Mü'min, Yalnızca Allah'tan Korkar
 

Allah, Hz. Muhammed, İslam, din, dini, mümin, müslüman, müslim, korku, korkmak

Mü'min, Yalnızca Allah'tan Korkar

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

"Yeminlerini bozan, Rasulü çıkarmaya azmeden ve üstelik önce kendileri başlamış olan bir toplumla savaşmıyor musunuz? Yoksa onlardan korkuyor musunuz? Eğer mü'minseniz (bilin ki) asıl kokmanız gereken Allah'tır." (Tevbe: 13)

"Eğer mü'min iseniz, onlardan korkmayın, benden korkun!"

(Al-i İmran: 175)

Allah (c.c) birinci ayette, mü'minlerde bir korku hali gördüğü için onlara: "Yoksa onlardan kokuyor musunuz?" diye cevabı istenmeyen fakat hayret ve taaccup bildiren bir soru sormakta ve hemen ardından: "Eğer mü'minseniz (bilin ki), asıl kokmanız gereken Allah'tır" buyurmaktadır.

Ayetlerden anlaşıldığına göre; mü'min, yalnız Allah (c.c)'tan korkar, O'ndan başka hiçbir varlıktan korkmaz. Allah (c.c)'tan başka varlıklardan korkan kimse, mü'min değildir.

Yalnız Allah (c.c)'ın elinde olan, yani yalnız Allah (c.c)'ın zarar veya menfaat sağlamaya muktedir olduğu, insanlara hiç bir yetki vermediği konularda Allah (c.c)'tan başkasından korkmak, küfürdür.

Örneğin; herkesin eceli Allah (c.c)'ın elindedir. Bu konuda hiç kimsenin bir tasarrufu veya yetkisi yoktur. Hiç kimse eceli uzatamaz veya kısaltamaz. Bu sebeple başka varlıklardan, öldürebileceğine veya ölümden koruyabileceğine inanarak korkmak küfürdür.

Rızık da Allah (c.c)'ın elindedir. Hiç kimse rızkı arttıramaz ve eksiltemez. Allah (c.c), herkesin rızkını ezelde tayin etmiştir.

Allah (c.c) şöyle buyurumuştur:

"Allah, dilediğine hesapsız rızık verir." (Bakara: 212)

"Allah, dilediğini hesapsız rızıklandırır." (Nur: 38)

"Gökte de rızkınız ve size vadolulan şeyler vardır." (Zariyat: 22)

Rasulullah (s.a.s) şöyle dedi:

"Rızkın gelmesi konusunda acele etmeyin. Zira kul, rızkını en son damlasına kadar almadan ölmeyecektir. Öyleyse Allah (c.c)'tan korkun ve rızkı güzel bir şekilde helal yoldan arayın, haramdan uzak durun." (Hakim, Beyhaki sünende)

Rasulullah (s.a.s) şöyle dedi:

"Ey insanlar! Sizden herbiriniz rızkı tamamlanmadıkça ölmeyecektir. O halde rızkı istemede acele etmeyin, rızkın gecikmesinden de endişelenmeyin. Allah (c.c)'tan korkun ve Allah (c.c)'tan güzel bir şekilde rızık isteyin. Size helal olandan alın, haram olanlardan ise uzak durun."

(Buhari, Müslim, Hakim)

Rasulullah (s.a.s) şöyle dedi:

"Kulun rızkı onu, ecelinden daha çok arar."

(Taberani Kebir'de, İbni Adiyy Kamil'de)

Allah (c.c) dışında başka varlıklardan, tayin edilmiş olan rızkı arttırıp eksiltebileceğine inanarak korkmak şirktir.

İnsanı şirke düşüren bir başka korku çeşidi de; Allah (c.c)'ın farz kıldığı amelleri insanlardan veya başka varlıklardan korkulduğu için terketmektir.

Farz olan cihadı insanlardan korkmak sebebiyle terk etmek gibi... Böyle yapan kimseler şüphesiz kafir olurlar. Zira kafirlere karşı cihad yapmamak, müslümanların kafirlere karşı cihad yapmasını engellemek, onları bu konuda sakındırmak gibi sıfatlar ancak İslam'ın ve müslümanların şerrini isteyen bir münafıkta bulunur.

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

"Ey iman edenler! Yeryüzünde (herhangi bir şey için) savaşa katılan (ve bu sebeble ölen) kardeşleri hakkında şöyle diyen kafirler gibi olmayın: "Eğer (onlar) yanımızda olsalardı ölmez ve öldürülmezlerdi." Allah, işte bunu onların kalplerine bir sıkıntı olarak bıraktı. Şüphesiz ki Allah yaşatan ve öldürendir. Ve Allah yaptıklarınızı görendir." (Ali İmran: 156)

İşte bu ayette farzı ayn olan savaşa katılan kardeşleri hakkında; "Eğer (onlar) yanımızda olsalardı ölmez ve öldürülmezlerdi" sözünü söyleyen münafık kimseler, bu sözleriyle kalblerinin bozuk olduğunu ve kalblerinde iman olmadığını ortaya koymuşlardır.

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

"Gerçekten sizden olduklarına dair Allah adına yemin ederler. Oysa onlar sizden değildirler. Ancak onlar ödleri kopan bir topluluktur. Eğer onlar bir sığınak ya da (kalacak) mağaralar veya girebilecekleri bir yer bulsalardı, hızla oraya yönelip koşarlardı." (Tevbe: 56-57)

Allah (c.c) bu ayette düşmandan korkarak cihadı terkeden ve kaçan kimselerin, mü'minlerden olduklarını iddia etseler bile mü'minlerden olmadığını haber vermiştir.

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

"Allah'a ve ahiret gününe iman edenler, malları ve canlarıyla cihad etmekten (kaçınmak için) senden izin istemezler. Allah takva sahiplerini bilendir. Senden ancak, Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, kalbleri kuşkuya kapılıp kuşkularında kararsızlığa düşenler izin ister." (Tevbe: 44-45)

Bu ayet, gerçekten iman etmiş bir kimsenin cihadı terk konusunda Rasulullah (s.a.s)'tan izin istemeyeceğini göstermektedir. Bu, ancak münafıklara has bir özelliktir. Zira Allah (c.c) ayette bu kimseleri: "Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, kalbleri kuşkuya kapılıp kuşkularında kararsızlığa düşenler" olarak zikretmiştir. Böyle kimseler bu şekilde zikredilmeyi hakediyorlarsa cihadı tamamen terkeden kimseler hakkında ne demeli acaba?

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

"İnsanlardan öylesi vardır ki, "Allah'a iman ettik" der. Fakat, Allah uğurunda eziyet gördüğü zaman, insanların (kendisine yönelttikleri işkence ve) fitnesini Allah'ın azabıymış gibi sayar; ama Rabbinden bir yardım ve zafer gelirse andolsun: "Biz gerçekten sizlerle birlikteydik" derler. Oysa Allah, alemlerin sinelerinde olanı daha iyi bilen değil midir?" (Ankebut: 10)

Bu ayet; Allah (c.c) yolunda cihadı mazeretsiz terketmenin, insanları cihaddan alıkoymanın, cihad edenlere yardım etmek isteyenleri engellemenin ancak münafıkların alameti olduğunu göstermektedir.

Mü'min, farzı ayn olan cihadı terketmediği gibi aynı zamanda sadece Allah (c.c)'ın elinde olan meselelerden dolayı Allah (c.c)'tan başkasından da kesinlikle korkmaz.

Allah (c.c) şöyle buyurmuştur:

"İnsanlar onlara: "(Düşmanınız olan) insanlar size karşı ordu topladı. Onlardan korkun!" dedikleri zaman, bu onların imanını artırdı. "Allah bize yeter, O ne güzel Vekildir" dediler." (Ali İmran: 173)

Bu konuyla ilgili şöyle bir rivayet vardır:

Bir kişi, Ahmed b. Hanbel'den çekindiği için bazı şeyleri ona tam olarak anlatmadı. Ahmed b. Hanbel bunu hissedince ona şöyle dedi:

"Şayet gerçek mü'min olsaydın, sadece Allah'tan korkardın."

(Menakıb Ahmed-İbn Cevzi s: 195)

İbni Teymiyye bu rivayeti şöyle açıklamıştır:

"Senin mahluktan korkuyor olman, sendeki bir hastalıktır ve bu, tıpkı şirk ve günah hastalığı gibidir.

(Emradul Kulub ve Şifaiha s: 7-8)

İman ehli sadece Allah (c.c)'tan korkar.

Fadl İbn İyad şöyle dedi:

"Her kim sadece Allah (c.c)'tan korkarsa, hiç kimse ona zarar veremez. Her kim de Allah (c.c)'tan başkasından korkarsa, hiç kimse ona fayda veremez."

(Ebu Naim-Hılye c: 8 s: 88)

Mü'min, korkak olmaz. Zira mü'min, insanların en cesaretlisidir. İnsan ya öldürülmekten ya da malının elinden gitmesinden korkar. Fakat mü'min, ancak Allah (c.c) dilemişse ve yazmışsa bunların kesin olacağına, yazmamış ve dilememişse asla olmayacağına inanır ve bu sebeble hiç kimseden korkmaz. Bu konuda şöyle güzel bir örnek vardır.

Rumlarla yapılan bir savaşta rumlar, kendi sayılarının çok müslümanların sayısının ise az olması sebebiyle müslümanları yenebileceklerini söylediler. İçlerinden birisi onlara şöyle dedi:

"Siz yaşamayı ne kadar seviyorsanız onlar da ölümü o kadar seviyorlar."

(Siyer Kitabları)

Fakat mü'min bile olsa, insanların korktuğu bazı durumlar vardır. Böyle durumlarda korkmak, küfür ve şirk olmaz. İşte bu korku, "fıtri korku" olarak isimlendirilir.

Fıtri korku; Allah (c.c)'ın bazı konularda zarar verebilecek yetenekte yarattığı varlıklardan, Allah (c.c)'ın izniyle bir zarar gelebileceğine inanarak korkmaktır. Düşmandan, yırtıcı hayvanlardan, karanlıktan ve bunlara benzer varlıklardan korkmak gibi... Fakat bu korku, asla şirk ve küfür olan korku seviyesine ulaşmamalıdır.

Allah (c.c), bu tür korkulardan kurtulmak için korkulan şeylere karşı tedbir almayı kullarına emretmiştir. Bu tür konularda korkulan varlıklara karşı tedbir almak, korkmak manasına gelmez.

Allah (c.c) şöyle buyurmuştur:

"Ey iman edenler! (Düşmanlarınıza karşı) tedbirinizi alın da savaşa bölük bölük çıkın ya da topluca çıkın.!" (Nisa: 71)

Tüm tedbirler alınmasına rağmen, yapılacak iş ve görevlerde yine de korkakça davranmak, kişiyi şirk olan korkuya sevkedebilir. Zira bu; silahı, bineği ve bunun gibi techizatı olmasına rağmen ölüm korkusuyla farz olan cihadı terketmek gibidir. Bu ise caiz olmadığı gibi mü'minlerin sıfatı da değildir.

Fıtri korku kapsamına giren meselelerde, "nasılsa öleceğim" veya "nasılsa bu iş olacaktır" diyerek hiçbir tedbir almamak caiz değildir, haramdır. Bu aynı; "Zaten öleceğim" diyerek cihada silahsız çıkmak gibidir. Böyle yapmak ise Allah (c.c)'ın; "tedbirinizi alın" emrine itaat etmemektir.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36843163 ziyaretçi (103002303 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.