.

Fakat ulu Allah (C.C) bu dileğe karşılık.

«Hayır, hayır. O sadece kendinin söylediği bos bîr sözdür.» diye cevap verir. (Mû'minûn Sûre-i Celilesi; 100).

Yani bu kimseler, bu sözü ölmek üzere iken mutlaka söylerler, fakat reddedilirler.

Ebû Hureyre'nin (R.A.) rivayet ettiğine göre Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

« Mü´minin mezarı yeşil bir bahçedir ve yetmiş arşın boyu genişliğindedir. Ayın 14. gecesi gibi aydınlatır.»

«Onun için sıkıntılı bir hayat vardır.» âyeti kim hakkında indirildi, biliyor musunuz? Oradakiler: «Allah ile O'nun Resul'ü bilir» deyince Peygamber (S.A.S.)'imiz söyle buyurdu.

"Bu âyet kabirdeki kâfirin çekeceği azabı anlatmaktadır. Üzerine doksan dokuz Tinnin´in musallat edilir. Tinnin ne demektir bilir misiniz? Doksan dokuz yılan demektir. Her yılanın yedi başı vardır hepsi onu ısırır, yalar ve vücûduna nefes üfler. Su hal kabirden kalkıncaya kadar devam eder."

Sayının doksan dokuz olarak belirtilmesine şaşmamalı. Çünkü bu yılan ve akreplerin sayısı kibir, riya, kıskançlık, dargınlık, kin ve benzeri kötü huyların sayısıncadır. Çünkü bunların sayılı asları vardır. Sonra kötü huylar bu asıllardan sayılı dallara ve her daldan çeşitli budaklara ayrılırlar iste bu sıfatlar asil mahvolma sebebidir ki, (bunlara muhlikât denilir.) bunlar aynen akrep ve yılanlara dönüşürler.

Kuvvetlileri yedi başlı doksan dokuz yılan kadar ısırır, zayıfı da akrep gibi sokar, ikisi arasında kalanlar da bildiğimiz yılan gibi ısırır.

Kalp gözü açık, basiret sahipleri gerek bu mahvedici ana gövdeleri ve gerekse bu gövdelerden çıkan dalları görürler. Fakat bunların sayısını ancak Nübüvvet Nuru ile Bilinir. Bu çeşit haberlerin gerçek bir diş yüzü ve gizli bir iç yüzü basiret sahiplerine bunlar acıktır. Bu çeşit haberlerin mahiyetini kavramakta güçlük çekenler, bunların diş yüzünü inkâr etmemelidirler. Tersine imanın en alt basamağı, doğrulayıp teslim olmaktır.





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: doğan, 26.07.2010, 22:30 (UTC):
Allah bizleri affetsin.



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36829410 ziyaretçi (102979210 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.