Kuran-ı Kerim ve Bilim Açısından Hz. Adem ve Eşinin Yaratılışındaki Bazı Özellikler
 
Kuran, Quran

Kurân-ı Kerîm ve Bilim Açısından Hz. Adem ve Eşinin Yaratılışındaki Bazı Özellikler

Abdurrahman Yördem

Birinci gen; toprakla bir şekilde irtibatlanan ilk hücrelerin fiziksel bedenlerini yetişkin bir beden haline dönüştürmesiydi. Sonraki hiçbir insan yetişkin olarak doğmadı. bebek olarak doğdu.

İkinci gen ise yaratıldıkları ortama uyum sağlayan biyolojik bir giysi ile yaratılmaları idi. Kurân-ı Kerîm ayetleri, bize yaratıldıkları zaman çıplak olmadıklarını bildirir. Hatta bu giysiler; yaratıldıkları ortamda "Cennet" denilen bir yerde sıkıntısız yaşamalarını sağlıyordu. Sıcaktan soğuktan etkilenmiyorlar, hastalanmıyorlar, yaşlanmıyorlardı.

"Cennet" denilen bu yerde; ihtimalle insan formunda melek/elçiler tarafından eğitiliyorlardı. Görevli melekler/elçiler, onlara bebeğin yürümesi gibi yürümeyi, koşmayı, konuşmayı, yemeyi, içmeyi öğretiyorlardı. Ayrıca hiçbir çalışma ve yorgunluk hissetmeden yiyecekler önlerine geliyordu.

Yaratıldıkları bu ortamın şartlarına göre hayatlarını sürdürüyorlardı. Rabbimiz, onları uyararak cennetteki bir ağacın meyvesinden uzak durmalarını emretmişti. Ancak insana düşman olan Şeytan’ın vesvesesi ile kandırılıp, yasak meyveyi yediklerinde bu meyvenin kimyasal özelliğinden yaratılışlarındaki DNA’larında bulunan bu iki GEN tahrip oldu. Üzerlerindeki giysi eridi, çıplak kaldılar. Daha sonra başka bir insan yetişkin olarak yaratılmadı.

Yine giysileri ihtimalle yaprak renginde ve özelliğinde olmalı ki çıplak kaldıklarında hemen yapraklarla örtünmeye çalıştılar. Bu ortamda yaşamaları imkânsızlaştı. Yasağı da işlediklerinden cezalandırıldılar. Zorlukları yaşayacakları mekân olan Dünya gezegenine indirildiler. (En iyisini Allah bilir.)

Rabbimiz; Kurân ayetleri ile Hz. Adem’in giysisi hakkında ipuçları vererek; gelecekte uzaya gidecek insanların daha pratik giysiler yapacağını bizlere bildirmektedir:

“(Allah buyurdu ki): Ey Âdem! Sen ve eşin cennette yerleşip dilediğiniz yerden yiyin. Ancak şu ağaca yaklaşmayın! Sonra zalimlerden olursunuz.

Derken şeytan, birbirine kapalı ayıp yerlerini kendilerine göstermek için onlara vesvese verdi ve: Rabbiniz size bu ağacı sırf melek olursunuz veya ebedî kalanlardan olursunuz diye yasakladı, dedi.

Ve onlara: Ben gerçekten size öğüt verenlerdenim, diye yemin etti.

Böylece onları hile ile aldattı. Ağacın meyvesini tattıklarında ayıp yerleri kendilerine göründü. Ve cennet yapraklarından üzerlerini örtmeye başladılar. Rableri onlara: Ben size o ağacı yasaklamadım mı ve şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi? diye nidâ etti.” [1]

Hz. Adem ve Eşinin Yaratıldığı Ortam: “Cennet”

Kurân-ı Kerîm ve bilim açısı ile bakış: “Cennet” kelimesi, Kurân-ı Kerîm’de mutlu olarak yaşanılan yer anlamında kullanılır.

Kurân’da Dünya’daki bazı bahçeler, “cennet” olarak adlandırılır.[2]

Ahiret’te “cennet”ten bahsedilir. Adn, Firdevs, Naim cennetleri… Ancak Kurân-ı Kerîm; İbrahim suresi 48. ayette bize ahiret âleminin; bulunduğumuz evrenin kıyamette başka bir evrene dönüşmesi ile yaratılacağını bildirmektedir:

"O gün yer, başka bir yere, gökler de başka göklere dönüştürülür ve insanlar bir ve kahhar (her şeyin üzerinde yegâne hâkim) olan Allah’ın huzuruna çıkarlar.” [3]

Bu nedenle ahiret cennetlerinin bu evrenin bozulması ile yaratılacağı anlaşılmaktadır. Zaten bugün bilimin evrenimizle ilgili tespit ettiği fizik kurallarının, Kurân'da anlatılan ahiret alemine uyarlanması mümkün olmamaktadır. O halde bu evrenin malzemesi ile yeniden yaratılacak evrenin; (ahiret aleminin) yeni fizik kuralları, hatta yalnız fizik kurallarının değil tüm diğer bilim dallarının yeni kuralları ile yaratılması gerekmektedir. Çünkü ahiret evreninde ölüm yoktur, bozulma yoktur, cehennemde bozulan beden yenilenmektedir. Cennette hastalık, sıkıntı, çalışma gibi durumlar yoktur. Yaşlanma yoktur. Sıcak, soğuk kavramları bulunmamaktadır. Zaman olayı; bozulmanın olmamasından dolayı dünyadaki zamana benzememektedir.

Cennet veya cehennem’de bir kişiyi gözlemlememiz mümkün olsa; yüzyıllarca aralıklı olarak binlerce defa gözlem yapsak aynı kişinin bedeninin aynı olmasından dolayı, sadece etkinliğinin farklılıkları bize hangisinin önce veya daha sonra olduğu hakkında bilgi vermez. Herhangi bir zaman ölçüsü olmadığından zaman konusunda da bilgimiz olamaz.

Öyle ise Ahiret evrenine bilimsel olarak baktığımızda saydığımız özellikleri oluşturacak yeni bilimsel kuralların; yaratılacak yeni evren ile birlikte düzenlenmesi gerekmektedir.

O zaman Hz. Adem, ahiret cennetinde bulunmadı. Kurân’da başka bir ayette yedi göğün birinde “Me’va” cennetinden bahsedilir. Sidretül-Münteha’nın yanında. Yani Arş’ın dışında yaratılan yedi gökte; insan ve insan formunda elçilerin yaşayabileceği dünya dışında başka bir mekan, Kurân-ı Kerîm de bize bildirilir:

“Me’va cenneti”. (En iyisini Allah bilir.)

“Sidretü’l-Müntehâ’nın yanında. Me’vâ cenneti onun (Sidre’nin) yanındadır. O zaman Sidre’yi kaplayan kaplamıştı” [4]

Sidretül-Münteha sözlük anlamı en son yer. Yani evrenimizi oluşturan gök katmanlarının sonuncusu… Me’va’nın sözlük anlamı da “mesken, sığınılacak yer, mekan varılacak yer” anlamlarıdır.

Sonuç

Geçmişten bu yana Ahiret cennetleri, bulunduğumuz evrende olduğu kabul edilerek birçok yazı yazılmıştır. Ancak Kurân-ı Kerîm, İbrahim suresi 48. ayetle Rabbimiz; kesinlikle bu evrenin ahiret evrenine dönüşeceğini bildirmektedir.

Bilim de ahiretin özelliklerinin bu evrende olmadığını gördüğü için ahiret inancını sorgulamaktadır. Ancak bilimin Allah’ın koyduğu kuralları öğrenmesi ile bu sorgulamalardan kurtulacağı kesindir. Bu evrenin yeni bir evrene dönüşeceği kabulü, bir çok yeni teoriler oluşturacaktır.

Hz. Âdem’in yaratıldığı yerle alakalı çeşitli görüşler bulunmakta. Bir kısmı, dünyada bir yerde yaratıldığını, diğer bir kısmı dünya dışında yaratıldığını iddia etmektedirler. Biz, ikinci kesime katılarak dünya dışında yaratıldığını ve yaratıldığı yerle alakalı Kurân ayetlerinde işaretler olduğu kanısı ile bu yazıyı hazırladık. (En iyisini Allah bilir.)

Abdurrahman Yördem.

Dipnotlar

[1] Araf 19-22.
[2] bknz. Bakara 265, 266, En’am 99,..
[3] İbrahim 48.
[4] Necm 14-16.





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: Esra, 06.04.2017, 15:40 (UTC):
Cok guzel bir yazi faydalandim Allah razi olsun ozelllikle hz ademle havvanin elbise edinmeleri konusuda cok guzel bilgiler var



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 46910957 ziyaretçi (119919591 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)

gizli, gizli ilim, ilim, gizli ilimler