Kendi Rüyalarım
 

Rüya Günlüğüm'den

Kendi Rüyalarım

Akhenaton (Admin)

Genelde rüya defteri tutuyorum. Rüyadan uyanınca hatırladığım bütün detayları en ince ayrıntısına kadar yazmaya çalışıyorum. Yaklaşık iki-üç yıl önce, gökyüzünde yürüyebiliyordum. Sonra eve geliyorum. Sevdiğim insanın öldüğünü söylüyorlar. Bunu bana söyleyense yeğenim. Gözlerinde hiç gözakı yok, simsiyah gözleri. Sonra sevdiğim insanın yanına varıyorum. O ölü, ama ruhuyla konuşuyoruz. Sonra gözlerim takvime takılıyor. Takvimde roma rakamlarıyla bir tarih var. Şifre gibi bir şey. (Ama roma rakamı bilmediğim için de çözemiyorum. Uyandığımda da aklımda değildi hangi harflerden oluştuğu...) Sonra çevremde, ölünün başında bekleyenlere, "bizi biraz yalnız bırakın." diyorum. Hepsi tek tek çekiliyor. O kalana bakıyorum. Buz gibi varlığını içimde hissettiren bir sesle, "Ben bu ölünün bekçisiyim." diyor. Kapıya gidiyorum, kapı açılmıyor. Yani sanki ben kapıyı aralamaya çalıştıkça dıştan da birisi kapıyı çekiyor sanki. O an görmediğim varlıklar, parmaklarımı yemeye çalışıyor; ama bağıramıyorum bile. Sesim peltek peltek çıkıyor "İmdat yardım" edin diye bağırırken. O anda da uyanıyorum korkuyla.

Yine defterimden 1998'e ait bir rüya. O zamanlarda da konsantrasyon alıştırması yapardım uyumadan önce. Yaz olduğu için damda yatardık. Gözlerimi yıldızlara dikip, yıldız kaymalarını ve o an gökyüzünden geçen garip ışıkları yakalamaya çalışırdım. Uyumadan önce, sanki bir sudan kurtulma, yada vakum gibi bir ses duyuyorum o an. Karşımda binlerce görüntü, tam uyuyor değil. Dağlardan, denizlerden aşıyorum. Uykuda olmadığımın bilincindeyim; gözlerimi açar açmaz o görüntüleri kaybedeceğimi düşünerek açmıyorum. Sonra, eski Yeruşalim'de buluyorum kendimi. Yani tarih olarak o çağda yaşıyorum gibi. Ben, sanki sara krizine yakalanmış gibi titriyorum. Yardım istiyorum çevremdeki insanlardan; ama onlar, bana bakıp aldırışsızca çekip gidiyorlar yollarına. Sonra gökyüzünden bir kapı açılıyor; sürgülü, iki kanatlı bir kapı. Kapının iki yüzünde de farklı farklı iki işaret var. Biri, güneşi andırıyor. Hıristiyanların peygamberi, İsa Mesih geliyor yanıma. Omzuma dokunup, "Kalk oğlum, günahların affedildi." diyor. Sonra bana Yeruşalim'i gezdirmeye başlıyor. (Kudüs'ü...) Sadece bedenini görebiliyorum beraber yürürken. Yada sadece ayaklarını. Yüzüne bakmıyorum hiç. Sonra bir kapıdan içeri giriyorum. Ardımı döndüğümde o yok. Etraf, zifirî karanlık. Bir yoldan geçiyorum; ama çok farklı bir yol olduğunu hissediyorum. Çevresinde altın çarmıhlar var yolu aydınlatan. En ilginci ise, yolun düzenli taşlardan döşenmesi. Yolun dışında kalan taşlar, gri yada renksiz. İçindeki, yani yolu oluşturan taşlarsa hepsi de rengarenk mozaiklerden oluşuyor. Yol bitiminde, ışık da bitiyor. Bir sürü yılan akrep gibi şeylerin üzerine basa basa karşıma çıkan basamaklardan ilerliyorum. Sonra iki kişi beni yakalıyor. Deccal'in hizmetkarları olduklarını hatırlıyorum sadece. Beni testereyle ikiye bölüyorlar; ama ben onun Tanrı'lığını asla kabul etmiyorum. Sonra görüntü değişiyor... Bu kez herkes bir yana doğru koşuyor. Mehdi geldi, Mehdi geldi diye çığlık atan atana. Gökyüzüne bakıyorum. Yıldızlar, bir araya gelmişler; bir insan yüzü oluşturmuşlar. Yıldız değil de yıldırım gibi tuhaf ışıklar da olabilir. O yüz, bana gülümsüyor... Sonraki görüntüleri hatırlamıyorum. Ama asıl ilginç olay ben uyanınca gerçekleşiyor. Yatağımın yanıbaşında, daha o yıllar 6-7 aylık yeğenim uyuyor. Onu seyrederken, birden göğe yükseliyor ve beni de gökyüzüne çekmeye başlıyor ağır ağır. Beni 1 metre yükselttikten sonra, yine damda yatan komşunun, korkulu sesini duyuyorum; "Aman Allahım! Tövbe tövbe..." diye. O ses'ten sonra, yavaşça yatağıma doğru geri iniyorum; ama zerre kadar korku yok. Ve gözlerim hala açık, hiçbir şey olmamış gibi yataktan kalkıp odama gidiyorum. Yani tek bildiğim şey, uykudan sonraki o olayı son ana kadar gözlerim açık izlemem.

Yine 97 yılından (ve 2007 yılında da tekrar eden) bir rüya. Ramazan ayındayız. Önce bir bebek getiriyorlar, yeşil bir kundakta sarılı. Bebeğin Hz.Muhammed olduğunu duyuyorum içimden. Sonra başka bir görüntü geliyor. Dünyayı sel basmış. Ben ve bir kaç kişi, altımızdaki kayıkla, Kabe'nin damına sığınıyoruz. Orda bize hurma ve zemzem ikram ediyor bir kaç hizmetkar. Görüntü yine değişiyor... Bu kez, köyümüzün yakınlarında bir yerdeyiz. Bir otobüs kalkacak. Üzerimde yeşil bir şalvar var. üstümdeki giysi de yeşil. Ben küçükken vefat eden abim diyor ki, "Bu yolculuğa sen bizimle gelemezsin. Senin gelmen yasak; çünkü sen yaşıyorsun." Yine vefat etmiş büyükbabam, "Hayır, o izinli. O da bizimle gelecek." diyor. Sonra otobüs hareket ediyor ve göl kıyısına iniyor. Hilali görüyorum. Kendi kendime diyorum ki, "Daha ramazan'ın ortasındayız." Sanırım bayram günü'nü görüyorum. Orda herkes, ağaçlıkların arasında birbiriyle sohbet edip konuşuyor. Sanki bugüne özel, onlara izin verilmiş; toplanmışlar hepsi de. Hepsi de eskiden vefat etmiş insanlar. Sonra abim, yanında iki kişiyle geliyor. Onlar beni alıp gölün başına götürüyorlar ve bir kayığa bindiriyorlar. kayık da değil. Sadece benim sığabileceğim, dikdörtgen bir kutu gibi. Ellerimi kürek gibi yapıp gölde ilerlemeye başlıyorum. Önümden bir köpekbalığı, bana kılavuzluk ediyor. çevremde ise biz ilerledikçe, yunuslar sanki hoş geldin gibi iki safa ayrılıp yolu açıyorlar. Karşı kıyıya geldiğimde, önümde dik bir kayalık var. Kayalığa tırmanıyorum ve düz bir yere ulaşıyorum. Orda çevreme bakınıyorum: bir mekanizma gibi bir şey var. Orayı açtığımda, önce bir arı sesi geliyor kulaklarımın iki yanından. Sonra gökyüzüne yazılmış Arapça bir dua ve "İlm-ü Ledün"le ilgili bir söz söyleniyor. O anda tüm görüntüler değişiyor. Saniyede onlarca, yüzlerce görüntü. Mısır piramitlerinden tutun, keşfedilmemiş onlarca mabed'e kadar. O anda da uyanıyorum...





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: sultan, 05.12.2010, 13:17 (UTC):
çok güzelmiş rüyaların ilmü ledün le ilgili söz hatırınızdamı?



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36817139 ziyaretçi (102957759 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.