Kehf Sûresi (Okunuşu ve Türkçe Anlamı), III
 

Kehf Sûresi (Okunuşu ve Türkçe Anlamı)

3. Bölüm

98. قَالَ هَذَا رَحْمَةٌ مِّن رَّبِّي فَإِذَا جَاء وَعْدُ رَبِّي جَعَلَهُ دَكَّاء وَكَانَ وَعْدُ رَبِّي حَقّاً
98. Gâle hēzē rahmetum-mir-rabbî feizē cēe veğdu rabbî cealehû dekkēe vekēne veğdu rabbî haggâ.
98. Zülkarneyn dedi ki: "Bu Rabbimin bir lütfudur. Rabbimin vaadi geldiği vakit de onu dümdüz yapacaktır. Rabbimin vaadi de haktır.

99. وَتَرَكْنَا بَعْضَهُمْ يَوْمَئِذٍ يَمُوجُ فِي بَعْضٍ وَنُفِخَ فِي الصُّورِ فَجَمَعْنَاهُمْ جَمْعاً
99. Veteraknē bağdehum yevmeiziy-yemûcu fî bağdiv-venufi[k]ha fis-sûri fecemeğnēhum cem'â.
99. Biz o gün (kıyamet günü) onları bırakıvermişizdir. Dalgalar halinde birbirlerine girerler, Sûr'a da üfürülmüştür. Böylece onların hepsini bir araya toplamışızdır.

100. وَعَرَضْنَا جَهَنَّمَ يَوْمَئِذٍ لِّلْكَافِرِينَ عَرْضاً
100. Vearadnē cehenneme yevmeizil lilkēfirîne ardâ.
100. Ve cehennemi o gün kâfirlere öyle bir göstereceğiz ki!

101. الَّذِينَ كَانَتْ أَعْيُنُهُمْ فِي غِطَاء عَن ذِكْرِي وَكَانُوا لَا يَسْتَطِيعُونَ سَمْعاً
101. Ellezîne kēnet eğyunuhum fî ğitâin an zikrî vekēnû lē yestetîûne sem'â.
101. Onlar ki, beni hatırlatan âyetlerimden gözleri bir örtü içindeydi. İşitmeye de tahammül edemiyorlardı.

102. أَفَحَسِبَ الَّذِينَ كَفَرُوا أَن يَتَّخِذُوا عِبَادِي مِن دُونِي أَوْلِيَاء إِنَّا أَعْتَدْنَا جَهَنَّمَ لِلْكَافِرِينَ نُزُلاً
102. Efehasibellezîne keferû ey-yette[k]hizû ibēdî min dûnî evliyēe innē ağtednē cehenneme lilkēfirîne nuzulē.
102. O kâfirler, beni bırakıp da kullarımı dostlar edineceklerini mi sandılar? Doğrusu biz cehennemi o kâfirlere bir konukluk olarak hazırladık.

103. قُلْ هَلْ نُنَبِّئُكُمْ بِالْأَخْسَرِينَ أَعْمَالاً
103. Gul hel nunebbiuküm bil e[k]hserîne ağmēlē.
103. De ki: Amelleri en çok boşa gidenleri size bildirelim mi?

104. الَّذِينَ ضَلَّ سَعْيُهُمْ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَهُمْ يَحْسَبُونَ أَنَّهُمْ يُحْسِنُونَ صُنْعاً
104. Ellezîne dalle seğyuhum fil hayētid-dunyē vehum yehsebûne ennehum yuhsinûne sun'â.
104. Onların dünya hayatında çalışmaları boşa gitmiştir. Oysa onlar güzel işler yaptıklarını sanıyorlardı.

105. أُولَئِكَ الَّذِينَ كَفَرُوا بِآيَاتِ رَبِّهِمْ وَلِقَائِهِ فَحَبِطَتْ أَعْمَالُهُمْ فَلَا نُقِيمُ لَهُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَزْناً
105. Ulēikel ezîne keferû biēyēti rabbihim veligâihî fehabitat ağmēluhum felē nugîmu lehum yevmel giyēmeti veznē.
105. İşte onlar, Rablerinin âyetlerini ve O'nun huzuruna çıkacaklarını inkâr etmişlerdir de bu yüzden iyilik altında yaptıkları bütün amelleri boşa gitmiştir. Artık kıyamet günü onlar için hiçbir ölçü tutturmayız.

106. ذَلِكَ جَزَاؤُهُمْ جَهَنَّمُ بِمَا كَفَرُوا وَاتَّخَذُوا آيَاتِي وَرُسُلِي هُزُواً
106. Zēlike cezēuhum cehennemu bimē keferû vētte[k]hazû ēyētî verusulî huzûē.
106. İşte böyle, onların cezaları cehennemdir. Çünkü inkâr etmişler ve benim âyetlerimi, peygamberlerimi alaya almışlardır.

107. إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ كَانَتْ لَهُمْ جَنَّاتُ الْفِرْدَوْسِ نُزُلاً
107. İnnellezîne ēmenû veamilus-sâlihâti kēnet lehum cennētul firdevsi nuzulē.
107. İman edip sâlih ameller işleyenlere gelince, onlar için Firdevs cennetleri konak olmuştur.

108. خَالِدِينَ فِيهَا لَا يَبْغُونَ عَنْهَا حِوَلاً
108. [K]hâlidîne fîhē lē yebğûne anhē hivelē.
108. İçlerinde ebedî olarak kalacaklar, oradan hiç ayrılmak istemeyeceklerdir. Bu hatırlatma ve uyarmayı yeterli görmeyip de daha fazla açıklama isteyenlere karşı ey Muhammed!

109. قُل لَّوْ كَانَ الْبَحْرُ مِدَاداً لِّكَلِمَاتِ رَبِّي لَنَفِدَ الْبَحْرُ قَبْلَ أَن تَنفَدَ كَلِمَاتُ رَبِّي وَلَوْ جِئْنَا بِمِثْلِهِ مَدَداً
109. Gul lev kēnel bahru midēdel-likelimēti rabbî lenefidel bahru gable en tenfede kelimētu rabbî velev ci'nē bimislih· mededē.
109. Deki: "Eğer Rabbimin sözlerini yazmak için deniz mürekkep olsa, Rabbimin sözleri tükenmeden önce, deniz muhakkak tükenecekti, bir mislini daha yardımcı getirsek bile."

110. قُلْ إِنَّمَا أَنَا بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ يُوحَى إِلَيَّ أَنَّمَا إِلَهُكُمْ إِلَهٌ وَاحِدٌ فَمَن كَانَ يَرْجُو لِقَاء رَبِّهِ فَلْيَعْمَلْ عَمَلاً صَالِحاً وَلَا يُشْرِكْ بِعِبَادَةِ رَبِّهِ أَحَداً
110. Gul innemē enē beşerum-mislukum yûhâ ileyye ennemē ilēhuküm ilehuv-vâhidun femen kēne yercû ligâe rabbihî felyeğmel amelen sâlihev-velē yuşrik biibēdeti rabbihî ehadē.
110. De ki: "Ben de sizin gibi ancak bir beşerim. Ne var ki, bana ilâhınızın ancak bir ilâh olduğu vahyolunuyor. Onun için her kim Rabbine kavuşmayı arzu ederse iyi amel işlesin ve Rabbine yaptığı ibadete hiç kimseyi ortak etmesin."

<< Önceki Sayfa (46-97. Ayetler)






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36716333 ziyaretçi (102780343 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.