Kimi Yorumlarınız Neden Siliniyor?
 

Kimi Yorumlarınız Neden Siliniyor?

Akhenaton

Yorumlarınız, öncelikle içerdiği art niyet, uygunsuz üslup ve nezaket-dışı ifâdelerinizden dolayı siliniyor. Bir ideoloji ya da bir tarikat ya da siyâsi bir partiye taraftar kazandırma amacı güden ucuz söylemler özellikle. İstediğiniz ideolojinin taraftarı ya da bir bilmem ne tarikatının ya da cemaatinin bir mensubu ya da bilmem ne partisinin bir partizanı olabilirsiniz. Ama burası, inandığınız bu standartlara ve ideolojilere taraftar bulabileceğiniz bir yer değildir. Daha doğrusu burası, bir "propaganda alanı" değildir. Bu tür kısıtlamalar, sizi şu partiye, şu tarikata, şu dine ya da şu ideolojiye inanıyor diye getirilen yasaklar değil; her şeyin bir yeri ve zamanı olduğu, bulunduğunuz ortamın gerektirdiği şartlara ve kurallara gösterdiğiniz saygıdır. Bu sitedeki kurallardan biri de yorumlarınızda özellikle "iç" politika mevzularından bahsetmemenizdir. Ha, "dış" politika olur... Dış bir ülkenin stratejisi, politikası ve izlediği siyaseti ya da şimdiki bulunduğu durum hakkında yorumlar yapabilirsiniz. Ama yok seçimlerde "Şu partiye oy verin, şu parti şöyledir, bu parti böyledir, şu genel başkan şöyle yaptı, öbürü bunu dedi. Şu, bence vatan haini, bu bence böyle." vs gibi siyasi bir partinin leyhinde ya da aleyhinde yazılan yorumlar hakkında hiç kimsenin serbesti beklemesi beklenemez...

Yorumlarınız, içinde çoğu kez bir email adresi ya da bir telefon numarası olduğu için siliniyor. Çünkü burası sanal alem. Kimin kim olduğunu, hangi niyetle bir ulaşım bilgisi verdiğini bilmiyorum ve bazı genç ziyaretçilerimizi korumak adına bu tür içinde telefon ya da email adresi belirten yorumları silmek zorunda kalıyorum. Çünkü bilmiyorum ki o kişinin niyeti ne, insanları mı aldatacak, onlardan bir çıkar ya da fayda mı sağlayacak... Öyleleri var ki, senin dilinle yazar, hatta biraz da dinden bahsedip güven kazanmaya çalışır; ama ne bileceğim ben onun bir sapık ya da holigan ya da bir satanist vs benzeri biri olmadığını?

Gelelim yorumlarda sitede kimse kalmamış gibi site yöneticisini bir tartışmanın, herhangi bir sohbetin  ya da demagojinin içine çekmeye çalışanlara... Ben, sitede yazılan yorumlara cevap vermekle mükellef değilim. Yorumlar bölümü, sizin sohbet etmeniz için var; ama site yöneticilerinin de sohbetlere ve bir tartışmaya dahil olacağı ya da olmak zorunda olduğu anlamına gelmez bu. İçerik mi hazırlasın site yöneticisi, uygunsuz yorumları mı denetlesin, kendi özel hayatını mı sürdürsün, MSN'ye ekleyip "Senle şu konuda konuşmak istiyorum", yok "Senle arkadaş olmak, ilim öğrenmek istiyorum." diyen her gün en az belki yüz kişiye zamanının olmadığını nazikçe anlatmaya mı çalışsın, anlamayanlara ve "Ne demek kardeşim, madem bu siteyi açmışsın. Bizimle sohbet etmek zorundasın." diyen ısrarcı ve anlayışsız kişilere sinirlenmemeye mi çalışsın? Ben, bir robot değilim ki? Zaten içerik hazırlamakla öyle yoğunken, "Kardeş, bana Mason'lardan bahseder misin, şundan bahseder misin, bundan bahseder misin?" gibi ısrarcı ve sabrı zorlayıcı davranışlara ne diyebilirim ve kendimi, daha doğrusu 10 dakika ayıracak bir zamanımın bile olmadığını karşımdaki insana nasıl anlatabilirim ki? Elbette insanların birbiriyle sohbet etmesi, bilgi alış-verişinde bulunması güzel bir şeydir. Ama bu, öncelikle sohbet edebilmek için "vakti olan" insanlar için geçerlidir, öyle değil mi?

Bir yanda, tek kişilik bir site ekibisiniz ve sitede "kendi ilgi alanına giren içerikler" eklenmesini bekleyen, yani yazı bekleyen insanlar varken, tutup da zaten sınırlı olan vaktini özel konuşmalara, sohbetlere, ilmi ya da dini tartışmalara ayıramam, değil mi? Yani günde 30.000 kişi, her birinin ilgi alanı, eklenmesini istediği konular farklı bir ziyaretçi kesimine -belki de hepsini birden memnun edemeden- ama elimden geldiğince bir şeyler paylaşmaya çalışıyorken, bir yandan yaptığınız işi baltalamaya çalışan 3-5 mason evlâdının hem Müslüman görünüp hem de Müslümanların midesini bulandıran çirkeflikleriyle, münâfıklıktan daha da beter yozlaşmışlıklarıyla, siteye ve site sakinlerinin huzurunu kaçırmaya yönelik saldırılarıyla uğraşıyorken; lütfen, bu arkadaşlarımdan beni anlayışla karşılamalarını ricâ ediyorum. Sitede sohbet edebileceğiniz binlerce insan varken, tüm site işi kendi üstünde olan bu tek kişilik ekiple sohbet etmeye ya da bir tartışmanın içine çekmeye çalışmanın hiç anlamı yok, öyle değil mi?

Şöyle olabilir: Siteye ya da sitedeki bir yazıya bir eleştiri getirilmiştir ve muhatap da mutlaka bensem, bu doğaldır. Ama o yoruma beklediğiniz cevabı da lütfen o konunun bulunduğu sayfayı nitelendirin. Çünkü ben, yorumlar panelini yönetirken, hangi sayfaya yorum yaptığınızı değil; sadece sizin yorumunuzu ve IP numaranızı görüyorum. Bu durumlarda beni bir kahin ya da aklınızı okuyan herhangi başka vasıfta biri olarak görmeden, lütfen, yanıtını benden beklediğiniz ve muhatabı, eleştirisi ben olan o sayfayının başlığını mutlaka yorumunuzda açıkça belirtin. Mesela "Konu başlığı olan ŞU sayfada şöyle bir cümle ya da ibare var. " gibi...

Ya da yazıda düzeltilmesi gereken ciddi bir bilgi yanlışlığı ve hata varsa... Hani insanız, özellikle dini içerikli bir sayfada yaptığım ciddi bir hatada, bu hatayı düzeltecek olan sizlersiniz. Çünkü bu tür hataların insanları yanlış yönlendirmesi, benim ilerde altından kalkamayacağım bir yüktür. Ama bu düzeltme, bakış açılarımızın farklı olması demek değil; farkında olmadan oluşan hatalardır. Hataları, düzelteceksiniz; ama aynı görüşleri paylaşmadığınız ifadelere de saygı gösterecek, bir düzeltme beklemek yerine yorumunuzda o ifadeye neden katılmadığınızı ve sebeplerini anlatacaksınız. Yani o yazıda katılmadığınız ifade ve söylemlere de siz de kendi ifade özgürlüğünüzü kullanarak CEVAP VERECEK ve FİKİRLERİNİZİ SÖYLEYECEKSİNİZ. Yoksa şuna karşıyım, şu yazı kalksın, şurası şöyle olsun değil...

Bir de yine dini bir metinde, mesela Arapça bir metnin Latin harfleriyle transkripinde eleştirilerinizi o sayfaya değil; o kategorinin bulunduğu sayfaya yapın. Çünkü gerçekten bazı yorumlarınız, diğer insanların, özellikle de genç arkadaşlarımızın o sayfayı okurken şüphe duymasına, bir sûreyi ya da bilmesi gereken İslami bir bilgiyi bu yaptığınız yorum yüzünden öğrenmesine ENGEL OLMASINA yol açıyor. Peki siz, bunun vebalini taşıyabilecek misiniz? Eğer gerekli tecvit bilginiz yoksa, "Aaa, kardeşim, ben küçüklüğümden beri bu sûreyi şöyle öğrendim. Sen yanlış biliyorsun ve insanlara yanlış öğretip vebal altına giriyorsun." gibi yorumlarda başka bir kardeşinizin gelip o yaptığınız yorum yüzünden bir namaz sûresini öğrenmekten mahrum kalması, SİZİN SORUMLULUĞUNUZDUR. Önce tecvid dersi okuyup öğrenin... Kuran'ın yazıldığı gibi aynen okunmadığını, kimi tecvid kuralları gereği harf değişiklikleri olabileceğinizi, örneğin, B harfinden önce gelen sakin bir Nun'un okunuşta M'ye dönüşebileceğini, şemsi ve kameri harfleri, hangi harflerden sonra sakin Nun'ların o harflere dönüşeceğini, nerde idgam, nerde izhar yapacağınızı öğrenenin ve bu tür yorumlar yazarken, sizde bulunan ve farkında olmadığınız bir yanlış bilginin sonucunda kaç kişinin dinini, inancını o yaptığınız YANLIŞ YORUM'dan ötürü ÖĞRENEMEYECEK olmasını, kafa karıştıracağınızı lütfen dikkate alın...

Deist olduğunu söyleyen bir arkadaşım, demiş ki "Yorumum, neden silindi?". Aslında son derece haklı bir şikâyetti ve ben de olsam, bu kritiği getirirdim mesajım silinse. Eğer sitenin alanı dolup da ekleyecek bir şey kalmadığında, inanın ben de sizin bu yorumlarınıza sınırsız özgürlük tanır ve karşıt fikirli insanlarla sohbet etmeyi isterdim. Ama şu anda sitenin retoriği ve şartları buna elvermiyor. Çünkü özellikle genç arkadaşlarımızın zihnini bulandıracak bazı ifadelerden ve yorumlardan da ben sorumluyum. Eğer benim de katılabileceğim bir tartışma ortamı ve uygun bir zaman olsa, asla hiçbir yorum, taşıdığı kanaat ya da fikirlerin farklılığı yüzünden silinmezdi. Ama söz konusu inançsa ve yorumlarınızda kullandığınız ifâdeleri özellikle genç insanlar da okuyorsa, işte bu, benim sorumluluğumdur. Mesele din ve inançlar olunca da bu konuda hassasiyet göstermemi anlayışla karşılamanızı umut ediyorum.

Yine Atatürk özel köşesi ya da Hz. Muhammed özel köşesi gibi kategorilere "uç" yorumlar bırakan insanlar var. Evet, demokrasi ve neye inanıp neye inanmadığınız ya da bunları ifade özgürlüğü, sizin en doğal hakkınız. Ama bu ifade özgürlüğünüz, her tür fikir ve ideolojiden insanların oluşturduğu bir ziyaretçi profiline sahip bir platformdaysa ve o platformda da o tartışmaları yönetecek bir yönetici bulunmuyorsa ve bu yüzden de rahatsız edici polemikler yaşanabiliyorsa, bu durumda yapabileceğim tek şey, polemiğe ve kavgalara neden olacak bu görüşleri silmektir. Yanlış anlamayın, fikirlerinize karşı olduğum için değil... Sizi fikirlerinizden dolayı yargılamak için de değil. Sadece şu bahsettiğim; bu tartışmaları NEZİH BİR ÜSLUPTA YÖNETECEK BİR ZAMANIMIN ve de bir yardımcımın olmayışından kaynaklanıyor.

İfâde özgürlüğüne getirilen kısıtlamaların başka bir sebebi de, herhalde diğer insanların inanç ve ideolojilerine bağlılıklarını rencide edebilecek olması. Çünkü sizin ifâde özgürlüğünüz, sonsuz değildir ve karşıdaki insanın sınırlarının başladığı yerde sizin özgürlüğünüz biter. Bir dini görüşe bağlı değil misiniz? Mümkündür. Ama bu, inançlı insanlara ya da o insanların temel değerlerine hakaret özgürlüğü vermez size. Atatürk'ü sevmiyor musunuz? Mümkündür. Ama bu, karşınızdaki insanların ideolojilerine "laf sokma", "saldırma", "hakaret etme" özgürlüğü vermez size. Bir Hıristiyan'ın ya da bir Yahûdi'nin hakları için de geçerlidir bu. İsteyen, istediğine inanır ve hiç kimsenin de, insanları inancından ya da hayat görüşünden ya da felsefesinden dolayı küçümsemeye, alay etmeye, aşağılamaya hakkı yoktur ve bunun adı da asla özgürlük olamaz. Evet, başkalarının inanç özgürlüğünün başladığı yerde biter özgürlüğünüz... Bunun, bu sitenin anti-demokratik bir platform olup olmadığıyla değil; ifade özgürlüğünüzün sınırlarıyla ilgisi vardır. Çünkü başkalarının inanç, fikir ve vicdanlarına yapılan hiçbir sözlü ya da yazılı müdahale, sataşma ya da mütecâviz bir davranış, demokrasinin bir gereği değil, demokrasiyi anlayamamış bir bakış açısının karşıt fikirlere tahammülsüzlüğünün en aşağı bir göstergesi ve kırılma noktasıdır.

Gelelim üslup meselesine. Bu siteye yorum yazan her ziyaretçiden beklentim; bir mahalle kahvesinde olduğu gibi değil; saygılı ve ince bir üslupla kendilerini ifade etmelidir ki, bir Tük gencine de yakışan budur. Kimi zaman bu ayrıntıyı atlıyor muyum? Evet; genç kardeşlerimiz için. Çünkü gerçekten de -geleceğin ve yarınların kurucuları olarak- onların kendini ifâde etmelerini gönülden istiyor ve arzuluyorum. Bu yüzden de onların bazen "taşkın" da olsa, bazen "argo"ya kaçabilecek ifâdeler kullansalar da, aşırıya kaçmamaları kaydıyla onların yorumlarına en azâmî müsâhamayı gösteriyorum. Bu, onlara karşı tüm ailelerin göstermesi gereken bir sorumluluk. Suskun ya da kendini ifâde edilmesi yasaklanmış bir kuşak yerine kendini ifâde edebilen ve çocuklarına da bunu verebilen yeni neslin birgün sanatta, siyasette ya da her türlü arena da ÖZGÜR DÜŞÜNEN TOPLUMLAR'ın hakim olmasıdır. Hani okullarda herkesin gözünü korkutup adına bir de "öğretmen" dedikleri bazı ruh hastası 3-5 zevâtın varlığına inat biraz da. Öğrencileri dayakla, sopayla adam edebileceğini, eğitebileceğini zanneden soyu tükenmekte olan bir kaç zevât diyelim kısaca bunlara biz...

Ve son olarak da "Milletin sitesinin reklamı, banneri seni mi gerdi." diyeceğim 3-5 kişiye sözüm. Yazıyor arkadaş, sitene şu kadar reklam koymuşsun, bu kadar link koymuşsun, vs vs. Sana ne? Seni mi ilgilendirir insanların web sitesine koyduğu bannerler, adsenseler ya da reklamlar? Bana sen mi maaşımı veriyorsun? İçinde reklamların olmadığı TV'leri, radyoları ya da gazeteleri olan bir ülkede mi yaşıyorsun? Öyle bir ülkede yoksa Mars'ta, Ay'da mı yaşıyorsun? Git sen de adam gibi emek ver, webmasterliği MESLEK EDİN ve ekmeğini buradan çıkar... Merak ediyorum; sen gibi ezikler ve benzerlerin, TV'leri ya da Radyo'ları da telefon yağmuruna tutup "Hımm, niye reklam yayınlıyorsunuz?" mu diyorsun? Yani kısacası sana ne? Adı üstünde: meslek! Fırıncıya gidip bir ekmek aldığında, o ekmeğin ücretini ödemediğin, yani fırıncının hiç senden para almaması düşüncesi gibi adı şu an henüz pskiyatrinin literatüründe olmayan bir "rahatsızlığın" mı var? Her hafta tıraş olmak için gittiğinde "Tıraş Bedavadır. Bu mesleği öylesine, iş olsun diye yapıyorum." diyen bir berberin, ya da aldığın yiyeceklerin parasını ödemediğin gittiğin bir market mi var? Adı üstünde: Websitesi tasarlayan, hazırlayan kişilerin MESLEĞİ BU. Meslek! Kaldı ki, verdiği hizmetin karşılığını site ziyaretçilerinden beklemeyen, işi reklam verenlerle olan bir meslek... Siteme reklam almışım, şu kadar reklam varmış, sanane! Git ezikliğini, "rate"liğini ve başkalarının başarısınını çekememezliğini başka bir yerde gider... Henüz bu tür hastalıklı fikirleri tedavi edebilecek bir psikiyatri kliniğimiz yok, üzgünüm...

Bu yazıma burada son verirken; yorum yazarken gösterdiğiniz ve bundan sonra da göstermeye devam edeceğiniz duyarlılıktan ötürü hepinize teşekkür ederim.

Sürç-ü lisân etmişsek, affola...

Akhenaton.




Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: rabia, 10.12.2014, 16:49 (UTC):
bu sayfayı ilk defa gördüm.çok beğendim.işim hiç rast gitmiyor.sanki neye elimi atsam kuruyor.çok dua ediyorum senelerdir.fakat hiçbiri olmuyor.psikolojim bozuldu.ilaç kullanmaya başladım.ben napabilirim.şayet bu yazıyı okuyan birileri varsa lütfen bana yardımcı olsun..

Yorumu gönderen: ayşegül, 16.12.2010, 07:26 (UTC):
çok hoş samimi ve içten..sanki sohbet eder gibi yazılmış okurken o tür bir enerji aldım ,hiçbir agresif ifade yok ne güzel:)



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36792221 ziyaretçi (102914413 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.