Ludlul-Bel-Nemeqi (Eski Bir Babil Şiiri)
 
Sumer, Babil

Ludlul-Bel-Nemeqi (Eski Bir Babil Şiiri)

Ludlul-Bel-Nemeqi, "hikmet sahibimi öveyim." demektir. 4 tabletten ibaret olan bu metin hastalıktan yeni kalkmış birinin tanrısına karşı şükran hislerinin ifadesidir. Esnaftan biri, sebepsiz olarak hastalanır ve çok ağır bir imtihana tabi tutulur. Hatta diri diri mezara bile gömülür. O, bütün ıstırabına rağmen tanrıya olan imanını kaybetmez ve sabırla her şeye göğüs gerer. Sonuç olarak meşhur Babil tanrısı Marduk gelip onu kurtarır. Bütün aile sevinir, eğlenceler yapılır, hasta da tanrıya şükreder.

Şiirin özünü tanrıya güven ve iman oluşturmaktadır. Şair, bir tek ferdi esas olarak ele almakla beraber, onun muhiti için de kuvvetli tahliller vermektedir. Manen ve maddeten zayıf bir insan için bugün dahi yapılan ve söylenen sözler güzel bir üslupla sunulmuştur. Bu motif, Tevrat’ın içindeki "Hiop" (Eyüp) şiirinde de işlenmiştir.
Hiop motifi, dünya edebiyatında, Goethe’nin Faust trajedisinin hikâye çerçevesi olarak kullanılmasıyla hayat kudretini yeniden ispat etti.[1]

Sütun I

1. Evvelce mağrurken şimdi köleye döndüm.
2. Benim lehimde konuşana tuzak kurulmuştur.[2]
3. Tanrıma karşı olan görevlerimi başkasına verdiler.
4. Bunun için gün ıstıraptır, gece âh-u figândır.
5. Ay, mecalsizlik; yıl, matemdir,
6. Erkek güvercin gibi bütün günlerimde hıçkırıyorum.[1]

Sütun II

1. Nekahattan geçtim, iyiliğe vardım,
2. Ne kadar ararsam kötüdür, daha kötüdür,
3. Kötülük, üzerimde çoğalır, iyilik bulamam.
4. Tanrımı çağırdım bana yüzünü dönmedi.
5. Tanrıçama yalvardım, başını kaldırmadı.
6. Bakıcı, ciğer falında bir hükme varamadı.
7. Ruhları çeken bakıcı, hakkımı belirtmedi.
8. Rüya gösteren tanrıma başvurdum, beni dinlemedi.
9. Büyücü, büyüsüyle tanrıların kırgınlığını gideremedi.
10. Her yerde acaba ne gibi işler yaptım da,
11. Arkama bakmakla bile kötü görülüyorum?!
12. Sanki tanrıma kurban merasimi yapılmamış,
13. Sanki yemekte tanrıçalarımın adı anılmamış,
14. Sanki dua etmemişim ve tebcil ettiğim görülmemiş,
15. Sanki öyle bir adamım ki dua ve ibadet için ağzımı kapamışlar.
16. Sanki tanrının günü iptal edilmiş, Ay Bayramı ihmal edilmiş.
17. Sanki tanrılar ihmal edilip kurallar tahkir edilmiş,
18. Sanki itaat ve hürmeti insanlarıma öğretmemişim
19. Sanki tanrısını zikretmemiş ve onun yemeğinden yememişim gibi.
20. Sanki tanrıçaları bırakıp, günlük kurbanları getirmemişim gibi.
21. Küstah olup tanrısını unutan biri gibi,
22. Değerli tanrısının yeminini kıymetsiz bulan biri gibi görünüyorum.
23. İbadet ve duamı içten düşündüm,
24. İbadetim, mukadderatımdı; kurban, benim için farzdı.
25. Tanrılara hizmet, benim sevinç günümdü,
26. Tanrıçamın arkasından yürüdüğüm gün, benim için kazançtı.
27. Krala tebcil, benim eğlencemdi.
28. Onun şerefine ilahi söylemek, benim hayrımdı.
29. Yurduma tanrı kurallarını korumayı öğrettim.
30. İştar’ın ismini şereflendirmeyi halkıma talim ettirdim.
31. Kralın övgüsünü tanrı ile bir tuttum.
32. Saraya hürmeti milletime öğrettim.
33. Tanrıların bunlara razı olduklarını keşke bilseydim!
34. Fakat insana göre ne iyi ise, tanrı için suçtur.
35. Neyi çirkin bulursam, tanrının hoşuna gider,
36. Göğün içindeki tanrıların işini kim anlar?
37. Zanunzu [3] tanrısının hükmünü kim kavrar?
38. İnsanlar tanrının hareketini ne zaman anladı ki...
39. Ki o, dün gece yaşıyordu, bugün ölüyor.
40. Birdenbire kederlenir, hemen mahvolur,
41. Birdenbire neşelenerek şarkı söyler.
42. Bir adımda ağıtçılar gibi feryat eder.
43. Gece ve gündüz gibi insanların kaderleri de birbirinden ayrıdır.
44. İnsanlar eğer açsa, leştir,
45. Şayet karnı toksa, tanrısıyla boy ölçüşür.
46. İyileşince göğe çıkmaktan bahseder,
47. Istırap çekerken cehenneme inmeyi konuşur.

(Burada 47 satır eksiktir)

95. Zindan olan yatağa düştüm; çıkışım, eziyetli oldu,
96. Evim, hapishaneye döndü.
97. Etlerim zincirdi, kollarım bitaptı,
98. Varlığımın prangası alan ayaklarım, yerde sürünmüştü.
99. Yaralarım acıdır ve darbem ağırdır,
100. Sivri uçlu kamçı ile beni dövdüler.
101. Kızgın uçlu sopayı bana batırdılar.
102. Her gün arkamdan biri beni takip ediyordu.
103. Gece yarısı bile bana bir an nefes aldırtmıyordu.
104. Her uzvum başka yere kayarken, vücudumun bağları çözülmüştü.
105. Vücudumun bağları, şuraya-buraya saçılmış ve etrafa atılmıştı.
106. Gübre içinde sığır gibi geceledim.
107. Koyun gibi pislik içinde debelendim.
108. Hastalığım, büyü rahibini şaşırttı.
109. Ciğer alâmetlerim, bakıcının aklını kaçırttı.
110. Büyücü, hastalığımın mahiyetini belirtemedi.
111. Bakıcı, nekahatimi anlatmadı.
112. Tanrım, bana yardım edip elimden tutmadı.
113. Tanrıçam,  merhamet edip yardımda bulunmadı.
114. Mezarım, açıktır; mirasımı aldılar, [4]
115. Ölüm gelmeden feryadım bitmiş oldu.
116. Bütün yurdum "ne zavallı" dediler.
117. Bana haset eden erkeklerin bunu işitince yüzleri güldü.
118. Beni kıskanan kadına müjdeledikleri zaman içi açıldı.
119. Fakat iyi biliyorum ki gün gelecek,
120. Meleklerin içinde olan ailemin uluhiyeti tekrar meydana çıkacak.[1]

Sütun IV

1. Beni vuranın elini vurdu,
2. Kılıcını düşürdü Marduk. [5]
3. Beni yiyen aslanın ağzına
4. Gem attı Marduk.

(Tahminen 10 sat ı r eksik)

5. Secde ve rica için Esangıla’ya [6] girdim,
6. Mezara inmiştim, şimdi saadete döndüm.
7. Bolluk kapısında bana bolluk bahşedildi,
8. Meleğin adım kapısında, meleğim bana yaklaştı.
9. Selâmet kapısında selâmete kavuştum.
10. Mukadderat kapısında hayata rastladım.
11. Güneşin doğuş kapısında canlılarla bir sayıldım.
12. Mucizeler belirme kapısında iyi falların izleri görüldü.
13. Günah kapısında günahım çözüldü.
14. Danışma kapısında kendimle danıştım.
15. Üzüntü dağıtma kapısında, üzüntülerim dağıldı .
16. Paklık kapısında, paklık suyu bana serpildi.
17. Sağlık kapısında, Marduk’a rastladım.
18. Cinsi cazibe kapısında [7] Zarpanitum’un [8] ayaklarını öptüm.
19. Dua ve huşu içinde onların önünde yalvardım,
20. İyi koku ve tütsüyü onlara dumanlattım.
21. Bahş ve hediyelerle bol bol kurban verdim.
22. Besili sığırlar ve koyun kestim.
23. Tatlı içki ve berrak şarap bahşettim.
24. Esangila’nın koruyucu tanrısına, tanrıların heykellerine, kutsi bira ve
25. Kurban vererek onların ciğerlerini aydınlattım.
26. Bol bol bahşişlerle onların içini sevindirttim.

(9 satır eksik olduğu tahmin ediliyor)

27. Kabir yapmış olanlar, ziyafete oturdular.[9]
28. Marduk’un onu nasıl dirilttiğini Babilliler gördü.
29. Hepsi Marduk’un büyüklüğünü övdü.
30. Böyle bir mucize kim yarattı?
31, Kimin arzusu ile o bu yola koyuldu?
32. Marduk’tan başka kim onu ölü gibi yaşattı?
33. Zarpanitum’dan gayrı hangi tanrıça ona can verebilirdi?
34. Ancak Marduk mezarda yaşatmaya muktedirdir.
35. Ancak karanlıktan Zarpanitum kurtarabilir.
36. Toprak nereye konmuşsa, gök nerede genişlemişse,
37. Nerede güneş belirmişse, ateş yakılmışsa,
38. Su nerede akarsa, rüzgâr eserse,
39. Aruru [10] tanrıçasının çamurdan kopardığı ( varlıklar)
40. Canla süslenmiş olanlar, adım atanlar,
41. Dünyadaki bütün insanlar, hepiniz Marduk’u övün.[1]

Kaynaklar ve Dipnotlar

[1] Asistan Kadriye Tansuğ - Özel İnanlı, "Sümerlilerin Dünya Görüşü ve Babil Edebiyatına Toplu Bir Bakış", s.571-575.
[2] Şair şunu anlatmak istemiştir: Her kim bu adamla konuşursa ve bu konuşmaları görülecek olursa, konuşana önceden tasarlanan bir lânetleme yapılacaktır. Babil’de genellikle adet büyülenmiş olanla ilişkide bulunmamaktır. Çünkü büyü, tıpkı bir bulaşıcı hastalık gibidir. Büyülü ile kim konuşursa, o da aynı şekilde büyülenmiş olur.
[3] İkinci derecede bir tanrı .
[4] Filolojik malûmat ve arkeolojik buluntulardan ölünün yanına çok kıymetli eşyaların bırakıldığını biliyoruz. Bu satırda eşyaların alınmış olduğunu anlatmaktadır.
[5] Ünlü Babil şehrinin tanrısı olan Marduk, sahip anlamına gelen "Bel" ismiyle anılır. Yunanlılar, buna Belius derler. Bir rivayete göre EA’nın oğludur. Amurruların ünlü hükümdarı Hammurabi, başkent olan Babil’in tanrısı Marduk’u tanınmış Sümer tanrılarının üstünde tutmak için O’na bütün büyük tanrıların kudretlerini vermiş ve milli Sümer destanındaki kahramanlıkları O’na atfetmiştir. Marduk’un 50 ismi ve çeşitli silahları vardır. Boğa ve ejder gibi varlıklar O’nun kutsal hayvanları sayılır.
[6] Esangıla, Babil şehrinde Marduk’a ait bir tapınaktır. Anlamı, "başını göklere yükselten tapınak" demektir.
[7] Çeviride verdiğimiz anlama gelen Lamarabi kapısının adıdır.
[8] Marduk’un karısı.
[9] Hasta olduğunu gördükleri zaman bir an evvel ölmesini isteyenlerin, iyi olduğu zaman tertip ettiği ziyafete bir dost gibi geldiklerini belirtmek ister.
[10] Mitolojide ana tanrıça olarak yer alan Aruru, Kuzey Mezopotamya’daki Uruk şehrine yakın olan Keş’i kült merkezi olarak tanır. Bu tanrıça Anu, Enlil ve EA’nın yanında 4.lüğü alır. Sümerliler bunu "Dağ Sahibesi" ismiyle tanırlar. Babilliler ise "Büyük Tanrıça" olarak alırlar. Bu bütün Önasya’ya yayılan bir tip olup, Prohistoryanın iddiası doğru ise, en eski bir tanrıdır. Tuna’dan Çin’e kadar uzanan her yerde çıplak bir kadın tipi görülür. Bu ana tipi Aruru’ya atfederlerse de bu fikir hâlâ şüphelidir. Çünkü bütün idoller tanrı olsa bile acaba ana tanrı mıdır? Bu çıplak tanrıçalar, daha çok İştar ve cinsiyet tanrısı tipini taşırlar. Bir de Güney Babil’e ait Ana tanrıça tipi vardır ki, ona da Aruru ya da "Tanrıçalar Tanrıçası" denir.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36861612 ziyaretçi (103034292 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.