Kelly Hopkinsville Olayı
 

Kelly Hopkinsville Olayı

Yıl 1955, Kentucky, Hopkinsville‘in kırsal kesiminde, sıcak bir Ağustos akşamıydı. Sutton ailesi, çiftlik evlerinde sakin bir akşam geçiriyorlardı. Ailenin büyüğü Lucky Sutton‘ın bir misafiri vardı; Billy Ray Taylor. Saat 19.00 sularında, Taylor su içmek için evden çıktı. O zamanlarda evin içerisinde su sistemi olmadığı için suyu bahçedeki tulumbadan alıyorlardı. Taylor, su içerken, yaklaşık 500 metre mesafede, parlak bir obje gördü.



Hemen eve koşup olanları anlattı, ama tabii ki ona gülüp geçtiler. "Yıldız kaymıştır." dediler. Saat 20.00′a yaklaşırken, evin köpeği aniden yüksek sesle havlamaya başladı, sonra evin altında bir yerlere saklandı ve tüm olay boyunca oradan bir daha çıkmadı. Evdeki en büyük iki erkek, Lucky Sutton ve Billy, tüfeklerini alıp dışarı çıktılar, ikisinin ellerinde de uzun namlulu tüfekler vardı. O zamanlar oralarda adet olduğu üzere, önce ateş edip sonra soru sormaya niyetliler. Ön kapıdan birkaç adım uzaklaşmışlardı ki, dehşet içinde, evin etrafındaki ağaçlık alandan 1 metre boylarında, sanki teslim olurmuş gibi ellerini havaya kaldırmış bir yaratığın kendilerine doğru geldiğini gördüler. Lucky’nin kardeşi Jerome Clark Sutton, daha sonra gördüğü yaratığı şu şekilde tarif edecekti:

“Parlak, 1 metre boylarında, büyük kafalı; büyük, yelkensi, sivri uçlu kulaklı; parlak büyük gözlü; elleri pençeli. Ya tamamen metalik gümüş kıyafetler giyiyor ya da kendisi o renkte”

Dehşete kapılan iki adam, yaklaşan çocuğa 5 metre kala ateş ettiler. O kısa mesafeden ıskalamış olmaları imkansız olmasına rağmen; yaratık, sadece ters bir takla atıp ormana kaçtı.



Adamların eve geri girmesinden az sonra, Jerome Clark Sutton, pencerelerin birinden içeriye bakan bir yaratık daha gördü. Ona da birkaç el ateş ettiler. Pencere paramparça olmuştu.



Dışarı çıkıp yaratığı yaralayıp yaralamadıklarına bakmak istediler. Taylor, elinde tüfeğiyle yavaşça kapıdan çıktı. Birkaç adım attı. Başının az yukarısındaki sundurmadan pençeli bir el uzanıp adamın saçına dokundu.

Ev halkı, çığlık atarak Tayloru içeri çekti. Lucky, dışarı çıkıp çatıdaki yaratığa ateş açtı. İsabet alan yaratık hızla uzaklaştı ama evden biri “Orada, ağacın tepesinde bir tane daha var!” diye bağırdı. Lucky ve Taylor, ona da ateş açtılar. Yaratık, dengesini kaybetti; fakat ağaçtan düşeceğine yavaşça yere doğru süzüldü. Sonra ormana doğru kaçtı. Yaratıklar yürümüyorlar, havada süzülüyorlardı. Ayakları körelmişti, vücutlarını taşımayacak derecede zayıf görünüyorlardı. Lucky, kapının önünde etrafına bakınırken, hemen yakınında, evin köşesinde bir tane daha gördü. Bu, çatıdaki olmalıydı. Hemen hemen sıfır mesafeden ateş etti. Herkes kurşunun yaratığa çarptığında çıkardığı metale çarpma sesini net bir şekilde duymuştu. Yaratık, geri devrildi; ama hemen kalkarak karanlıkta hızla uzaklaşıp kayboldu. Aile, tuhaf varlıkları 22 kalibre mermilerle bile durduramayacaklarını anladı. Onlar ateş ettikçe geri geliyorlardı. Ayrıca aydınlıktan çok gölgeleri tercih ediyorlardı.



Ailenin büyükleri, gençleri şaka yapmakla suçlamaya başladılar. Bütün evde panik hakimdi. Yaşça büyük olanlar, evdeki üç çocuğu yatıştırmaya çalışıyorlardı. Ama korkudan kendileri de ne yapacaklarını bilmiyorlardı. Hepsi evin içine toplandı. Ancak ev, yaratıklar tarafından kuşatılmış gibiydi. Devamlı pencerelerde gözüküyor, kah evin etrafında kâh çatıda dolaşıyorlardı. Yaklaşık 2 saatlik çatışmadan sonra panik ve korku, aileye tamamen hakim olunca arabalara binip kaçmaya karar verdiler. Aniden evden çıkıp koşarak iki arabaya doluşup yarım saat mesafedeki Hopkinsville polis karakoluna ulaştılar. Saat, 23:00'dı.



Sutton'lar, çevrede iyi tanınan saygın bir aileydi. Polis şefi, ailenin korkusunun tamamen samimi olduğuna inanmıştı.Şef ve birkaç polis, aileden birkaçı ile eve gitmeye karar verdiler. Eyalet polisinden de destek çağırdılar. Birkaç araç, çiftlik evine geldi. Farları açık bir şekilde bahçeye dizildiler. Polis şefi, evde içki içilmediğini kayda aldı. Etraftaki onlarca boş kovanı, mermi deliklerini incelediler. Hiçbir ayak izine ya da uzaylıya rastlamadılar. Sadece, yaratıklardan birinin vurulup düştüğü yerde, parlak bir ize rastladılar. İz, sadece belli bir açıdan bakıldığında parlıyordu. Polisler ve bir gazeteci, hiçbir ize rastlamadıkları için gece 02.15′te evden ayrıldılar. Ev halkı biraz daha oturup, hiçbir şey olmayınca 03.30′da ışıkları kapadılar. Akabinde ev halkından Glennie Lankford, pencerede yine bir yaratık gördü. Lucky, tüfeğini doğrulttu. Glennie, yaratıkların bir zararının dokunmadığını belirtip ateş etmemesini önerdi. Ama Lucky, dinlemedi, ateş etmeye devam etti. Tam bir buçuk saat boyunca, gün ışıyıncaya kadar silah sesleri hiç susmadı.



Ertesi gün polis ekipleri ve gazeteciler, takip eden günlerde ise ülkenin dört bir yanından meraklılar, amatör araştırmacılar, gazeteciler eve akın etti. Öyle yoğun ilgi vardı ki, aile, ilgiyi azaltmak için çiftliğe giriş ücreti koymak zorunda kaldı. Şöhretleri can sıkıcı bir seviyeye geldiğinde hikâyeyi anlatmayı bıraktılar ve ufolojistlerle işbirliği yapmayı reddettiler. Ancak röportaj yapmayı başarabilmiş birkaç kişi, polis merkezindeki memurlar gibi olayı birinci ağızdan dinlemiş olanlar, ailenin kesinlikle “yaşadıkları” şeyleri anlattıklarından şüphe duymadılar. Bu yaratıklar, daha önceki ufo hikâyelerinde hiç bahsedilmeyen bir türdü ve daha sonra da (bir olay dışında) hiç bu tarz yaratıkların tarifi yapılmadı. Yaratıkların popüler ismi, “Hopkinsville Goblin” (Hopkinsville Cinleri) olmuştu. Bazı skeptikler, “sirkten kaçmış gümüşe boyanmış maymunlar” ve “büyük boynuzlu baykuşlar” gibi teoriler ortaya attılarsa da, bunlar Suttonlar’ın hikâyesinden daha ikna edici değildi. Daha sonra da olayın düzmece olduğuna dair hiçbir kanıt bulunamadı.



Lucky Sutton‘ın kızı Geraldine Hawkins‘in babası hakkındaki sözleri:

“Bu, onun için ciddi bir şeydi. O, bunu yaşadı. Bunun başına geldiğini söyledi. Bunun hiç de komik olmadığını söyledi. Hiçbir zaman unutamayacağı bir deneyim olduğunu söyledi. Öldüğü güne kadar aklında taptazeydi bu olay. Dün olmuş gibi taptazeydi. Olayı anlatırken hiçbir zaman gülümsemedi bile; çünkü bu, onun başına gelmişti ve hiç komik bir tarafı yoktu. Yüzü bembeyaz olurdu ve korkuyu gözlerinde görürdünüz, ölümüne korkmuştu.[1]

Kaynaklar

[1] "Gizemli Olaylar", Dns Yayınları, s. 20-23.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36853700 ziyaretçi (103020125 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.