Kutadgu Bilig, II
 

Kutadgu Bilig

Kutadgu Bilig, II

Yusuf Has Hacib

5. 7 Yıldız ve 12 Burç

Allah'ın adı ile söze başlarım... O, yaratan, yetiştiren ve göçüren Rabbimdir. Bütün âlemi dilediği gibi yarattı; dünya için güneş ve ayı aydınlattı. Bak, feleği yarattı durmadan döner; onunla birlikte hayat da durmadan devreder. Mâvî göğü ve üzerinde yıldızları yarattı; karanlık geceyi ve aydınlık gündüzü var etti. Bu gökteki yıldızların bir kısmı süs, bir kısmı kılavuz, bir kısmı da öncüdür. Bir kısmını halk için aydınlatmıştır; bir kısmı kılavuzdur, insan yolunu kaybederse, bunlarla bulur. Bâzıları daha yüksek, bâzısı daha alçaktır; bâzıları daha çok, bâzısı daha az parlaktır.

Bunlardan en üstte Zuhal dolaşır; bir burçta iki yıl sekiz ay kalır. Ondan sonra ikinci olarak Müşteri gelir; bir burçta on iki ay kalır. Üçüncü olarak, Merih gelir, gazapla dolaşır; nereye bakarsa, yeşermiş olan kurur. Dördüncüsü Güneş'tir, dünyayı aydınlatır; yaklaşanları, karşısına gelenleri ışığı ile aydınlatır. Beşincisi Zühre'dir, sevimli yüzünü gösterir; sanà severek bakarsa, müsterih ol. Bundan sonra Utarit gelir; ona kim yaklaşırsa, dilek ve arzularına kavuşur. Bunlardan en altta bu Ay dolaşır; Güneş ile karşı-karşıya gelirse, dolun ay hâline gelir. Bunlardan başka bir de on iki burç vardır; bunların bâzıları iki evli, bâzısı ise, tek evlidir. Hamel bahar yıldızıdır, sonra Sevr gelir; Cevza ile Seretân dürtüşerek yürür. Bak, Esed'in komşusu Sünbüle'dir; sonra Akrep ve Kavs'in arkadaşı Mîzan gelir. Bundan sonra Cedi, Delv ve Hût gelir; bunlar doğunca, gök yüzü aydınlanır. Bil ki, bunlardan üçü bahar yıldızı, üçü yaz, üçü son bahar ve üçü de kış yıldızıdır. Bunların üçü âteş, üçü su, üçü yel ve üçü topraktır; bunlardan dünya ve memleketler meydana gelir.

Bunlar, birbirlerine düşmandır. Allah, düşmana karşı düşman gönderdi ve savaşı kesti. Uyuşmaz olan düşmanlar kendi aralarında barıştılar; görüşmez olan düşmanlar öçlerini ortadan kaldırdılar. Her şeyi yoluna koyan Rabbim, bunları da yola getirdi; tanzim etti, düzeltti ve birbirleri ile barıştırdı. Bundan sonra imdi insandan bahsettim; onun değeri bilgi, akıl ve anlayışıdır.

6. İnsanoğlunun Değerinin Bilgi ve Akıldan Gelişi

Allah, insanı yarattı, seçerek yükseltti; ona fazilet, bilgi, akıl ve anlayış verdi. Ona hem gönül verdi, hem de onun dilini açtı; ona güzel biçim, güzel tavır ve hareket ihsan etti. Ona bilgi verdi ve insan bugün yükseldi; ona anlayış verdi ve böylece düğümler çözüldü. Allah, kime anlayış, akıl ve bilgi verirse; o, pek çok iyiliklere elini uzatır. Bilgiyi büyük ve anlayışı ulu bil; seçkin kulu bu iki şey yükseltir. Buna şahit olarak, işte şu söz geldi; bu sözü işit ve bu hususta sözünü kes. Anlayış nerede olursa, orası ululuk kazanır; bilgi kimde olursa, o büyüklük bulur. Anlayışlı olan, anlar. Bilgili olan, bilir. Bilen ve anlayan, her vakit dileğine erişir.

Bilginin mânasını bil; bak, bilgi ne der: bilgiyi bilen insandan hastalık uzaklaşır. Bilgisiz insan hep hastalıklı olur; hastalık tedâvî edilemezse, insan çabuk ölür. Ey bilgisiz, git, hastalığını tedavi ettir; ey mesut âlim, bilgisizliğin ilâcını sen söyle. Anlayış, bir yulardır; insan onu elinde tutarsa, dileğine erişir ve bütün arzularına nail olur. Anlayışın insana faydası çok olur; insan bilgi bilirse, aziz olur. Bütün işini-gücünü anlayış yolu ile yap; eline geçen bu zamanı israftan bilgi ile koru.

7. Dilin Meziyeti ve Kusuru, Faydası ve Zararları

Anlayış ve bilgiye tercüman olan dildir; insanı aydınlatan fasîh dilin kıymetini bil. İnsanı dil kıymetlendirir ve insan onunla saadet bulur; insanı dil kıymetten düşürür ve insanın dili yüzünden başı gider. Dil aslandır, bak, eşikte yatar; ey ev sahibi, dikkat et, senin başını yer. Dilinden eziyet çeken adam ne der, dinle; bu söze göre hareket et, onu dâima hatırda bulundur.

Bana dilim pek çok eziyet çektiriyor; başımı kesmesinler de ben dilimi keseyim. Sözüne dikkat et, başın gitmesin; dilini tut, dişin kırılmasın. Bilgili dil için özlü bir söz söyledi; ey dil sahibi, başını gözet. Sen kendi selâmetini istiyorsan, ağzından yakışıksız bir söz kaçırma. Söz, bilerek söylenirse, bilgi sayılır; bilgisizin sözü kendi başını yer. Çok sözden fazla fayda görmedim; amma söylemek de faydasız değildir. Sözü çok söyleme, sırasında ve az söyle; binlerce söz düğümünü bu bir sözde çöz. İnsan söz ile yükseldi ve sultan oldu; çok söz başı, gölge gibi, yere serdi. Çok konuşan kimseye bilgi "gevezelik etti" der; söylemezse de, ona "dilsiz" der. Mademki böyledir, sen fasîh dil kullan; dil fasih olursa, insanı yükseltir. Dili iyi gözet, başın gözetilmiş olur; sözünü kısa kes, ömrün uzun olur.

Dilin faydası çok olduğu gibi, zararı da çoktur; dil bazen övülür, bazen da çok sövülür. Madem ki böyledir, sözü bilerek söyle; sözün gözsüzlere, körlere göz olsun. Bilgisiz insan, şüphesiz, kördür; ey bilgisiz, yürü; bilgiden nasip al. Bak, doğan ölür; ondan, eser olarak, söz kalır; sözünü iyi söyle, ölümsüz olursun. İnsan iki şey ile kendisini ihtiyarlamaktan kurtarır: biri iyi iş ve diğeri iyi söz. Bak, insan doğdu, öldü; sözü kaldı; insanın kendisi gitti, adı kaldı.

Kendin ölümsüz bir hayat dilersen, ey hakîm, işin ve sözün iyi olsun. Dili bu kadar eğmekten ve arada bir sövmekten maksadım, sana sözün ne olduğunu anlatmaktı..Her sözü saklamağı da anlayış hoş görmez; insan lüzumlu olan sözü söyler, gizlemez. Ey yiğit, ben bu sözü oğlum için söyledim; oğul benden aşağı derecededir ve bana nasıl denk olur.

Ey oğul, bir sözümü sana söyledim; ey oğul, bu nasihatleri ben sana verdim. Benden sana gümüş ve altın kalırsa, sen onları bu söze denk tutma. Gümüşü bir işe sarf edersen, biter, tükenir; sözümü işe sarf edersen, gümüş kazanılır. İnsandan insana, miras olarak, söz kalır; vasiyet edilen sözü tutmanın faydası çoktur. Ey âlim hakîm, bugün ürkerek, kendi özrümü söylersem, bana kaşını çatma.

8. Bu Kitabı Yazanın Özrü

Ey âlim hakîm, dileğim benden sonra geleceklere kalacak bir söz söylemekti. Anlayış karşı geldi ve: İyice dikkat et; sözün yanlış olursa, sana zararı dokunur dedi  Halkın dili kötüdür, seni çekiştirir; insanın tabiatı kıskançtır, etini yer. Dikkatle bakınca, yüküm hafifledi; kendi-kendime: Söyle, içindekileri dök dedim. Sebebini sorarsan, sana söyleyeyim; ey mert yiğit, sözümü dinle. Bu yalnguk (insan) adı insana yanıldığı (yangluk) için verildi; yanılmak (yangluk) insan (yalnguk) için yaratıldı.

Sen bana yanılmayan bir kimse söyleyebilir misin; ben sana yandan binlerce insan göstereyim. Bilgi sahibi insanlar pek azdır; bilgisiz ise, çoktur; bil ki, anlayışsız insanlar çok; anlayışlılar ise, nâdirdir. Bilgisiz bilgiliye dâima düşman olmuştur; bilgisiz bilgili ile her zaman mücâdele halindedir. İnsandan insana çok fark vardır; bu fark bilgiden ileri gelir, sözüm buna dâirdir. Bu sözümü bilgili için söyledim, bilgisizin dilini ben de bilemiyorum. Benim bilgisiz ile hiç bir sözüm yoktur; ey bilgili, işte ben senin kulunum. Sözümü sana söylemiş olduğum için, çekinerek, işte böyle senden özür diledim. Sözü söyleyen yanılabilir ve şaşırır; anlayışlı isterse, bunu düzeltir ve tashih eder.

Söz, deve burnu gibi, yularlıdır; o, dişi deve boynu gibi, nereye çekilirse, oraya gider. Sözü bilerek söyleyen çok kimse var; benim için sözü anlayan adanı azizdir. Bütün iyilikler bilginin faydasıdır; bilgi ile göğe dahi yol bulunur. Sen her sözünü bilgi ile söyle; her kesin bilgi ile büyük olduğunu bil. Söz kara yere mâvî gökten indi; insan kendisine sözü ile değer verdirdi.

İnsan gönlü dibi olmayan bir deniz gibidir; bilgi onun dibinde yatan inciye benzer. İnsan inciyi denizden çıkarmadıkça, o, ister inci olsun – ister' çakıl taşı, fark etmez. Kara toprak altındaki altın taştan farksızdır; oradan çıkınca, beylerin başında tuğ tokası olur. Bilgili bilgisini dili ile meydana çıkarmazsa,- yıllarca yatsa bile, onun bilgisi muhitini aydınlatmaz.

Anlayış ve bilgi çok iyi şeydir; eğer bulursan, onları kullan ve uçup göğe çık. Anlayış ve bilginin ne olduğunu bilen, bu memleket beyi ne der, dinle. Dünyayı elde tutmak için, insan anlayışlı olmalıdır; halka hâkim olmak için ise, hem akıl, hem cesaret gerektir. Dünyayı elinde tutan, onu anlayış ile tuttu; halka hükmeden, bu işi bilgi ile yaptı. Hz. Adem'in dünyaya indiğinden beri iyi nizam dâima anlayışlı insanlar tarafından vaaz edilegelmiştir. Hangi çağda olursa-olsun, bugüne kadar daha yüksek yer dâima bilgiliye kısmet olmuştur.

İnsanların kötüsü anlayış yolu ile asılır; halk arasında çıkan fitne bilgi ile bastırılır. İşleri bu ikisi ile de halledemezsen, bilgiyi bırak, elini kılıca daya. Halkı idare eden, hakîm ve âlim beyler bilgisizin işini kılıç ile halletmişlerdir. Dünyayı elde tutmak için, insanin anlayışlı olması ve halkı itaat altına almak için de, bilgili bulunması elzemdir. Bu ikisi bir kimsede toplanırsa, o tam insan olur; tam insan dünyanın bütün nimetlerine nail olur. Sen her iki dünyayı arzu ediyorsan, bunun çâresi iyilik yapmaktır. Eğer kendin iyilik bulmak istiyorsan, yürü, iyilik et; başka söze ne hacet. İnsan ebedî değildir, ebedî olan onun adıdır; iyi kimselerin adı bunun için ebedî kalmıştır. Sen de ebedî değilsin, adın ebedîdir; adın ebedî olursa, kendin de ebedî olursun.

9. İyilik Etmenin Methi ve Faydaları

Eğer halkı idare edecek bir duruma gelirsen, işle ve sözle her vakit iyilik et. Gençlik kaçar ve hayat uçar; bu rüya gibi dünyadan kendin çabuk göçersin. Hayatı sermâye yap, bunun faizi iyiliktir; bu sana yarın için iyi yiyecek ve giyecek temin eder. Dinle, insanların iyisi ne der; yürüyen ve nefes alanların hepsi sonunda ölecektir. Dünyaya nice erler geldi, düşün; bir müddet ömür sürdükten sonra, yine göçüp gittiler. Gerek bey, gerek kul, iyi veya kötü; kendileri öldü, fakat onların nişanı olarak, yalnız adları kaldı. Şimdi bu yere sâhip olmak sırası sana gelmiştir; sen her keşten iyi ol ve hep iyilik yapmağa çalış. Her yaşayan er-geç ölecek ve toprağa düşecektir; insan iyi nâm ile ölürse, adı yaşar.

İnsanların dillerden düşmeyen iki türlü adı vardır: biri iyi, biri kötü; bunlardan biri dünyada kalır. Kötü sövülür, iyi övülür; iyice dikkat et, canın hangisini ister. Ey temiz kimse, iyi olursan, adını överek anarlar; eğer kötü olursan, seni söverek yâd ederler. Küstah Dahhâk neden sövüldü de, Feridun neden methe ve ikbâle kavuştu. Biri iyiydi, onu övdüler; biri ise kötüydü, ona sövdüler. Kötü mü senin için daha iyi, yoksa iyi mi, sövülmek mı istersin, yoksa övülmek mi. Hangisini canın isterse, birini seç; neticesi iyi veya kötü çıkarsa, bundan da pişman olma. Tecrübeli insanın sözü buna benzer; tecrübeli insan elin-günün işini bilir. Bak, insan iyi adı ile alkışlanır; adı kötüye çıkmış kimse ölünce beddua alır. Kötülük yapanı kaç defa tecrübe ettim; takati her gün bir az daha azaldı, sonunda da takatten düştü.

Ey bilgili adam, kaç defa gördüm: kötülerin işi hiç bir zaman ileri gidemedi. Kötülük âteştir, ateş ise, yakıcıdır; onun yolunda geçilebilecek bir geçit yoktur. Bizden önce göçenlere dikkat edersen, ister halktan , ister dünyayı elinden tutan beylerden olsun, Bunlardan hangileri bilgiyi buldu ise, onlar zamaneye ve dünyaya hâkim olmuşlardır. Dünya beylerinden hangileri bilgili olmuş ise, iyi nizam koyanlar ve iyilikte ileri gelenler onlar olmuştur.

Bugün de kimler iyilik ile şöhret kazanmışlarsa, iyilerin başında en önce onlar gelir. Kim hakîm ve bilgili bir bey olmuş ise, o bilgili insanları kendisine yaklaştırmıştır. O eline aldığı her işi dikkatle yapmış ve bilginin gösterdiği yolda yürüyerek, halkı idare etmiştir. Memleketini tanzim etmiş ve halkı zengin olmuş; halkın zenginliğini kendisine kalkan yapmıştır. İyi ad kazanmış, cömertlik ile şöhret bulmuştur; bil ki, cömert insan ölse bile, onun adı yaşar. Öleceğini bilerek, kendisi için hazırlık yapmış, adını kitaplara geçirerek, yaşayanlara bırakmıştır. Bugün bu kitapları kim okursa, onları tanır; onlara benzemeğe çalışır ve bundan kendisine iyilik gelir.

Dünyada bilgiden daha aziz ne var; bilgisiz olduğunun söylenmesi, insan için ağır bir hakarettir. Bilgili ve dünyada tecrübe ile ömrünü geçirmiş olan insan ne der dinle. Bilgisiz baş-köşede yer bulursa, baş-köşe eşik ve eşik baş-köşe sayılır. Eğer bir âlime eşikte bir yer isabet ederse, o eşik baş-köşeden daha iyi ve yüksek olur. Bütün bu saygı bilgi içindir; dünyada yeri ister baş-köşe, ister eşik olsun.

Bak, iki türlü asîl insan vardır: biri bey, biri âlim; bunlar insanların başıdır. Bunlardan başkalarının hepsini hayvan sürüsü say; hangi tarafı istersen o tarafı tut. Sen şimdi hangisisin, bana bunu açık söyle; bu ikisinden biri ol, üçüncüden kaç. Biri eline kılıç aldı, halkı itaat altında tutar; biri eline kalem aldı, doğru yolu bulup-gösterir. İyi nizam, onlardan kalageldi; bu bir mirastır; kimin eline geçerse, onu yükseltir. Ölüden diriye kalan miras sözdür; miras kalan sözü tutmanın yüzlerce faydası vardır. Bilgisiz, muhakkak ki, kördür; ey gözsüz kör, bilgiden hisseni al.

İnsanın süsü sözdür; bu söz de çok çeşitlidir; haydi, ey dilim, iyi sözlü insanı öv. Buna benzer Türkçe bir ata-sözü vardır; işte onu söylüyorum, şöyle der. Akıl süsü dil, dil süsü sözdür; insanın süsü yüz, yüzün süsü gözdür. İnsan sözünü dili ile söyler; sözü iyi olursa, yüzü parlar. Eğer dikkat edersen, görürsün ki, dünya beyleri arasında en iyileri Türk beyleridir. Bu Türk beyleri arasında adı meşhur ve ikbâli ayan-beyan olanı Tonga Alp-Er idi. O yüksek bilgiye ve çok faziletlere sahip idi; bilgili, anlayışlı ve halkın seçkini idi. Ne seçkin, ne yüksek, ne yiğit adam idi; zâten âlemde ferasetli insan bu dünyaya hâkim olur. İranlılar ona Efrâsiyâb derler; bu Efrâsiyâb akınlar salıp, ülkeler zapt etmiştir.

Dünyaya hâkim olmak ve onu idare etmek için, pek çok fazilet, akıl ve bilgi lâzımdır. İranlılar bunu kitaba geçirmişlerdir; kitapta olmasa idi, onu kim tanırdı. Cesur ve yiğit er çok yerinde söylemiş; cesur insan sıkı düğümler çözer. Bu cihana hâkim olmak için, bin türlü fazîlet gerek; yaban eşeğini alt etmek için, aslan olmak gerek. Dünyaya hâkim olana binlerce fazîlet lâzımdır; o bunlar ile eli-günü idare eder ve sisleri dağıtır. O bunlar ile kılıç çalar ve düşmanın boynunu keser; memleketi ve halkını kanun yolu ile nizam altında bulundurur.

10. Bilgi ve Aklın Meziyet ve Faydaları

Ey âlim hakîm, maksadım söz söylemekti; akıl ve bilgiden bahsetmek istedim. Akıl karanlık gecede bir meşale gibidir; bilgi seni aydınlatan bir ışıktır. İnsan akıl ile yükselir, bilgi ile büyür; bu ikisi ile insan itibâr görür. Buna inanmazsan, Nûşin-Revan'a bak; o akıl gözü ile dünyayı aydınlattı. Kanunu doğruluk ile tatbik etti ve halk zenginleşti; o iyi bir devirde iyi bir nâm bıraktı. Bilgili bir insanın onun hakkında şöyle dediğini duydum: kendisi cehennemlik iken, cehennem azabından kurtuldu.

Küçük çocuğa bak, ona akıl ulaşacaktır; fakat yaşı gelmedikçe, kalemler yürümez. Akıllı insan da yaşlanınca bunar; akıl gittiği için, kalem de susar. Eğer deli, bir adamı vurup, öldürürse, o deliye ölüm cezası yoktur; kısas yapılmaz. Niçin dersen, o akılsızdır; akılsız adamlar ne mükâfat görür, ne de ceza. Bütün bu hürmet ve itibar akıl içindir; akılsız adam bir avuç balçık gibidir. Dikkat edersen şu söz çok yerinde söylenmiş: akılsız ve bilgisiz kimse kendisini yükseltemez.

Dikkat edilirse, herkes üzerine bir şey giyer; fakat akıllı ve bilgili insan hilat ile değil, aslında değerlidir. Akıl olursa, insan olsa-olsa asıl insan olur; bilgi olursa, insan yapsa yapsa beylik yapar. Kimde akıl varsa, o asîl insan olur; kimde bilgi varsa, o beylik bulur, însan-oğlu kara yer üzerine elini uzattı, her şeye bilgisi ile nüfuz etti.

Akıl ile insan asıl insan adını alır; bilgi ile beyler memleket işini tanzim eder. Binlerce fazilet ve bir çok alkışlanan işler akıl ile yapılmış olduğu için övülmüştür.
Aklın azını azımsama, onun faydası çoktur; bilginin azını azımsama, o insan için azizdir. Hakimlerin sözünü dinle, düşün ve şu dört şeyin azını az görme. Bu dörtten biri ateş, biri düşmandır; üçüncüsü hayatın tuzağı olan hastalıktır. Nihayet bunların biri de bilgidir; bu dört nesneyi hafife alma, bunların ehemmiyeti büyüktür. Bunlardan her birinin faydası veya zararı çoktur; bâzısı borç, bâzısı ise alacak gibidir.

Bilgi kimya gibidir, eşya onun etrafında toplanır; akıl onun sarayıdır, içinde eşya yığılır. Misk ve bilgi birbirine benzer; insan bunları yanında gizli tutamaz. Miski gizlersen, kokusundan belli olur; bilgiyi saklarsan, dili ayarlamasından belli olur. Bilgi hiç bir zaman fakirliğe düşmeyen bir servettir; hırsız ve dolandırıcının ona eli erişemez ve alamaz. Bilgi ve akıl insan için bir köstektir; köstekli olan, yakışıksız şeylere pek gitmez.

İnsan çok sevdiği atını köstekli tutar; lüzumlu atını muhafaza altına alır. Köstekli olan kaçamaz, istenildiği kadar yürür; bukağılı olan uzaklaşamaz, istenilen yere kadar gider. Akıl senin için iyi ve yeminli bir dosttur; bilgi senin için çok merhametli bir kardeştir. Bilgisiz adamın düşmanı kendi bildiği ve yaptığıdır; başka düşmanı olmasa bile, bu ikisinin gailesi kâfidir. Buna benzer Türkçe bir ata-sözü vardır; sen bunu oku, gönlünde ve aklında tut.

Akıllı insan için akıl kâfi bir eştir; bilgisiz insan için hakaret tam bir addır. Bilgili insan için onun bilgisi kâfi bir yiyecek ve giyecektir; bilgisizin hareketi onun kötü- arkadaşıdır. Ey akıllı iyi yiğit, öfkeyi kendinden uzaklaştır; ey bilgili bey yiğit, hiddetlenme, iyi ad kazan. Öfke ve gazap ile işe yaklaşma; eğer yaklaşırsan, ömrü heder edersin. Öfke ile kalkan pişmanlıkla oturur; insan hiddetlenince, işinde yanılır.

İnsan, sakin ve mülayim tabiatlı olmalıdır; güneş ve ay doğması için, beye itidal lâzımdır. Hem yumuşak huylu, hem tatlı dilli, hem akıllı, hem bilgili olmak gerektir. İnsanları iyi seçebilmek için akıllı olmak ve işini iyi başarabilmek için de bilgili olmak lâzımdır. İnsan işe yarayana-yaramayana iyice dikkat ederek, gerekli ve gereksizi hakkiyle sorup-soruşturarak, Ayırt eder, eler, seçebilir ve her işte gözünü keskin tutarsa, Neticede işler sağlam olur ve olgunlaşır; bilgili insanlar yemeği pişmiş olarak yerler. Böyle bir insan dileğine erer ve her iki dünyada işi yoluna girer.

Hiddet ve öfke insan için fenadır; bu ikisinin yüzünden vücût dâima eziyet çeker. Dinle, hakîm âlim buna benzeterek, ne der; bu söze göre hareket et, ey bahtiyar insan. Hiddetlenirse, insan bilgisizce hareket eder; eğer öfkelenirse, öfke onu akılsıza çevirir. Hiddetlenmek insan için fenadır, bilgiyi götürür; hiddetlenince, yumuşak huylu insan da kabalık yapar.

Dinle, bilgili adam ne der: bilgili sözü, gerçekten, sevgili can gibidir. Bak, şu bir kaç şey insan için kötüdür; insan bunları bilirse, kendisini korumuş olur. Bunlardan biri yalan söylemektir; ikincisi verilen sözden dönmektir. Üçüncüsü ise içki iptilâsıdır; buna tutulan kimse, şüphesiz, tamamen boşuna yaşamış olur. Biri de insanın inatçı olmasıdır; bu inatçı insan için dünyada sevinç yoktur. Yakışıksız hâllerden biri de kaba tabiatlı olmaktır; böyle adam başkalarının evinde tozu-dumana katar.
Biri boş-boğaz, hiddetli ve öfkeli olmaktır; sövmeye başlarsa, insanın kalbini kırar. Bu bir kaç şey bir kimse üzerinde toplanırsa, mübarek saadet ondan kaçar, uzaklaşır. Felek ona yar olmaz, âvâre olur; bununla birlikte hâl ve hareketinde istikrar olmaz.

Ey iyi insan, yürü, iyilik yap, iyinin işi hep düzgün gider. Şimdi dinle, yumuşak tabiatlı olan ve tecrübe ile yükselerek, memleket işini eline alan adam ne der. Ne kadar yaşarsa – yaşasın, bu iyi insan ihtiyarlamaz; ne kadar uğraşılırsa-uğraşılsın, kötü insan ıslâh edilmez. Ömrü kısa olan kötü pişmanlıkla ihtiyarlar, uzun ömürlü olan iyi pişman olmadan yaşar. İyi insan her gün yeni bir arzusuna nail olur; kötünün sıkıntısı ise, her gün bir kat artar.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36725188 ziyaretçi (102795107 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.