Kayıp Kıta Atlantis
 

Atlantis

Atlantis

Kayıp Kıta Atlantis

Tarihin kadim zamanlarında büyük bir uygarlık vardı. İnsanlığın ulaşmış olduğu en yüksek uygarlık seviyesine ulaşmış olan "Mu" Uygarlığı. Mu'nun çevresi de yavru uygarlıklarla çevriliydi. Bu yavru uygarlıklardan biri de Atlantis Uygarlığı'ydı. Bugün, her iki uygarlık hakkında "efsanevi" tanımlaması yapılıyor olsa da onların varlıkları bilimsel araştırmalar ve arkeolojik bulgularla her geçen gün biraz daha gerçeklik kazanıyor. onların varlığına kanıt arayanlar için bir kaç örnek verebiliriz: Eflatun, Atlantis'le ilgili ilk yazdığı eseri "Timea" (Timaios) ve daha sonra MÖ.345 yılında "Kritias"ı yazdığı zaman kaynak olarak M.Ö.7. yüzyılda yaşamış atası politikacı Solon'u gösteriyordu. Solon, M.Ö 590'da Mısır'a gitmiş ve Mısırlı rahiplerden kadim bilgiler edinmişti. Bu bilgiler, Atlatis'te yaşam seklinin yani sıra Mısır Uygarlığı'nın köklerinin Mu ve Atlantis'e dayalı olduğuna ilişkindi. Bu büyük ada ülke, Solon'un anlatımlarına göre, Solon'un doğumundan 9.000 sene önce çok güçlü bir krallıktı ve buradan gelen işgalci kabileler, Akdeniz kıyısındaki tüm ülkelere yayılmışlardı.

Solon, rahiplerden bir şey daha öğrenmişti; uzun yıllar boyu Mısır'ın bati ülkeleriyle bağlantısının kesilmiş olduğunu. Bunun nedeni Atlantis'in deprem ve su taşkınları sonucu batmasının ardından, Atlantik Okyanusu'nun, Atlantis'in var olduğu kabul edilen bölgesinde, denizin bir çamur ve yosun tabakasıyla geçit vermez olusuydu. Bu durum, başka tarihçiler tarafından da anlatılır. Rusya'da St. Petesburg Müzesi'nde bulunan ve bilinen en eski papirüslerden olan bir papirüste ise, İkinci Hanedan Firavunlarından Set'in, onlara bilgeliği getiren atalarının, anavatanlarını araştırmak üzere bir araştırma grubunu Atlantik Okyanusu'na gönderdiği yazılıdır. Arkeolojik açıdan bu konuya ilişkin önemli bulgular ise, Eski Truva'da Dr. Schliemann tarafından bulunan ve ithaf yazısında "Atlantis Kralı Kronos"tan yazılı "Baykuşlu Vazo" ve yine üzerinde ayni yazı bulunan "Kuş Sfenksi"dir. kanıt olarak; çözülmüş Naacal Tabletleri'ndeki anlatımlar, Mısır Uygarlığı'nın hiyerogliflerinden elde edilen bilgiler, Maya yazıtları, efsaneleri, ilahileri de gösterilebilir. Jeolojik kanıtlar ise, Kuzey Atlantik Okyanusu'nun dibi ya da yatağının biçimidir. Buradaki veriler "bölgesel çökmeye" işaret etmektedir. Bugünkü teknolojiyle Kuzey Atlantik bölgesinde Atlantis'in haritası da çıkarılmıştır. Jeolojik olarak da kabul edilen diğer kanıtlar ise söyle sıralanabilir: Amazon Denizi'nin yok olusu, Missisippi Vadisi'nin kuruması, St. Lawrence Vadisi'nin kuruması, Florida'nın ortaya çıkışı, Kuzey Amerika Atlantik kıyı hattının genel olarak genişlemesi… Bunların hepsi de büyük bir kütlenin denize batması ve batma nedeniyle deniz dibinde oluşan büyük çukura çevre suların dolmasını kanıtlar niteliktedir. Ayrıca jeologlar, Brest ile A.B.D.'nin kuzeyi arasındaki alanda 15.000 yıl öncesine ait açık havada katılaşmış olan lav parçaları keşfetmişlerdir.

Atlantis'in, efsane mi, gerçek mi olduğu, Rönesans döneminde de kafaları en çok meşgul eden sorulardan biri durumundaydı. Özellikle 17. ve 18 yüzyılda bu tartışmalar oldukça yoğunluk kazanmıştı.

Atlantis, Dünya Edebiyatı'nın devleri tarafından da tartışmıştı. Bu tartışmaların sonucunda onun varlığına tüm kalpleriyle inanan yazarlar; Montaigne, Bafflon ve Voltaire olmuşlardı..

Atlantis vardı ve battı. Peki neden? Neden çok basit, sadece küçücük bir kelime; "ego"... Bugünkü biz Dünya çocuklarına ne kadar da yakin gelen bir sözcük değil mi? Hemen hemen tümümüzün içini kemiren, bizi olmadık yollara, asklara, yaşamlara ve hırslara sürükleyen o çoklukla kontrol edemediğimiz yönümüz içimizdeki yaramaz çocuk ego... Peki Atlantislileri bu ego'nun en uçlarına sürükleyen ve onları yok oluşa götüren nedenler nelerdi? Aslında bu nedenler bugün yaşadıklarımızdan hiç de farklı değildi? İnsanları, geçmişte toplu yok oluşlara götüren hatalar günümüzde hala tüm hızıyla devam ediyor? Peki devam etmek zorunda mi? Bu sorunun yanıtı tabii ki "Hayır"... Simdi, bu "Hayır"ı gerçekleştirmek için Atlantis'in tarihine bir göz atalım...

(Aşağıdaki bilgiler Eflatun'un "Kritias", Akaşa Yayınları'nın "Galaktik İnsan", Ruh ve Madde Yayınları'nın "Kahin" isimli kitabında Edgar Cayce'nin, 1000'e yakın kişiye yaptığı -önceki yaşamlara döndürme seansları- sırasındaki Atlantis dönemine ilişkin okumalarından elde edilmiştir).

Dünya'nın unutulmuş tarihinin önemli bir bölümünde, Dünya üzerindeki hakimiyet dinozorumsu ve sürüngenimsi irkin kurmuş olduğu uygarlıklardaydı. Bu ırklar, bugünkü Dünya insanlarıyla kıyaslanacak olurlarsa üstün bir zekaya sahiptiler. Ama kötü bir yanları vardı, kendileri dışındaki fiziksel varlıklara yasam hakkı tanımıyorlardı. Bu nedenle, 900.000 yıl kadar önce, o dönemlerde karada yaşayan, memeli deniz öncelleri dediğimiz varlıkların (yunuslar ve balinalar) ve Dünya spritüel hiyerarşisi'nin de desteği ile Dünya'dan yok edildiler. Ve bu yok edilişten bir süre sonra Dünya'da insan ırkı var olmaya başladı.

Dünya insanları, ilk kolonilerini, Pasifik Okyanusu üzerinde bulunan, Lemurya Kıtası (MU) denilen yerde kurdular. İnsanın beş ırkının bu kıtada yaratıldığı ve sonraları Dünya'ya yayıldıkları söylenir. İlk koloninin kurucuları olan bu insanlar, hayatın tüm düzeylerinde demokratik ilkelerin geçerli olduğu bir Lyra / Syrius uygarlığı oluşturdular. Sonraki 850.000 yıl boyunca Lemuryalılar, bir dizi yavru imparatorluklar kurarak Dünya'ya yayılmaya başladılar. Bu yavru imparatorlukların en önemlisi, Atlantik Okyanusu'nun ortasında bulunan kocaman bir ada olan Atlantis'ti.

Atlantis'in batısında Kuzey ve Orta Amerika, doğusunda ise Avrupa ve Kuzeybatı Afrika yer alıyordu. Yüzölçümü, bugünkü Avrupa ve Rusya'nın birleşik yüz ölçümlerine eşitti. Poseidon, Atlantis'in kurucusuydu. Atlantisliler, babaları olduğunu kabul ettikleri Poseidon için bir tapınak yapmışlardı. Her beş ve her altı yılda bir insanlar burada toplanır ve boğalar kurban ederek tapınağın sütunlarına işlenmiş kutsal yazılara riayet için yemin ederlerdi. Atlantisliler topraktan gelmiş insanlardan, Euenor'un kızı Kleito'yu anneleri olarak kabul ederlerdi.

İnsanları; kültüre, bilime, sanata oldukça düşkündüler. Kibar insanlardı. Atlantis'e çoğunluk kızıl ırktaydı. Yönetim sekli ise, sosyalist eğilimli bir monarşiydi. Toplumda din adamlarının sayısı hayli fazlaydı. Din adamları, o devrin en bilgili kadın ve erkekleriydiler. Hekimlik,vicdani ahlaki değerlerin danışmanı olarak görev yapıyorlardı. Atlantis var olduğu dönem boyunca üç imparatorluk dönemine ayrılmıştı.

"Galaktik İnsan" Kitabı'nda Atlantis'in yükselişini ve düşüşünü incelerken söyle bir anlatıma yer veriliyor;

Atlantis'in tarihinin üç imparatorluğa ayrıldığını görürüz. İlk tarihi dilime "Eski İmparatorluk" denir (M.Ö 400.000 yıldan 25.000 yıla kadar uzanır) Eski İmparatorluk, Lemurya ile ayni zamanlarda var oldu ve nihayet Lemurya'nın yıkımını planladı. İkinci tarihi dilime, "Orta İmparatorluk" denir (M. Ö 25.000 yıldan 15.000 yıla kadar uzanır) ve o, Dünya Gezegeni'nin ilk gerçek hiyerarşik yönetimine sahne olmuştur. Son tarihi devreye ise "Yeni İmparatorluk" denir. O Atlantis tarihinin son 5000 yılını kapsayan nihai çatışma ve yıkımın öyküsünü içerir (MÖ. 15.000 yıldan 5000 yıla dek uzanır).

Santesson kitabında ise Atlantis'teki yasam, Eflatun'un yazdıklarından yola çıkarak Atlantis'i söyle tasvir edilir;

Atlas soyundan gelenler, Atlantis'e hakim olmayı sürdürdüler. On bölge yöneticisi, birbirlerinden sadece askeri islerle ilgili ayrıntılar bakımından ayrılıyorlardı. Atlantis krallarının her biri kendi ülkesinde hükümdardı, ama hepsi merkezi adadaki Poseydon Mabedi'nde dikili, Orisalk'tan yapılmış bir sütuna, ilk on kral tarafından kazılmış bir işarete itaat ederlerdi. Atlant krallarının ilk yasası, birbirlerine karşı silah kullanmamak, hücuma uğramaları halinde birbirlerine yardim etmekti. Atlantis'in doğal kaynakları, sanki sınırsızdı. Kıymetli madenler çıkarılıyor, kokulu bitkilerden kokulu özler damıtılıyordu. Köprü ve kanal ağı, ülkenin çeşitli bölgelerini birleştiriyordu. Kıtanın altında bulunan taş ocaklarından çıkarılan beyaz, siyah ve kırmızı taşlar, evlerin ve sair yapıların yapımında kullanılıyordu. Her bir araziyi çevreleyen duvarlar yapıyorlar, bu dış duvarları bakırla kaplarken, şehri tahkim eden iç duvarları orsalk, orta duvarları ise kalayla kaplıyorlardı. Merkezi adada kurulu şehirde saraylar, mabetler ve halka ait diğer binalar kurulmuştu. Merkezde altın bir duvarla kuşatılmış bir mabet bulunuyordu. Bu mabede, Kleyto ile Poseidon'a adanmıştı… Bahçe ve koruluklarda sıcak su kaynakları akıyordu. çeşitli tanrılara adanmış birçok mabet, insan ve hayvanlar için arenalar, hamamlar ve bir hipodrom vardı. Pek büyük limanlardan kalkan gemiler, Dünya'nın her yerine gidiyordu. Bölge halkının nüfusu o kadar yoğundu ki her yerde sesleri işitiliyordu. Merkezi şehrin etrafında, sarp yükseklik ve güzelliklerinden dolayı ünlü dağların koruduğu çok geniş bir ova uzanıyordu. Ovada senede iki kez hasat yapılıyordu. Bu büyük imparatorluk Helen Devletleri'ne en kudretli ve şanlı oldukları bir devirde hücum etti. Ve böylece bilgelik ve biat yolundan saptı. Ölçüsüz alanlara sahip olan Atlantis kralları, tüm Dünya'yı zapt etmek azmindeydiler.

Bundan sonraki bölüm, "Kritias"in orijinalinde söyle devam ediyor;

Zeus, İşte o zaman bir vakitler erdemli olan bu soyun bahtsızlığını fark ederek, onların aklını başına getirmek, onları uslandırmak için cezalandırmaya karar verdi. Bütün tanrıları, evren'in ortasında kurulu ve oradan durmadan değişen her şeyi gören en kutsal evinde bir araya topladı; onlara dedi ki…

Eflatun'un "Kritias"ı, burada sona eriyor. Sonrası malum…

KAYNAK BELİRTİLMELİ





Bu sayfa hakkındaki son yorum:
Yorumu gönderen: Şevval, 22.09.2016, 19:30 (UTC):
Bencede var. Allah bize, birçok alemin varlığından bahsetmıs. Su altı aleminin de olduğunu düşünüyorum. Tabi bu Atlantisle ilgili değil ama bence çok fantastik ve güzel. İnsanın hayal gücünü açacak şeyler. Her şey olabilir. Bu dünyada birçok katman vardır. Belki hala yaşıyorlar :D

Yorumu gönderen: MEHMET ALİ , 23.02.2016, 12:25 (UTC):
ÇOK İYİ

Yorumu gönderen: Ela, 30.12.2015, 14:44 (UTC):
Abi atlantisin varlığînı kanıtlayan kanıtlar var fakat bazı bilimsel yönlerden saçmalığa yürüyor bu konuda hem hayal hem bilimsel hem gizemli hemde karmaşık diyelim ama atlantis okyanusu altındaki kodlar ı çözse insanoğlu bu sır biter atlantis yarı hayali yarı gerçekkkkk!!!!!!(kod:31°34'28.63"K24°14'40.69"

Yorumu gönderen: can, 04.12.2015, 20:57 (UTC):
bençe atlantis var ola bilir ve şeyta nüçkenindeki hortumun tam içinin ortasında ola bilir

Yorumu gönderen: ece, 29.09.2014, 16:53 (UTC):
bence çok uzun kısaltsanız desem o olmaz ama yinede güzel olmus ellerinize sağlık cok yardımcılı ama biraz da uzun gibi aslında yazmaya başlasam 2 saate biter yinede ellerinize sağlık

Yorumu gönderen: Kamil, 21.09.2014, 20:32 (UTC):
selamlar aslında bu hikaye tam anlatılamamış çok uzun ve bir okadarda gizemlerle dolu,
kısa özetleyeceğim bende yoksa günlerce yazsam yinede bitiremem Lord Belial adında kendi kendinin ve herşeyin tanrısı benim diyerek yaşanan kardeşlik düzenini bozmuştur bu kişi geliştirdiği ve yaptığı kara büyülerden dolayı
diğerlerinden biraz daha farklı ve güçlü olduğu hissini birçok kişiye hissettirmiştir ve artık hiçbirşeyin eskisi gibi olamayacağı da kesindi birçok kişi Lord Belial`e tabi olmuşlardı geriye kalan azınlık ise kendi inanç ve bildiklerinden taviz vermemeye kararlı seçkin ve toplumun önde gelen kişilerinden di bir müddet mücadeleye devam ettiler kara büyüye karşı ak büyü adını verdikleri büyüler ile onlara karşı savaştılar fakat bu çok güçlü büyüler bulundukları yeri fazlasıyla sarsıp zayıflatmıştı yani kıta sulara gömüldü kıtadan diğer kıtalara kaçan gruplar Lord Belialin oğulları ve diğer taraf Bir`in oğulları olarak adlandırılan 2 gurup topluluktan hayatta kalanlar mücadeleye devam ettiler fakat bu uzun sürmedi,
Bir`in oğulları böyle giderse gezegenin yaşanmayacak hale geleceğinin farkındalardı bunun için bir plan yapıp yer ustunde değilde yer altında yaşamaya karar verdiler ve yer altına şehirler inşa ettiler çeşitli coğrafyalarda genelini dev kayaların oluşturduğu kentlerini inşa ettikleri yerlerin nasıl bulunup kayalar erityilerek yapılan şehirleri günümüz teknolojisi ile bile yapılması imkansız yer altından yer yüzüne çıkması gereken büyük bir bilgelik olduğu kesindir zatımca ihtiyacımız olan her ne ise yerin belkide metrelerce altında gün yüzüne çıkmayı bekliyor içimdeki sadece bu gezegen veya başka gezegene ait olmanın dışında uzay denilen boşluk ve o boşlukta yüzen bir araç zatımın gerçek hayatı gibi geliyor içimde bir yerlerde bir his bir duygu beni baya zorluyor sanki hayata yitirilmiş birşeyleri tekrar bulmaak için geldiğimi anımsatır gibi bir his kaplıyor...

Yorumu gönderen: eda, 12.04.2014, 07:12 (UTC):
doğrudur daha önceden de duymuştum.

Yorumu gönderen: data-aysa, 02.12.2010, 14:20 (UTC):
sadece allah'a yönelerek zuhur eden ıysa(isa)'ı bulmayı ve O'nun yanında saffat son ayette geçen üzere "allah yardımcıları" olarak bir bütün olmak için duaya başlayın... O zuhur etti...

Yorumu gönderen: Eda, 26.11.2010, 08:53 (UTC):
Atlantis bence vardı.Eflatun ise Kayıp Şehir Atlantis'le ilgili kitap yazmıştı.Kitap ise mısırdaki sfenks'lerin içindeki kütüphanede olduğu düşünülüyor fakat sfenks kütüphanelerie girilmiyor bilmiğim kadarıyla..
Ayrıca bir bilim adamına göre Bermuda Şeytan Üçgeninin olduğu bölge Atlantis bölgesi diye bir teori..Çünkü ikiside aynı bölgelerde..

Yorumu gönderen: ayhan, 24.10.2010, 18:57 (UTC):
dünyanın 4%3'su olduğu için herhangi bir etkileşimde bazı yerlerin batarken yeni kara alanlarının oluşması doğaldır.

Yorumu gönderen: semih, 20.08.2010, 14:12 (UTC):
bakın arkadaşlar atlantis hem kültür hemde dini inanış bakımından bazı yönleri biz türklere çok benzer durumda... mesela onlara inandıkları tanrılara kurban adıyor bizlerde ve benim bildiğim kadarıyla onların da kafalarının arkalarındaküçük bir çıkıntı vardır ki bu türklere ait bir özelliktir... yani türklerin bu atlantislilerin soyundan geldiği hem bir çok yerde yazıyor hem de bir çok deli bence inanmak gerekir ki inanmamak için bir çok delil lazımdır ve bunun aksini ispatlayabilen bir çok delil var ve ben araştırmalarıma dewam edeceğim ancak bunu tam olarak ispatlamak benim elimde değil bunu yapmak için işinin ehli bir insan grubunun çalışmalar yapması gerekir ve umarım yaparlaar....

Yorumu gönderen: şahin, 18.08.2010, 21:49 (UTC):
bu konuyla ilgili bukadar kesin bilgilerin olması imkansız dah 50 sene önceki olaylarda bil her kafadan bir ses çıkıyor belki adanın valığı doğrudur ama bu kadar kesin bilgilerin olması imkansız

Yorumu gönderen: Burak, 22.06.2010, 22:04 (UTC):
Bence Atlantik okyanusundaki alttaki koordinatlarda yer alan yer kayıp bir şehir koordinatlar 31°34'28.63"K 24°14'40.69"B

Yorumu gönderen: şeyda , 06.06.2010, 03:44 (UTC):
yazıyı yazanın betimlemesine hayran kaldımm atlantiste yaşıyor olsa gerek...

Yorumu gönderen: yıldıray, 27.05.2010, 20:53 (UTC):
atlantis bencede var olan bir medeniyet şunu özellikle belirtmek isterim bizim türklerin ilk geldiği yerler kayıp kıta mu vede atlantistir hoşgörü saygı vede farklılık gözetmeden insanları saygıyı gösteren sadece bizim türk milletidir.ön türklerin yani atalarımızın kardeşleri olan eski mısırlılar,romalılar,anadoluda yaşamış eski devletler,truva,mayalar bence aynı kökenden geliyoz mu vede atlantisten geliyoz.bence bu teori kanıtlanabilir örneğin kayıp kıta mu'nun kolonilerinden biri olan uygur türkleridir.

Yorumu gönderen: Engin, 11.05.2010, 12:15 (UTC):
Bence Atlantik okyanusundaki alttaki koordinatlarda yer alan yer kayıp bir şehir

31°34'28.63"K
24°14'40.69"B

Yorumu gönderen: elif kbra, 18.04.2010, 05:30 (UTC):
BEnce böyle bi kıta gerçekten vardı ve çok gizemli bir sır olarak gizemliliğini sürdürüyor

Yorumu gönderen: emre taşova, 15.03.2010, 12:27 (UTC):
emre şiir

Yorumu gönderen: İLLiMuNati, 24.02.2010, 21:05 (UTC):
arkadaşlar bu gizem perdesinin arkasında İllimunati var.yeni dunya düzeni kurmak isteyen 1 çeşit grup.zamanla sizde gerçeği göreceksiniz ...

Yorumu gönderen: tekin, 25.12.2009, 20:08 (UTC):
Platon'a göre Atlantis, "Herkül Sütunları'nın ötesinde" yer alan, Batı Avrupa ve Afrika'nın birçok kısmını fetheden ve Solon'un zamanından 9 bin yıl önce (yaklaşık M.Ö. 9500) Atina'yı fethetmeye çalışan, ancak başarılı olamayıp bir gecede okyanusa batan bir uygarlık denmesinin bende yarattığı izlenim şudur;
o döneme baktığınızda ilkelliği , batıla ve efsaneye olan inançları oldukça yüksek düzeyde.nasıl avrupada Türkler için "dev,insan yiyen , vs.." imajı yaratıldıysa muhtemelen yunanlılar da kendilerine karşı çeşitli amaçlar güden kavimlere " bize bulaşmayın , biz kutlu milletiz , bakın atlantisin başına gelene ..." gibi bi imaj yaratma amacı güdülmüş olmalı. Evet yer yüzü hareketli ve dinamiktir.Kıtalar jeoide paralel ya da dik hareket eder , sulara gömülmüş kıtalar olabilir , ve olaya bağlı olarak yeni kıtalar su yüzüne çıkmış olabilir. Ama söylemek istediğim şey , kıtanın varlığı , kaybolduğu- battığı doğru olabilir ama hakkında anlatılan hikayeler yalnızca efsane...bugün bu konunun irdelenmesinin nedeni de yeni ve sapkın bir inanç çıkarmak değil , insanların efsanelere olan düşkünlüğüdür.

Yorumu gönderen: Ramosus, 19.12.2009, 23:14 (UTC):
Güneş 10 uncu tam turunu (kendi yılını) tamaladığında zaten bu bulguların hiçbirine ihtiyaç kalmayacak :) Hz.Adem aslında kaçıncı ADEM dir sen biliyor musun Ali Haydar kardeş??? Ön yargılarını bırakta araştırmaya devam et bakalım Kuran_ı Kerimdeki TUR Suresinin ne anlama gelebileceğini bulabilecek misin :) Bence sen daha iki seviye alt kademedesin :D

Yorumu gönderen: büşra, 12.11.2009, 21:43 (UTC):
ali haydar isimli arkadaşa kesinlikle katılıyorum şu an ortalarda çok dolanıyor bu konular ve bencede amaçları yeni bir din oluşturmakbende birçok kaynak okudum hepsi birbiriyle çelişen açıklamalar veriyor.

Yorumu gönderen: Kemal, 15.10.2009, 16:02 (UTC):
ewet gerçekten var olmus bi olay bence .çünkü izlandaya gittiğimde aklıma gelmisti ve arastırmıstım oralarda sormustum böyle bi konusma var orda.izlandaya yakın bir yermiş olabilir aslında çünkü adaydı çünkü batabilir.mısır piramitlerine nasıl inanıyorsak şahsen ben inanıyorum . oyüzden onada inanırım.dünyada egypt piramids krulmuıssa herşey olabilir.çünkü piramitler gerçekten şu anki teknolojiden bile ilerde.....................

Yorumu gönderen: mücadeleci, 24.09.2009, 05:48 (UTC):
Kur-an'ı kerimde helak olan ve izleri bile silinen bir çok kavimden söz etmektedir.buda o kavimlerden biri.

Yorumu gönderen: maymun, 09.09.2009, 20:55 (UTC):
böyle söma sapa şeyler yazmayın

Yorumu gönderen: hakan, 14.08.2009, 21:42 (UTC):
bu ada gercekten warmıydı yoksa sahte mı eger gercekten warsa ndn yokoldu yoksa ndn ortaya cıktı ?????

Yorumu gönderen: ali haydar , 17.07.2009, 00:02 (UTC):
ben bu gizemli ulkeler ve kitalar hakkinda oldukca fazla sey okudum ama sunu anladim hepsi de birbirinden farkli ve hepsini de yazanlar yuzde yuz dogru bilgilere dayaniyor gibi yaziyorlar yani kisacasi bunlar birilerinin gercekmis gi bi yazdigi zirva hayallerden baska bi si degil su gizemli uygarlikalr bolumunde yazan atlantis yazilari bile birbiri ile taban tabana zit.butun bunlardan su sonucu cikardim dunyayi yonetmek isyeten derin global dunya hukumranligi isteyen gucler yeni bir din ortaya cikarmaya calisiyorlar bu da eski hint mistizminin uzerine hristiyanlik yahudilik ve islamin karisimindan olusan bir dinler salatasi yapip bu yolla insanlari en son olarak atalarinin uzaydan geldiginee ve ilahi dinlerin aslinda birer sacmalik olduguna inandirmak ve tek gercegin kuantum gercegi oldugunu benimsetip kafasi karma karisik inanclari da eski caglardakinden daha da celiskilerle dolu bir toplum ortaya cikarmak.bu site admini de uyariyorum bu tur bir calismaya vesile olamktadir ve ahirette inancinin sarsilmasi sonucu sapik dusuncelere dusen insanlarin vebali boynunadir.isin en aci yonu ise boyle bir sitede islami konularin da islenerek insanlarin kafalari daha da karistiriliyor.ALLAH KATINDA TEK GECERLI DIN ISLAMDIR

Yorumu gönderen: mehmet, 10.07.2009, 08:01 (UTC):
mesela;yokolan dev kıtalar(mu ve atlantis)kıtaları okyanuslara batışının akabinde denizlerin ve okyanusların hacımsel varlıkları mevcut kıtalar üzerinde etkileri görülecektir.buna rağmen okyanunların yüzeyinde yüzen dev kıtalar batarken diğer tarafta yeryüzünde ki diğer kıtaların yeniden şekillenmelerin olması doğaldır.su seviyeleri doğal olarak azalacak veya artacak.Ozaman binlerce yıl önce meydana gelen bu doğa olaylarından itibaren peryodik doğal şekillenmeleri nesıl ve ne? şekkilde değişmiş.belirgin şekkilde değişmiş mi?



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36776532 ziyaretçi (102886380 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.