Mısır'ın Ölüler Kitabı ve Psikostazi
 

Ölüler Kitabı, Egyptian Book of the Dead

Mısır'ın Ölüler Kitabı ve Psikostazi

Ra nu pert em hru

"Hiç kimseye kötülük etmedim.
Yakınlarımı bahtsızlığa sürüklemedim.
Gerçek evinde alçaklık etmedim.
Kimseyi gücünün dışında çalıştırmadım.
Benim yüzümden kimse korku duymadı,
yoksulluk ve acı çekmedi, bahtsız olmadı. Tanrıların kötü gördükleri şeyleri hiç bir
zaman yapmadım.
Kölelere kötü muamele etmedim ve ettirmedim. Kimseyi aç bırakmadım.
Kimseye göz yaşı döktürmedim.
Kimseyi öldürmedim ve kimsenin
kahpece öldürülmesini emretmedim.
Kimseye yalan söylemedim. Hiç bir utandırıcı davranışta bulunmadım.
Zina etmedim. Yiyecekleri pahalı ve eksik satmadım. Terazinin dirhemi üzerine hiç bir
zaman elimi bastırmadım. Teraziyle tartarken hiç bir zaman hile yapmadım.
Süt çocuklarının ağızlarından sütü uzaklaştırmadım. Hayvanları çalmadım.
Tanrının kuşlarını avlamadım.
Ölmüş balığı tutmadım. Hiç bir arkın suyunu başka yöne çevirmedim.
Ben temizim, temizim, temizim...”

Eski Mısır'ın Ölüler Kitabından [1]

"Bu kitap, tanrısallaşmış ruhun, Ra'nın bağrındaki mükemmelleşmesini konu alır ve onu Osiris nezdinde yüceltir, Amenti'nin Efendisi nezdinde güçlü kılar ve tanrıların hiyerarşisinde saygıya layık kılar. Bu kitap, Douat'ın esrarlı yerlerinin sırlarını açıklar, alt dünyanın sırlarına inisiye olmak için bir rehber görevi görür... bu kitabı okurken sana ve Rahip Kher-heb' e yakın olanlardan başka, hiç bir insan varlığının seni görmesine izin verme... içine yıldızlı dokumalar gerilmiş bir odaya kapan. o zaman bu metinlerin, kendi için okunacağı her ölünün ruhu yaşayanlar arasında, parlak gün ışığı içinde dolaşabilecek; tanrılar arasında güçlü olacak... ve tanrılar onu yokladıktan sonra, ölüyü eşitleri olarak tanıyacaklar... gerçekte bu kitap çok gizli ve çok derin bir sırdır" [2]

Mısır ölüler kitabı eski Mısırlılara ait bir kitaba verilen addır. Ölüm-ötesi yaşamında kendisine yardımcı olması için ölmekte olan kişinin huzurunda okunan metinlerin ve gömülme yöntemleriyle ilgili metinlerin derlenmesinden oluşmuş bir kitaptır. Geç dönem hanedanları zamanında yazılmış bu kitabın orijinal adı, “Gün'e çıkışın bölümleri” anlamında “Ra nu pert em hru”dur. Kitabın üç ayrı kaynaktan uyarlanmış biçimleri bulunmaktadır (Heliopolis uyarlaması, Teb uyarlaması, Sais uyarlaması).

Yer yer sembolik ifadelere yer verilen kitapta özetle, ölüm olayından sonra fiziksel bedenini (Aufu) terk eden ruhun ka'sıyla öte-aleme (Amenti, Amentet) göçtüğü, burada kendisini bir hesaplaşma, bir yargılanma (Psikostazi) beklediği, bu yargılanmada vicdanın rolünün çok önemli olduğu, yargılanma işleminden sonra bazı ruhların tekrar yeryüzünde doğduğu, bazı yükselmiş ruhların ise İsis ve Osiris'in hükümranlığındaki organizasyonlarda görevler aldığı anlatılır.[3]

Ölüler Kitabı, Eski Mısır'da ölülerin mezarlarına bırakılan, papirüslere yazılmış, dua ve sihirler kitabıdır. İlk bulunanı 453 babdır. Daha sonraları 165 bab'a kodlanmışları çeşitli mezar kazılarında bulunmuştur.[1]

Eski Mısır'da ölüm ve ötesiyle ilgili kaynaklar, Piramit ve Tabut yazıtlarıdır. Bütün bunlar, "Ölüler Kitabı" denen ölüm, ölüme geçiş ve ölümden sonraki yaşamla ilgili kuralları ve düzeni anlatan, bütün bir bilgi veya inanç sisteminin parçalarıdırlar. Mısırlılar, ölümden sonra yeniden dirileceklerine inanırlardı. (Osiris'in yeniden doğması ve onun kişiliğinde simgelenen KIŞ ve BAHAR örneklerindeki gibi.)

İnsan, beden ve ruhtan oluşuyordu. Her ikisi de ölümden sonra ebedî olarak kalabilirdi. Yeter ki ölümden sonra insan, Osiris'in önünde günahlarını bağışlatsın ve saf olarak cennette kalabilsin. Osiris, insanin kalbini bir tüy ile tartarak samimiyetini ölçerdi. Eğer ölü insan, bu ölçümde başarısız olursa; aç, susuz ve güneşsiz olarak ebediyen mezarında kalırdı.[4]

İnanışa göre insanlar ölünce, ruhları Duat'ta (Mısır mitolojisinde yer altı dünyası, Araf) yargılanırdı. Bu yargılama, Hakikat'i temsil eden bir tüy yardımıyla yapılır. Ölünün ruhu Duat'taki bir mahkeme salonuna Anubis (mumyalama tanrısı) tarafından götürülür ve ölünün kalbi, ki kalbin kişinin ahlaki durumunun kaydı olduğuna inanılırdı. Osiris tarafından yapılan bu mahkemede, ölünün ruhu temiz ise; Ammit, ölüye dokunamaz. Ruh,, Osiris tarafından Aaru'ya götürülür; ama Maat'ın hakikat ve adaleti temsil eden devekuşu tüyü, ölünün kalbinden daha hafif ise Ammit, ölünün ruhu / kalbiyle beslenir ve ruh, Duat'ta (Araf'ta) kalmaya mahkum edilir; kişi, ikinci kez ölürdü.[5]

Osiris'in sınavlarından başarıyla geçebilmek için bazı yöntemler uygulanırdı. Örneğin, mezarlara yiyecek ve "tanrıları" sevindirecek tılsımlar konurdu. Ayrıca balık, yılan, hamamböceği gibi böcekler, rahipler tarafından kutsanarak ölüye yardımcı olurlardı. Ama en önemlisi, "Ölüler Kitabı"nın satın alınıp mezara konmasıydı. "Ölüler Kitabı", ölüm rahiplerinin yazdıkları dua ve yöntemlerle, Osiris'i sakinleştirecek ve hatta aldatacak önerilerle doluydu.

"Ölüler Kitabı" örneklerinden yüzlercesi, papirüs rulolar halinde mezarlardan çıkarılmıştır ve en eskileri Piramitler Dönemi'ne aittir, yani M.Ö. 2500'lere. Mısır inançlarına göre tüm bilgiler veya bilim, "Bilge Tanrı" ve yazman Toth tarafından yazılmıştır. Bugün dahi, bazı mistik-pagan çevreler, Tarot Kartları'nın kökeninin Toth kültünden kaynaklandığına inanırlar.

Mısır'ın Ölüler Kitabı, Egyptian Book of the Dead Ancient Egypt

Ölüler Kitabı'nın Kökeni

Bilim adamlarına göre, Antik Mısır halkı tarafından kullanılan Ölüler Kitabı, ölümden sonraki yaşamda gerekli olacak bazı talimat ve yönlendirmeleri içermekteydi. Tüm tılsım ve dualar, her cenaze için her seferinde okunmaz, sosyal statü ve zenginliğe göre farklılık gösterirdi. Bazı tılsım ve dualar, tanrılara hediye sunmak amacı ile kullanılırken, bazılarıysa diğer tarafta yürüyebilmeyi veya ölümden sonraki hayatta tekrar ölmemeyi sağlayan düzenleyici yönlendirmeleri içerirdi.

Sanılanın aksine, Ölüler Kitabı, ölen insanları diriltmek için değil; ölümden sonraki yaşamda ölen kişiye yol göstermek ve hayatını düzenlemek amacı ile oluşturulmuş metinlerden oluşmaktaydı. Ölüler Kitabı, Antik Mısır'da ölümden sonraki yaşamın cenneti olarak düşünülebilecek sazlık tarlalarına ulaşmayı isteyen her Mısırlı için onlara yol gösteren bir kaynak olarak 18. hanedanlıktan başlayarak kullanılmaya başlanmıştır.[6]

125. Tılsım

125. Tılsım, Ölüler Kitabı'nın en çok tanınmış tılsımlarından biri olup, özet olarak ölen kişinin Tanrı Osiris'e ve 42 yargıcı tarafından hayatında yaptıkları ile ilgili yargılanmasını içermektedir.

Ölen kişinin kalbi ve iyilik oranı, tanrı Osiris, tanrıça olarak bilinen İsis ve Neptis, ve yazıcı tanrı Anubis karşısında tartılır. Tanrı Osiris, kararı verir ve tanrıça İsis'in taşıdığı doğruluk tüyü ile karşılaştırılır. Tüy, daha ağır gelir ise; kişi, Anus ("Ammet", "Amimit", "Kalp Yiyici") adı verilen canlı tarafından yenilir.Eğer tüy hafif gelir ise kişi İsis ile birlikte cennete gider.

Bazı bilim adamlarınca Tılsım 125'te bahsedilen 42 günah ve bu günahlara ait suçsuzluk açıklamalarının (Örn. Hırsızlık yapmadım, cinayet işlemedim vb.), Musevilikteki "On Emir" için temel oluşturduğu öne sürülmektedir.[6]

Above and Below, from Chapter 125 of the Book of the Dead in the Papyrus of Ani, A

Above and Below, from Chapter 125 of the Book of the Dead in the Papyrus of Ani B

Above and Below, from Chapter 125 of the Book of the Dead in the Papyrus of Ani

Psikostazi

Psikostazi (ya da psikostasya), eski Mısır tradisyonundaki bir kavramın eski Yunanca'daki adıdır. Bu terim, "psikhe" (yaşamsal unsur, nefes, süptil beden) ve "statis" (tartılma) sözcüklerinden türetilmiştir. Ölüm olayı ile bedenini terk edenlerin yargılanması olan psikostaziye, ölümden sonraki vicdani hesaplaşma olgusunun sembolik öğelerle anlatımı da denilebilir.

Eski Mısır metinlerine göre, her ölü için söz konusu olacak “tartılma”, ilahe Maat'ın "hakikat salonu" denilen salonunda gerçekleşir. Yeraltı âleminin sorumlusu ve Ra'nın gözü sayılan Maat'ın hiyeroglifi, “hakikat, adalet ve doğruluğu” simgeleyen tüydür.

Mısır Ölüler Kitabı'nda ve eski Mısır metinlerinde Psikostazi, özetle, şöyle açıklanır:

Ölü, “ka”sıyla (perispri) Osiris'in önüne, 42 ilahın huzuruna çıkar. Ezoterik kaynaklara ve sembolizm verilerine göre, bu 42 ilah, Osiris dini'ndeki “öldürmeyeceksin, ağlatmayacaksın! vb.” şeklinde belirtilen 42 kuralın somutlaştırılmış, kişileştirilmiş halleridir ki, burada, kişinin yeryüzünde yaşarken İlâhî Yasalar'ın gereklerine uyup uymamış olması irdelenir. bknz..Osiris'in Dini

Ölüler Kitabı'na göre, bir süre sonra, yeryüzünde yaşarken yapmış olduklarını görebilmesi için, ölüye hafızası ve anımsama yetisi geri verilir ve tartılma başlar.

Bu tartılma ve yargılanma sahnesi Mısır resimlerinde, bir kefesinde ölünün kalbi, diğer kefesinde bir tüyün bulunduğu terazi ile temsil edilir. Bu tüy ve kalp sembolizminde tüy sembolü hemen hemen tüm tradisyonlarda olduğu gibi, hakikat, adalet ve doğruluğu simgeler, kalp ise dünyada yaşarken tüm yaptıklarını gözünden kaçırmamış olan manevi tanığı vicdanı simgeler. Mısır hiyeroglif yazısında kalp, ters üçgen biçimli bir vazoyla ifade edilir; "hakikat"in hiyeroglifi ise tüydür.

Ölü, yeryüzünde yaşarken hangi fiilleri işlediğini ve hangi kuralları çiğnemediğini bir bir sayar.

Kalp, yani vicdan eski Mısır metinlerinde Horus'un sesinin duyulduğu yer olarak belirtilir. Birçok eski Mısır metninde rastlanan “bir insanın kalbi onun bireysel ilahıdır” (Viyana Müzesi) ve “ey kalbimdeki Tanrı” şeklindeki ifadelerden de anlaşılabileceği gibi, vicdan, tanık olmasının yanı sıra, kendisine hesap soracak olandır. Yani ölüyü yargılayacak olan, kendi içindeki ilahtır; kendi vicdanıdır. Bunu simgelemek üzere, mumyaların içinde bırakılan tek iç organ kalpti (“ab”). Eski Mısır inisiyasyonunda eğitim görmüş olduğu ileri sürülen Platon, bu aşamayı varlığın kendi kendini yargılaması olarak kabul eder.

Ölüler Kitabı'na göre, bu yargılanma sonunda, ölü, kötü şeylerin anısını ağzından ifrazat olarak dışarıya atar. Bir diğer Mısır metnine göre ise, yargılanma sonucunda günahkar çıkan ölüler timsah başlı Ammait (Ammit) tarafından yenirler. Bu “ölü yiyiciler” sembolizmi, Tibet Ölüler Kitabı'nda ve eski İran tradisyonlarında da bulunmaktadır.

Mısır Ölüler Kitabı'na göre, daha sonra ölülerden bazıları kısa süre sonra tekrar yeryüzünde doğarlar; bazıları ise “büyük ışığa” doğru çekilirler, kendilerine bir süre rehberlik yapıldıktan sonra Osiris'in uygun görmesi halinde onlar da, tekrar yeryüzünde doğarlar.

Eski Mısır'ın Psikostazi kavramının bir benzerine, vaktiyle Harran Ovası'nda yaşamış bulunan Sâbiîler'de rastlanır. Psikostazi'deki terazi bu tradisyonda Abatur'un terazisi olarak adlandırılır.(Abatur'un eski Mısır'daki çakal başlı Anubis'in bir versiyonu olduğu ileri sürülür.) [7]

Egyptian Book of the Dead

Egyptian Book of the Dead (English)

There is probably no text in the popular imagination more closely associated with the ancient Egyptian beliefs about life after death than the work popularly known as the Egyptian Book of the Dead, also referred to as The Book of Coming Forth by Day. This work received its name from the fact that many of the earliest specimens to reach Renaissance Europe—centuries before Champollion deciphered the hieroglyphs in 1824—had been found next to mummies in burials, a practice that also gave rise to the misconception that the Book of the Dead was an authoritative scripture equivalent to the Bible. However, the actual Egyptian title, The Chapters of Going Forth by Day, offers a more accurate picture of purpose and orientation of this composition. The Book was essentially a collection of prayers and magical speeches primarily intended to enable a deceased person to overcome the trials and dangers of the next world and emerge safely from the tomb in a spiritualized form. Although there is no one ancient Egyptian work that contains the complete range of Egyptian postmortem beliefs, let alone the totality of their complex and constantly changing religious ideas, the Book does offer the modern reader insights into the wide range of ancient Egyptian concepts involving both the afterlife and the afterworld—it is not, however, in any sense an Egyptian Bible.

The Book of the Dead assumed many forms. It occurs primarily on papyri, but it is found as well on tomb walls, coffins, scarabs, funerary stelae, and other objects. Perhaps the best-known Book is the famous papyrus that was inscribed for a certain Ani, "the Accounts-Scribe of the Divine Offerings of all the Gods," and his wife Tutu. This profusely and beautifully illustrated scroll was made during the early Ramesside period (c. 1300 B.C.E.) in Ani's home town, the southern religious capital at Thebes, modern Luxor. It was purchased there by its curator, E. A. Wallis Budge, in 1888 for the British Museum where it is displayed today. Extending more than seventy-five feet, it is one of the best examples of the Book papyri of the New Kingdom and Ramesside periods. Ironically, for all its splendor, this scroll was actually a template papyrus roughly akin to a modern preprinted lease or standard will, with Ani's name and titles being inserted into the appropriate blank spaces at the last minute. Ani, or his survivors, purchased what was deemed appropriate (and what they could afford) from a funerary workshop for his safe journey into the next world; then the sheets with those relevant spells were pasted together to form the final product.

The Book of the Dead represents the acme of the illustrated book in ancient Egypt. The text itself represents a continuation of an ancient tradition of afterworld guides that began with the royal Pyramid Texts in the Old Kingdom and continued with the more "democratized" Coffin Texts for wealthy individuals of the Middle Kingdom. These, in turn, provided the material on which many chapters of the Book of the Dead were based. This pattern of rewriting old religious texts and adopting them to new beliefs was to continue after the Book throughout pharaonic history. At no time did any group of texts become canonical in the sense of having a definitive text or a fixed sequence and number of chapters. The first spells that can be definitely associated with the Book of the Dead began appearing in the late Middle Kingdom, but it was not really until the Eighteenth Dynasty (c. 1500 B.C.E.) that this new work became the standard afterlife text for the Egyptian elite. In order to enhance its appeal to the conservative religious sense of Egyptians, the Book of the Dead preserves many archaisms in script, vocabulary, and dialect. The main innovations of the Book of the Dead were that nearly every spell was accompanied by a vignette—an illustration—and that the work, designed for the relatively cheap medium of papyrus, was affordable for a much wider audience of Egyptians.

Probably only a miniscule percentage of Egyptians had the means to include a Book papyrus among their burial equipment. In fact, because the Book describes a lavish funeral, an elaborate, well-outfitted tomb, and other expensive burial equipment, some scholars have surmised that these scrolls were partially intended to provide by magic various things that the average Egyptian official could not afford.

All Egyptian religious texts such as the Book were fundamentally collections compiled from several different sources or local traditions, so that the final versions often contained contradictory concepts and statements, occasionally within the same spell or sentence. Consequently, for modern readers, many of whom have been influenced by the uncompromising strictures of monotheism, reading the Book often evokes confusion, even shock. In the profoundly polytheistic environment of Egyptian religion, however, there was never was a need to reconcile differences or to compel uniformity; one should more properly speak of Egyptian religions in the plural rather than the singular. Yet, despite this seeming lack of consistency, the fundamental concepts concerning life after death remained essentially stable.

Above all, the Egyptians had an essentially optimistic conception of the afterlife. For them death may have been inevitable, but it was survivable. However, unlike the modern view of death as the great leveler that reduces all humanity to the same status before the deity, a profound class-consciousness permeated the Egyptian view of the next world. Earthly status was transferable into the world beyond. The chief objective of their vast

Departed souls make an offering to Horus in this illustration from the Egyptian Book of the Dead. Such images have become more widely known than the text itself. CORBIS mortuary culture was not only to ensure survival after death but to preserve one's earthly station, presumably as a member of the elite. Therein lay the elaborate nature of Egyptian tombs and burials, which were intended to provide the deceased with a comfortable material existence in the next world, an existence that would in part be an idyllic version of earthly life, an Egyptian Elysian Fields. Egypt, the land of the living, was well ordered and governed under the principle of Ma'at, that is, roughly (rightful) order or universal guidance. Maat prevailed in the coherent, cosmic universe.

Consequently, travel through the world beyond the grave meant that the deceased would have to confront irrational, chaotic forces. The Book of the Dead joins together two views of the afterlife— a chthonic underworld where Osiris, a deity who had died and been resurrected, presided and a stellar-solar realm where the blessed dead eventually hoped for an eternal celestial existence in the company of the sun god Ra. Once one entered the next world in the West or traveled with the god Ra below the horizon into the netherworld, one encountered the forces of primordial chaos and irrationality prevailed. Magical spells such as those in the Book of the Dead were considered the appropriate means for protecting the traveling soul against these dangers.

The key afterlife trial that everyone faced took the form of a judgment of one's soul on a set of scales like those the Egyptians used in their earthly existence. After the deceased had ritualistically denied a list of forty-two misdeeds, the so-called negative confession—his or her heart was put on one scale-pan, while a feather symbolizing the principle of Ma'at was placed on the other. According to this beautiful metaphor, one's heart had to be as light as a feather in relation to sin. Thereafter, one was deemed "true-of-voice" and worthy of an eternal existence. Despite this, dangers remained. The chief purpose of the Book of the Dead was to guide the deceased through those afterlife perils; one might draw an analogy with a traveler's guide to a foreign land. The Book provides for many eventualities yet not all of these would arise, nor was it expected that the various dangers would occur according to the sequence in which they appear on any given scroll.[8]

Kaynaklar

[1] tr.wikiquote.org/wiki/Ölüler_Kitabı
[2] Ölüler Kitabı, Bab 190
[3] tr.wikipedia.org/wiki/Mısır_Ölüler_Kitabı
[4] www.gizliilimler.tr.gg/-Oe-l.ue.ler-Kitabı-veOe-tesi.htm
[5] www.gizliilimler.tr.gg/Ammitk1-Amemet,-Kalp-Yiyici-k2-.htm
[6] tr.wikipedia.org/wiki/Ölülerin_Kitabı
[7] tr.wikipedia.org/wiki/Psikostazi
[8] www.deathreference.com/Da-Em/Egyptian-Book-of-the-Dead.html





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: Hüseyin Büyükgöze, 29.11.2016, 06:27 (UTC):
İnsan beyninde şu an var olan düşüncelerin hepsini unutarak yada düşünmeyerek okumalı ki değerlendirme yapabilsin. Hazırlanan bu metni okuma fırsatı veren herkeze teşekkür ederim.



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36677122 ziyaretçi (102709946 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.