Kuantum Sıçraması
 

Kuantum Sıçraması

Enis Doko

İnsanlığın en eski sorularından birisi, "madde sonsuza kadar bölünebilir mi" sorusudur. Aristo, maddenin özelliğini kaybetmeden sonsuza kadar bölünebileceğini savunmuş, Demokritus gibi atomcu felsefeciler ise atomun, maddenin bölünmez, en küçük temel yapı taşı olduğunu savunmuşlardır. 20. Yüzyılın başlarında, kuantum mekaniğinin de gelişmesiyle, bu soru da çözülmüş oldu; maddenin özelliğini kaybetmeden sonsuza kadar bölünemeyeceğini, "atom" denilen temel yapı taşlarından oluştuğunu öğrendik. Ancak Demokritus’tan farklı olarak, her ne kadar maddenin temel özelliklerini taşıyan en küçük parçacık olsa da, atomun da bir içyapısı olduğunu biliyoruz. Atom’un ortasında proton ve nötronlardan oluşan çekirdek bulunmaktadır. Bu çekirdek etrafında ise gezegenlere benzer yörüngelerde dönen elektronlar bulunmaktadır. Atomun içinin %99’dan fazlası boştur, bu öyle bir boşluktur ki, bugüne kadar yaşamış bütün insanları aslında bir küp şekere sığdırabiliriz.

Ancak çekirdek etrafında dönen elektronların, Güneş etrafında dönen gezegenlerden önemli bir farkı vardır. Kuantum mekaniğine göre elektronlar herhangi bir enerjiye sahip olamazlar, elektronlar sadece belirli diskrit enerji yörüngelerinde bulunabilirler. Bunu daha iyi anlamak için elektronların çekirdek etrafında bir merdivene tırmanıp indiğini düşünelim. Elektronlar sadece basamaklarda bulunabilirler. Onları basamaklar arasında bulmak mümkün değildir. Gezegenler gibi “klasik” parçacıklar bir enerji seviyesinden diğerine geçtiklerinde, aradaki bütün değerleri alabilirler.

Merdiven örneğimize dönersek, diyelim ki parçacık N. basamakta olsun, N+1. basamağa hareket ettiği zaman klasik parçacık, aradaki boşluktan geçip N+1. basamağa bu şekilde ulaşacaktır. Diğer taraftan elektron gibi kuantum mekaniği yasalarına tabi parçacıklar, N. basamaktayken, aniden ortadan kaybolup, aradaki bölgeden geçmeden direk N+1. basamakta ortaya çıkarlar. İşte elektronların bu sıçramasına "Kuantum Sıçraması" denir. Elektronlar bir üst seviyeye geçerken ortamdan bir foton emerler, diğer taraftan bir alt seviyeye geçerken ortama bir adet foton yayarlar. Foton en küçük ışık huzmesidir. Atom’un bu garip yapısı olmasa, diğer bir deyişle elektronlar Newton yasalarına tabi olsalardı, atomlar kararlı olamaz, saniyenin milyarda birinden az bir zamanda elektronlar çekirdeğe çarpardı. Tabii bunun sonucunda kararlı atomlar oluşamaz, yaşam ortaya çıkamayacağı için siz bu satırları okuyamazdınız. Yani atomun bu yapısı olduğu için çok şanslıyız.

Kuantum sıçrama kavramı genel olarak elektronun bir enerji seviyesinden diğer enerji seviyesine geçmesi için kullanılsa da, bunu daha genel anlamda, bir parçacığın bir yerde ortadan kaybolup başka bir yerde ortaya çıkması için kullananlar da vardır. Kuantum mekaniğine göre bir cisim bir yerde ortadan kaybolup başka bir yerde ortaya çıkabilir. Afrika’daki bir aslanın aniden odanızda belirme ihtimali sıfır değildir, pekâlâ böyle bir şey olabilir. Bu durum sizi korkutmasın, çünkü böyle bir şey mümkün olsa da, gerçekleme ihtimali imkânsıza yakındır. Büyük bir cismin bu tarz bir “kuantum sıçraması” yapması evrenin yaşı göz önüne alındığında çok çok düşüktür. Bu durum, ancak elektron gibi küçük parçacıklarda gerçek anlamda gözlemlenebilir.

Ancak “Kuantum Sıçraması” tabiri, özellikle popüler kültürde farklı bir anlamda kullanılmaktadır. Çeşitli sözde kuantum uzmanları, Kuantum Sıçramasını kullanarak insanlara istedikleri şeyleri elde etmeyi öğretebileceklerini, insanların daha mutlu bir yaşam yaşamalarını sağlayabileceklerini iddia ederler. Bu sözde kuantum uzmanları, ilk başta bizim yukarda anlattığımız bilimsel gerçekleri anlatmakla işe başlarlar. Daha sonra da ışık parçacığı olan fotonun aslında duygu yoğunluğu içeren bir düşünce olduğunu iddia ederler. Bu kişilere göre; kişi, korktuğu zaman vücudumuzdaki elektronlar bir üst seviyeye sıçrar ve tekrar eski seviyelerine geri döndüklerinde etrafa yaydıkları fotonlar aracılığı ile korktuğumuz şeyin başımıza gelmesini sağlarlar. Diğer taraftan olumlu düşünce yoğunluğu taşıyan fotonlar yayarsak, olumlu bir hayat yaşar, istediklerimizi elde ederiz.

Bu iddiaların kuantum teorisi ve modern fizikle uzaktan yakından alakası yoktur. Fotonların düşünce olduğu iddiasının hiçbir bilimsel temeli yoktur. Aynı şekilde kişi korktuğu ya da sevindiği zaman vücudunda elektronların bir üst seviyeye sıçradığını gösteren hiçbir çalışma olmadığı gibi, bunu sağlayabilecek bir mekanizma da mevcut değildir.

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi, elektronların bir üst yörüngeye çıkmaları için, yüksek enerjili fotonlar tarafından uyarılmaları gerekmektedir. Korku, sevinç, hüzün gibi duygularınsa böyle milyonlarca foton ürettiğini iddia etmek bilimsel açıdan mümkün değildir. Bunu doğru kabul etsek bile yayılan fotonlar korktuğumuz şeyi nasıl gerçekleştiriyor sorusuna bilimsel ya da akli bir cevap vermek mümkün değildir. Dahası atomların bu foton korku fotonu, bu foton sevgi fotonu şeklinde bir algıya sahip olduklarını iddia etmek de gene ne akli ne bilimsel açıdan mümkün değildir.

Bazı sözde kuantum düşünce uzmanları, bu sıçrama yöntemiyle başarılı olduğumuz paralel evrenlere çıkabileceğimiz, gerçekliği yeniden inşa edebileceğimiz gibi, bilim kurgu sınırları içerisinde bile savunulması güç iddialar ortaya atmaktadırlar. Hangi açıdan bakarsanız bakın söz konusu iddialar bilimsel olmaktan uzaktırlar. Bu insanlar, New Age denilen ve yeni yeni ortaya çıkan bir mistik akımın temsilcileridir.

New Age akımı, 1960'lı yıllarda Batı’da, özellikle ABD’de ortaya çıkan yarı-dini bir düşünce akımdır. Dini pratikleri ağırlıklı olarak doğu dinleri, Gaia düşüncesi ve neo-paganizmden etkilenmiştir. TÜBİTAK eski başkanı Prof. Dr. Namık Kemal Pak’ın New Age akımların bilimsellik iddialarıyla ilgili kullandığı bir sözü vardır: “Bu adamların iddiaları, yanlış bile değildir”. Bu cümle, her şeyi özetlemektedir. Bilim tarihinde testlere tabi tutulduktan sonra yanlışlanmış birçok iddia vardır. Ancak bu kuantum koçlarının ortaya attığı, kuantum düşünce teknikleri tarzındaki iddialar yanlış bile olamamaktadırlar. Çünkü ortada sınanabilecek bilimsel bir iddia yoktur, sadece bilimsel tabirlerle ortaya atılan bir sürü anlamsız cümle vardır.

Tarih boyunca sahtekârlar farklı kılıklarla karşımıza çıkmıştır. Bunlar bazen dini, bazen de felsefeyi kendi amaçları doğrultusunda manipüle etmişlerdir. Bilimin yaygın ve kabul gören paradigma olduğu günümüzdeyse sahtekârlar ve fırsatçılar bilimin arkasına gizlenmiştir. Cin çıkarma, sihir gibi geleneksel kavramların etkisini kaybetmesiyle, sahtekârlar işlerini bu seferde de enerji, kuantum sıçrama, boyut atlama gibi bilimden çalınma kavramlarla görmeye çalışmaktadır. New Age akımlara mensup bu insanların büyük çoğunluğu, antik çağlardan beri var olan sahtekârlıkla para kazanma sanatını, “Yeni Çağ”a taşımaktan başka bir şey yapmamaktadır.[1]

Kaynaklar

[1] Enis Doko, "Kuantum Sıçraması", ODTÜ'lüler Bülteni 219, s.36-37.





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: tamer görgü, 19.12.2016, 18:13 (UTC):
Kuantum sıçramasını bilmiyordum, çok basit ve anlaşılır anlatılmış. Kendi adıma teşekkür ederim.
Maalesef bu kuantum kelimesi, çıkar elde etmek isteyenler tarafındanda çok fazla kullanılıyor ve pek çok zarar veriyorlar. Bunla ilgili belgeseller var. Adam secret'i yazmış, düşün 2 milyon kazanacaksın ben kazandım diye. Ama adamı araştırırsanız, yazdığı kitaplar, çok yüksek ücretli seminerler filan tamamen işi ticarete ve soyguna dönüştürmüş. Seminere gelipte, götürdüğü kampta ölenler var.
Fizikçiler, fotonun, deney yapana göre farklı hareket etmesinde takılıp kaldılar. Henüz o aşamayı geçemediler. Bu aşamayı felsefi açıdan açıklayanlar var. Ancak bilim adamı deneyle bunu görmek istiyor. Yoksa felsefi açıdan açıklayan kuzey hindistan doğumlu bir kişi var ve bu açıklamayı yaklaşık 3000 sene önce yapıyor. Foton deneyini yapan teorik fizikçi Niels Bohr da, deney sonucu yaptığı gözleme dayanarak soluğu hindistanda alıyor. Neden hindistana gittim. Çünki kuantum fiziği ile sizin iyileşeceğinizi, yada zengin olacağınızı yazıp satan insanlar, hint felsefesini ve budizmi kaynaştırıp, adınada kuantum düşünce filan deyip para söğüşlüyorlar. Çevremde bu tip kitaplara takmış insanlar var. Şu anki durumları çok vahim. Çünki hint felsefesini batılılar alıp, allayıp pullayıp değiştirip pazarlıyorlar. Değiştirdikleri içinde allı pullu ürünü alanlar bir müddet sonra daha kötüye gidiyorlar.
Bir doktor arkadaşım var karısıda çalışıyor. Diyorki, ben secret'i okudum, araba sahibi oldum sahidende. Tamamen seçici algılama. Doktor ve kakrısı çalışıyor, gelirleri iyi, secreti okusada okumasada zaten araba alabilirler.. tamamen seçici algılama...

Yorumu gönderen: BİLMEKLİ, 07.10.2016, 11:03 (UTC):
kuantumu HAFİFE almak o kadar basit değil ki
hemencecik bırakalım

Yorumu gönderen: BİRÖRNEK, 02.09.2016, 19:19 (UTC):
EŞRUHUMLA AYRILMAMIZ AŞIK OLDUĞU ZAMAN ONUN KADINSI VE NAİF, BENİMSE ERKEKSİ TEK DÜŞÜNCEYE ODAKLI OLMAMDI . BENİM ZEKİ OLDUĞUMU ÇOK AKILLI OLDUĞUMU AİLESİ GÖRMÜŞTÜ İLK. O DA ONLARIN FİKRİNE RAM ETMİŞTİ. BİR GÜN ECİŞ BÜCÜŞ HALLERDE AİLEM SENDEN KORKUYOR DEDİ. AFALLAMIŞTIM. TEPKİ GÖSTERDİM. AMA ASIL KORKAN O OLDU. SEN ÇOK ZEKİSİN VE BANA ÇOK KÖTÜ BİR ŞEY YAPACAKSIN. BÖYLE DÜŞÜNMESİ HOŞUMA GİTTİ. SAYGI DA KUSUR ETMESİN DE KORKSUN. BAKIŞLARIM KENDİNE GÜVENEN O GERİLMEM TUZ BİBER OLDU. ONA BİR ŞEY YAPMAYACAKTIM ASLINDA ...AMA SON DERECE İYİ OYNANMIŞ BİR ROL SURATIMDA PATLADI. KEŞKE APTAL OLSAYDIM BİLE DEDİM. VE ONUN KAFASINDAKİ SANAL DÜŞÜNCELER TAVAN YAPTI İNDİ TAVAN -TABAN...AÇIKLAMALARIM YÜREĞİNİ TAMİR ETMEDİ. NELER OLDUĞUNU BASİT VE YALIN AÇIKLADIM AMA O AMA SEN ÇOK ZEKİSİN BİR AMACIN OLMALI. VE BİZİM NİŞAN YATTI. SEBEP AŞIK OLMADIĞIM BİRİ . VE BUNUN OLUMSUZ KUANTUM DÜŞÜNCE OLDUĞUNU BİLİYORDUM. O ZAMAN BİLMİYORDUM. AMA DÜŞÜNCELERLE BİR ŞEYLERİ DEĞİŞTİRİLEBİLECEĞİNİ BİLİYORDUM.
ABİGAİL

Yorumu gönderen: bu yorumu mutlaka oku..., 23.04.2016, 12:52 (UTC):
yukarıda yazan yazıda duygularla ilgili söylenenlere asılsız demiş fakat kendi savunduğunu da kanıtlayamamış.Kesinlikle bilinçaltını hafife almış kuantumuda kuantlarıda bu bilinçler buldu onu söyliyim.Tamam duyguların fotonla bir ilgisi olmayabilir ama kesnlikle duyguların bir enerji olduğunu yok sayamazlar.Ohalde korktuğumuzda heyecanlandığımızda neden kalbimiz hızla atıyor...Dalgalar ,düşüncede bir dalgadır ve düşünce gücünün yapabildiği şeyleri şimdi açıklasam bana ayrı bir sayfa açmalılar.Ben bizzat düşünmekle hayatın değişeceğini kanıtladım.Herşey birebir açıklanamıyor ama açıklanamıyor diye olasılıksız diyemeyiz.Düşünce bir enerjidir ve elektronlar enerji yüklenerek bir üst seviyeye çıkar bir müddet sonra beyin hücreleri arsındaki elektriksel alan güçlenir ve düşünceniz gerçekleşir...Bunun kendime kanıtladım bence sizde deneyin...Düşünmekten üşenmeyin...

Yorumu gönderen: n.carp,k, 14.04.2015, 21:16 (UTC):
kuantum sıçramasıyla -foton alışverişi-açığa çıkan enerji ile ısı tavan yapıyor.-deneyimlendi- aynı zamanda elektrikde elde edilebileceği ve hatta onunda tavan yapacağı kanısındayım ama henüz deneyimleyemedim



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 39754732 ziyaretçi (108085444 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.