Karada Yaşamayı Uğursuzluk Sayan Kavim: Badjaolar
 

Badjaigolar, Badjaigo's

Karada Yaşamayı Uğursuzluk Sayan Kavim: Badjaolar

Başkent Manila’dan Mindenao adasının Zambuanga şehrine doğru uçakla süzülürken aslında nasıl bir şehir ile karşılaşacağımızdan habersiziz. Uçağın kapısı açılınca bir sıcak dalgası vuruyor yüzümüze. İlk önce uçak motorunun sıcaklığı mi diye düşünüyoruz ama az ilerleyince bunun Zanbuanga’nın değişmez havası olduğunu anlıyoruz. Deniz kıyısına kurulmuş, yazı-kışı olmayan sürekli sıcak bir şehir Zanbuanga. Sıcaklar bazen katlanılamayacak seviyelere çıkıyor. Yerel halk bile altlarına girebilecekleri gölgeler arıyorlar. Eğer elektrik kesintisi var ve klimalar çalışmıyorsa mahkumsunuz sıcakla yaşamayı öğrenmeye.

Binlerce Trasıkılları ve bisikletleriyle Afrika ülkelerinden bir ülkenin ya da bir bölgenin adini andıran Zanbuanga, içerisinde bin bir türlü zenginliği barındıran bir şehir. Onlardan birisi de Badjaolar…Karada yaşamayı uğursuzluk sayan kavim onlar. Hiçbiri evini kara üzerine kurmamış. Genelde insanlar “Ayaklarımız yere sağlam bassın” derler ama onlar deniz üzerinde yasamayı tercih ediyorlar. Evlerini deniz üzerine kurmuşlar. Sular üzerinde mahalleler oluşmuş. Denizin üzerinde tahta evlerden oluşan bir dünya. İmkansızlıklardan tahta ile kapatamadıkları yerleri tenekelerle kapatmışlar. Çatılarda sazlar kullanılmış. Tenekeleri çatılarla da görmek mümkün. Kimi evler karadan oldukça uzakta, kimileri daha yakın ama yine denizin üzerinde. Kazıklarla evler yükseltilmiş ve dalgalardan etkilenmemesi sağlanmış. Evlerin tamamı tahta kazıklar üzerinde. Ev yapımında kullanılan malzeme tahta. Elektrik ve içme suyu yok. Elektriğin olmadığı yerlerde beyaz eşya, televizyon ve diğer elektrikli ev aletleri hiç yok. Moderniteyi ellerinin tersiyle itmişler. Evlerde bir tuvalet yeri var ama o da doğrudan denize boşalıyor. Yani bizim anladığımız anlamda temizliğe hiç dikkat edilmiyor bu toplulukta. Çamaşırlar sallanıyor iplerde evlerin arasında oluşan sokaklarda. Onların dünyası hep o mavilikler arasında. Karınlarını bu masmavi sulardan doyuruyorlar. En büyük geçim kaynakları balıkçılık. Her evin altında bir kano var. Nasıl modern dünyada insanlar arabalarını garajlarına çekerler, Badjao’ların dünyasında da kanolar evlerin altına park ediliyor. Kanolarına bindiğimizde aslında endişe ettik. Çünkü kano hem dar hem de her an devrilebilecek gibi duruyor. Kimi kanolar motor takmışlar ama hala kürekle çekilenleri de mevcut. Evlerin önlerinde deniz üzerinde deniz yosunları yetiştiriciliği yapıyorlar. Tarımı bile deniz üzerinde yapıyor bu insanlar. O deniz yosunları da onların ayakta kalabilmelerine vesile oluyor.

Fakir insanlar Badjaolar. Giydikleri kıyafetlerden aslında anlaşılıyor maddi durumlarının ne kadar sıkıntı da olduğu. Evlerde kullanılan malzemeler çok sınırlı. Havaların yaz kış müsait olması onların böyle bir ortamda yasayabilmelerine fırsat tanımış. Filipinlerin ekvator kuşağına yakın olması iklimi daha sıcak kılarken Badjaolarda soğuklara karşı korunaksız evlerde yasama imkanı buluyor.

Çocuklar ise son yıllarda okul yüzü görmeye başlamışlar. Babaları nasıl, dedelerinden miras alıp kavimlerinin geleneklerini sürdürdülerse, onlarda tıpkı babaları gibi deniz üzerinde yasamaya devam edecekler. Yüzyıllardır süren gelenek sekteye uğramadan yeni nesillere aktarılıyor. Denizin üzerinde ki evde doğan çocuk, deniz asığı olarak ömrü boyunca vefalı çıkıyor. Onlara herhalde deniz insanları demek daha yerinde olacak. Hastalıklarda şifalı otlar ve deniz ürünleri tercih ediliyor.

Şimdiler de bazı şeyle değişmeye başlamış yavaş yavaş onların hayatında. Ahşaptan yeni yeni evler yapmış devlet onlara. Onları elektrikle tanıştırmış. Buralarda çiçek yetiştirmeyi bile ihmal etmiyorlar. Sokaklar kurulmuş denizin üzerine. Her evde 4-5 çocuk belki de daha fazla. Yabancı insanları görünce kaçışan çocuklar ve pencereden uzanan kafalarda meraklı bakışlar...

Sonunda ha bir cesaret deyip bizimle konuşmaya çalışmalar...

Her an denize açılmayı bekleyen kanoları ile denize açılmak, balık avlamak, denizin nimetlerinden istifade etmek onlar için günün adiyattan islerinden.
Allahaısmarladık derken Badjaolara, çocukların yüzlerindeki o çekingenliği, evlerdeki perişan görüntüleri ve denizin fırtınalı olduğu aksamlarda kıyıya vuran dalgalardaki yaşamlarını düşündük onların. Dahası o ortamda doğan çocukların geleceğini. Dünya bilgisayar çağında, iletişim çağında iken onlar kanolarda balık avlamaya ve deniz üzerinde hayatlarını geçirmeye devam edecekler.





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: ahmed, 21.12.2013, 22:58 (UTC):
he canım he gülüm kürdler 20 önce yoktu (ne saçmalamışsa)..senin gibi kibrine köle ırk manyaklarıyla yaşamaktansa bu ilkel kabileler gibi yaşamak daha iyidir...onlar insan tanımının ne olduğunu senin gibilerden daha iyi bilirler...

Yorumu gönderen: hursit, 14.09.2009, 13:39 (UTC):
peki bunlar firtinalara karsi ne yaparlar? cok sacma bir hayat... insanlar her zaman degismeye mahkumdurlar... bak türkiyede 20 önce kürt yoktu... bakiniz bu gün varmislar,....



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36636794 ziyaretçi (102639951 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.