Keloğlan'ın Sihirbazlığı Masalı
 

Keloğlan'ın Sihirbazlığı Masalı

Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde develer tellal iken pireler berber iken ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken bir Keloğlan varmış. Bu Keloğlan’ın bir de anası varmış. Keloğlan çok tembelmiş. Her gün bir ağacın altına oturur, akşama kadar gelen geçeni izlermiş. Keloğlan’ın anası bu
duruma pek üzülürmüş ve oğluna:

“Kel oğlum keleş oğlum, ne olacak senin bu halin? Sen çalışmazsan ne yer ne içeriz? Evlenme çağın da geldi, kim evlenir seninle?”

dermiş. Keloğlan da anasına padişahın kızıyla evleneceğini söylermiş. Sonra da anasının:

“Aman anam canım anam, padişahın kızını bana isteyiver!”

diye başının etini yermiş. Keloğlan yine birgün anasına:

“Aman anam canım anam ne olursun gidip bana padişahın kızını isteyiver!”

demiş. Anası, oğluna:

“Sen şaşırdın mı a oğul, Padişah bu dediğini duysa boynunu vurdurur!”

demiş. Keloğlan da:

“Padişah iyi kalpli biriymiş, aman anam canım anam sen bilirsin”

demiş. Anası:

“A benim keleş oğlum bizim gibi beş parası olmayan insanlara hiç padişah
kız verir mi?”


demiş. Keloğlan, anasına yine ısrar edince, anası oğluna kıyamamış ve en güzel elbisesini giyip düşmüş yola. Gide gide padişahın sarayına varmış. Kadıncağız korka korka da olsa oğlunun dediğini yapıp Allah’ın emriyle padişahtan kızını istemiş. Padişah gerçekten iyi kalpliymiş. Kadının söylediklerine önce gülmüş, sonra ona:

“Sen git, oğlun gelip derdini kendi söylesin, korkma oğluna bir şey yapmam!”

demiş. Kadın rahatlamış ve hemen eve gidip olanları oğluna anlatmış. Keloğlan, anasının anlattıklarını duyunca çok mutlu olmuş ve çok geçmeden padişahın huzuruna çıkmış. Padişahtan kızını istemiş. İsteyince padişah, Keloğlan’ın anasını başından savma niyetiyle:

“Oğlun gelsin!”

diye söylediğinden Keloğlan’a:

“Madem kızımı istiyorsun, senden bazı isteklerim olacak. Bunları yerine getirirsen, sana kızımı veririm!”

demiş. Sonra Keloğlan’dan ülkedeki bütün güzel sesli kuşları bulup kendi bahçesine getirmesini istemiş. Keloğlan, padişahın bu isteğini duyunca umutsuzluğa düşmüş. Sonra çaresiz padişahın bu isteğini kabul edip düşüne taşına düşmüş yola. Az gitmiş uz gitmiş, giderken yolda karşısına ihtiyar bir adam çıkmış. Bu adam, Keloğlan’a neden düşünceli olduğunu sormuş. Keloğlan da olanları ona anlatmış. İhtiyar adam, Keloğlan’a:

“Madem padişahın kızını çok istiyorsun o vakit ben sana yardım edeceğim!”

demiş. Bunu duyan Keloğlan çok sevinmiş. Sonra ihtiyar adama bu kuşları nasıl bulacağını sormuş. İhtiyar adam:

“Az ilerdeki ormanın sonunda büyük bir selvi ağacı var. Ormandaki bütün güzel sesli kuşlar, her akşam bu ağaca gelip tünerler. Sen kuşlar gelmeden oraya gidip saklanacaksın. Kuşların hepsi selvi ağacının başına gelip ötüşmeye başlayınca, bağırarak: ‘saçma, kaçma, uçma!’ diyeceksin. Bu sihirli kelimeleri duyan kuşlar, oldukları yerde kıpırdamadan kalacaklar. Sen de böylece kuşları tutup saraya götüreceksin!”

demiş. Keloğlan ihtiyar adama teşekkür edip oradan ayrılmış. Sonra ormana gidip oradaki ihtiyar adamın söylediği selvi ağacını bulmuş. Ağacın altına saklanıp başlamış beklemeye. Akşam olunca kuşların hepsi ağacın tepesinde toplanıp başlamışlar ötüşmeye. Keloğlan, kuşlar ötüşmeye başlayınca bağırarak:

“Saçma, kaçma, uçma!”

demiş. Kuşların hepsi kıpırdamadan oldukları yerde kıpırdamadan kalmışlar. Keloğlan, büyük bir kafese kuşların hepsini koyup doğruca tutmuş sarayın yolunu. Saraya varınca, kafesin kapağını açıp kuşlara:

“Saçın, kaçın, uçun!”

demiş. Kuşlar uykudan uyanmış gibi sarayın bahçesindeki ağaçların dallarına konup ötüşmeye başlamışlar. Kuş seslerini duyan padişah, sarayın bahçesine çıkıp kuşları görmüş. Keloğlan, karşısında padişahı görünce:

“Padişahım, isteğinizi yerine getirdim. Şimdi sizden kızınızı istiyorum!”

demiş. Kızını Keloğlan’a vermek istemeyen padişah, hemen bir oyun düşünmüş ve ona:

“Sen bu kadar çok kuşu sihir yapıp getirdiğine göre bu kel başına da sihir yapıp saç çıkarabilirsin. Saçların çıkınca sana kızımı vereceğim!”

demiş. Padişahın bu sözleri karşısında Keloğlan, çok üzülmüş; ancak çaresiz kabul edip huzurundan ayrılmış. Keloğlan kendi kendine tasalana dursun, bu sırada padişah da kızını vezirin oğluyla evlendirmek istiyormuş. Bunun için padişah, düğün hazırlıklarını başlatmış. Gel zaman git zaman, düğün günü gelip çatmış. Bunu duyan Keloğlan, gizlice saraya gelip saklanmış. Sonra davetliler ile gelin salona gelince, Keloğlan kuşlara söylediği:

“Saçma, kaçma, uçma”

sihirli kelimelerini söyleyivermiş. Söyleyince salonda olan herkes olduğu yerde donup kalmış. Keloğlan da alıp başını gitmiş oradan. Bu duruma üzülen padişah, büyünün bozulması için ülkedeki bütün sihirbazları toplamış. Fakat hiçbiri bu büyüyü bozamamış. Hepsi padişaha:

“Padişahım, siz sözünüzde durmadığınız için bu büyü bozulmuyor. Eğer siz sözünüzde durup kızınızı Keloğlan’a verseydiniz bunların hiçbiri başınıza gelmezdi. Tek çaresi, kızınızı Keloğlan ile evlendirmektir!”

demişler. Çaresiz kalan padişah, Keloğlan’ı bulmaları için adamlarını salmış. Padişahın adamları, Keloğlan’ın evine gidip Keloğlan’ı saraya getirmişler. Keloğlan’ı karşısında gören padişah, çok sevinmiş ve ona:

“Keloğlan ben ettim sen etme. Kızımı kurtarırsan söz, kızım senin olsun!”

demiş. Padişahın sözünü alan Keloğlan:

“Saçın, kaçın, uçun”

sihirli kelimelerini söyleyip kızı ve davetlileri dondukları yerden kurtarmış. Kızının kurtulmasına sevinen padişah, sözünde durmuş ve kızını Keloğlan’a vermiş. Kırk gün kırk gece süren bir düğünle Keloğlan ve padişahın kızı evlenmiş. Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine…






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36895351 ziyaretçi (103093318 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.