Kabuslardan Nasıl Kurtuluruz?
 

Kabuslardan Nasıl Kurtuluruz?

Kâbus, ister çocuk, ister genç, isterse yaşlı olsun, insanın ıstırap çekmesine neden olmaktadır. Üstelik bir de gördüğü kâbusun manasını anlamaktan âciz kaldığında, çektiği ıstırap bir kat daha artmaktadır. İnsan, bir çıkış yolu ya da vasıta olmaksızın kâbusa engel olamayacağının bilincindedir. Durum büyüklerde bile böyle iken, kendilerini son derece korkutan kâbusta gördüklerini anlatmaktan dahi âciz olan çocukların çaresizliğini anlamak zor olmasa gerekir.

İnsanın kâbus karşısında yapacağı ilk savunma önlemi, zihinsel ve sosyal yönden huzurunu sağlamasıdır. Çevresini çepeçevre saran zorluklarla ilişkili birçok problem nedeniyle aklı karışık insan, hiç şüphesiz, uyku sırasında kâbusların hedefi olacaktır. Hayatta başarılı olmayı beceremeyenlerle bir yarış ortamında gücü hızla zayıflayanlar da aynı şekilde kâbus için birer hedef durumundadırlar.

İşte bundan dolayı zihinsel istikrar ve hayatta elde edilen başarılar, kâbusların ortaya çıkmasına engel olmaya birer kefildirler. Çünkü bu ikisi, insanın benliğini güçlendirmektedir. Benliği güçlü olan kişi, memnun, huzurlu ve mutlu olmaktadır.

Bununla beraber hepimizin hayatın darbe ve krizleri karşısındaki tahammülünün bir sınırı vardır. O yüzden hiçbirimizin ömrü boyunca kâbuslara maruz kalmayacağına dair bir garantisi yoktur. Bu nedenle aşağıda zikredeceğimiz hususlar, kâbuslara ve özellikle onların tekrarlananlarına karşı koymaya yardımcı olabilecektir:

1- Belli aralıklarla ya da düzensiz olarak tekrar eden kâbusların ayrıntıları akılda kaldığı kadarıyla yazılmalıdır.

2- Kâbusta görülenler ile onlarla doğrudan ilgili olaylar arasında bağlantı kurulmalıdır. Bu sebepleri araştırmak son derece önemlidir. Çünkü bunu yaptıktan sonra bir başka önemli noktaya gelmekteyiz. Mesela kâbusta mezarlığın içinde tek başına yürüdüğünü gören kimse, mezarlarla ilgili başından geçen önemli bir tecrübesini anımsamalıdır. Yine örneğin kâbusta boğulduğunu gören kimse, denizler, nehirler ya da yüzme havuzları ile olan zihinsel ilişkisini ya da boğulma sonucu ölmüş bir yakınını hatırlamaya çalışmalıdır.

3- Tekrarlanan kâbus görenlerin kâbustaki şekil, görüntü ve olaylarla bunlara neden olan doğrudan sebepler arasındaki ilişkiyi ortaya çıkardıktan sonra, her ikisi arasındaki benzerlikleri incelemesi gerekir. Acaba kâbusta gördükleri gerçek hayatta başına gelmiş midir? Bu incelemeden sonra şahıs, mesela kabirlerin kendisine sevdiği birinin ölümünü hatırlattığını, bunun da kötü ruhlar ya da hayalleri çağrıştırdığını görecektir.

Yalnız bu kişi, acaba bu korkunç şeyleri yalnız başına iken hissedip de kabirlerin yakınından ya da arasından yanında karşılıklı olarak birbirlerine saygı, güven duydukları ve aralarında dayanışma bulunan bir arkadaşı olduğu halde geçtiğinde hissetmiyor mu?

Bilimsel olarak da tespit edildiği üzere insan yalnız kaldığında, korktuğu ortamlarda, insanlardan bir topluluk ile beraberken korkmamaktadır. Öyleyse kâbus gören kimsenin bir dahaki sefere uyanıklıkta kendine şu sözleri telkin etmesi yararlı olacaktır:

"Bir daha mezarlık kâbusu gördüğümde tek başıma olmayacağım. Babam, arkadaşım ya da öğretmenim vs benimle beraber olacak."

Kabirler, sular, yılanlar ya da hayvanlardan duyulan korku, yanımızda, kâbusta karşılaştığımız güç pozisyonları bitirmede kullanabileceğimiz şahıs olsun, silah olsun bir destek olduğunu tekrar tekrar, defalarca hatırladığımızda, genellikle kaybolup gidecektir. Bizi seven ve büyük bir manevi yardım kaynağı olan şahıslar, kâbus karşısında bizi güçlü kılacaktır. Böylece kendimize desek sağlamış oluruz. Destek de, kâbus sırasında güçsüz olduğumuzu hissettiğimiz zaman, bize kuvvet verecektir. Bir dahaki sefere yalnız kalmayacağımızı, bilakis daima birilerinin manevi olarak yanımızda olacağını zihnimizde kurarsak, kâbus sona erecektir.

Bu mücadeleye hazırlanırken, hiç şüphesiz, her şeyden önce Allah'a ve dinimize olan inancımızın kuvvetli olması da gerekmektedir. Uykudan önce Allah'a dayanan, kendini ve işlerini O'na havale eden ve kendisine inandığı için Allah'ın onu koruyup kollayacağını hisseden, düşünen kimse, hiç şüphesiz Allah'ın yardımıyla kâbus sıkıntısından kurtulacaktır.

Hz. Muhammed, uyumak üzere yatağa yöneldiğinde: "Yüce Allah'ın ismiyle yaşar ve ölürüm." der, avuçlarını birleştirir ve onlara üflerdi. Avuçlarına İhlas, Felak ve Nas surelerini okur, sonra o avuçlarıyla vücudunun ulaşabildiği yerleri sıvazlardı. Bunu yaparken başından ve yüzlerinden başlar, sonra aşağıya doğru her yerine avuçlarını sürerdi. Sonra, "Ey Allah'ım, kullarını dirilttiğin günün azabından beni koru!" derdi. Aynı şekilde yatağına uzandığında da "Bizi doyuran ve barındıran yüce Allah'a hamd-ü senâlar olsun." derdi. (İmam Müslim'den rivayet edilmiştir)

Yatağa girerken şöyle dua ettiği de rivayet edilmiştir: "Göklerin ve yerin rabbi olan ve büyük arşın sahibi, tohumu ve çekirdeği yaran, Tevrat, İncil ve Kurân'ı indiren yüce Allah'ım! Her şerlinin şerrinden sana sığınırım. Sen, en gizli olansın. Senden daha gizli olan varlık yoktur. Senin varlığını hiçbir akıl ve duydu idrak edemez. Borçlarımı ödememi ağla ve beni fakirlikten zenginliğe eriştir."

Hz. Muhammed, gece uyandığında şöyle dua ederdi: "Senden başka ilah yoktur. Her türlü eksiklikten beri olan yüce Allah'ım. Günahlarımdan dolayı bağışlanma diler, rahmetini isterim. Ey Allah'ım, bilgimi artır. Beni hidayete ulaştırdıktan sonra kalbimi eğriltme. Yüce katından bana rahmet ver. Sen çok verensin." [1][2]

Kaynaklar

[1] Ebû Muhammed Abdülmelik b. Hişâm, "Siretü'n-Nebî", 4. cüz, el-Mektebe et-Ticâriyye el-Kübrâ.
[2] Abdu'l-Hakim el-Afîfî, "Bilimsel ve Dini Açıdan Rüyalar ve Kâbuslar", Rağbet, İstanbul 2011, s.98-101.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36810859 ziyaretçi (102946317 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.