Kemalettin Kamu
 
Kemalettin Kamu

Kemalettin Kamu

Hayatı

Kemalettin Kamu, 1901'de Bayburt'ta doğdu. Babası, maliye memurlarından Osman Nuri Bey'dir. Memurluk hayatına 1920'de başladı. Milli Mücâdele sırasında Ankara'ya gelerek Matbuat ve İstihbarat Müdürlüğü'nde ve Anadolu Ajansı'nda çalıştı. Bir yandan da gazetecilikle uğraşmakta ve şiirler yazmaktaydı. 1934'te Anadolu Ajansı'nın Paris muhabirliğine tayin edilince, bu fırsattan faydalanarak oradaki Siyasal Bilgiler Okulu'nu da bitirdi.Dönüşünde Dil Kurumu merkez üyeliğine ve 1939'da da Rize milletvekilliğine seçildi.  Bu hizmetlerdeyken 1948'de öldü.

Sanatı ve Edebî Kişiliği

İlk şiirlerini Mütareke devrinde yazmaya başlamış olan şair, asıl şöhretini Milli Mücadele sıralarında yazdığı manzumelerle sağladı. Sayıları az olan lirik ve çok samimi duygular taşıyan ve çoğu yurtseverlik çerçevesi içinde yazılmış bulunan şiirlerini kitap halinde toplamış değildir.

Şiirlerinden Örnekler

Akdeniz'den Geçerken

Sular pırıl pırıl, rüzgar mis kokulu,
Kuş uçurmaz eski Türk kalyonlarının yolu.
Sağda sıra dağlarla kabaran Anadolu
Yeşil eteklerinde tükeniyor Toros'un!

Havada bir dost eli okşuyor derimizi;
Boynu bükük adalar tanıyor sanki bizi...
İçimize çevirip nemli gözlerimizi
Geçtik yabancı gibi yakınında Rodos'un!

Dadaş

Dediler; “Davranma,düştün kapana,
Ya çek bıçağını, ya gel amana! ”
Dedim ki; “Dadaşı doğuran ana;
Taşır mı karnında eğilecek baş? ”

Öldü mü bilmem ki, kaldı mı diri?
Kanla temizlendi elimin kiri.
Koyu karanlıkta haykırdı biri,
Dedi ki; “Ben ettim, sen etmem Dadaş! ”

Yerine gelmişti Dadaşın andı,
Kamayı parlattım yüreğim yandı,
Kurtulan, kancıkça pusu kurandı,
Elimde ölene döküyorum yaş.

Gurbet

Gurbet o kadar acı
Ki, ne varsa içimde
Hepsi bana yabancı
Hepsi başka biçimde
Eriyorum gitgide
Elveda her ümide!
Gurbet benliğimi de
Bitirdi bir biçimde
Ne arzum ne emelim
Yaralanmış bir El’im
Ben gurbette değilim
Gurbet benim içimde

Gurbet Geceleri

Bekçisiyim, bu serin
Bu siyah gecelerin
Gurbetten daha derin
Bir yara yok içimde!

Korku bilmez ölümden
Her gün yeniden ölen
Bir bade gibi neden
Biteyim bir içimde!

Ne aşkım, ne emelim
Soluk bir karanfilim
Ben gurbette değilim
Gurbet benim içimde!

Gurbette Renkler

Doğuda kırmızı, batıda turunç,
Yanık bir yörüğü andıran bu tunç,
Şu renk aleminde ne yok ki bizden,
Mavi: Marmara'dan, mor: Akdeniz'den!

Yeşil bir köşedir bana Bursa'dan,
Kara: Erciyes'in yarları gibi,
Sarıda güzü var Uzunyayla'nın
Beyaz: Erzurum'un karları gibi

Güz

Kurudu ardık otlar
Bitmiyor tazeleri
Birikinti sularda
Yaprak cenazeleri

Döndü yayladakiler
Erdi dağlara batı
Ovalar daha geniş
Kayalar daha katı

Başım avuçlarımda
Bir ağır külçe hüzün
Düşüyor gözlerime
Çiğ taneleri güzün

Hazan Yolu

Saçların yine solgun,
Bağrın elemle dolgun,
Nereye yolculuğun
Yeni bir gurbete mi?

Ben de kuru bir yaprak
Gibi seninleyim bak,
Zülfüne takılarak
Oldum gönül veremi

Gözlerin dolu melal,
Yüzün bir ince hilal,
Giderken beni de al
Beraberine e mi?

İrşad

Sevgilim güvenme güzelliğine,
Senin de saçların tarumar olur;
Aldanma talihin pembe rengine,
Hayatın uzun bir intizar olur.

Sevgilim her insan doğarken ağlar,
Çiçeklerle açar,sularla çağlar,
Rehgüzarı olur, bahçeler, bağlar,
Nihayet isimsiz bir mezar olur.

Sevgilim baksana bir yanda gülen,
Bir yanda gözünün yaşını silen,
Kimi benim gibi erir derdinden,
Kimi senin gibi bahtiyar olur.

Sevgilim senin de geçer zamanın,
Ne şöhretin kalır, ne hüsn-ü anın,
Böyledir kanunu kahpe dünyanın,
Dört mevsim içinde bir bahar olur!

İstiklâl Ordusu Şehitlerine

Düne kadar en akur ölümlere güldünüz,
Bugün bütün milletin gönlüne gömüldünüz,
Rahat, rahat uyuyun son âşiyanınızda!

Artık ne gözlerinizde köye dönmek emeli,
Ne yaranızı saran ince bir kadın eli,
Belki arkanızda yok bir ağlayanınız da!

Varsın dolu bulunsun bir emelle gönlünüz,
Siz tarihin övdüğü herkesten büyüksünüz,
Zemzem kutsiyeti var her damla kanınızda!

Fâni akislerini kaybeden sesleriniz,
En mağrur alınlara diyebilirler eğil,
Ebediyet en küçük payedir yanınızda!

Çünkü hürriyet için söndü nefesleriniz;
Yâdınıza yabancı bâdiyelerde değil,
Ana vatanınızda, ana vatanınızda!

İzmir'e Tahassür

Anne, deniz nerde, yalımız nerde?
Hani gideceğimiz İzmir'e der de
Beni uyuturdun dizinde anne!

Geçende ablam da öyle diyordu
Bu bahar İzmir'e girmezse ordu
Kanmam sözünüze sizin de anne!

Yeşil bir bahara büründü dağlar
Bülbüllü bahçeler, üzümlü bağlar
Kimlerin işine yarıyor anne!

O bağlar nerede, bahçeler nerde?
Her akşam güneşin battığı yerde
Gözlerim İzmir'i arıyor anne!

Şimdi bir kuş olsam, kanadım olsa
İzmir'e giden yol eğer bu yolsa
Bir başıma bile giderim anne!

Bir çetin bilmece sorsam Paşa'dan
Söylemem memleket bağışlamadan
Mutlaka İzmir'i isterim anne!

İzmir Yollarında

Belki şimdi sana son
Sözlerimi yazmadan
Gözlerim kapanacak
Belki var daha beş on
Dakikalık bir zaman


Anne, için yanacak
Mektubum okunurken.
Lakin ölümün eli
Alnıma dokunurken
Beliren bir emeli
Çok görme bana sakın.
Ben tanrıya en yakın
Bir yola sapıyorum.
Milletimin uğrunda
Türbemi yapıyorum.
Düşündüm huzurunda
Edebi bir akşamın.
Düşündüm ki babamın
Dizi dibinde geçen
Yirmi iki seneden
Elimizde kalan ne?
Sorarım sana anne!
Madem ki gün gelecek,
Herkes aynı meleğin
Önünde eğilecek.
Niçin o güne değin
Çan sesleri duyayım?

Bugün de bir yarın da!
Bırakın uyuyayım
İzmir kapılarında.
Anne, elveda artık!
Şu iki üç asırlık
Gecenin gündüzünü
Görmeden gidiyorum.
Ne beis var diyorum
O günün seherinde
Senin ince yüzünü
Görüyor gibiyim ya!..
Ey genç gecelerinde
Beşiğimi bekleyen,
Ediyorum emanet
Seni Anadolu’ya.


Sütünden ekmeğinden,
Ne verdinse helal et.
Söyle Hacer’e o da
Hakkını helal etsin.
Gönülcüğü dilerse
Başka birine gitsin!
Ben ermeden murada
Ecel kırdı kolumu
Artık beyhude yere
Beklemesin yolumu.

O ne anne, o güzel,
Gözlerinden akan ne?
Geri dönmedim diye
Ağlıyor musun anne?

Kimsesizlik

Yıllardır ki bir kılıcım kapalı kında,
Kimsesizlik dört yanımda bir duvar gibi;
Muzdaribim bu duvarın dış tarafında,
Şefkatine inandığım biri var gibi.

Sanıyorum saçlarımı okşuyor bir el,
Kıpırdamak istemiyor göz kapaklarım;
Yan odadan bir ince ses diyor gibi gel!
Ve hakikat bırakıyor hülyamı yarım.

Gözlerimde parıltısı bakır bir tasın,
Kulaklarım komşuların ayak sesinde;
Varsın yine bir yudum su veren olmasın,
Baş ucumda biri bana 'su yok' desin de!

Söğüt

Dalın eğri büğrü yaprağın ince
Rengin iğdeleşir rüzgar esince
Yazın şemsiyesin yaşlıya gence
Güzün derelere verirsin öğüt.

Sılacı dibinde unutur çile
Esintin avutur bozkırı bile
Dökün tozlarını sabah yeliyle
Akşam güneşi ile boyunu büyüt.

Bir tünek olmadan kolların kara
Yollama gölgeni öbür bahara
Yaprak dökümünde uyup rüzgara
Yorgun dallarını sallama söğüt.

Türk'ün İlahisi

Şiire Yorum Yapın
Sarmış matem boraları,
Saz benizli ovaları,
Boynu büyük yuvaları
Sen himaye et Yarabbi!

Ne bir yazık diyen bize,
Ne ses veren sesimize,
Huzurunda geldik dize
Senden inayet Yarabbi!

Her çehre bize yabancı,
Bari sen bir parça acı,
Süründürme altın tacı
Sen vikaye et Yarabbi!

Bir gün sabah olur diye,
Katlandık her işkenceye
Bu felâketli geceye
Ver bir nihayet Yarabbi!

Zafer

Anneler dindiriniz gönlünüzün yasını,
Düşman kanıyla sildik palamızın pasını,
Yeniden çizmek için vatan haritasını,
Kandan ve kıyametten bir sahneye çevirdik,
Gökleri çatırdayan bir vatan parçasını.

Anneler ağlamayın dönmeyenlerinize,
Vatan katillerini getirdik işte dize,
Dumlupınar üstünde yol ararken denize,
Çöktü savletimizden düşmanla dolu dağlar,
Gökler genişleyerek Akdeniz geldi bize!

Biz taze kanlarını hürriyetine katan,
Bir nesiliz, ülkemizde biziz yegâne sultan,
Tanyeri nur alıyor muzaffer alnımızdan...
Karşımıza çıkmayın Akdeniz dalgaları,
Yolumuzu bekliyor yekpare ana vatan!

Zaman İçinde

I
Gök uzak, yer uykuda...
Yalnız değilim ama;
Bir açık pencereden
Ay doluyor odama!

İçim, odam gibi loş,
Ürperiyor geceden...
Şurada yatağım boş,
Burada uykusuz ben.

II
Gök uzak, yer uykuda...
Engin mesafelerle
Ay giriyor buluta...
Sesler hatırlatıyor
Bana uzak-yakını...
Durdurmak istiyorum
Saatin tik takını!

III
Ses yok, mesafe silik...
Odamda varlığımın
Bütün tüyleri dimdik.
Odamda iki kardeş
Bakıyor birbirine,
Birisi can veriyor
Öbürünün yerine...
Odamda iki kardeş,
Biri dün, biri yarın...

IV
Dün koyu gölgeleri
Üzüntülü bir ömrün;
Beni bana benzeten,
Bütün benim olan dün.

Çağrınca ses veren
Derin bir kuyu gibi,
Yıkılmış kenarları,
Çekilmiş suyu gibi.

Ve bu harabezarın
Yanıbaşında yarın
Gülüyor acı acı
Değil bana yabancı
Bu beyaz, temiz yüzün
Ziyneti olan hüzün.

Taze çizgilerini
Yakından tanıyorum,
Sesini eserimin
Son beyti sanıyorum.

V
Ben su istemiyorum
O karanlık kuyudan
Bana en unutulmaz
Acıları uyutan
Bir baş dönmesi lazım.

Ama kalbim duracak
Kapanacakmış ağzım
Ah ey hülyalarımın
Aynası gibi dümdüz

Bana gülümseyen yüz!
Ey yazıma benzeyen
Bu yüzün çizgileri!

VI
Odamda iki kardeş:
Biri dün, biri yarın...
Ve ben aralarında
Bir köprüyüm onların! ...





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: Fatma Mefküre Ekici, 07.06.2014, 14:04 (UTC):
Merhaba,
Gurbet şairi Kemalettin Kamu ve Deniz Şairi Ömer Bedrettin Uşaklıgil çocukluğumda eski evimizdeki dayılarıma ait 1920 li yılların Lise Edebiyat kitapları olan "Güzel Yazılar" kitapları dergiler, belki şiir kitaplarından tanıyıp çok sevdiğim bazı dizeleri ezberimde kalmış şairlerimizdendir.
İzninizle ezberimde farklı kalmış olan dizeleri yazmak istiyorum:
1-Gurbet Geceleri
Son Kıt'a 2.Dize,
Burada: "Soluk bir karanfilim"
benim hatırladığım:
"Yaralanmış bir elim" Doğrusu buradai olabilir bilemiyorum.
2- İzmir'e Tahassür;
1.Kıt'a; 2.Dize:
Burada: Hani gideceğiz İzmir'e der de"
Benim hatırladığım:
"Hani gideceğiz yakında der de"
3-Zafer
1.Kıt'a, 4.Dize:
Burada:"Kandan ve kıyametten bir sahneye çevirdik"
Benim aklımda kalan:
" Hep ateşten ve kandan bir sahneye çevirdik"
Bu sonuncu 5 dizelik kıt'a yı çocukluğumda, 1940ların sonu 50 lerin başında onuncu yıl marşı içinde okuduğumuzu hatırlıyorum. Onuncu yıl marşında şimdi o kıt'anın yerinde başka sözler var.
Geçen yıllarda sahaflardan Kemalettin kamu ve Ömer Bedrettin'in sözleri değişmemiş kitaplarını sorduğumda,
"Bulsam burada satmam müzayedeye çıkarırım." cevabı almıştım.
Siteniz güzel olmuş, emeğinize sağlık, teşekkürler.




Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36792395 ziyaretçi (102914792 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.