Keldaniler
 

keldani, kaldani, keldaniler, kaldaniler

Keldaniler

Keldaniler Hakkında Kısa Bir Bilgi

Tevrat'ta sözü edilen Keldaniler de Mezopotamya topraklarında yaşamış, başkentlerinin Babil olduğu bilinen çok eski bir etnik topluluk. Halen de nüfusları azalmakla birlikte bu bölgede varlıklarını sürdürmekteler. Tarihsel süreç içinde bir kısım Keldaniler, Doğu Hıristiyanlığının bir mezhebi olan Nasturiliği benimsemişler ve Nasturiler olarak da anılmaktalar. Bilinçli veya bilinçsiz, bu ayırım zaman zaman gözden kaçırıldığı için Keldani ve Nasturi isimleri aynı topluluğu tanımlamak için kullanılıyor. Oysa Keldani terimi, etnik bir ayırımı belirtirken; Nasturi ise dinsel bir ayırımı belirtiyor. Nasturiler dışındaki Keldaniler ise Katolik kilisesine bağlı Hıristiyanlar. Bu topluluklara dair araştırmalar da esasen dinler tarihinin konusunu oluşturuyor.

Ülkemizde çok az tanınan Keldaniler ile ilgili olarak ilahiyatçı Kadir Albayrak tarafından kaleme alınan ve 1997 yılında Vadi yayınlarınca basılan "Keldaniler ve Nasturiler", yukarıda sözü edilen bu dinsel ayırımı inceleyen bir eser. Tarihsel süreçte Keldaniler'in orijinleri hakkındaki teoriler, dilleri ve dillerinin gelişimi, Hıristiyanlığı kabul ettikten sonraki dönemdeki ibadetleri, inançları ve inançları nedeniyle uğradıkları ayrımcılığa değiniliyor. Kitapta Keldani nüfusun Türkiye'deki ve dünyadaki dağılımına dair bilgiler de var. Türkiye'den başka, İran, Suriye, Lübnan, Ürdün, Mısır, Rusya, Hindistan, Fransa, A.B.D. ve değişik birçok Avrupa ülkesinde de dağınık olarak bulunuyorlar. Türkiye sınırları içinde ise Diyarbakır, Mardin, İstanbul, Bitlis, Mersin, Maraş, Urfa, Siirt, Van Hakkari'de de yerleşik durumda bulunan Keldani nüfus giderek azalmakta. Ayrıca yapılan sayımlarda mezheple ilgili soru sorulmadığı için Hıristiyan nüfus içinde değerlendirildiklerinden sayıların ne kadar sağlıklı olduğu da şüpheli. Osmanlı Devleti zamanında en fazla 80000 olduğu düşünülen Keldani nüfusun 1. Dünya Savaşında verdikleri bağımsızlık mücadelesi nedeniyle önemli ölçüde azalarak 40000 kişiye indiği sanılıyor. 1989 yılında Kuzey Irak'tan gelen göçle, pek çok Keldani'nin de Türkiye'ye giriş yapığı biliniyor. Ancak, o günden bu güne Avrupa ülkelerine yoğun bir şekilde göçmüşler.

Keldaniler'in, matematik ve astrolojide gelişmiş bir kültür oldukları tarihi bilgiler arasında yer alıyor. Bu bilgilere göre, Keldaniler yılı 365 gün, 6 saat, 11 dakika olarak saptamış, yılı da ayın devrine bakarak bazıları 29 bazıları 30 gün olmak üzere 12 aya bölmüş, ortaya çıkan altı saatlik farkı da 6 yılda bir 30 günlük bir ay ilave ederek gidermişler.

Tevrat'ta yer alan anlatımlar ve konuştukları dilin kökeni ile ilgili yapılan araştırmalar, Keldanilerin geçmişleri M.Ö.2000 yıllarına kadar uzanan Asur kökenli bir etnik topluluk olduklarına değgin en güçlü kanıtı oluşturuyor. M.S. III. yy'dan başlayarak Hıristiyanlığın Mezopotamya'da yayılmasıyla birlikte Doğu Hıristiyanlığı'nın gelişimi de başlamış. Edessa (Urfa) din okuluna bağlı Hıristiyanlar ile Roma-Bizans kilisesi arasındaki görüş ayrılıkları sonucunda 4. yüzyıl sonunda bir kısım Keldaniler, Nasturiliği benimseyerek Doğu Hıristiyanları arasında yer almışlar. Doğu Hıristiyanlığı içinde yer alan diğer mezheplerse Süryanilik ve Yakubilik. Burada kısaca Doğu Hıristiyanlığı ile Roma kilisesi arasındaki temel görüş ayrılığına değinmekte yarar var. İki kilise arasındaki görüş ayrılığı İskenderiye Kilisesi ile Antakya Kilisesi arasındaki İsa'nın tanımlanmasında odaklanmakta. İskenderiye Kilisesi İsa'yı Tanrı'nın oğlu ve Meryem'i de Tanrı'nın annesi olarak kabul ederken, Antakya kilisesinin takipçileri İsa'nın ilahi karaktere sahip bir insan olduğunu savunuyorlar. Ayrılıkların giderilebilmesi için 431 yılında toplanan Efes Konsülünde de bir uzlaşma sağlanamayınca çeşitli karşıtlıkların ortaya çıkışı engellenemiyor. Bu arada yapılan baskılara ve Antakya Okulunun kapatılmasına rağmen Urfa okulu ve o da kapatıldıktan sonra Nusaybin'de Doğu Kilisesinin öğretileri sürdürülmüş. Zamanla Nasturiler daha sonra pek çok ülkeye yayılırlarken, Keldaniler'in bir kısmı da Roma'nın otoritesini kabul etmiş.

Keldaniler, Diyarbakır ve Mardin'de Kiliselerinin vakıflarını da kurmuşlar ancak, cemaatteki azalma nedeniyle bu kiliseler işlerliklerini kaybetmişlerdir. Ayrıca İstanbul da Keldaniler'in göç ettiği bir ilimizdir ve burada da bir vakıf kurulmakla birlikte yine cemaatin çok küçük olduğunu belirtmek gerekiyor. Nasturi inancına bağlı olan Keldaniler ve Katolik kilisesine bağlı olan Keldaniler'in ayin usullerinin de diğer Hıristiyan ayinlerinden farklılıklar taşıdığı bilinmekte. Mezopotamya ve Anadolu kültürlerinin dinsel kültürlerle de etkileşim içinde olmaları kaçınılmaz.

Anlatılanlardan da anlaşılacağı ve diğer pek çok etnik ve dinsel kimlikler için de olduğu gibi Keldanilerin kimlikleri günümüzde de araştırmacılar arasında tartışma konusu olmaya devam ediyor. Tarihsel süreçte, Keldaniler, Hıristiyan olarak anılmış, Araplar ve Kürtler tarafından dışlanmış, Oysa ki tarihte yine bu bölgede yaşamış oaln Yezidiler ve Keldanilerin Kürtler tarafında dışlandıklarına ve baskılarla karşılaştıklarına dair yorumlar var. Son yıllarda ise bölgedeki bağımsızlık iddiaları nedeniyle değişik etnik ve dinsel kültürleri Kürt olarak nitelendirmeye yönelik yoğun çabalar var. Göç etmeyi kolaylaştıran bu iddialar da bu topluluklar arasında ilgi görüyor.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36936215 ziyaretçi (103169525 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.