Leylâ ile Mecnûn (30. Bölüm)
 

Leyla ile Mecnun

Leylâ ile Mecnûn (30. Bölüm)

Leylâ'nın Kocası İbn-i Selâm'ın Ölümü

Hâdiseler, sebepsiz ya da maksatsız değildir. Zarûrî olarak her işte bir maksat gizlidir. Her mevcûdun hareketi, bir maksada yönelmiştir. Kağıdın iki tarafı vardır. İki taraftan da üzerine bir şey yazılabilir. Bir tarafı bizim tedbirimiz ise, muhakkak diğer tarafı da Allah'ın takdiridir. Bu iki hesâbı birbirine denk getiren kâtip, az bulunur.

Bir çok gül vardır ki, gül zannedersin; halbuki diken gibi seni incitir. Fakat görünüşte koruk zannettiğin salkım da, bakarsın, lezzetli bir üzüm çıkıverir. Perhiz, insanı zayıflatır; ama mideyi tedavi eder. tedbîr ile takdîr böyle birbirine uymayınca, kazâya râzı olmaktan daha akıllıca bir hareket olamaz. Hülâsâ, iş böyle olunca, sirkeye bal şerbeti nazarıyla bakmalısın...

Leylâ, güzeller içinde bir meşale idi. Kendi için bir azap (renc), başkaları için de bir hazîne (genc) idi. Bu hazînenin etrafına halkalanan yılan, sanki onu bir kale içine hapsetmişti. Bu .ok kıymetli mücevher, ejderhanın ağzındaki Ay'a benziyordu. Taşın içinde lâl tanesi gibi işkence içinde yaşıyordu. Kocası, onu sabrediyor zannederek aldanıyordu. Leylâ, çok dertli idi.

Onu çok itinâ ile muhafaza eden İbn-i Selâm da çok mihnet içinde idi. Fakat yine de şükrediyordu. Hiç olmazsa Leylâ gibi bir güzele velev görünüştü sâhip olmuştu. Peri kızı Leylâ, onun yanında çelikle [1] zaptedilmiş bir periye benziyordu. Kocası yanında olmadığı zaman daima ağlar, inler; o gelince ise gözyaşlarını silerdi. Bir kere acısını açığa vuramamış, daima gizli gizli feryâd etmişti. Böylece kendi kendini yiyordu.

Gizli dert, insanın canını içten içe kemirir. Kim ister ki böyle her nefeste canı eksilsin? Fakat ne yapsın; kocasından korkuyor, akrabalarından utanıyordu. Neticede de kendisi elden gidiyor, zülfü gibi perişan oluyordu. Yabancı, yanından uzaklaşır uzaklaşmaz feryâda başlıyor, mecâlsiz kalıncaya kadar ağlıyor, yaklaşan birinin ayak seslerini duyar duymaz o coşkunluğunu göğsüne taş gibi basarak gelenlere güleryüz gösteriyordu. Fakat kader, alnına bu yazıyı yazmıştı. O güzel, böylece azap çekip duruyordu.

Nihâyet birgün, bu pervâsız felek, işini açığa vurdu. Leylâ'nın kocası, çektiği mihnet yüzünden önce hastalandı. Şiddetli bir ateşle yatağa düştü. Harâret, dimağa tesir etti. Mizâcı fenâlaştı, "ahlat-ı erbaâ"nın (dört unsurun) itidâli (dengesi) bozuldu. Hekim, gelip ilâçlar verdi. Tedâvi etti. Düzelmeye başladı.

İyileşince perhiz etmedi. Perhiz, yalnız bir hastalığın defi için değildir. Sıhhatte iken perhiz eden adam, sıhhatte devam eder. Hasta iken perhiz eden adam, hastalıktan kurtulur.  Bu hastalığın nekahat (iyileşme) devrinde perhizi bozunca, tekrar ateş geldi. Hastalığı nüksetti. Birinci hastalığın yıktığı hastayı ikincisi aldı götürdü. Birinci sel ile ıslanan toprağı ikinci bir sel eritip sürükledi. Birinci deprem, sağdan-soldan duvarları çatlatmıştı. İkinci depremse onu yere vurdu.

Bu hasta genç, birkaç gün yatakta inledi. Nihâyet nefesi daraldı ve bu rüzgâr şişesi (vücut), taşa düşüp parçalandı. Cihânı rüzgâr gibi silkip attı ve cihân işkencesinden canını kurtardı. O gitti, biz de gideceğiz... Kimse kalmayacak... Cihân, verdiği borcu muhakkak geri alır.

Cihâna borçlu olmaktan sakın; velev ki bir tutam ot ile olsa... Çünkü bu, çok terbiyesiz bir alacaklıdır. Ne yap yap, borcunu verip kurtulmaya bak. Oturma... Çünkü bu borç ile oturmak, çivi üstünde oturmaya benzer. İncini saklayan bir kutuyu kırıp güvercinler gibi bu borçtan uç git. Bu dört köklü ok ağacı [2] ve bin çivili dokuz kalkan [3], ölüm mızrağı ile mücâdeleye kalkarlarsa, öyle bir yere serilirler ki, bir daha kalkamazlar. Her sabah, bu güzel revaktan [4] âlem harmanına ateş düştüğünü ve her akşam, bu çamurdan yapılmış yeryüzünden dar ağızlı felek küpüne duman yükseldiğini [5] görünce anlamalısın ki bu dünyâ, savrulan bir "ateşgede"den [6] başka bir şey değildir.

Leylâ, murâdına ermeden ölüp giden eşine acıdı. Her ne kadar onun ölüp gitmesi kendisi için faydalı idiyse de, ne de olsa kocası idi; üzüldü. Bununla beraber kocası için feryâd ederken, gizlice âşıkını anıyordu. Sevgilisinin derdinden saçını başını yolarken, arada kocası için de bir hisse çıkarıyordu. Kocasını bahane ederek sevgilisi için ağlıyordu. Kocasına mersiyeler düzerken, âdetâ sevgilisinden bahsediyordu. Kocasının mâtemi, bir kabuktu. İçinde Mecnûn'un aşkı için çektiği dert gizlenmişti.

Araplarda âdettir; eşi vefât eden bir kadın, kimseye görünmez. İki sene evde oturur. Ne kimse onu görür, ne de o, kimseyi görür. Orada bildiği gibi ağlar, inler ve mâtem eder. Leylâ, bunu bahane ederek çadırına kimseyi almadı. Kaderi ile baş başa kaldı. Artık feryâda ruhsat olduğu için, eskisi gibi mâtemini bir sabır örtüsü ile örtmeye ihtiyâcı kalmamıştı. İstediği gibi ağlıyor, sızlıyor ve dövünüyordu. çünkü artık kimseden korkusu kalmamıştı.[7]

<< Önceki Sayfa / Sonraki Sayfa >>

Kaynaklar ve Dipnotlar

[1] Büyücüler, çelik parçası ile peri ve cinleri teshir ederlermiş.
[2] Yedi iklim, dört unsur. Ok yapılan ağaç, çok uzun olur.
[3] Dokuz felek ve yıldızlar.
[4] Revak, sırtı bağlı bulunduğu binaya dayalı, ön cephesi açık, üstü örtülü ve örtüsü sütunlarla ya da payelerle taşınan mekana verilen ad.
[5] Dumanlı küp, felektir.
[6] Ateşgede, İslamiyet öncesinde İran'da kutsal ateşin içinde yandığı yapı ya da alana verilen isimdir. Örtülü bir mekân zorunluluğu olmayan ateşgedenin mekânı, üstü açık özel bir kesim ya da doğal petrol sızıntısının yandığı bir alan da olabilir. Yapı olarak inşa edilmiş ateşgelerin temel örneği, dört masif ayaklı, üstü kubbeyle örtülü bir strüktürdür. Tromp geçiş öğelerine oturtulmuş kubbeleri ve masif taşıyıcılarıyla bu tür ateşgedeler, İslam döneminde kubbe sistemlerinin evrimini etkilemişlerdir.
[7] Nizâmî, "Leylâ ile Mecnûn", Milli Eğitim Bakanlığı, İslâm Klasikleri Serisi, Ankara 2001, s.222-226.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36669358 ziyaretçi (102696952 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.