Kalp Demek Hayat Demek
 

kalpli bileklik

Kalp Demek Hayat Demek

Ayşegül Osmanoğlu

Bu şehre bu yıl hiç yaz gelmeyecek, anladım. Neredeyse Haziran ayının sonuna geldik; ama hala sonbahar ile yaz arası bir mevsimdeyiz. Yağmur, fırtına, gri bulutlar... Gerçi benim bir şikâyetim yok. "Kurtlar, puslu havayı sever." hesabı, tam benlik havadır bunlar.

Gökyüzünde sanki biri, dünyanın fotoğrafını çekiyormuşçasına flaşlar patlıyor, arkasından gökgürültüsü... Koşuyorum balkonuma, veriyorum rüzgâra yüzümü, saçlarım uçuşuyor... Allah'ım, böylesi bir özgürlük hissini çok nâdir hisseder insan. Keşke alsa götürse beni Süleyman'ın rüzgarı gibi. Fısıldasam, "Hadi rüzgâr, gidiyoruz." desem...

Yüzüme vuruyor yağmur damlaları. Kulak kesiliyorum... Ağaçların yapraklarıyla buluştuklarında meydana gelen müziği dinliyorum. Ne kadar isterdim bu havayı dağların yükseklerinde solumayı...

Aklıma, "Boş durmayayım. Bana bugünü hatırlatacak bir şeyler yapayım." diye düşünürken, bir fikir geldi: Kalplerden oluşan bir bileklik yapacağım. Ama, çeşit çeşit kalplerden... Hemen uygulamak için harekete geçtim. Önce birkaç tane kalbe ihtiyacım olacak, sonra da bir zincir... Ne ironik, zincire vurulmuş kalplerden bileğimi süslesin diye bir aksesuar yapmak...

Hımmm. İşte ilk kalp; epey büyük. İşlenmiş gibi bir işçilikle yapılmış. İçi de geniş; ama kafesi andırıyor. Bu kalp, sevdiğine sevgisini ona dünyayı dar eden bir kafes haline getirenler için olsun. Dışarıdan Cennet'i vaadeden; ama içeriden zindan hayatı yaşanan sırça kalp...

Sıradaki, yarısı taşlarla süslenmiş, yarısı tamamen boş bir metalden oluşmuş içi boş bir kalp. Bu da süslü tarafıyla başlarda iyi yüzünü göstererek kandırıp sonradan bir demir parçası kadar soğuk ve içi boş olan kalpleri temsil etsin...

Şimdi de her tarafı taşlarla süslü, zarif ve her daim parlayan duruşuyla "Ben, ancak bir annenin kalbi olabilirim." diyen eşsiz güzellikteki bir kalpte sıra. Nerede olursa olsun fark edilecek bir kalp... Seni seviyorum annem...

Tek bir parça halinde şekillendirilmiş bir kalbe geldi sıra; bir yüzünde hiç pürüz yokken diğer yüzü çizgiler içinde. Ama ikisi de bir kalpte... Aşkın iki yüzünden başka ne olabilir ki?

Sıra, gerçekten değerine özellik de günümüz de artık paha biçilemeyen bir kalpte. Tek parça kristalden bir kalp. Sağlam kalsın, zarar görmesin, ömrü uzun olsun diye çelik bir muhafazaya yerleştirilmiş. Öyle ki hangi şartlar meydana gelirse gelsin, hassas bir kristalden olan bu kalbe asla zarar gelmesin. Hep yerinde olduğundan emin olmak için gözüm gibi bakayım dostumun kalbine...

Ve... Son kalp... Aslında ayrı ayrı iki parça. Ama birleşince tek oluyor ve içinde birbirini sonsuza kadar sevecek iki insanın resmini en derin köşesinden saklıyor... Çeşit çeşit, farklı farklı; ama iş, duyguya geldi mi, kalpten sorulur... Bâzen tutkulu bir sevdâ, bâzen şiddetli bir öfke... Ama ne olursa olsun; kalp demek, hayat demek... Kalbinize ve içinde taşıdığınız sevginin her türlüsüne iyi bakın  ve sahip çıkın... Ben de yeniden balkonuma çıkayım. Dışarıdaki bu masalsı rüzgârlı, yağmurlu havanın tadını çıkarayım. Bu da benim kalbime sığdırdıklarımdan...

Ayşegül Osmanoğlu,
14 Haziran 2010, Pazartesi.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36865106 ziyaretçi (103040189 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.