Karıştırılan Taraftarlıklar ve Karşıtlıklar Ekseninde Yahudi Sorunu
 

Karıştırılan Taraftarlıklar ve Karşıtlıklar Ekseninde: “Yahudi Sorunu”

Bülent Şahin Erdeğer

Filistin-Siyonizm çatışmasının dünya gündemine düştüğü andan itibaren Müslümanların antisemitist olduklarına dair Siyonist bir propaganda yapıla gelmiştir. Hatta Sol çevrelerde dahi Filistin İslami hareketinin eleştirisi olarak İslamcılığın devrimci değil gerici bir hareket olduğu gericiliğinin sebeplerinden birisinin de antisemitik bir Yahudi karşıtlığı olduğu ifade edilmektedir. “Antisemitizme sıfır tahammül” (Birikim Dergisi) başlığıyla bu konuda manifestolar bile hazırlanmıştır. Rumsfield'in İslamcı Faşistler'e karşı savaşıyoruz açıklaması da göstermektedir ki Batı Merkezli zihin İslam'ın Yahudiliğe bakışını, Siyonizm'in niteliğini kavrayamamış, Siyonizm'e muhalif batı merkezli söylemler dahi İslami hareketlerin Siyonizm karşıtlığını antisemitik olarak algılayabilmişlerdir. Bu hatalı algılamada Müslümanların payı yok mudur? Elbette vardır. Zaman zaman birbirine karıştırılan kavram ve tanımlar sorunu içinden çıkılmaz bir karmaşaya dönüştürebilmekte kast edilenlerle anlaşılanlar muğlaklaşabilmektedir.

"Benim gözümde Yahudi olmam, boyumun 1.72 olmasından çok daha önemli bir şey değil." İfadeleriyle Roni Marguiles, yaptığı bir röportajında bir gerçekliği tespit ediyor. Biyolojiyi bir fetişizm aracı haline getirmek insanoğlunun yaptığı en büyük akıl dışılıklardan biri.

Yahudilik-Siyonizm ayrımı yapmak önemli ancak bunun da ötesine gidebilmeliyiz. Öncelikle Irksal anlamda İbranilik ile İnsani bir birikim şubesi olarak Tarihsel Yahudi Kültürünü ayrıştırmalıyız zihinlerimizde.

Tarihsel Yahudi Kültürünün fıtrata aykırı, evrensel ahlak ilkeleriyle çatışan münker bir yapıya sahiptir. Bu Kültürün inşâsını sağlayan Dinsel hiyerarşi irdelenmelidir. bu Münker Birikimin bozduğu, sahiplendiği Vahyi damar ise İbrahim-Musa-Harun-Yakup-İshak-İlya-Ezra-Nehemya-Eyyüb - Davud - Süleyman - Yeşaya - Yeremya - Hezeikel - Yunus - Haggay - Zekeriya - Malaki ve İsa Mesih çizgisiyle sürekli Hayra, Mar'uf'a Tevhid'in evrensel teslimiyet değerlerine çağrılmış ancak münkerin örgütleyicisi Yahudi Din Sınıfı tarafından baskı-zulüm ve direnişle karşılanmışlardır.

Siyonizm ise bu tarihsel ifsadın modernize edilmiş, ideolojikleştirilerek daha da azgınlaştırılmış versiyonunu ifade etmektedir. Modern bir faşizm çeşidi olan Siyonizm Tarihsel Yahudi kültürü üzerine bina edilmiş zaten çarpık olan bu kültürü daha da gayri insani bir aşamaya taşımıştır.

İbrani karşıtı olmak Allah'ın bir ayetine/zenginliğine karşı olmak anlamına gelirken Haham ve Rabbi'lerin ürettikleri Tarihsel Yahudi Kültürünün münker yapısına karşı olmak bahsini ettiğimiz Maruf çizginin ve İnsaniyet hattının yolcusu olmak demektir. Bu hattın sonu Hacer'in torunu Abdullah oğlu Muhammed'de parıldamış Rab Paran dağından ışıldamış Kur'an (Evrensel Okuma) Kaderlerin değiştiği gece insanlığa sunulmuştur. Siyonizm'in karşıtı olmak için ise Müslüman olmaya değil minumum zekaya sahip bir insan olmak dahi yeterlidir.

Önümüzdeki kimlikleri şöyle sıralayabiliriz:

  1. İbranilik
  2. Tarihsel Yahudi Geleneği
  3. Siyonizm

İbrani olmak özü itibariyle tercih dışı bir sıfat olup insanların diğer doğal özellikleri gibi Rabbimizin verdiği insanlar arası farklılıklardan biridir. Hiç kimse ırkından dolayı suçlanmamalı ya da üstün kabul edilmemelidir.

Tarihsel Yahudi Geleneği ise İbraniler'in Allah'tan aldıkları iletilen vahyi öğretilerle, kendilerinde olan doğru ve yanlış beşeri deneyimlerin bütününe, tarihsel hafızaya konan addır. İbraniler bu gelenek sayesinde ayakta kalmışlar ama gariptir ki bu gelenekteki hatalar sebebiyle de çoğu kez zulüm görmüşlerdir.

Siyonizm ise kendisini bu tarihsel bikrime yaslayan ancak onu ileriye taşıyarak bir dünya ülküsüne dönüştüren Modern bir Faşizm çeşidi olarak karşımıza çıkar.

Antisemitizm'in çıkış kökenlerine baktığımızda “tavuk mu yumurtadan yumurta mı tavuktan çıkar?” örneğine benzer bir durumla karşılaşmaktayız. Antisemtizm ve daha dar bir şubesi olarak “Yahudi Düşmanlığı” Yahudi olmayanların (Gentile'nin, Goylar'ın) kendi toplumlarına Yahudi geleneğinin zarar verdiği dolayısıyla zararlı bu toplumdan ayrışılması gerektiği düşüncesidir. Yahudi olmayan kendini tehdit altında hisseder ve Yahudi'den kurtulmak ister. Çünkü Yahudi, toplumu ele geçirmekte, çökertmekte ve olumsuzlukları yaymaktadır. Buna karşılık Yahudi de itilmişliğinin sebebinin kendi seçilmişliğinin Yahudi olmayanlarca kıskanılması olarak algılar. Madem ezilmektedir ve azınlıktır o halde kendisini ezenlere karşı gizli ve örgütlü bir direniş göstermelidir. Bu kimlik direnişi ezenle ezileni, Yahudi karşıtıyla Yahudiyi birbirinden seçilmez kılar. Böylelikle kısır bir döngü olarak Antisemitizm tarihsel Yahudi geleneğini (ve sonrasında Siyonizm'i) besler, Yahudi kimliği de Antisemitizmi…

Özellikle Orta Avrupa, İspanya ve Rusya'da yaygınlaşan Antisemitizm semitik olan yani Ortadoğulu (Sami) olan her kültüre karşıdır. Avrupa Paganizmi ile birleşerek kimlik değiştiren Hıristiyanlık “Tanrı/İsa Katili” olarak tanımladığı Yahudiliği mahkum eden en önemli Dinsel söylemdir.

Bu karşıtlık karşısında Mesihçi bir yapıya sahip olan Yahudi Geleneği ikiye ayrılmıştır. Büyük gövde Siyonizm'le modernize edilen siyasal ideolojinin doğruluğuna inanmış ve Mesih'e ortam hazırlamak için Büyük İsrail'in kurulmasına çabalamak gerekir demiş, küçük bir grup ise “Mesih'in gelişine kadar Filistin'e girmek Mesih'e karşı gelmek ve gelişini geciktirmek olur” düşüncesini savunmuşlar, Siyonizm'e karşı çıkmışlardır.

Çoğu zaman Müslümanlar arasında Yahudilerin lanetli bir kavim oldukları vurgusu yaygındır. Laneti ırksal olarak algılama hatası gayriislami bir ırkçılığa insanları sürüklerken Yahudi tarihsel birikimini masum görme yanılgısına düşülmemelidir. Kutsal Kitab külliyatına sızmış olan, Talmud-Mişna ve Gemara kültürüyle zirveye çıkmış olan ırkçı, ötekiyi doğal düşman olarak algılayan geleneksel Yahudi kimliği yeryüzünde fesadı yaymanın bir aracı haline gelmiştir. Bu gerçeği görerek Yahudilik geleneği/dininden ayrılan İbrani araştırmacı Israel Shahak “Yahudi Tarihi Yahudi Dini” (Türkçesi Çev. Ahmet Dağ 2002 Anka Yay.) isimli eserinde neden insanların Yahudi karşıtı olduklarının cevabını Yahudi geleneğindeki insanlık dışı önyargıları göstererek kanıtlıyor. Mustafa İslamoğlu'nun “Yahudileşme Temayülü” isimli eserinde belirttiği üzere İslami söylemin eleştirdiği ve karşısında durduğu olgu doğuştan gelen ırksal bir farklılık değil insanoğlunun ürettiği çarpık, hastalıklı bir kültür mirası ve davranış tarzıdır. Bu Tarz Yahudilere has değil ama onların kültürlerinde örnekleşmiş bir problemdir.

İnsani sorumluluğunu yerine getirdiğini söyleyen başka bir İbrani yazar Norman Filkelstein da Yahudi acılarını siyasal bir istismara dönüştüren Siyonizm'i eleştiren “Soykırım Endüstrisi/ Yahudi Acılarının İstismarı” (Türkçesi Çev. Erkan Saka, 2001 Söylem Yay.) kitabında açık biçimde Seçkinciler İbrani bireyleri değil kendi hiyerarşik konumlarını gözettiklerini gözler önüne sermektedir. Çoğu zaman Yahudi geleneğinden ya da Siyonizm'den kaynaklanan olumsuzluklar İbrani ırkına bağlanabilmekte ve kan ayrımı gibi utanç verici bir söylem yaygınlaşabilmektedir. Oysa sağduyulu insanların yapmaları gereken şey yanlış olan şeyin sadece yanlışlığına karşı çıkmak, genellemelerden kaçınarak insanlığa zarar vermeyen farklılıklara karşı olmamaktır.

Seçilmişlik ve “öteki”den üstün olunduğu önyargısından kurtulması için Yahudi birikiminin münker yönlerine dikkat çekilmelidir. Bu birikim üzerine inşa edilen ve onu seküler biçimde dönüştüren Siyonizm'le de mücadele edilmeli ama bunların hiçbiri ırkçılığa yönelik karşı- ırkçılığa yol açmamalıdır. Siyonizm'in politikalarını eleştirenler de Siyonizm'in varlığını meşru kabul etme hatasından sıyrıldıklarında ırkçılık ile kötülük karşıtlığı arasındaki derin farkı görebileceklerdir. Sonuç olarak şunu söyleyebilir ki İslami söylemin hiçbir meşru referansında bir kişinin sırf ırkından dolayı ayrımcılığa tabi tutulması söz konusu olmazken Önce Hıristiyanlık menşeli Batı söylemlerinde daha sonra da Hıristiyanlıktan bağımsızlaşan pagan, laik ve faşist batı ideolojilerinde İbrani ırkına karşı yoğun bir nefret teması işlenmiştir. Engizisyonun, Pogromlar'ın ve Nazi soykırımının bunun sonucu olduğunu görmekteyiz. Bu nefreti besleyen şeyin ise Yahudi kültüründe bulunan sinsi ve Yahudi olmayanın zararına işleyen davranışlar olduğunu görmekteyiz. İslami söylemin Yahudi geleneğindeki insanlık dışı noktalara ve Siyonizm'in gayri meşru yapısına yönelik eleştirileri bu açıdan dikkate alınmalı ve sadece zulme sıfır tahammül gösterilmelidir.

Haksöz






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36703206 ziyaretçi (102756161 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.