Leylâ ile Mecnûn (27. Bölüm)
 

Leyla, Mecnun, Kalem, Aşk

Leylâ ile Mecnûn (27. Bölüm)

Mecnûn, Annesinin Ölümünden Haberdâr Oluyor

Bir sabah, bu dönem çarhın şehsuvârı güneş, düşmanını yenip meydan kendisine kalınca (yani güneş doğunca), ufuklardakiler görmesin diye şarâbını rafa kaldırdı. Fakat sabah, öyle bir kargaşalık yaptı ki; kap, kırılıp şarap döküldü (gün ışıkları, etrafa saçıldı).

Mecnûn, yalnız başına kasîdeler okuyarak dolaşıyordu. Annesinin ölümünden haberi yoktu. Bir kere daha âlicenap Selim (Mecnûn'un dayısı), garip yeğenini yoklamaya geldi. Ona yemek ve elbise getirdi. Sonra mâtem gözyaşları dökerek şöyle dedi:

«O mihnetzede ihtiyar kadıncağız, senden uzak, gözlerini hayata kapadı. Bu dünyâ evinden pılıyı pırtıyı toplayıp tıpkı baban gibi sana hasret gitti.»

Mecnûn, annesinin ölümüne çok yandı... Seher vakti hazîn hazîn çalan bir çenk gibi inledi. Taşa düşen bir cam parçası gibi kırıldı. Anne ve babasını yâd ederek mezârlarının başına koştu. İkisinin de mezarı başında ağladı, sızladı. Yüzünü mezârlarının toprağına sürdü. Fakat öldükten sonra gelen ilâcın ne kıymeti vardı? Akrabâları, Mecnûn'un bu feryâdını işitip birer birer koşup geldiler. Onu böyle zayıf, bîtâb, yerlere serilmiş buldular. Onlar da ağladılar. Her göz, sanki onun ayılması için yüzüne gözyaşından gül suyu serpiyordu.

Mecnûn, biraz kendine gelince, onu yeniden yurduna götürmeye çalıştılar. Fakat o, derin bir âh çekerek onlardan ayrıldı ve çöl yolunu tuttu. Gönlünde gâm (ciğer), ciğerinde kân, arkasında birkaç vahşî hayvan, kimsesiz kimsesiz dolaşmaya başladı. Bu âlemden kaçıp kurtulmak istiyordu. Zîrâ onda zerre kadar hayır (iyilik) bulamamıştı. Şimşek gibi göz açıp kapayıncaya kadar geçip giden bu ömürden bulut gibi eteğini çekmek istiyordu.

Arasöz

Bir ömür ki zevâl (yok oluş) üzerine kurulmuştur, bin sene yaşasa da bir nefes gibidir. Bir ömür ki sonunda muhakkak ölüm vardır, onun cilvesinden kime fayda olur ki...

Ey ölümün en büyük hakîkat olduğunu, birgün bu cânı geri vermek lâzım geldiğini düşünmeyen gâfil... Ne zamana kadar bu gurur içinde yaşayacak ve ölüm yolu için azık hazırlayacaksın? Gâlibâ aklın o kadar zayıf ki, bir kere bile kendini tartmamışsın. "Ben, neyim?" dememişsin. Arz (yeryüzü) üzerinde her zerrenin (noktanın, en küçük tozun bile) kendine göre bir uzunluğu, genişliği ve bir boyutu vardır. Fakat onu Kâf Dağı'yla mukâyese edersen, o zerre (küçücük nokta), bir "elif" gibi hiçbir şeye mâlik (sahip) değildir.

Düşün bu kadar geniş bir tarla içinde sen, nasıl bir dalsın? Bu kadar sonsuz felekler (âlemler, boyutlar) içinde sen nesin? Ömrünü hesap edersen, bu müddet, cismânî (maddesel) âlemin ömrü yanında bir hiçtir. Sen, bu pek nâçiz (değersiz) olan kalıbına bakarak kendinde bir kâbiliyet, bir uzunluk ve bir genişlik tevehhüm ediyorsun (var sanıyorsun). Fakat bu nâçîz (kıymetsiz) kalıptan sarf-ı nazar ederek (dikkatlice bakarak) cân âlemine bakarsan, bir hiçten başka hiçbir şey olmadığını anlarsın.

Gururlanma, alçak gönüllü ol! Kendinde bir varlık vehmediyorsan (varlığının gerçek olduğunu zannediyorsan), bu, senin için bir ayıptır; onu (bu ayıbı) toprak ile ört... Bütün mahlûklardan müstağnî olmak, ne büyük bir zevktir. Kendin gibi birisine muhtaç oldukça, daima ıstırap çekersin. Bu ihtiyâçtan kurtulduğun zaman, hakîkî büyüklüğe ermişsin demektir.

Sakın kimsenin ekmeğini kabul edip de onun köpeği olma. Kimsenin sofrasına kedi gibi yanaşma. Bir meş'âle gibi kendi alın terinle kazandığını ye. Mum gibi kendi hazînen ile geçin. Nizâmî gibi ol, onun gibi yaşa ki, cihân sultanları dâhî sana kölelik etsinler!

<< Önceki Sayfa / Sonraki Sayfa >>

Kaynaklar ve Dipnotlar

[1] Nizâmî, "Leylâ ile Mecnûn", Milli Eğitim Bakanlığı, İslâm Klasikleri Serisi, Ankara 2001, s.205-207.





Bu sayfa hakkındaki son yorum:
Yorumu gönderen: Nuri ZARALI, 11.10.2014, 20:11 (UTC):
Bu başlık altında kullanmış olduğunuz fotoğraf şahsıma ait olup bilgim dışında kullanılmıştır. Lütfen fotoğraf sahibi olarak Nuri ZARALI tarafından çekildiğini belirtiniz.

Yorumu gönderen: Kemal, 12.11.2010, 22:07 (UTC):
Mecnun olmasaydı, kara kuru bir Leyla hayat bulur mu idi? Çöller gülistan olur mu idi?

Yorumu gönderen: Selma .D, 03.11.2010, 21:19 (UTC):
Hadi oradan hepiniz yağcısınız siz sabahtan beri yorulmadınızmı ne zaman rahat duracaksınız siz.:)

Yorumu gönderen: ((Bircan)), 03.11.2010, 19:25 (UTC):
Sevimliyim kızım ben:)

Yorumu gönderen: ayşegül, 03.11.2010, 19:24 (UTC):
:)bende seni seviyorum arkadaşım:)

Yorumu gönderen: ((Bircan)), 03.11.2010, 19:18 (UTC):
İyide Ayşegülcüm bazı şarkılarda da aşk için ölmeli aşk o zaman aşk diyorlar:)hangisine inanıcaz o şarkıyamı bu şarkıyamı?ama yinede flozoflara taş çıkartacak açıklamandan dolayı teşekkür ediyorum:))

Yorumu gönderen: ayşegül, 03.11.2010, 19:08 (UTC):
Leylâ ile Mecnûn, efsâne oldular; Oysa bizim hikâyemiz, sonsuzluğa erişti!diyordu az evvel ki şarkıda...leyla ile mecnunu efsaneleştiren aşkları değil mecnunun acıları oldu..leylaya kavuşmak onu bu kadar değerli yaparmıydı acaba???sanmıyorum..öldüren sevdaya inanmam ben..aşk yaşatıyorsa aşktır ve bu sebepten sonsuza ulaşır...

Yorumu gönderen: Deniz, 03.11.2010, 18:34 (UTC):
en buyuk ask baska buyuk yok derim:)en buyuk sen baska carem yok derim:) ben muzur bi kizim heryerden yeterim idareli kullan biterim sonra:)

Yorumu gönderen: ((Bircan)), 03.11.2010, 18:22 (UTC):
Bir kere aşk ne kalemde ne kelimede ne de sözde olur aşk yürekte olur:)Her aşık kendini aşık sanır sanırım herkesin aşkı kendine büyük ne dersin deniz:)hem sen msn bıraktın buralardanmı uzuyorsun bana varmış ki ömrün yiyorum:))

Yorumu gönderen: Deniz, 03.11.2010, 18:17 (UTC):
Ask sozle olsaydı kalem mecnun olurdu..guzelmiş..korkudan gulemedim bu kez leylaya bircan yine anlam cıkarıcan bende acıklama yapmaya ugrasıcam diye:)yedin ömrümü yedin:)



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36742021 ziyaretçi (102825360 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.