Korku ve Psikolojik Kökenleri, II
 

Korku, Fear

Korku ve Psikolojik Kökenleri, II

Hazırlayan: Eylül - Düzenleyen: Akhenaton

10. Sevgi ve Korku

Sevgi ve korku gibi konular psikoloji ve sosyal psikolojide, heyecan hayatı veya bir kişinin davranışlarını belirleyen dinamik faktörlerin bütünü manasını taşıyan motivasyonlar içinde ele alınıp incelenmektedir. Çünkü heyecanlar ve heyecanlılık, motivasyon vetiresinin birbirinden ayrılmaz yönleridir. Kuvvetli motifler, heyecan taşır; korku, sevgi ve nefret de motif meydana getiren psikolojik birer unsur teşkil eder.[9]

Sevgi, öfke gibi önemli heyecan çeşitlerinden biri olan korkunun sevgi kavramı kadar yeterince tanımlanamadığını söyleyebiliriz. Oysa korku, insan hayatında çok önemli bir anlam taşımaktadır. Bu duygu, sadece insanları birbirinden uzaklaştırmakla kalmaz, aynı zamanda tıpkı üzüntü gibi, başkalarını garip bir şekilde kendine çeken bir özelliği olmasından dolayı da karmaşık bir duygu olarak karşımıza çıkar.

Korku, “değişken şiddetteki duygusal bir tepkinin ve az veya çok önemli nöro-vejetatif tezahürlerin birleşiminden doğan bir durum olarak ele alınabilir.” Bir başka ifade ile korku, canlı varlıkların görünen ve görünmeyen tehlikeler karşısında gösterdikleri en tabii tepkidir. Kısaca korku için, nesnel olarak tehlikeli olan durumlar karşısında gösterilen tepkidir, diyebiliriz. Psikologlar çocukluk çağında sık sık görülen bu ruhsal durumu, canlıyı uyaran ve kendi savunmasını sağlayan yararlı bir mekanizma olarak görmekte ve korkuyu “hem kaçınılmaz, hem de temel bir duygu” olarak nitelemektedirler.[10]

Sevgi ve korku kavramlarını alışılmışın dışında farklı bakış açılarıyla değerlendirip dikkatleri üzerine çeken Scott Peck'e göre korkunun temeli tembelliktir. Korku yaradılışımızda var olan tembelliğin çok görülen bir biçimidir. Korkularımızın çoğu, statükoyu değiştirmeye karşı duyduğumuz korkudur; olduğumuz yerden ileri atılırsak ellerimizdekini de yitirmekten korkarız. Risk, statümüzü kaybetme riskidir; korku da, yeni bir statüye ulaşmak için gereken çabadan dolayı korkulan korkudur.

Bu ifadelerden de anlaşılacağı üzere korku, gelecekle ilgili bir duygudur. İstenmeyen bir şeyin meydana geleceğini düşünmekten dolayı kalbin elem duymasıdır. İnsan, arzu ettiği bir şeyi elde edememekten korkar.

Korkunun mahiyetiyle ilgili, son olarak korku kavramının “istek” kavramı ile olan ilişkisini belirtelim. İstek insandaki itici güçlerden birisidir. O, ferdi belirli objelere ve şartlara doğru olumlu yönde olduğu gibi, olumsuz yönde de itebilir. Eğer istek bireyi sakınmaya ve çekinmeye doğru iterse, o zaman bu korku şeklinde de görünebilir.36 İsteklerine ulaşamayan bireyin korku duygusu yılgınlığa dönüşecek ve böylece artan “tasa”sı ile birlikte gerçeklerden kopabilecektir.

Korku duygusunun kalıtımın mı ya da öğrenmenin mi bir ürünü olduğuna ilişkin tartışma alanı hâlâ tazeliğini korumaktadır. Bir başka tartışma, korku duygusunun hangi çeşitlerinin içgüdüsel olduğu şeklindedir. Watson geliştirdiği kurama göre, iki doğal korku uyaranı olduğunu ve bunların da yüksek ses ve âni yer değişikliği olduğunu ileri sürmüştür.

Bu tür tartışmalar bir yana, korku olayının bütün canlılarda görülen ilkel korkunun bir yansıması olduğu şeklindeki tez geçerliliğini korumaktadır. Özellikle insanlar, tabiata karşı güvensiz ve zayıf olduklarından korkmaktadırlar.38 İnsanlığın ilk zamanlarında korkular yine ırk için bir amaç taşımaktaydı. Korkuların etkisi altında ilk insanlar avlamak istediği hayvanlardan gerektiğinde kaçabilmesi için ya da tehlikelerden korunmak üzere sürekli uyanık olmak zorundaydı.

Korkunun içgüdüsel olduğu ile ilgili görüşlerin yanı sıra; özellikle davranışçı kuramcılar korkunun öğrenme ile oluştuğunu ileri sürmüşlerdir. Özellikle şartlanarak öğrenme, korku duygusunun oluşmasında temel olmaktadır. Belirli bir uyarıcıya karşı korkulu tepki U-O-T birleşmesine neden olmaktadır. Aynı ya da benzeri uyarıcılar çeşitli zamanlarda aynı tepkileri uyandırmaktadır. Özel bir korku durumu giderek genelleşmekte, sonuçta o özel durumu çağrıştıran her şey zamanla korkuya neden olmaktadır.[9]

11. Çocuk ve Korku

Çocuk yaşta ortaya çıkan korkuları düşündüğümüz zaman, genellikle hepimizin kafasında başka şeyler oluşur. İlk aklımıza gelenler arasında okul korkusu, karanlık korkusu, yalnız kalma korkusu, anneden ayrılma korkusu, yabancı korkusu bulunur. Bu listeyi tabii ki daha da uzatmak mümkündür.

Öncelikle belirtmek gerekir ki, korku normal gelişimin bir parçasıdır ve kişinin kendini tehlikelerden sakınmasını sağlar. Korku, bebeklikten ergenlik dönemine kadar, sıkça rastlanan bir durumdur, öyle ki araştırmalar, çocukların 'ında gelişimlerinin bir döneminde herhangi bir şeyden korktuklarını göstermektedir. Bu nedenle çocuklardan kayıtsız, şartsız korkusuz olmalarını beklemek çok gerçekçi olmaz.

Fobiler: Öncelikle korku ve fobileri ayırmakta yarar vardır. Bir korkunun fobi olarak adlandırılabilmesi için şu ölçütlere uyması gerekir:

  1. Çocuğun yaşadığı korkunun, durumun verileriyle orantısız şekilde büyük olması, örneğin parkta bir kez bir çocuğun salıncaktan düştüğünü gördüğü için hiç salıncağa binememek gibi.
  2. Çocuğun açıklamalarla ikna olmaması
  3. Çocuğun isteminin dışında aşırı derecede korkması
  4. Korkulan durumdan bilinçli olarak sakınması

Fobi, uzunca bir süre devam eder ve herhangi bir yaş dönemine özgü değildir.  Fobilerin bazılarında, bu duruma neden olan bir olay saptanabilirken, bir çoğunda böyle bir olayı saptamak mümkün değildir.

Korkular: Bazı korkular, belli yaş dönemleri için normal sayılır. Örneğin, bebeklik döneminde yüksek sesten ve fiziksel desteğin aniden yitirilmesinden korkulması doğaldır. Bebeğin yaklaşık 8. ayda geliştirdiği ve bir – bir buçuk yıl kadar sürebilen yabancı korkusu da normal kabul edilir. Çocuğun beş yaş civarında geliştirdiği; örneğin, cadı, canavar gibi birtakım hayali figürlerden korkması da ruhsal gelişimi için beklenebilir bir durumdur. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, bazı korkuların belli yaş dönemlerinde ortaya çıkabilecekleri, ancak bu korkuların bir süre sonra ortadan kaybolmalarının da gerekli olduğudur. Örneğin, 6 yaşındaki bir çocuk hala yabancılardan korkuyorsa, bu üstünde durulması gereken bir durumdur.
Korku tepkisi nasıl gelişir?

Bebeğin anneye bağlanmasının en önemli nedenlerinden birisi, annenin bebekteki korkuyu azaltma kapasitesidir. Bebeklik ve erken çocukluk döneminde, yeni bir durumla karşı karşıya kalındığı zaman, çocuğun göstereceği tepkide annenin tepkisi çok belirleyicidir. Çocuk, örneğin ilk kez bisiklete binmeyi öğrenecekken annenin yüzündeki ifadeyi ve davranışlarını inceler.  Eğer anne, çocuğa destek veriyorsa ve onun gittikçe kendine güven kazanmasını ve bağımsız olmasını sağlıyorsa, çocuk bisiklete binmeyi zevkli bir durum olarak algılayacak ve bütün dikkatini bu etkinliğe yöneltecektir. Öte yandan, anne ya da çocukla ilgilenen diğer bir kişi, çocuk bu öğrenme sürecini yaşarken sürekli endişeli bir yüz ifadesiyle onu izler ve uyarılarda bulunursa veya onu azarlarsa, çocuk dikkatini vermesi gereken etkinlikten ziyade, hayatında kendisi için çok önemli olan kişiyle ilgilenecek ve o durumla bağlantılı olarak ortaya çıkan endişesi giderek yükselecektir. Bu da çocuğun o durumdan kaçınmasına ve bir daha karşılaşmak istememesine neden olacaktır. Bu kaçınma davranışına biz “korku” diyoruz.

Korku bir kaçınma davranışı olarak ortaya çıkabileceği gibi, bir şartlanma olarak da ortaya çıkabilir. Bebeklik döneminde yüksek sesten korkmanın normal olduğundan bahsetmiştik. Bu dönemde, bebek tam banyosunu yaparken, dışarıda çok büyük bir gürültü meydana geldiğini varsayalım. Bu talihsiz durum, bebeğin bir su veya banyo fobisi geliştirmesine neden olabilir.

Kaçınma ve şartlanmanın yanı sıra, korkuya neden olan bir diğer faktör de endişelerdir. Endişenin yarattığı korkuya en çok karanlıkta ve uykuya dalarken yalnız kalındığında rastlanır. Çocuk, yaklaşık 3 yaşından itibaren toplumun kurallarıyla annesi ve babası aracılığıyla daha çok tanışmaya başlar. Artık istediğini yapmada eskisi kadar özgür değildir. Bunun sonucunda, çocuk kendini bu sıkıntılı duruma sokan anne ve babasına karşı bir öfke duymaya başlar, ancak bu duygusunu onlara yansıtmaya çekinir. Yine de böyle bir duyguya sahip olduğu için suçluluk  hisseder. Ona rahatsızlık veren bu durumla baş edebilmek için, anne ve babasını ya da genel olarak toplumu ve kuralları temsil eden birtakım korkutucu figürler bularak, korku ve suçluluk duygularını onlara yansıtır; bunlar bir cadı, hayalet ya da ejderha olabilir. Uykuya dalmadan önce çocuk bilinçle bilinçdışı arasındadır. İçinde biriktirdiği öfkelerin farkına varır, bunları bastıracak gücü kendinde bulmakta zorlanır. O zaman da, aslında bu duyguların yaşanmasına neden olan, ama aynı zamanda da ona destek olan ve güven veren annesini ya da babasını yanında ister. Onlar yanında olduğu zaman onların varlığından ve sevgisinden emin olur ve uykuya dalabilir. Karanlıkta, çocuğun kendini yine kontrolünü kaybetmiş olarak hissettiği bir andır ve endişe vericidir. Bu endişeyle baş etmek için de yine bir dış desteğe ihtiyaç duyabilir.

Korkunun bir diğer kaynağı da, çocuğun başkalarını korktukları durumlar içinde izlemesidir, yani korkuyu görerek öğrenmesidir. Örneğin, çocuk annesini uçağın içinde bembeyaz olmuş bir yüzle görür ve annenin panik içinde olduğunu anlarsa, o da uçaktan korkmaya başlayabilir.

Ayrılma korkusunda, korkunun nedeni genellikle çocuk değil, annedir. Anne, çocuğun kendisinden ayrılıp, örneğin okula başlamasını istemez ve bunu çok dolaylı ve ince mesajlarla çocuğa aktarır. Anne, çocuğa o okula başladığında kendisinin bütün gün onu bekleyeceğini, bunu yaparken onu çok özleyeceğini, birlikte ne kadar güzel zaman geçirdiklerini anlatmaya başladığında ve bunu uzunca bir zaman sürdürdüğünde, çocuk okula başlamayı adeta annesine ihanet etmekle eşanlamlı tutmaya başlar ve okula gitmek istemeyebilir. Bu da okul fobisi veya ayrılma endişesi olarak tanımlanabilir.

Sonuç olarak çocukluk döneminde çok çeşitli nedenlerden kaynaklanabilen, çok çeşitli tiplerde korkular olabileceğini gördük. Çocukta korkuyla baş ederken, korkunun bir yaş döneminin özelliği mi olduğu, korkuya neden olan belli bir olayın olup olmadığı iyice araştırılmalıdır. Anne ve babalar, çocukla kurdukları ilişkiyi gözden geçirmeliler, çocukla birlikte bu konuyu ele almalılardır. Bütün bunlara rağmen çocuğun korkusunda bir azalma olmuyorsa, bu konuyla ilgili profesyonel bir yardım aramakta yarar vardır.[11]

12. Çocukluk Korkuları

Korku insanların görülen ve görülmeyen tehlikeler karşısında gösterdikleri doğal bir tepkidir. Korkunun oluşumu, kişinin içinde bulunduğu çevreye, geçmişteki deneyimlerine, uyaranın şiddetine ve çocuğun o andaki psikolojik durumuna bağlıdır. Çocukluk korkuları çocuk gelişiminin tamamen doğal bir parçasıdır. Aşırı olmamak kaydıyla aslında insan doğasında olması gereken ve insanın dış tehlikelerden korunmasını sağlayan işlevsel bir duygudur.[12]

Çocuklar, büyüme evrelerinde güzel duygular yanında birtakım kötü duyguları da birlikte yaşarlar. 6 yaş sıralarında çocuğun kafasında yeni korku uyarıcıları belirir. Bunlar, hayalet veya diğer tuhaf görünümlü yaratıklar olabilir. Daha ileriki yaşlarda bu korkularına çocuğun duyduğu hayalet masalları, korkunç filmler veya bunlara benzer diğer uyarıcılar, hayaletlerden başka, esrarlı olaylar, ölüm, ceset, iskelet, ejderha gibi şeyler eklenebilir. Ergenlikte elle tutulup gözle görülmeyen, gerçek olmayan ve hayal edilen tecrübeler yerini daha somut korkulara bırakır. Yoksulluk, ölüm, kendisinin veya ailesinden bir bireyin ciddi bir hastalığa tutulması, okulda ya da bireyin başarısızlığa uğraması, gençte korku oluşturmaktadır.[13]

2-6 yaş arası çocuklarda çok fazla sayıda korkuların yaşandığı bilinmektedir. Bu yaştaki çocukların güçsüzlüğü, hayat tecrübesizlikleri, her şeyi yeni öğreniyor olmaları onların korkularının fazla oluşunu anlayışla karşılamamızı gerekli kılar. Çocuklar büyüdükçe, çevrelerini tanıdıkça, zihinsel yetenekleri ve duygusal gelişimleri ilerledikçe korkularıyla daha kolay baş edebilirler.

Gelişim dönemlerine göre korkular belli yaşlarda oluşur ve zamanla kaybolması beklenir. Bazen yanlış tutumlar korkuların kalıcı olmasına neden olabilir. Aşırı koruyucu anne baba tutumu çocuğun özgüven gelişimini etkileyerek çocuğu her şeyden korkar hale getirebilir. Çocuğa “aman düşersin”, “çocuklar onu ellemez” sözleriyle çevreye karşı bir güvensizlik ve dış hayatın korkularla dolu, sakınılması gerektiği fikrinin fazlaca verilmesi onlarda oluşan korkuları artırabilir. Çocuklara korkulu masallar anlatılması ve korkulu filmler izlettirilmesi de korkuları tetikleyici önemli etkenlerden birisidir.

Korkunun bir başka kaynağı da; çocuğun model alması, çevresindekileri korktukları durum içinde izlemesidir. Çocuk annesinin uçağa binmekten korktuğunu biliyorsa ve uçağa binerken annenin yüzünün bembeyaz olduğunu görüyorsa, çocukta korkmaya başlayabilir. Uyku öncesi yaşanan anne baba tartışmaları, çocuğun duyduğu huzursuzluk duygusu gece ve karanlık korkularını besleyebilir. Ayrıca çocuğun geçirmiş olduğu kaza, kavga, yaralanma veya doğal afetler gibi yaşantılar da çocukta korku başlatabilir ya da mevcut korkuların uzamasına neden olabilir.[12]

13. Çocukluk Fobileri

Korkunun, kişinin günlük yaşamını etkisi altına almasına “fobi” denir İnsanda korku içgüdüseldir. İnsan zaman zaman bazı şeylerden korkabilir. Ancak bu korkusu gelip geçicidir. Ne zaman ki, insanın duyduğu korku onu terk etmez, onunla beraber yaşarsa ve günlük yaşamdaki davranışlarını etkilerse, burada artık korkudan değil, fobiden bahsetmek daha doğrudur.

Genellikle yeni olan ve bilinmeyen her şey ürküntü verir. Çocuğun güçsüzlüğü ve bilmediklerinin çokluğu düşünülürse, özellikle ilk yıllarda korkuların bolluğu anlaşılır. İki-üç yaş çocukları yüksek seslerden, tuvalette sifonun çekilmesinden, elektrik süpürgesinden, gök gürültüsünden ürkerler.

Üç-dört yaşlarında bunlara karanlık, dilenci, hırsız, polis ve öcü korkuları eklenir. Bu yaşlarda anne-babadan ayrı kalmakta bir korku sebebidir. Bu korkular zamanla fobiye dönüşebilir. Zaten yetişkinlerin fobilerine baktığımızda, bu aşırı korkunun temelinin çocukluk yıllarında atıldığını görüyoruz.

Çocukların korkularının fobiye dönüşme nedenlerine baktığımızda şunları görüyoruz.

Çocukları korkutmak... Çocukluk fobilerinin birinci nedeni, çocukları korkutmaktır. Olur-olmaz nedenlerle çocuğu korkutmak, çocuktaki korkunun fobiye dönüşmesine yol açar. Çocuğu hayvanlardan, eşyalardan, dilencilerden, polisten, doğal afetlerden vs. korkutmak ve çocuğu korumak adına bunu sık sık yapmak, onda ömür boyu sürecek fobilere yol açabilir.

Çocuğa korku verecek yaşantıları yaşatma... Bazen anne-babalar çocuklarının korkak olmaması için, onlara olası hiçbir tehlikeden bahsetmezler ve korunma yollarını öğretmezler. Balkondan sarkmasının doğru olmadığı ya da köpeklerinin kuyruklarının çekilmeyeceği öğretilmeyen çocuklar, bu durumları yaşadıklarında ömür boyu unutamayacakları yaralar alırlar.

Bir köpekten kendini korumadığı için ısırılan çocukta, büyük ihtimalle hayvan fobisi oluşacaktır. Yani çocuğu korumak adına ne aşırı korkutmak, ne de cesur olsun diye hiç korumamak ve korunma yollarını öğretmemek iyi sonuçlar vermez. Önemli olan bu konuların çocuklara dengeli tutumlarla yaklaşmaktır.

Çocuklara olumsuz model oluşturmak... Çocuklar anne-babalarını ya da çevrelerindeki diğer insanları taklit ederler. Çocuğun çevresinde ona model olan, örnek olan yetişkinlerin, davranışlarına özen göstermeleri gerekir.

Asansör fobisi yönünden asansöre binmeyen anne, çocuğu için iyi bir model değildir. Ya da çocuğun yanında gök gürültüsünden korkmak, ona gök gürültüsünden korkulacağını öğretmek demektir. Aile içindeki bireyler, fobilerini ve korkularını mümkün olduğunca çocuklara yansıtmamalı ve belli etmemeye çalışmalıdırlar.

Eğitimde bir araç olarak korkuyu kullanmak... Anne-babalar, çocuklarını eğitirlerken korkudan yararlanırlarsa, bu korkutulmanın boyutları, çocuktaki korkuyu fobiye dönüştürebilir. “Altına yaparsan seni öcüler yer, erken yatmazsan polis alır-götürür” tarzındaki korkutmalar, çocuğu fobilere sürükleyebilir.

Çocukta fobilerin oluşmaması için;

  1. Anne babalar isteklerini çocuğa korkutarak yaptırmak yolunu seçmemelidir.
  2. Çocuğa hayvan sevgisi aşılanmalıdır.
  3. Anne-babalar çocuklarına iyi örnek olmalıdır.
  4. Anne-babalar çocuklarıyla onların korkularını açık açık konuşmalıdırlar.
  5. Anne-babalar çocukta herhangi bir korku hissettikleri zaman o korkunun nedenlerini hemen araştırmalıdır.
  6. Çocukta korku aşırı boyutlara tırmanıyorsa, çocuğun çevresi değiştirilmelidir. Çocuğa bakan bakıcının çocuğu korkuttuğu anlaşılırsa bakıcı gönderilmelidir.
  7. Çocuklara korkutucu masallar ve hikayeler anlatılmamalıdır.
  8. Korkutucu olaylar, çocuğa ibret olsun diye ve üstelik abartıyla anlatılmamalıdır.
  9. Çocuklara korku filmleri izlettirilmemelidir.

Aşırı korku ve fobi çocuğun yaşamını sınırlandırır. Karanlık fobisi oluşmuş bir çocuk evin içinde özgürce dolaşamaz. Böcek-sinek fobileri olan bir çocuk parkta, kumsalda diğer yaşıtları gibi rahatça oynayamaz, sürekli korkar ve tedirgindir.

Çocukluk fobileri aileler tarafından önemsenmez ve geçiştirilirse, yetişkinlikte de devam eder. Bu ise istenmeyen bir durumdur ve hayatı zehir eder. Anne-babalar çocuklarının korkmalarını önemsemeli ve gereken önlemleri almalıdırlar.[14]

14. Korku ve Çocuk Eğitimi

Çocuk yetiştirmede muhakkak doğrularımızın yanında yanlışlarımız da olacaktır. Fakat asıl tehlikeli olan, bizim yanlışlarımızı çocuklarımıza doğru olarak göstermemizdir. Çocuğu yönlendirirken korku psikolojisini aşılamamalıyız. Genelde çocukları anneleri 3 şeyde korkutur; öcü, baba, Allah. Örneğin çocuğun yaramazlığından bıkan bir anne, "Beni çok üzüyorsun, bu üzüntüden öleceğim." derse veya "Allah, annelerini üzen çocukları sevmez, cehennemine atar." diye korkutulursa çocuk bunun gerçekleşeceğini zanneder, paniğe kapılır ve tabiri caizse Allah'ı bir ‘öcü', herkesi yakan bir şey olarak görür. Bu konu ile ilgili yaşanan bir örnek verelim:

Çocuğa annesi sürekli "Allah seni yakar, beni üzersen Allah seni cehenneme atar, Allah annesini üzen çocukları sevmez." gibi sözler söyleyerek çocuğu korkutuyormuş. Birgün yine çocuğun annesi çocuğa böyle şeyler söylerken çocuk eline sopa almış ve "Ben, bu Allah'ı öldüreceğim, O bizi hiç sevmiyor, hep yakıyor ve bize kızıyor." demiş. Düşünebiliyor musunuz? Bu çocuk, nasıl Allah'ı sevebilir, nasıl O'nun emirlerinin önemli olduğunu düşünebilir ve nasıl ibadeti sevebilir? Aslında bu şekilde çocuklarımızı manevi değerlerimizden uzaklaştırıyoruz. Evde annelerin çocuğu korkutarak Allah'tan soğutması, camilerde yaşlı teyzelerin ses çıkarıyorlar diye azarlayarak çocukları camiden çıkartması ve buna benzer bir sürü şey.

Hâlbuki onlara ibadetleri küçük ödüllerle, onların mutlu olacağı şekilde sevdirmeliyiz. Mesela bir anne, çocuğuna Ramazanda bir gün oruç tutarsa ona sevdiği bir yemeği yaparak veya istediği bir yere götürerek onu teşvik edebilir. Yalnız burada da dikkat edilmesi gereken sürekli çocuğa bir şeyler almak ve ibadeti bir ödül için yapma düşüncesine sokmak olmamalıdır. Aşırıya kaçmadan onların mutlu olacağı şekilde onlara ibadetler sevdirilmelidir.[15]

15. Çocuğunuz Evde Tek Başına Kalmaya Hazır mı?

Evde yalnız kalmak çocuğun hayatındaki en büyük devrimlerden biri. Konu bu şekilde anlaşılınca zorlama ve dayatmayla elde edilecek hiçbir yararın olmadığı görülüyor. “Çocuk tuvalet eğitimini tam alabilmiş mi? Neyi ne ölçüde kullanabiliyor.? Karnı acıktığı zaman bir şeyler hazırlayabiliyor mu? Sorularını ayrıntılı olarak gözden geçirilmesi ki çocuk evde yalnız kaldıkça neler yaşadığını anlatsın anlattıkça kaygılar , korkular dağılıp yok olsun. Çocuğu evde yalnız kalmaya hazırlarken yaşının özelliklerini dikkate almak gerekiyor.Çocuğun evde yalnız kalma yaşının ilkokul yıllarına denk düşmesi gerektiği okul öncesinde çocuğun evde yalnız bırakılma süresi 15-30 dakikadan çok olması doğru değildir.

Evde yalnız kaldığımızda kapı çalınca “kim o?” sözleri, her zaman çok etkili olmuyor. Oysa böyle bir davranışın alışkanlığa dönüşmesi için olayı dramatize edip birlikte oynamak yetiyor.Çocuğunuz çalınan bir kapıyı hemen açmamak gibi aslında pek doğal olmayan ama günümüz dünyasında zorunluluk olan bir davranışı edinebilmiş mi? Eğer edinememişse uygun bir dille yeniden anlatın bunu yaparken de yatışmış korkuları uyandıracak yeni korkulara neden olacak şekilde davranmaktan kaçının Öyle kapının öte yanında her an kendisine kapmaya hazır bir kurt olduğunu düşünmesin çocuk..

Bazen çocuklarımızı tehlikelerden koruyalım derken onları insanlara karşı olumsuz düşünceler taşıyan bireyler olarak yetiştirebiliriz. Yabancılarla konuşmama, kapıyı kimseye açmama, konusunda aşırı uyarılan çocuklar herkesin kendilerine kötülük yapabileceği gibi uç bir fikre saplanabilir.Bu durumda anne baba olarak sınırları iyi bilmeli başkalarına zarar verebilen kişilerin olduğunu ve bu kişilerin çoğunluktan ayrılan bazı düşünce ve duygulara sahip olduğunu abartıya kaçmadan küçük somut örneklerle anlayabilecekleri bir dilde anlatmak gerekir.[4]

16. Korkuları Olan Çocuğa Nasıl Yaklaşalım?

  1. Çocuğun korkularının nedeni mutlaka araştırılmalı ve bu nedenler ortadan kaldırılmaya çalışılmalıdır.
  2. Korktuğunu söyleyen çocukla asla alay edilmemeli, küçük görülmemeli (erkek adam korkar mı?, büyüdün ama hala korkuyorsun!) ve korkuları yok sayılmamalı (korkulacak bir şey yok bunda).
  3. Korkuları olan çocuğa sabırlı ve anlayışlı davranılmalı, korkularını yenmesi için zaman tanınmalıdır.
  4. Fiziksel temas çocukları rahatlattığı için korktuğu anlarda dokunmak, sarılmak çocuğa korkuyla baş etmesinde yardımcı olacaktır.
  5. Çocuk korktuğunu ifade ettiğinde onu dinleyip, anlamaya çalışmak gerekmektedir. Korkuları nedeniyle yargılanmadığını, eleştirilmediğini gören, anlaşıldığını hisseden çocuk kendini daha rahat hissedecektir.
  6. Çocuğun görerek korkuyu öğrenmesini engellemek önemlidir. Kendi korkularımızı kontrol altında tutmaya çalışmak gerekmektedir.
  7. Korku asla bir disiplin aracı olarak kullanılmamalıdır.

Okul çağıyla birlikte çocukların daha olgunlaştıklarını ve korkuların çoğunlukla kendiliğinden azaldığını, geçtiğini görürüz. Fakat korkuların tamamen geçmesi mümkün değildir. Hepimiz insan olarak bazı zamanlarda birtakım şeylerden korkarız. Ancak belli bir korku çocuğu ve hayatını çok etkiliyorsa, yaşam fonksiyonlarını etkiliyorsa, bir uzmandan destek almaya ihtiyaç var demektir.[12]

17. Korkularını Yenmesi İçin Çocuğuma Nasıl Yardım Edebilirim?

  1. Öncelikle çocukları korkudan uzak tutmanın imkanı olmadığını bilmek gerekir.
  2. Çocuğunuzun duygusal tepkisini küçümsemeyin duyguları onun için gerçektir.
  3. Çocuğunuzu dinleyin bazen bir çocuğun korkusu, biri onu dinleyince ve korktuğu durumla ilgili doğru ve yeterli bilgi verince azalabilir.
  4. Korkusu hakkında konuşmasını sağlayın. Sizin anlayış ve desteğinizin var olduğunu bilmeye ihtiyaç duyar.
  5. Çocuğun ani ve beklenmedik ses, görüntü, olay ve tepkiler ile karşılaşmaması veya bu karşılaşmanın en az düzeyde olmasıdır. Bu türlü karşılaşmalar çocuğun korku durumunu artırabilir.
  6. Çocukların gelişim süreci içerisinde davranış şekillendirme amacı ile korkutulmamalıdır. Bu korkutma genel olarak ( polis çağırırım, öcü gelir, annen olmam, seni terk ederim gibi.) olabilir.
  7. Bazı çocuklar mizaç olarak çok hassas olduklarından çevredeki olaylardan fazlaca etkilenirler özellikle annelerinin korkuları çocukları çok etkilediği gözlemlenmektedir. Bu nedenle annelerin korkularından dolayı kaygı düzeyi fazla ise bu kaygının uzman yardımı ile azaltılması uygun olacaktır.
  8. Arkadaş çevresi de kaygıyı ve korkuyu etkileyebilir. Özellikle çocukların yaşlarına uygun olmayan konularda konuşmaları bazı çocukları anlamsız korkuya itecektir.[16]

Çocuklarımızda oluşabilecek veya oluşmuş olan korkularıyla baş etmek için şunları yapabiliriz;

  1. Çocukları neden ne olursa olsun asla korkutmamalıyız ve korkuyu bir eğitim aracı olarak kullanmamalıyız.
  2. Korku yaratan olayların, hayvanların ve eşyaların gerçek durumunu anlatmalı ve korunma yollarını öğretmeliyiz.
  3. Onlara örnek olup, korku belirtileri göstermemeli ve nasıl davranılacağını anlatmalıyız.
  4. Çocuğun korkularını tahlil edip, korkuya yol açan nedenleri ortadan kaldırmalıyız.
  5. Çocuklarla korkularını görüşmeli, onları korktuğu için ayıplamamalı, korkularını yenmesi için kuvvetli olmasına yardım etmeliyiz.
  6. Onlara korku hikâyeleri okumamalı ve anlatmamalıyız. TV'de sınırlamalar getirmeliyiz.
  7. Korku yaratan olay ve durumları abartmamalı, olayı ya da durumu daha küçük görmeye çalışmalıyız.
  8. Korku yaratan durumlarla ilgili birinci elden yaşantılar kazanmasına ve korkulacak bir durum olmadığına kendisinin karar vermesini sağlamalıyız.[6]

18. Korkunun Sınıflandırılması

Korkudan korkuya fark vardır. Bundan dolayı korku bozuklukları, tıbbi açıdan üç büyük gruba ayrılmaktadır. Bu sınıflandırmada, her bir korku kategorisinin hasta edici özelliğini vurgulamak için „bozukluk“ kelimesi eklenmiştir.

  1. Korku bozukluğu (genel korku, herhangi bir olguya bağlı olmayan korku)
  2. Panik bozukluğu (veya panik atakları), alan korkusu (agorafobi) ile veya tek başına seyredebilir
  3. Fobik bozukluk (belli bir nesneye ve duruma bağlı olarak)

Bütün bu korku hallerinde, normal hal ile hastalık hali arasında kesin bir sınırlama mümkün değildir. Bu itibarla, önce korkunun hangi boyutta olduğu sorusunun irdelenmesi gerekmektedir; örneğin genel olarak nispeten çabuk korku hissine kapılabilen bir kişiliğin hastalık boyutuna ulaşan derecede korkuya kapılıp kapılmadığı sorusu, önemli bir rol oynamaktadır. Örneğin sistematik bir şekilde uçağa binmekten korkan, ancak bunun için mutlaka psikolojik yardıma başvurmayan veya başvurması zorunlu olmayan çok sayıda insan vardır. Diğer insanların huzurunda konuşma korkusunun hangi noktadan sonra hayatı kısıtlayan boyuta ulaştığı ve dolayısıyla profesyonel hekim yardımıyla tedavi edilmesi gerektiği sorusu da, çoğu zaman kolayca kestirilemez. Aynı şekilde, örneğin örümceklerden korkmanın ne derece hastalıklı bir durum olduğunu da bilemeyiz. Konunun daha iyi anlaşılması için öncelikle korku hastalıklarının üç farklı şeklini biraz daha yakından irdeleyelim.[2]

Kaynaklar

[1] www.hastane.com.tr/korku-Nedir.html
[2] www.msxlabs.org/forum/korkunc-urkutucu-resimler/14677-korku-nedir-korku-hastaligi.html
[3] www.genelsaglikbilgileri.com/korku/
[4] www.kirsehirram.com/rpd/korkular.doc
[5] Yard.Doç.Dr. Semai Tuzcuoğlu & Uzm.Psk. Bülent Korkmaz, "Psikolojik Danışma ve Rehberlik Öğrencilerinin boyun eğici Davranış ve Depresyon Düzeylerinin İncelenmesi", M.Ü. Atatürk Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Dergisi Yıl : 2001, Sayı 14, s.135-152.
[6] Seriye Özden & Gülşen Tosun, "Çocukluk Korukuları ve Kaygıları", www.itugvo.com/anaokulu/rehberlik/korkuvekaygi.doc
[7] KPSS Öğrenme Psikolojisi Konuları, Klasik ve Edimsel Koşullanma Konu Özeti, www.habersinerji.com
[8] www.ademcelik.k12.tr/cimage/Korkular.doc
[9] Yrd. Doç. Dr. Ahmet Albayrak, "Duygusal Motif Olarak Sevgi ve Korku", Rize Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi, Din Psikolojisi Anabilim Dalı,
www.hicrandergisi.com/blog.pdf?view=article&id=262
[10] www.yararlibilgiler.net/korku-ve-cinsel-yasam/
[11] Klinik Psikolog Şeniz Pamuk, "Çocuk ve Korku", okulweb.meb.gov.tr/22/05/889957/html/.../çocuk ve korku.doc
[12] "Çocukluk Korkuları", Terakki Vakfı Okulları, Rehberlik ve Psikolojik Danışma Servisi
[13] Yrd. Doç. Dr. Halil Aytekin, "Çocuk Edebiyatında Ölüm Teması", Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Eğitim Fakültesi. www.sosyalbil.selcuk.edu.tr/sos_mak/articles/2008/20/haytekin.pef
[14] Uzm. Psk. Dan. Yeter Akbıyık, "Çocukluk Fobileri", www.basarianaokulu.net/
[15] Kadriye Taş, "Çocuğumuzu Nasıl Yönlendirebiliriz?", İrşad Dergisi, Ramazan Ayı Özel Sayısı
[16] Prof. Dr. Sezen ünlü, "Psikoloji" Ders Kitabı, Anadolu Üniversitesi, Açık Öğretim Fakültesi, 2001.
[17] Onur Özay, "Okul Fobisi (Korkusu)", okulweb.meb.gov.tr/35/02/959733/dokuman arsivi/OKULFOBS.pdf
[18] emezun.meb.gov.tr/doc/sur_egt/17.doc[
19] Mustafa Koç, "Ölüm Korkusu Üzerine Kuramsal Açıdan Psikolojik Bir Değerlendirme", Sakarya Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi Dergisi, Haziran 2002.
[20] Dr. Sevgi Sezer & Uzm.Psk.Dan. Pelin Kaya, "Gelişimsel Açıdan Ölüm Kavramı", Dicle Üniversitesi Ziya Gökalp Eğitim Fakültesi Dergisi, 2009, sayı: 13, s.151-165
[21] "Psikoloji Dersi Programı (10. Sınıf)", talimterbiye.mebnet.net/Ogretim Programlari/lise/2008-09/Psikoloji.pdf
[22] www.genelsaglikmerkezi.com/korku-ve-endiselerin-bitkisel-tedavisi/






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36817143 ziyaretçi (102957766 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.