Latince Deyimler ve Atasözleri, I
 

Latince Deyimler ve Atasözleri

1. Bölüm

A bene placito: Memnun edilmiş birinden.

A bove ante, ab asino retro, a stulto undique caveto: Öküzün önünde, eşeğin arkasında, aptalın her tarafında hazırlıklı ol.

A cane non magno saepe tenetur aper: Yabandomuzu hep kendinden küçük köpeklere yem olur.

A Deucalione: Dökalyon'dan beri (çok uzun zamandan beri anlamında)

A divinis: Kutsal şeylerin dışında.

A mari usque ad mare: Bir denizden diğer denize (Kanada'nın resmi mottosu)

A posteriori: Deneysel verilerden yola çıkarak

A priori: Deneyden önce.

Ab imo pectore: Kalbin derinliklerinden (dürüstlükle).

Ab inconvenienti: Uygun olmayan bir şeyden.

Ab initio: Başlangıçtan.

Ab Jove principium: Jüpiter'le başlayalım.

Ab ovo usque ad mala: Yumurtadan elmalara (Baştan sona anlamında: Romalıların geleneksel yemek sırasından esinlenerek)

Ab uno disce omnes: Bir şeyden her şeyi öğren.

Absentem lædit, qui cum ebrio litigat: Sarhoşla kavga eden, yerinde olmayan birini döver.

Abusus non tollit usum: Suistimal düzgün kullanmayı iptal ettirmez.

Abyssus abyssum invocat: Uçurum uçurumu çağırır. (Bir hata diğerlerinin doğmasına sebep olur)

Accipe Hoc: Bunu al.

Acta est fabula: Oyun bitti (Caesar Divi Filius Augustus'un son sözleri)

Acta non verba: Hareket, söz değil. (ABD Ticari Deniz Akademisi mottosu)

Actibus immensis urbs fulget massiliensis: Marsilya şehri, müthiş eylemlerle ışıltı saçıyor.

Actio libera in causa: Nedeninde serbest hareket.

Ad astra: Yıldızlara doğru

Ad augusta per angusta: Doruklara doğru dar yollardan (Başarı kolay kazanılmaz)

Ad libitum: Kendi isteğine bağlı olarak (ad lib. olarak kısaltılır)

Ad fontes: Kaynaklara doğru

Ad gloriam: Zafer için.

Ad hoc: Belli bir amaca yönelik.

Ad hominem: Bir argümana cevap verirken argümanı eleştirmekten ziyade argümanı yapan kişiye saldırmak.

Ad impossibilia nemo tenetur: Hiç kimse yapamayacağı şeyler için söz vermemelidir.

Ad majorem Dei gloriam: Tanrı'nın ihtişamlı görkemi için (Haçlıların, Cizvitlerin ve Şikago Üniversitesinin mottosu)

Ad kalendas graecas: Grek Kalendas'ta. (Kalendaslar Romalı'dır, bu yüzden bu deyim var olmayan bir tarihi belirtir: çıkmaz ayın son çarşambası)

Ad litteram: Harfi harfine.

Ad multos annos!: Nice yıllara!

Ad nauseam: Mide bulandırana kadar (kabak tadı vermek)

Ad oculos: Kendi gözlerinle (Bariz, herkesin gözü önünde anlamında)

Ad patres: Eskilerin yanına (Ad patres'e göndermek: öldürmek)

Ad perpetuam memoriam: Sonsuz anısına (Genelde -nın sonsuz anısına olarak kullanılır ve adı anılan kişinin ölümünden uzun yıllar sonra bile hatırlanması dileğidir)

Ad vitam æternam: Sonsuz bir hayat için

Addendum: (çoğul addenda) Eklenecek şey(ler)

Ad victoriam: Zafere! (Daha çok zafer için olarak tercüme edilir, Romalılar savaşta böyle bağırırlardı.)

Adequatio intellectus et rei: Aklın ve gerçeğin uyumu (Gerçekin bir tanımı.)

Adsum: Buradayım (Absumun zıddı)

Adversus solem ne loquitor: Güneş aleyhinde konuşma (Açık ve belli şeyleri tartışma)

Ægroto dum anima est, spes est: Hasta nefes aldıkça, umut vardır. (Erasmus, Adages, 2.4.12)

Ære perennius (exegi monumentum aere perennius): Tunçtan daha sağlam bir yapı diktim. (Horatius, Odes, III, 30)

A.E.I.O.U. («Austria Est Imperare Orbi Universo. »): (5 sesli harf) Avusturya tüm dünyayı yönetmeli (Habsbourg mottosu; Almancası: «Alle Erde Ist Oesterreich Untertan.»)

Age quod agis!: Ne yapıyorsan onu yap!

Agnus Dei: Tanrı'nın kuzusu (İsa için kullanılır)

Alea iacta est: Zarlar atıldı. (Jül Sezar)

Alibi: Başka yerde (Hukuk terimi: Zanlının suçun işlendiği tarihte başka bir yerde olduğunu göstermesiyle yaptığı savunma)

Alis grave nil: Hiçbir şey kanatları olandan daha hafif değildir. (Pontifical Katolik Üniversitesi dövizi)

Alis volat propris: Kendi kanatlarıyla uçar (Oregon'un dövizi. Alis volat propriis olarak da söylenir.)

Alma mater: Süt annesi.

Alter ego: Bir başka kendi.

Amantes amentes: Aşık olmak deliliktir.

Amici, diem perdidi: Dostlar bugünü de harcadım.

Amicus certus in re incerta cernitur: Arkadaşlar kötü günde belli olur.

Amor est vitae essentia: Aşk hayatın özüdür. (Robert B. Mackay)

Amor omnia vincit: Aşk her güçlüğü yener.

Amor patriæ nostra lex: Vatan sevgisi kuralımızdır/yasamızdır

Anathema sit: Birkaç anlamda kullanılabilir: İlk Hıristiyanlarda, Tanrı'ya adanan, bugün adak adı verilen şeydir. Kilise'nin en büyük lanetidir ve aforoz anlamına gelir. Bir insanı "kilise komünyonundan dışlayıp şeytanın ellerine teslim etmek" anlamını içerir. Bir uygulama ya da doktrini lanetlemek - kınamak anlamında kullanılır. Anathema genel olarak, kilisenin dogmalarına veya otoritesine karşı çıkan sapkınlara uygulanırdı. İnanç meseleleri üstüne karar vermek amacıyla toplanan din meclislerinin yargıları, yürürlükteki kuralları hiçe sayanlara veya suç sayılan düşünceleri destekleyenlere karşı birtakım anathemalarla biterdi.

Aquila non capit muscas: Kartallar sinek avlamazlar. (Erasmus, Adages, 3.2.65)

Argumentum ad hominem: Tartışmanın kalitesi, tartıştığın kişinin kalitesine bağlıdır

Argumentum baculinum: Sopa argümanı (tehdit ya da güçle ikna etmek) (bkz. Molière, "Scapin'in Dolapları")

Ars artis gratia: Sanat sanat içindir.

Ars est celare artem: Gerçek sanat sanatı gizli tutabilmektir.

Ars gratia artis: Sanat için sanat (MGM film şirketinin mottosu)

Ars longa, vita brevis: Sanat uzun, yaşam kısa.

Ars similis casus: Sanat tesadüfe benziyor (Ovide)

Asinus asinorum in sæcula sæculorum: Yüzyılların gördüğü eşeklerin en eşeği.

Asinus asinum fricat: Eşek eşeğe sürtüyor (birbirlerine aşırı iltifat edenlere söylenir)

Asinus equum spectat: Eşek ata bakıyor.

Audaces fortuna juvat: Talih cesaret edene güler.

Audemus jura nostra defendere: Hakkımızı aramaya cesaret ediyoruz.

Audere est facere: Cesaret etmek, yapmaktır.

Audi, vide, tace, si vis vivere: Dinle, gör, sus, eğer yaşamak istiyorsan.

Audiatur et altera pars: Diğer tarafı da dinleyelim (Mahkeme gibi yerlerde söylenir)

Auri sacra fames: Altına duyulan tiksinç açlık (Virgilius, Énéide, III, 57)

Aut Cæsar, aut nihil: İmparator ya da hiç! (Cesar Borgia mottosu)

Aut disce aut discede: Ya öğren, ya terk et.

Ave Cæsar, morituri te salutant: Selamlar Sezar, ölecekler seni selamlıyor! (Dövüşten önce gladyatörlerin selamı, bkz. Suétone, Claude, 21)

Avaro omnia desunt, inopi pauca, sapienti nihil: Cimrinin herşeyi, fakirin bazı şeyleri eksiktir, bilgin'in ise hiçbirşeyi eksik değildir.

Ave Europa nostra vera Patria: Selam Avrupa! Gerçek anavatanımız! (Pan-Avrupa görüşü mottosu)

Ave Maria: Selam Meryem (Roma Katolik Duası, İsa'nın annesi Meryem'e.)

Barba non facit philosophum: Sakal felsefe yapmaz (Plutarkhos'tan alıntı)

Barbarus hic ego sum quia non intellegor ulli: Beni burda barbar sayıyorlar, çünkü beni anlamıyorlar.

Beati pauperes spiritu: Ruhu kutsanmış olanlar fakirlerdir (Matta İncili)

Bellum omnium contra omnes: Herkesin herkesle savaşı (Thomas Hobbes, devletin doğasını açıklamak için kullanılan kelime grubu)

Bene diagnoscitur, bene curatur: İyi teşhis etmek, iyi tedavi etmektir.

Beneficium accipere libertatem est vendere: Yapılan iyiliği kabul etmek özgürlüğünü satmaktır.

Bis dat, qui cito dat: Hızlı vermek, iki defa vermektir. (Desiderius Erasmus, Adages, 1.8.91)

Bis repetita placent: Tekrar eden baştan çıkartır.

Bis repetita non placent: İki kez tekrar eden artık baştan çıkarmaz. (Horatius, Şiir Sanatı, 365. dize)

Bona diagnosis, bona curatio: İyi teşhis, iyi ilaç.

Bona fide: İyi niyetle.

Bona valetudo melior est quam maximæ divitiæ: Sağlıklı olmak en iyi zenginliklere bile yeğdir.

Bonitas non est pessimis esse meliorem: İyi olmak en kötüden daha iyi olmak anlamına gelmez.

Bonum commune communitatis: Toplumun ortak çıkarı.

Bonum vinum lætificat cor hominum: İyi şarap, insanı neşelendirir (tam tercümesi kalbini neşelendirir)

Brevitatis causa: Kısaca söyle

Cacoethes scribendi: Kötü yazma alışkanlığı (kötü kelimesi, alışkanlığı niteler, yazmaktan vazgeçememek demektir)

Camera obscura: Karanlık oda (fotoğrafçılık/yeni Latince)

Canis Canem Edit: Köpek, köpek yer. (Kimsenin güvende olmadığı durumlar için kullanılır)

Canis sine dentibus vehementius latrat: Dişsiz köpek daha kuvvetli havlar (havlayan köpek ısırmaz)

Carpe diem: Anı yaşa, günü yakala.

Carpe effingo: Modayı yaşa, trendleri yakala.

Carpe modo: Anı yaşa, Anı yakala.

Carpe noctem: Geceyi yaşa.

Carpe mortem: Ölümü yaşa.

Carpe diem, quam minimum credula postero: Günü yakala, yarına olabildiğince az güven.(Horatius, Carmina, 1.11.8)

Carthago delenda est: Kartaca'yı yıkmak gerek.

Castigat ridendo mores: Adetleri gülerek düzeltiyor (Comédie-Française mottosu, Jean de Santeuil'den alıntı)

Casus belli: Türkçeye "savaş nedeni" olarak çevrilebilecek Latince bir ifade olup, bir ülkenin savaşa girme nedenini belirtmek için kullanılır. Uluslararası hukukta esas olan, uyuşmazlıkların barışçı yollarla çözülmesidir.

Causa mortis: Ölüm nedeni.

Cave canem: Dikkat, köpek var. (Pompei'de bir evin girişinde mozaik üzerinde bulunan yazı)

Caveat emptor: Alıcı uyanık olsun!

Cave ne cadas: Düşüşe hazırlıklı ol (gelenek olarak bir zafer sırasında imparatorun arkasında duran kölenin söylediği sözler)

Cessante ratione legis cessat ipsa lex: Yasanın mantığı bittiyse, yasa bitti demektir. (Yasanın uygulama mantığı bittiyse ya da çağdaş koşullara artık cevap vermiyorsa yasa yararsız hale gelir.)

Cetera quis nescit?: Gerisini kim bilmez?

Cibi condimentum est fames: Açlık her yemeğin baharatıdır. (Marcus Tullius Cicero, De Finibus, 2.90)

Circa: Circa veya aynı anlama gelen Türkçe Yaklaşık veya Tahmini, (Latince etrafında, hakkında anlamına gelir.) İngilizce bir kalıp olan ve genellikle yazımda c. veya ca. olarak kısaltılarak kullanılan (ayrıca circ. veya cca olarak da kullanımına rastlanabilir.) tarih yazımıdır. Sıklıkla İngilizce, Fransızca, İspanyolca, İtalyanca, Hırvatça, Almanca ve Slovakça dillerinde olaylara veya soy biliminde yaklaşık doğum ve ölüm tarihlerini belirtmek amacıyla kullanılır. Yaklaşık kullanımında tarih aralıkları kesin olmayan ve yaklaşık olarak tarihler arasındaki süreyi, tarihler ise genellikle kesin olması muhtemelen olası tarihleri belirtir.

Citius, Altius, Fortius: Daha hızlı, daha yukarı, daha güçlü (olimpik motto)

Coactus volui: Zorladılar ama ben de istedim.

Coelum non animum mutant qui trans mare currunt: Denizi aşan insanlar ruhlarını değil, (üzerlerindeki) gökyüzünü değiştirirler.

Cogitationis poenam nemo meret: Kimse düşüncesinden dolayı cezayı hak etmez.

Cogito ergo sum: Türkçe: Düşünüyorum, öyleyse varım; René Descartes'ın Batı rasyonalizminin kurucu elementi olan felsefi sözüdür. "Cogito ergo sum", Descartes'ın "Discours sur la méthode" (Metod üzerine söylevler, 1637) kitabında yer alan Fransızca "Je pense, donc je suis" sözünün Latince çevirisidir.

Collige virgo rosas: Topla, genç kız, çiçekleri. (bkz. Carpe diem)

Concordia civium murus urbium: Vatandaşlar arasında uyum, işte bir şehrin surları budur.

Condemnant quod non intellegunt: Anlamadıklarını mahkûm ederler.

Conditio sine qua non: Gerekli şart

Confer: -e danışın, -e başvurun (cf. diye kısaltılır)

Confidence begets confidence: Güven güveni doğurur.

Contraria contraiis curantur: Zıtlar zıtlara iyi gelir.

Consuetudinis vis magna est: Adetlerin önemi büyüktür.

Consuetudo altera natura est: Adetler (alışkanlıklar) ikinci bir doğadır. (Marcus Tullius Cicero, Tusculanes, 2.17.40)

Contraria contrariis curantur: Karşıtlıklar karşıtlıklara iyi gelir (çivi çiviyi söker)

Corpus delicti: Mağdurun cesedi (bir cinayet işlendiğinde)

Corpus separatum: Ayrı beden (siyasi açıdan bir yerin egemenliğinde olmayan topraklar)

Corruptio optimi pessima: En kötü şey,en iyinin bozulmasıdır.

Creatio ex nihilo: "yoktan var etmek/yaratmak" anlamına gelen Latince deyiş. Zaman zaman sadece ex nihilo olarak da söylendiği olur; bu durumda anlamı sadece "yoktan" olsa da kastedilen anlam yine "yoktan var etmek/yaratmak"tır. Genellikle felsefî, dinî veya yaratılışçı bağlamlarda söylenen deyiş, sıklıkla İbrahimî dinlerdeki Tanrı'nın evreni yoktan var edişi inancına gönderme yapar. Bununla birlikte benzeri şekilde yoktan var etmek inancını barındıran inanç veya felsefî görüşler de mevcuttur. Creatio ex nihilo deyişi, creatio ex materia deyişi ya da creatio ex deo deyişinden ayrıştırılmalıdır. Creatio ex materia, hâli hazırda var olan ebedî maddeden yaratılışı kastederken, creatio ex deo Tanrı'dan (çıkarak) var oluşu/yaratılışı kasteder. Creatio ex materia, Tanrı'nın varlığını da kabul eden çeşitli materyalist felsefelerde kendisine yer bulurken, creatio ex deo monistik düşünce ve inançlar için kullanılabilir.

Credo quia absurdum: İnanıyorum, çünkü saçma. (Tertullian'ın yanlış anlaşılmış sözü. Orijinali: et mortuus est Dei Filius prorsus credibile quia ineptum est Tanrı'nın oğlu öldü, kısacası, inanılabilir çünkü uygunsuz. Yani Tanrı'nın oğlunun ölmesi o kadar saçmadır ki bu mantığa sığmaz, ancak inanca dayanabilir.)

Cui bono?: Ne çıkarla? (Cinayet kime yarar?, Marcus Tullius Cicero, Pro Milone, 12.32)

Cuius regio, eius religio: Öyle prens, öyle din. (halkının dinine karar verebilen prensler için)

Cuiusvis hominis est errare: Yanılmak tüm insanlara özgüdür. (Marcus Tullius Cicero, Philippiques, 12.2.5) (cf. Errare humanum est)

Cura ut valeas!: Kendine özen göster!

Curriculum vitæ: Yaşam yolu (CV)

Dabit deus his quoque finem: Bu da geçer. (Vergillius)

Damnant quod non intelligunt: Anlamadıkları şeyleri kınarlar.

De facto: De facto veya de fakto, "gerçekte", "uygulamada", "fiilen", "fiili" ya da "pratikte" anlamında kullanılan Latince deyiş. "Kanuna göre" veya "hukuki olarak" anlamına gelen de jure ile karşıt olarak sıkça kullanılır. Yasal bir durumu tartışırken de jure konu hakkında kanunların ne söylediğini, de facto ise gerçek hayatta uygulamanın nasıl olduğunu belirtir. Bu uygulama yasal olabilir ya da olmayabilir. De facto teriminin oldukça geniş bir kullanım alanı vardır. Evlilikten, devletler hukukuna kadar birçok konuda kullanılır. Ayrıca geçerli bir kanun ya da standardın olmadığı fakat genelleşmiş bir uygulamanın söz konusu olduğu herhangi bir durumu belirtmek için kullanılır. İngilizcede ilk kez 1602 yılında kullanılmıştır.

De gustibus et coloribus, non disputandum: Zevkler ve renkler tartışılmaz.

De jure: De jure, Latince deyim. "De jure", de facto teriminin karşıtıdır. "Kanuna göre" veya "hukuki olarak" anlamına gelir. Hukuki bir durumu tartışırken "de jure" konu hakkında kanunların ne söylediğini, "de facto" ise gerçek hayatta uygulamanın nasıl olduğunu belirtir. Yani "de jure" kanuna göre olması gerekeni, "de facto" ise olanı ifade eder. De Jure bir ülke veya bir hükümetin yasal olarak yürürlükte bulunan kıstasları istikrarlı bir şekilde memnun etmesi anlamına gelmektedir.

De minimis non curat prætor: Preator'lar küçük şeylerle ilgilenmezler.

De mortuis nihil nisi bene: Ölüler hakkında yalnızca iyi şeyler konuşulmalıdır.

De omni re scibili et quibusdam aliis: Bütün bilinebilir ve bazı diğer şeyler hakkında (15. yy. İtalyan okulu)

De profundis clamavi: Uçurumun dibinden haykırdım!

Decet imperatorem stantem mori: İmparator ayakta ölmelidir. (Vespasien)

Delicta juventutis meæ: Gençlik hatalarım.

Deliriant isti Romani: Bu Romalılar deliler! (Asterix ve Obelix çizgi romanlarında kullanılır)

Deo juvante: Tanrı'nın yardımıyla. (Monako sloganı)

Desipere est juris gentium: Ölçüsüzlük insanların hakkıdır.

Deus ex machina: Deus ex machina (deus ex māchinā, çoğulu deī ex māchinīs) (Okunuşu: deus eks makina); bir kurgu veya dramada beklenmedik, yapay veya imkânsız bir karakter, alet veya olayın senaryo akışı içinde beklenmedik bir yerde aniden ortaya çıkması, örneğin anlatıcının bir anda uyanıp her şeyin rüya olduğunu anlaması veya aniden ortaya çıkan bir meleğin sorunları çözmesi için kullanılan Latince kalıp. Birebir çevirisi "makineden tanrı" olup, antik Yunan tiyatrosunda bir tanrıyı canlandıran karakterin bir vinç (machina) yardımıyla yukarıdan indirilmesi anlamında kullanılmaktaydı. Antik Yunan döneminde yazılan tiyatro eserlerinde, eser yazarlarının çok sık başvurduğu bir yöntemdir. Hikayenin gidişi öyle karmaşık, içinden çıkılamaz bir hal alır ki, artık yazarın üretebileceği ilginç bir çözüm kalmaz ve sıklıkla başvurulan bir yöntem olarak da mitolojik tanrılar bir anda ortaya çıkarak olaya müdahale eder; ölmesi gerekeni öldürür, kurtarılması gerekeni kurtarırlar.

Deus vult: (Tanrı istiyor kelimelerinin karşılığı) 1. Haçlı Seferi'nin karar altına alındığı 1095 yılındaki Clermont Konsili toplantısında Papa II. Urbanus tarafından propaganda amaçlı olarak sloganlaştırılmıştır. Daha sonra Haçlı Seferleri sırasında Kutsal Kabir Kilisesi Şövalyeleri, Tapınak Şövalyeleri, Hospitalier Şövalyeleri ve Töton Şövalyeleri tarafından kullanılmıştır.

Dictum meum pactum: Sözüm sözdür.

Diem perdidi: Günümü kaybettim. (Roma İmparatoru Titus)

Dies irae: Kıyamet günü.

Disce quasi semper victurus vive quasi cras moriturus: Hep yaşayacakmış gibi öğren, yarın ölecekmiş gibi yaşa.

Divide et impera: Böl ve yönet (başka bir biçimi: Divide ut imperes; yönetmek için böl)

Dixi: Dedim. (Söyleyeceklerim bu kadardı anlamında sözün sonunda söylenen popüler söz)

Docendo discimus: Docendo discimus, öğretirken öğreniriz anlamına gelen bir Latince deyiş.

Docendo disco, scribendo cogito: Öğreterek öğreniyorum, yazarak düşünüyorum.

Doctus cum libro: Kitabıyla bilgin. (Kendileri bir şey bilmeyip, hazır bilgiyi sunmaya çalışanlar için kullanılır)

Dominus vobiscum: Senyör sizinle olsun.

Dona nobis pacem: Bize barış/huzur ver!

Draco dormiens nunquam titillandus: Uyuyan bir ejderhayı asla gıdıklama. (Harry Potter serisindeki Hogwarts Okulu'nun sloganı)

Ducunt volentem fata, nolentem trahunt: Kader, onu kabul edene yol verir, reddedeni ezer geçer. (Kader hakkında tipik stoacı söylem)

Dulce et decorum est pro patria mori: Vatan için ölmek tatlı ve güzeldir. (Horatius)

Dum spiro, spero: Nefes aldığım sürece umut ediyorum.

Dum vivimus servimus: Yaşadığımız sürece hizmet ederiz. (Presbiteryen Kolej sloganı)

Duo testis bene benedata!: İki adet testisi var, uygundur! (Papa seçiminden önce en yaşlı Kardinal'in, Papa adayının kadın olmadığını kesinleştirmek için delikli sandalyede testislerini muayene ettikten sonra sarfettiği söz. Bu adet 9.yy'dan beri uygulanıyor [1])

Duos habet et bene pendentes!: İki tane var ve düzgün sarkıyorlar.(Bayan Papa Jeanne'dan beri yeni Papa seçilirken yapıldığı söylenen cinsiyet kontrolünde Papa'nın bayan olmadığını doğrulayan söz.)

Dura lex, sed lex: Kurallar katıdır, ama kuraldır.

E fructu arbor cognoscitur: Ağaçlar meyvelerinden tanınır.

E pluribus unum: E pluribus unum (Çokluktan, birliğe), Amerika Birleşik Devletleri'nin ilk resmi sloganlarından biridir. Latince olan bu slogan çoktan tek anlamına gelir. Başlangıçta bu slogan ABD'yi ilk oluşturan On Üç Koloni'nin birliği anlamında kullanılmıştı. Sonraları ABD vatandaşlarının değişik kökenlerden gelmelerine rağmen bir birlik oluşturduklarını vurgulamak için kullanılmaktadır. George Washington'ın öncülüğünde olduğu Amerikan Bağımsızlık Savaşı mücadelesinde Amerikan milliyetçiliği'nin ilkesi olarak kullanılmıştır. Bağımsızlık mücadelesinin olumlu sonuç uyandırmasıyla geleneksel olarak slogan kabul edilmiştir. Daha sonraları, Amerika'ya yapılan göçler artınca, farklı ırktan kişilerin çoğalmasıyla slogan yeni bir anlam taşımıştır.

Ecce Homo: ("İşte İnsan") dövülmüş, bağlanmış ve dikenlerle taçlandırılmış İsa'yı öfkeli ve nefretli kalabalığa sunan Pontius Pilatus tarafından İsa'yı kastederek söylenmiş vurgulu cümle. Bu çarmıha gerilmeden kısa süre önce yaşanmıştır. Bu nedenle, Ecce Homo, İsa'yı dikenlerle taçlandırılmış bir şekilde gösteren her türlü sanat eserine de verilen tanım olmuştur. Bu olayı konu alan birçok tablo yapılmıştır ve ecce homo sanatsal anlamda çok tanınmış bir konu olagelmiştir. Bunların ünlülerinin arasında Correggio ve Rembrandt'ın anı resmeden tabloları da vardır.

Editio princeps: Birinci baskı

Errare humanum est: Hata insana mahsustur.

Errare humanum est, perseverare diabolicum: Hata insana mahsustur, ancak hata yapmakta diretmek şeytancadır.(Lucius Annaeus Seneca)

Esse quam videri: Öyle görünmek değil, öyle olmak. (Sallust)

Est quaedam flere voluptas: Ağlamak da bir zevktir.(Ovidius)

Et alii: Ve diğerleri(et al. veya e.a. diye kısaltılır.)

Et cætera: Ve diğer şeyler(etc.diye kısaltılır.)

Ex abstracto: Soyuttan yola çıkarak

Ex falso sequitur quodlibet: Yanlıştan yola çıkıp her istediğimiz sonuca varırız.(Yanlış önermeden yola çıkarak herhengi bir önermeye varılabileceğini söyleyen mantık kuralı)

Ex nihilo: Hiçbir şeyden yola çıkarak

Ego primum tollo, nominor quoniam leo: En büyük parçayı ben alıyorum, çünkü benim adım aslan (Phaedrus)

Ex nihilo nihil fit: Hiçlikten hiçlik çıkar. (Lucretius)

Ex oriente lux: Işık doğudan yükselir (Işık'tan kültür kastedilmiştir)

Experto crede: Ehil olana güven.

Faber est suae quisque fortunae: Herkes kendi kaderini yazar. (Appius Cladius Caecus)

Fabricando fit faber: Pratik mükemmelleştirir.

Facilius est multa facere quam diu: Birçok şey yapmak hayat boyu sadece bir şey yapmaktan daha kolaydır.

Facito aliquid operis, ut semper te diabolus inveniat occupatum: Hep çalışın ki şeytan geldiğinde sizi meşgul görsün. (Aziz Jerome)

Fac simile: Benzer bir şey yap. (Faks sözcüğü buradan türemiştir)

Felix culpa: Mutlu hata

Felix qui potuit rerum cognoscere causas: "Şey"lerin derinliklerine inebilenlere (nedenleri anlayabilene) ne mutlu! (Virgilius)

Fere libenter homines id quod volunt credunt: Kural olarak, insan olmasını umduğu şeye inanır.

Festina lente!: Yavaşça acele et!

Fiat justitia, pereat mundus: Dünya yıkılsa da bırak adalet yerini bulsun.

Fiat lux: Ya da Işık olsun, Eski Ahit'e göre Tanrı tarafından ışığın yaratılışını tanımlayan Latince cümle. Aslında Eski Ahit'in Yaratılış bölümünün başında geçen bu ifade Yunanca γενηθήτω φώς (genēthētō phōs)'un adaptasyonudur ki bu Yunanca ifadenin kendisi İbranice aslı יְהִי אוֹר (yhiy 'owr)'dan gelmektedir. İngilizce'de Let there be light olarak geçer ve bu dilde çok ünlü bir deyiş haline gelmiştir; özellikle de Kral James İncili üçüncü dizesinde var olduğu için.

Fide, sed cui vide: Güven, ancak önlemini de al. (Güven, kontrole mani değildir.)

Finis coronat opus: Sonuç, araçları meşru kılar. (Başarı için her yol mubahtır gibi)

Flagrante delicto: Suçüstü

Florebo quocumque ferar: Taşındığım her yerde çiçek açacağım.

Fluctuat nec mergitur: Yalpalar, ama asla batmaz (Paris şehrinin mottosu)

Fortes fortuna juvat ou Audaces fortuna adiuvat: Şans ancak cesurlara yardım eder.

Fortis et liber: Güçlü ve özgür

Fraus latet in generalibus: Genellemeden hata doğar.

Gladius legis custos: Kılıç yaşamın koruyucusudur. (Paris Adalet Sarayı'nın girişinde kazılı döviz, silahlı kuvvetlerin hukuk için çalışması gerektiğini anlatır)

Grammatici certant: Bilginler kendi aralarında bu konuda anlaşamamışlardır.

Gutta cavat lapidem non vi, sed sæpe cadendo: Suyun taşı delmesi gücünden değil sürekliliğindendir.

Habeas corpus: Habeas corpus, gelenek hukukunda, bir mahkeme ya da yargıçça çıkarılan ve gönderildiği kişi ya da kurumdan gözaltında tuttuğu kişiyi belirli bir amaçla mahkeme önünde hazır bulundurmasını isteyen yazılı ve yargısal emir. Geçmişte olduğu gibi bugün de çok değişik alanlarda başvurulan yargısal emrin en önemli türü, birey özgürlüğünü çiğneyici işlemleri gidermek için bir tutuklamanın yasallığını yargıç kararına bağlayan habeas corpus 'tur. Anglo-amerikan hukuk sistemini benimsemiş ülkelerde tanınmış olan habeas corpus güvencesi, Roma-Germen hukuk sistemine bağlı ülkelerde genellikle yer almaz. Ama bunlar arasında da habeas corpus benzeri usul güvencelerini tanıyanlar vardı.

Habemus papam: Bir papamız var

Habent sua fata libelli: Kitaplar kendi kaderlerine sahiptir

Hannibal ante portas ya da Hannibal ad portas: Hannibal kapıda (Tartışmaya zaman yok, savaşmalı anlamında)

Hic et nunc: Burada ve şimdi

Hic et ubique terrarum: Burada ve dünyanın her yerinde (Sorbonne dövizi)

Hic Rhodus, hic salta: İşte Rodos, atla!

Historia est vitae magistra: Tarih hayatın öğretmenidir.

Hoc signo vinces: Bu işaret sayesinde galip geleceksin (Milvius Köprüsü Savaşı öncesi I. Constantinus'a iletildiğine inanılan ilahi görünüm)

Hodie mihi, cras tibi: Bugün benim, yarın senin için

Hominem te memento: Sadece bir insan olduğunu unutma.

Homines quod volunt credunt: İnsanlar inanmak istediklerine inanırlar.

Homo homini lupus: İnsan insanın kurdudur.

Homo sum, humani nil a me alienum puto: İnsanım, ve insani olan hiçbir şey bana yabancı değildir.

Hora fugit, stat jus: Zaman geçer, hukuk kalır.

Horribile dictu: Söylemesi korkunç

Humanius est deridere vitam quam deplorare: Hayata gülmek hayat için ağlamaktan daha insani bir davranıştır.

İbid: Ibid, Latince ibidem'in kısaltmasıdır ve "aynı yerde, aynı eserde" demektir. Türkçede a.g.e. (adı geçen eser), a.y. (yazara ait son zikredilen yer), a.e.(aynı eser, yer) şeklinde dipnot göstermede kullanılır.

İd est: id est (i.e.) Latince "yani" ya da "diğer bir deyişle" anlamında kullanılan bir terimdir. "Örneğin" anlamında kullanılan exempli gratia ile sıkça karıştırılır.

Idem: Aynı şey

Id est genus hominum: İşte insan cinsi böyledir (Terentius)

Ignorantia iuris nocet: Hukuk bilmemek zarar verir.

Ignorantia juris neminem excusat: Hukuk bilmemek özür olamaz.

Ignorantia legis non excusat: Kuralları bilmemek özür olamaz.

Ignoti nulla cupido: Bilmediğimizi arzulamayız (Ovidius'un dizesi)

In dubio pro reo: Şüphe zanlıya yarar.

In medio tutissimus ibis: Orta yol en güvenlisidir (Ovidius)

In extenso: Tam içerikle

In fine: Sonunda

In girum imus nocte et consumimur igni: Gecenin içinde dönüyoruz, ateş bizi yutuyor (Lat. sağdan ve soldan okunuşu aynı)

In medias res: Şeylerin ortasından (Edebiyat, film gibi alanlarda anlatıma olayın ortasından başlama tekniği)

In medio stat virtus: Erdem ortada durur, uçlarda değildir. (Yedi Bilge Tapınağı'nın kapısında yazılı aşırıya kaçmamayı öğütleyen söz)

In ovo: Yumurta içinde, embriyo içinde

In partibus: Aslı: "in partibus infidelium" (sadık olmayanların şehrinde)

In silico: 20. yüzyılda ortaya çıkan terim, bilgisayarla yapılan anlamında. (Zıt: in vivo, in vitro)

İn situ: Aynı yer üzerinde

In solis sis tibi turba locis: Issız yerlerde kendin için bir evren ol.

İn vino veritas: In vino veritas, "şarapta gerçek vardır" anlamına gelen, zaman zaman "şarapta gerçek gizlidir" olarak da çevrilmiş olan Latince deyiş. Şarap içenin dili çözülür, şarap içen kişi sakladığı gerçekleri rahatlıkla anlatabilir anlamında kullanılırdı.

İn vitro: İn vitro, sıklıkla biyoloji ve tıp alanlarında kullanılan ve "laboratuar ortamında ya da yapay koşullarda" anlamı taşıyan bir terimdir. Örneğin, yapay ortamda hazırlanmış doku örnekleri ya da bakteri ekinleri üzerinde denenen herhangi bir ilacın etkisi “in vitro” olarak çalışılmış olur

İn vivo: In vivo: (Latince: canlının içinde) ölü bir organizmadan veya organizma parçasından ayrıca, canlı bir organizmanın veya organizmanın bütününün varlığını belirtmek için kullanılan bir söz. Örneğin biyolojide, in vitro bir araştırmanın ki bu organ, doku, hücre, hücresel bileşen, protein veya biyomoleküller üzerinde yapılır, tersine in vivo araştırma bütün bir organizmanın üzerinde yapılır.

Incredibile dictu: Söylemesi inanılmaz

Increscunt animi, virescit volnere virtus: Tek bir yara, maneviyatı derinleştirir, erdemleri geliştirir. (Furius Antias, Aulus Gellius, 18, 11, 4)

Inter alia: Diğer şeylerin yanı sıra / diğer şeylere ilaveten

İnter arma silent leges: İnter arma silent leges, Latince bir deyim olup, Savaş sırasında hukuk susar şeklinde Türkçeye çevrilebilir. Özellikle "haklı savaş" kavramının gelişmesiyle, üstünde durulmaya başlanmış bir ilkedir.

Inter fæces et urinam nascimur: Dışkı ve sidiğin arasından doğarız (Aziz Augustine)

Intra muros: Sur içi

Intuitu personae: İnsana bağlı (sözleşme)

Inventas vitam iuvat excoluisse per artes: Bırakın sanat ve bilimle hayatı güzelleştirelim/geliştirelim. (Vergil, Nobel Madalyası)

Ipso facto: Kendiliğinden olan

Ipsa scientia potestas est: Bilgi tek başına güçtür (Sir Francis Bacon)

Ira furor brevis est: Kızgınlık kısa deliliktir.

Irritare crabrones: Eşekarılarını rahatsız etmek

Is fecit, cui prodest: Bunu yapan, bundan çıkarı olandır. (Suçluyu bulmak için bundan kimin çıkarı olduğuna bakın)

I tego arcana dei: Git, ben tanrının öğretisine sahibim. (Et in arcadia ego 'nun anagramı)

Iunctis viribus: Birleşmiş güçler tarafından (Birlikten güç doğar)

Iurare in verba magistri: Efendinin sözüne bakarak yargılamak

Iustitia omnibus: Herkes için adalet (District of Columbia'nın mottosu).

Iuventus stultorum magister: Gençler delilerin öğretmenidir.

Jactura Paucorum Serva Multos: Çoğu için azı feda et.

Jvesticae Cavsa Verum Qverit Medicina: Adalete ulaşmakta en büyük yol, tıptır. (Adli Tıp mottosu)

Jure uxoris: Eş durumundan hak iddialarını tanımlar.

Justitia Virtim regina: Adalet erdemlerin kraliçesidir.

Labor omnia vincit improbus: Güçlü bir çalışma/emek her şeyin üstesinden gelinir. (Virgilius)

Laborare est orare: Çalışmak ibadettir.

Lacrimis struit insidias cum femina plorat: Kadın ağlarken, gözyaşlarıyla tuzak hazırlar. (Caton)

Lapsus calami: Kalemin sürçmesi

Lapsus linguæ: Dilin sürçmesi (genelde sadece "lapsüs" olarak kullanılır)

Liberate me ex inferis: Beni cehennemden kurtarın!

Lucifer: Hıristiyan inanışında genellikle şeytanı tasvir etmek için kullanılan isimdir. Bu kullanım İncil'deki Isaiah 14:3-20 kısmında cennetten atıldığından bahsedilen ve "Gün Yıldızı" ya da "Sabah Yıldızı" olarak bahsedilen meleğin Latincedeki adıdır. Aynı Latince kelime yine İncil'deki 2 Petrus 1:19 kısmında şeytanla hiç alakası olmayan bir yerde de yer almaktadır. Bu ve bunun gibi birçok çeviride "Gün Yıldızı" kelimesi yerine doğrudan Latince olan Lucifer kelimesi kullanılmaya başlanılmış ve bu nedenle bu kelime şeytanı tasvir etmek için kullanılır olmuştur.

Macte animo ! Generose puer, sic itur ad astra: Cesaret soylu evlat! Ancak bu şekilde yıldızlara doğru yükselinir.

Magnum opus: Magnum opus (bazen opus magnum), Latince "büyük iş" anlamına gelen bir deyiştir. Yazıldığı gibi okunur. Bu deyiş bir sanatçının en önemli ya da en bilinen eserini, yani başyapıtını belirtmek için kullanılır. Örneğin İlahi Komedya, Dante'nin "magnum opus"udur.

Major e longinquo reverentia: Uzaktan, beğeni daha çok olur. (Davulun sesi uzaktan hoş gelir)

Mala gallina, malum ovum: Kötü yumurta kötü tavuktan çıkar (Anasına bak kızını al)

Mala malus mala mala dat: Kötü ağaç kötü elma verir.

Mali principii malus finis: Kötü başlayan kötü biter

Manu militari: Silahlı kuvvetlerin yardımıyla (cf. Manus milites)

Manus dei: Tanrı'nın eli

Manus manum lavat: El eli yıkar.

Manus milites: Askeri el tarafından

Margaritas ante porcos: Domuzların önündeki inciler (Sanat eserlerinin cahiller tarafından yorumlanması için kullanılır)

Mater artium necessitas: İcatlar ihtiyaçlardan doğar. (Apuleius)

Mea culpa: Benim hatam!

Medice, curate ipsum: Doktor, sen önce kendini iyileştir.

Medicus curat, natura sanat: Doktor tedavi eder, doğa iyileştirir.

Melium est nomen bonum quam divitae multae.: İyi bir isim en değerli hazinedir.

Memento mori: Memento mori, "fani olduğunu hatırla", "öleceğini hatırla" veya "ölümünü hatırla" gibi şekillerde çevrilebilecek bir Latince deyiş. Ayrıca bu deyiş, aynı amacı taşıyan fakat farklı şekil ve konseptleri kullanan çeşitli sanat eserleri için de kullanılır ki buradaki aynı amaç insanlara faniliklerini, ölümlü olduklarını hatırlatmaktır. Memento Mori antik çağında da kullanılan bir uyarı bağırmasıdır.

Memento audere semper: Her zaman denemeyi ve cesaret etmeyi unutma.

Memento quia pulvis es: Toz olduğunu unutma

Mendacem memorem esse oportere: Yalancının hafızası güçlü olmalıdır. (Quintilian)

Mens sana in corpore sano: Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur. (Juvénal)

Militat omnis amans: Her aşık bir savaşçıdır (Ovidius)

Minimum minimorum: En küçüklerin en küçüğü

Missi dominici: Senyörün delegesi/elçisi

Modus operandi: bir kimsenin çalışma yöntemi veya alışkanlığını tanımlamakta kullanılan Latince bir ifadedir. Kriminoloji terminolojisinde, "vakanın oluş şekli" veya "failin yöntemi" anlamlarına gelir. Failin psikolojisiyle ilgili ipuçları elde etmek için oluşturulan suç profilinde de kullanılmaktadır.

Modus vivendi: (Latincede "yaşama biçimi") Uluslararası hukukta, uyuşmazlık içindeki iki devletin, temeldeki anlaşmazlığın çözümünü başka bir zamana bırakarak, geçici bir durumla yetinmeleri biçimindeki anlaşma. Genellikle ticaret ve gümrük sorunlarında başvurulan bir yöntemdir.

Mors Certa, vita Incerta: Ölüm kesindir, hayat değil.

Multi sunt vocati, pauci vero electi: Çoğu çağırılan, azı seçilen

Multim in parvo: Azlık içinde çokluk (Az şeyle çok şey yapmak)

Mutatis mutandis: Mutadis mutandis, "bütün değişkenler cari iken" anlamına gelen Latince bir söz öbeğidir. Felsefe, hukuk, iktisat gibi alanlara ilişkin metinlerde görülür. Bir yerden yasa ithal edildiğinde o yasada değişiklikler yapmak gerekebilir. Bu değişiklikler iki ülke arasındaki kültürel farklar ya da başka nedenler dolayısıyla kaçınılmaz olabilir. Bir yasa için mutatis mutandis uygulanabilir deniliyorsa o yasanın olduğu gibi uygulanamayacağı, ancak ve ancak uyum sağlamaya yönelik değişiklikler yapıldıktan sonra uygulanabileceği, yaşama geçirilebileceği anlatılmak istenir.

Nam et ipsa scientia potestas est: Bilgi güçtür.

Natura abhorret a vacuo: Doğa boşluktan korkar

Ne humanis crede: İnsana inanma.

Ne Jupiter quidem omnibus placet: Tanrı bile herkesi memnun edemez.

Ne nuntium necare: Haberciyi öldürme. (Elçiye zeval olmaz)

Nec verbum verbo curabis reddere fidus interpres: Gerçek bir çevirmen sözcük sözcük çevirmez (Horatius)

Nec Hercules contra plures: Herkül bile düşman ordusuna karşı duramaz.

Nec Jactantia Nec Metu: Ne övün ne de yerin.

Nec plus ultra: Daha da iyisi yok.

Nec pluribus impar: Herkese benzemez/herkesten üstün (Louis XIV mottosu)

Nemo auditur propriam turpitudinem allegans: Kimse kendi kanunsuzluğundan faydalanamaz. (Hukuk terimi)

Ne(non) bis in idem: Bir nedenden iki kere hüküm giyilmez (eski ceza hukukundan)

Nemo censetur ignorare legem: Kanunu bilmemek mazeret olamaz.

Nemo enim est tam senex qui se annum non putet posse vivere: Hiç kimse bir yıl daha yaşayamayacağını düşünecek kadar yaşlanmaz (Marcus Tullius Cicero)

Nemo est liber qui corpori servit: Bedenine hizmet eden kişi özgür olamaz (Sénèque le Jeune)

Nemo sine vitio est: Hiç kimse hatasız değildir.(Seneca)

Neque ignorare medicum oportet quæ sit ægri natura: Doktor, hastalığın doğasını es geçmemelidir.

Nescire autem antequam natus sis quid acciderit, id est semper esse puerum: Doğduğundan önce olanları bilmemek, hala çocuk kalmaktır. (Marcus Tullius Cicero)

Nihil est ab omni parte beatum: Her güzelin bir kusuru vardır (Her gülün bir dikeni vardır)

Nihil lacrima citius arescit: Hiçbir şey gözyaşından daha hızlı kurumaz.

Nihil novi sub sole: Güneşin altında (yeryüzünde) yeni bir şey yok.

Nihil primum nocere: Önce zarar verme. (Tıp mottosu)

Nihil obstat: Sakıncası yok

Nil desperandum: Asla vazgeçme.

Nil novi sub sole: Güneşin altında yeni bir şey yok.

Nomen est omen: İsim bir işarettir.

Non fui, fui, non sum, non curo: Yoktum, varım, olmayacağım, umurumda değil. (Mezar taşlarında bulunan epiküryen felsefeden etkilenmiş yazılar, kısaltma: NFFNSNC)

Non licet omnibus adire Corinthum: Korint'e gitmek herkese serbest değildir. (Antik Yunan zamanı Korint çok pahalı bir şehirdi ve herkes orda yaşayamazdı.)

Non nobis, Domine, non nobis, sed Nomini Tuo da gloriam: Bizi değil tanrım, bizi değil; kendi ismini şereflendir...

Non omnia possumus omnes: Herkes her şeyi yapamaz.

Non scholae, sed vitae discimus: okul için değil, yaşam için öğreniriz anlamına gelen bir Latince deyiş. Pek çok yerin mottosu olarak anlam kazanmıştır:

Non semper ea sunt quae videntur: "Şey"ler çoğu zaman göründükleri gibi olmazlar.

Non ut edam vivo, sed ut vivam edo: Yemek için yaşamıyorum, yalnız yaşamak için yiyorum.

Non vestimentum virum ornat, sed vir vestimentum: Elbise insanı güzelleştirmez, insan elbiseyi güzelleştirir.

Non vini vi no, sed vi no aquæ: Şarap sayesinde değil, su sayesinde yüzüyorum (sözcük oyunu)

Nosce te ipsum: Kendini tanı (Matrix filminde kahin'in mutfağında kapıda yazan sözün eş anlamlısı sayılır [Temet nosce - Kendini Tanı])

Nota bene (N.B.): Önemli not

Nulla dies sine linea: Bir şeyler yazmadan geçen gün gün değildir. (Émile Zola mottosu)

Nulla est medicina sine lingua Latin: Latince bilmeden hekimlik olmaz. (Hekimlik için Latince gereklidir anlamında, aynı zamanda: Açıklaması olmadan ilaç faydasızdır)

Nulla poena sine lege: "Kanunsuz ceza olmaz" anlamına gelen Latince hukuk terimi. Suçların ve cezaların kanuniliği ilkesinin iki ayağından birini oluşturur.

Nulla regula sine exceptione: İstisnasız kural olmaz

Nulla res tam necessaria est quam medicina: Hekimlikten daha gerekli bir şey yoktur.

Nulla tenaci invia est via: Hiçbir yol aşılmaz değildir.

Nullum magnum ingenium sine mixtura dementiae fuit.: Hiçbir deha yoktur ki içine biraz delilik karışmamış olsun. (Sénèque le Jeune)

Nunc aut numquam: Ya şimdi ya hiçbir zaman

Nunc est bibendum: Şimdi, içelim! (Horatius)

Numero deus impare gaudet: Tanrılar tek sayıları sever. (Virgile, Les Bucoliques, VIII, 75)

Obscuris vera involvens: Gizlilik gerçeği örter.

Odi profanum vulgus et arceo: İnsan sürüsünden nefret ediyorum ve uzak duruyorum. (Horatius)

O tempora, o mores: Oh zaman, oh adetler! (Marcus Tullius Cicero) (daha çok farklı zaman, farklı adetler anlamına gelir)

Oculi plus vident quam oculus: Birçok göz, bir gözden daha iyi görür.

Oculos habent et non videbunt: Gözleri var ama göremiyorlar.

Oderint, dum metuant: Benden nefret etsinler yeter ki benden korksunlar. (Seneca, De clementia ve Cicéron, De officiis)

O miseri! Quorum guadia crimen habent.: Ah zavallılar, sevinçlerini suç sayanlar. (Gallus)

Omne ignotum pro terribili: Bilinmeyen bir şeyin altında kötülük yatar.

Omnes homines sibi sanitatem cupiunt, sæpe autem omnia, quæ valetudini contraria sunt, faciunt: Tüm insanlar sağlıklı olmak isterler ama çoğu zaman buna aykırı davranırlar.

Omnes viae Romam ducunt: Bütün yollar Roma'ya çıkar

Omnes vulnerant, ultima necat: Her geçen dakika yaralar, sonuncusu öldürür

Omnia adversa exercitationes putat: Her talihsizliği deneme sayar. (Seneca, De Providentia)

Omnia mea mecum porto: Bütün her şeyi yanımda taşıyorum.

Omnia vincit amor: Aşk, her şeye üstün gelir.

Omnibus viis Romam pervenitur: Tüm yollar Roma'ya çıkar.

Omnis homo mendax: Tüm insanlar yalancıdır.

Omnium artium medicina nobilissima est: Tüm sanatlar içinde hekimlik en soylu olandır.

Omnium rerum principia parva sunt: Her şeyin küçük bir başlangıcı vardır.

Optimum medicamentum quies est: En iyi ilaç dinlenmektir.

Ora et labora: Dua et ve çalış.

Orbis Unum: Bir(tek) dünya.

Ordo ab chao: Düzensizlikten doğan düzen

Otium sine litteris mors est: Edebiyatsız geçen zaman ölümcüldür.

Pacem in Terris: Dünyada barış.

Pacta sunt servanda:  Uluslararası hukuk kurallarının oluşmasında etkili olan ve devletin anayasasında var olan ve devlete antlaşma yapma yetkisi tanıyan kuraldır. Antlaşmalar hukuku kuralıdır. Bu kuralın bağlayıcı niteliği, iyi niyet ilkesine dayanmaktadır. Ahde vefa ilkesi, devletlerin imzaladıkları antlaşmaların kurallarını kendi iradeleri ile kabul etmiş olmaları gerçeğine dayanmaktadır.Normlar hiyerarşisinde en tepede yer alır ve devletler genel hukukunda tüm devletlerin aslında onlardan daha üst bir kuvvet olmamasına karşın sırf yaptıkları anlaşmalara riayet edecekleri düşüncesi ile -daha farklı bir söylemle kendi iradelerine yine kendi iradeleri ile imzaladıkları sözleşmelerle kayıt altına alacakları düşüncesi ile- ortaya çıkmış bir kuraldır ve devletler genel hukukunda "bağlayıcılık" sorunun çözülmesine büyük katkısı olmuştur.

Panem et circenses: Ekmek ve sirk oyunları (Roma plebini sakin tutan etmenler) (Juvénal)

Para bellum: Savaşa hazırlan. Harbe hazır ol. (Hazır ol cenge, ister isen sulh u salâh!) (Parabellum 9 mm.lik bir mermi çeşididir)

Parva leves capiunt animos: Küçük şeyler küçük ruhları esir alır. (Ovidius)

Pax melior est quam iustissimum bellum: Barış, en haklı savaştan daha iyidir.

Pecunia non olet: Paranın kokusu yoktur (Vespasien)

Peior est bello timor ipse belli: Savaşın korkusu savaşın kendisinden daha kötüdür.

Per aspera ad astra: Zorlu yollardan yıldızlara (Aynı anlamda: «Ad augusta per angusta» ve «Per ardua ad astra».)

Per inania regna: Gölgeler imparatorluğunda

Per scientiam ad salutem ægroti: Hastanın iyileşmesinin yolu bilimdedir.

Perinde ac cadaver: Kadavra gibi (Cizvit disiplininden)

Persona non grata: İstenmeyen insan

Philosophum non facit barba: Sakal adamı filozof yapmaz.

Piscem natara doces: Balığa yüzme öğretiyorsunuz.

Piscis primum a capite foetet: Balık baştan kokar.

Plenus venter non studet libenter: Tok karna eğitim olmaz.

Plures crapula quam gladius perdidit: Sarhoşluk, kılıçtan daha çok kayba sebep oldu.

Plus ultra: Daha ötesi (İspanyol mottosu)

Poeta nascitur, non fit.: Şair olunmaz, doğulur.

Possunt quia posse videntur: Yapabilirler, çünkü yapabileceklerini düşünüyorlar.

Post cenam non stare sed mille passus meare: Yemekten sonra oturup kalma, hatta bir mil yürü.

Post Tenebras Lux: Karanlıktan aydınlığa

Post hoc ergo propter hoc: Bundan sonra öyleyse bu yüzden

Post hoc non est propter hoc: Bundan sonra ama bu yüzden değil (bkz. Sofizm: iki olayın üst üste gelmesi birbiriyle neden sonuç ilişkisine girmeleri anlamına gelmez anlamında)

Post mortem nihil est: Ölümden sonra hiçbir şey yok.

Post scriptum (P.S.): Sonradan yazıldı (ek metin)

Potius sero quam numquam: Hiç olmamaktansa geç olsun.(Geç olsun güç olmasın)

Præsente medico nihil nocet: Doktor buradaysa tehlike yok demektir.

Primas sum, primatum nil a me alienum puto: Primatım ve primattan gelen hiçbir şey bana yabancı değildir.(Earnest Albert Hooton)

Primum non nocere: Öncelikle, zarar verme (hekimlik kuralı)

Primus inter pares: Eşitler arasında birinci

Pro tempore: Belli zaman için

Quae nocent docent: Yaralayan şey öğreticidir.

Qui audet vincit: Cesaret eden kazanır.

Qui bene amat, bene castigat: Seven döver. (Tartışmalı konu: eğitimde ceza gerekli midir?)

Qui dormit non peccat: Uyuyan günah da işlemez.

Qui nescit dissimulare, nescit regnare: (Gerçekleri) Saklamayı bilmeyen yönetmeyi bilemez.

Qui non proficit, deficit: İleri gitmeyen geri kalır.

Qui rogat, non errat: Soru sormak hata değildir.

Qui scribit, bis legit: Yazan iki kere okumuş sayılır.

Qui tacet, consentire videtur: Sessiz kalan onaylıyor demektir.

Qualis artifex pereo!: Ne kadar güzel (sanatsal) ölüyorum! (Neron'un intihar etmeden önceki son sözleri)

Qualis pater, talis filius:
Böyle babanın böyle oğlu

Qui timide rogat docet negare: Çekinerek isteyen reddi çabuklaştırır.

Quia pulvis es et in pulverem reverteris: Çünkü sen tozsun ve toza geri döneceksin.

Quid me nutrit, me destruit: Beni besleyen şey aynı zamanda beni yok ediyor

Quid pro quo: Bir şey için bir şey (Sen benim için yaparsan ben de senin için yaparım)

Quidquid agis, prudenter agas, et respice finem!: Ne yaparsan yap, ihtiyatla yap ve sonunu gözden kaybetmeden.

Quidquid discis, tibi discis: Ne öğrenirsen kendin içindir.

Quidquid latine dictum sit, altum viditur: Latince söylenen kulağa derin gelir.

Quis custodiet ipsos custodes?: Latin ozan Juvenal'ın literal olarak "Gözetleyenleri kim gözetleyecek" çevrilebilecek "koruyuculardan kim koruyacak" anlamına gelen dizesi. Türkçedeki "Et kokarsa tuzlarsın ya tuz kokarsa" deyişinin muadilidir. Yönetimlerin veya orduların bozulduğunda korumak veya kollamakla yükümlü olduğu halka bunun tam tersini yapması durumlarında kullanılır. İngilizce karşılığı olarak "Who will guard the guardians?" kullanılmaktadır.

Quo fata ferunt: Kader nereye götürürse

Quo vadis?: Türkçe'ye "Nereye gidiyorsun?" olarak çevrilebilecek Latince cümle. İncil'de geçen bu cümle bugün bir atasözü gibi kullanılmaktadır. İncil'de, Yuhanna 16:5'de bulunur. Quo vadis deyişi tarihte ve modern kültürde birçok farklı şekilde ve yerde kullanılmaktadır.

Quod erat demonstrandum: Kesin bir kanıtın sonunda kullanılan Latince bir cümledir. "Gösterilmek istenen şey de buydu" anlamındadır.

Quod licet Iovis, non licet bovis: Jüpiter'e serbest olanın öküze de serbest olması gerekmez.

Quod medicina aliis, aliis est acre venenum: Bazılarının ilacı kimileri için zehirdir.

Quod nocet, saepe docet: Zarar veren şey genelde öğretir de.

Quosque tandem abutere, Catilina, patientia nostra: Ne zamana kadar sabrımızı suistimal edeceksin Catalina? (Marcus Tullius Cicero)

Quot capita, tot sententiæ: Var olan insan kadar farklı fikir vardır.

Reddite ergo quæ Cæsaris sunt Cæsari et quæ Dei sunt Deo: Sezar'a Sezar'ın olanı, Tanrı'ya Tanrı'nın olanı verin. (Yuhanna İncili, İsa'nın sözü)

Radix malorum est cupiditas: Açgözlülük bütün kötülüklerin anasıdır.

Reddite ergo quae sunt Caesaris, Caesari: Sezar'ın hakkı Sezar'a.

Reductio ad absurdum: Olmayana ergi (mantıkta bir metot)

Rem acu tetigisti: Üzerine parmağınızı koydunuz (Tam üstüne bastınız, doğru tahmin anlamında)

Repetitio est mater studiorum: Tekrar öğrenmenin anasıdır.

Requiescat in pace (R.I.P.): Barış (nur) içinde yatsın.

Res ipsa loquitur: Halin icabından anlaşılabileceği gibi (Hukuk terimi: yani bir şey söylemeye gerek yok, olay kendi kendini anlatacak kadar açık)

Rigor mortis: Ölüm katılığı (Bütün dillerde adlî tıpta halen kullanılan bir terim)

Roma die uno non aedificata est: Roma bir günde kurulmadı.

Sonraki Sayfa >>






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36822841 ziyaretçi (102967593 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.