Mabettekiler Kim?
 

Mabettekiler Kim?

Dünyayı 10 kişi yönetiyor ve bu 10 kişinin 300 kadar alt kadrosu verilen emirleri uyguluyorlar. İlluminati adı verilen bu çetenin hedef başkenti Kudüs olan tek bir dünya devleti kurmak.

Mabedin ev sahipleri

Baron'u öldüren topluluk, izleyicinin aklına önce Masonlar'ı getirdi. Senaryo ekibinden Bahadır Özdener, Baron'u öldüren "mabedin ev sahipleri"nin Masonlar'la ilgisinin olmadığını söylüyor. Onların biraz Evanjelistler, biraz Tapınak Şövalyeleri biraz da İlluminati adlı gizli örgütten izler taşıdığını belirtiyor. Baron'un öldürülüş şeklindeki hareket noktalarını ise şöyle tarif ediyor: "Karahanlı gibi baronlar, büyük sistemler tarafından yok edilir. Çünkü buradaki Konsey'in üzerinde uluslararası çapta bir örgüt vardır ve nihai kararları o verir. B.M., Vatikan, Roma, Bağdat, ABD vs. bunlar düzenlerin sinir merkezleridir. Bu tür cinayetlerin altında mininum yedi el vardır."

Dizi başladığından beri Türkiye'nin gündemini işgal eden bir soruydu: Baron ölecek mi? Onu mafyanın ya da derin devletin öldürmesini bekliyordu herkes. Ama bu işi kimsenin tahmin etmeyeceği biçimde gizemli maskeli adamlar yaptı. Peki kim bu maskeli adamlar? Doç. Dr. Ümit Sayın, 3000 yıllık gizli bir örgüt olduklarını ve bugün dünyayı aslında onların yönettiklerini söylüyor: Yayınlandığı ilk bölümden beri gerçek olayları işlediği iddia edilen Kurtlar Vadisi'nin en önemli karakterlerinden Baron öldü. Katiliyse üyesi olduğu gizemli bir cemiyet! Suçu, Büyük Ortadoğu Projesi'ne yeterince destek vermemesiydi. Böylece Bop'un ardında aslında gizli cemiyetler olduğu öne sürüldü ve dizi ilginç bir yöne kanalize oldu. Gizemli cemiyetler üzerine araştırmalarıyla tanınan İ. Ü. Adli Tıp Enstitüsü'nden Doç. Dr. Ümit Sayın'a dizideki maskeli adamların esin kaynağını sorduk. Cevabın, antik Mısır'daki Osiris Rahipleri'nden beri devam eden bir gelenekte ve günümüzde Bush'un üyesi olduğu Illuminati'yle bağlantılı bir dizi gizli örgütte yattığını söyledi: "Amaçlarına ulaşmaları için son adım İstanbul'u almaları."

Kim Bu Maskeli Adamlar?

Dizideki bu maskeli adamlar, uluslararası gizli bir örgütün elemanlarıdırlar. Diziden anladığımıza göre, 3 Mart'taki bir toplantıya gitmek için New York, Vatikan, Bağdat, Afganistan ve diğer ülkelerden farklı geçmişe sahip kişiler (işadamı, subay, kardinal vb.) İstanbul'da buluşmuşlardır. Dünya politikasını bu tip gizli örgütlerin şekillendirdiğine dair hikayeler mevcuttur. Bu bahsedilenler, örgütlerin kendilerini güçlü göstermek için uydurdukları bir psikolojik savaş taktiği midir, yoksa gerçek midir bilinemez. .Fakat bu tip gizli örgütlerin Fransız İhtilali'nden, ABD'nin kuruluşuna veya bazı savaşların çıkmasına kadar pek çok politik olayda etkin oldukları artık tarihe geçmiştir. Dizideki rahiplerin törensel cübbeler giymeleri, gizli örgütlerdeki geleneksel bir yöntemdir. Dizideki bölümde bir kurban töreni canlandırılmaktadır.

Gizli Örgütler Nedir?

Eski Mısır'dan ve Mezopotamya'dan beri pek çok dini grup veya insan topluluğu gizli örgütler kurmuşlardır. Gizli örgütler genellikle insanların diğer insanları kontrol etme ve yönetme yöntemlerinden birisi olmuştur. Bilinen en eski örgütlerden biri, Mısır'daki metafizik güçlere sahip olduğuna inanılan Osiris Rahipleri'dir. Osiris Rahipleri'nin uzaylı olduğuna, piramitleri de uzaylılarla haberleşme amacıyla yaptırdıklarına dair efsaneler vardır. Mısır'daki Osiris Rahipleri'nden beri gizli örgütler çok farklı formlarda insanlığın karşısına çıkmışlardır. Temelde Osiris Rahipleri'nden, Haşhaşinler'e, Tapınak Şövalyeleri'nden Masonlar'a, Illuminati'den, Skulls and Bones Society'e kadar hepsinde görülen temel özellikler şunlardır:

Hepsi üyelerini gizli tutar, gizli tutanakları vardır. İdeolojileri ve üyelerine uyguladıkları farklı yetenekler kazandırma teknikleri de gizlidir.

Hepsi elitist ve sömürgecidir. Hepsinde kesin itaat ve emir komuta zinciri mevcuttur.

Dinsel yaklaşımlarında hep dinlerin kardeşliğinden bahsedilse de daha ziyade Paganik öğeler hakimdir.

Hepsinde uzun bir araştırma, inceleme ve tatbikattan sonra locaya girilir. Locaya girme teklifle gelir.

Hepsinde törensel üyeliğe kabul (tekris, inisiasyon töreni) vardır. Üyeliğe girenlerin yeniden doğduğuna inanılır.Bu örgütlere girenler kendilerini seçilmiş olarak görürler.

Hepsi gizli bir istihbat yapılanmasına sahiptir. Pek çok ülkede istihbarat teşkilatlarının temellerini bu tip örgütler oluşturur. Hepsinde kökenleri eski Mısır'a ve Ortadoğu'ya dayanan gizli tutulan alegorik, benzeşimler (analojik) bir anlatım tarzı, jargon ve beyin yıkama/zihin konkrolü yöntemi vardır.

Hepsinde destekleme ve yükseltme vardır. Yani, üyelerini destekleyip toplumda çok etkin pozisyonlara getirirler. Baron'u uluslararası destekle ve mafya bağlantılarıyla getirdikleri nokta çok üst bir düzeydir. Bu bize İtalya'da pek çok kirli işe girmiş P2 (Propoganda Due) locasında Lucio Gelli'nin getirildiği noktayı hatırlatmaktadır.

Mahrem detayların paylaşılması ve illegaliteye atılan ortak imzalar üyeler arasındaki gizli bağları güçlendirir.

Hepsinde cezalandırma sistemi vardır. Genellikle bu ölüm veya her türlü imkanın elinden alınması şeklindedir. Örgütün uluslar arası seviyesi veya etkinliği arttıkça, örgütteki cezalandırma sistemi de güçlenir ve ağırlaşır.

Bu örgütlerdeki hemen herkes toplumun kalbur üstü ve etkin, kilit konumundaki kişilerden oluşur.

Üyelerin birbirine özel tanıma yöntemleri vardır. Farklı derecelerde bu parola, sembol ve yöntemler değişiktir.

Hepsinde yüzyıllar boyu okültizm, gizemcilik ve büyü, simya büyük rol oynamıştır. Bazılarında Baphomet isimli keçi yaratık, satanizmdeki gibi kutsal bir semboldür. Baphomet masonlukta kullanılan bir sembol olduğu kadar, tapınak şövalyeleri'nin de Tanrısıydı. Baron ".. Ve barış tapınağımızın babası, Büyük Baphomet'in istediğini yapmak için geldim." Demektedir. Buradan dizideki örgütün gerek Illuminati, gerekse bahsedilen diğer örgütlerle bağlantılı bir yapılanma olduğunu tespit ediyoruz.

Dizideki Örgüt Illüminati Olabilir Mi?

Dizideki örgüt Illuminati olabileceği gibi hiç adı duyulmamış bir örgüt de olabilir. Öncelikle Illuminati'nin ne olduğuna değinelim:

Illuminati 1 Mayıs 1776 da adam Weishaupt tarafından Bavyera-Almanya'da kurulmuştur. Weishaupt Ingolstadt Üniversitesinde hukuk profesörü iken masonik eğilimlere (Kabbalah'ya) merak sarmış ve gizli bir örgüt kurmuştur. Bu dönemlerde Avrupa'da masonik gizli örgüt kurma eğilimi çok yaygındı ve 200 civarında gizli örgüt veya masonik rit kurulmuştur. Almanya'daki Illuminati daha sonra polis tarafından dağıtılmış ve yer altına inmiş, orada pek çok örgüte kol verip, eni örgütlerin tohumlarını atmıştır. Illuminati'nin bir yan kolu da Yılan Kardeşliği (Brotherhood of Serpents)dır. Daha sonra satanizme kol verecek olan Seth Rahipleri de yılan sembolünü kullanmışlardır. Bu kol çok eskilere, Mısır'a kadar uzanır. Dizide buna değinilmektedir.

Illuminatinin daha sonra çok güçlendiği ve 1832'de Yale Üniversitesi'nde General William Russel ve Alphonso Taft tarafından Skulls and Bones Society olarak kurulduğu rivayet edilmektedir. SBS, Illuminatinin ABD'deki devamıdır. Alphonso Taft daha sonra ABD başkanı ve SBS üyesi olan William Howard Taft'ın da babasıdır. Illuminati'nin Gül Haç gizli örgütü ile direkt ilişkisi olduğu bilinmektedir, Gül Haç örgütü geçmişi Yahudi ve Siyon teşkilatlarına dayanan gizli bir yapılanmadır, bugün California'da merkezi vardır ve uluslararası olarak çalışmaktadır.

Bu gizli örgütlerin terör örgütlerinden özde pek bir farkı yoktur; terör örgütleri bomba ve silahla terör ve anarşi yaratırlar. Illimunati, SBS, CFR (Council on Foreign Relations - Dış İlişkiler Konseyi) ve benzerleri ise anarşi ve kaosu yani Ordo ab Chao'yu (kaostan düzen) imza yetkisi, uluslararası strateji, paranın kontrolü, borsanın kontrolü ve mafyanın indirekt kontrolü ile yaratırlar. Bu örgütlerin hepsi aslında birer mafya kuruluşudur.

Dizide Dan Brown'un "Melekler ve Şeytanlar" kitabı üzerinden ismi telaffuz edilen Illuminati adını ve üyelerini inanılmaz bir sır gibi saklayan ve ölümcül bir kuruluştur. Bugün hemen her ülkede mevcuttur. ABD başkanlarının pek çoğu İlluminati'den ya icazet alırlar yada üyesidirler. Bu gizli örgüte ihanet edenlerin veya dışarı sır sızdıranların cezası kayıtsız şartsız ölümdür. Illuminatinin NATo ile veya Gladyo gibi yeraltı örgütleri ile de ilişkisi olduğu sanılmaktadır. Bilindiği üzere İtalya'da Lucio Gelli'nin kurmuş olduğu P2 Mason Locası pek çok cinayet işlemiş, yolsuzluğa karışmış ve devlet içinde devlet haline gelmiştir; bu locada daha sonra görülmüştür ki pek çok yargıç, işadamı, general, politikacı ve bakan bulunmaktaydı. P2 Locası'nın arkasında Amerikan dahil farklı ulusların istihbarat örgütleri vardı.

Skulls And Bones Society

Baba ve oğul George Bush'un da üyesi olduğu SBS, merkezi Connecticut Yale Üniversitesi'nde olan çok gizli bir cemiyettir. Her yıl bu örgüte sadece 15 kişi girebilir, ama bu 15 kişi daha sonra ABD'de en kilit noktalara getirilir, ayrıca akrabaları ve dostları da bu elitizmden paylarını alırlar. Sayıları az olmasına rağmen etkileri fazladır ve bir çember içindeki merkez usulüyle çalışırlar. Yani bir çemberdeki çeşitli noktaların kontrolü bir SBS üyesinde ise, onlar için sorun çözülmüştür, bu nedenle üyelerini yönetici ve etkin çemberlerin merkezine koyarlar.

SBS'nin son 150 yılda 2500'den fazla üyesi olmuştur. SBS, Bohem Klübü ve CFR ile birlikte, Yeni Dünya Düzeni'nin temel ideologlarından biridir.

Bu gizli cemiyete girebilmek ancak davetle mümkündür ve gizli inisiasyon töreni masonlarınkine çok benzer. İnisiasyon törenlerinde denekler çırılçıplak soyunup bir tabuta girerler, bu tabuttan çıktıklarında yeniden doğmuş sayılırlar. Birbirlerini özel tanıma yöntemleri vardır. Son yüzyılda SBS üyeleri ABD'de en kilit noktalara gelmişlerdir ve özellikle belirli ailelerden seçilen kişiler özenle bu gruba alınır. Bu cemiyete girebilmek için temel özellik WASP olmaktadır (White: Beyaz: Anglo Sakson ve Protestan). Başka ırka veya geçmişe mensup, başak dinden olanlar bu yapıya giremez.

SBS toplumdaki hemen her yapıya girmiştir. Bunların içinde Beyaz Saray, Yüce Divan, Medya, İş ve Endüstri, Federal Banka sistemi, kanun yapıcı kurullar, istihbarat örgütleri ve ordu, mahkemeler vb. vardır. SBS'nin temel ideolojisi Anglo Sakson ve Protestan beyazların dünyadaki hakimiyetini sağlamaktır, ideolojisi faşistir ve her iki dünya savaşında da bu cemiyet çok önemli roller oynamıştır. Bohem Kulübü ve CFR ile birlikte SBS, Yeni Dünya Düzeni'nin yaratıcısıdır.

Bahsedilen Bohem Kulübü'nü ise ünlü Stanley Kubrick'in 'Eyes Wide Shut' (Gözü Tamamen Kapalı) filmiyle hatırlayabiliriz. Kubrick bu filmde Bohem Kulübünü anlatmak istemiştir. Bu klüp California'da hakikaten vardır, gerek Kurtlar Vadisi'ndeki, gerekse Eyes Wide Shut'taki törensel sahneler bu kulüpte gerçekten yaşanmaktadır.

Gizli Örgütlerin Mafya Bağlantıları

İlk bankacılık, tefecilik ve seyahat çeki sistemini kuranlarında, bu gizli örgütlerin atası olan tapınak şövalyeleri olduğunu unutmamak gerekli. Tapınakçılar, Haçlı Seferleri sırasında Kudüs'e giden Hacıların korumak görevini ekonomik bir güce dönüştürmüşler, kendilerine has gizemli bir alt kültür kurmuşlardı. Bugün pek çok masonik sembol, tapınakçılardan gelmektedir. Tapınakçılar Vatikan'la ters düştüler ve daha sonra büyücülük iddialarıyla yakıldılar. İskoçya'ya kaçan Tapınakçılar'ın bazı masonik ritler kurduğu hakkında elimizde kesin bir bilgi vardır.

Bu tip gizli örgütler parayı kontrol ettikleri ve sınırsız güç arayışında oldukları için, kaçınılmaz olarak kendi mafyalarını kendileri kuracaklar veya varolan mafyayı kullanacaklardır: Tıpkı pek çok istihbarat örgütünün yaptığı gibi. Bu teşkilatlar kara paranın ve uyuşturucu ticaretinin de tamamen içindedirler. Önemli makamları ve sınırlar ötesi kilit noktaları kontrol ettikten sonra uyuşturucu trafiğini yönlendirmek hiç de zor değildir. Var olan mafya ve büyük işadamlarının bu gizli örgütlerden sıcak kara para nedeni ile yardım istemeleri de kaçınılmazdı: sonuçta tüm kapitalist ekonomiyi bu gizli mafyöz örgütler yönetir. Bu örgütler dünyada atmakta olan 1 - 1.5 trilyon dolar uyuşturucu parasını kayıtsız şartsız kontrol ederler. Ayrıca bu para, beyaz kadın ticareti, silah ticareti, ilaç endüstrisi,petrol endüstrisi ile içiçedir. Tıpkı dizide anlatıldığı gibi mafya piyondur, bu örgütler ise sistemin patronlarıdırlar.

Dizideki Örgüt Nedir?

"Siz kardeşim, Büyük Ortadoğu'ya demokrasinin geleceğine, bizim ekonomik sistemlerimizin kurulacağına, kültürel dönüşümün sağlanacağına inanmadınız. Bu nedenle özgürleştirme stratejisine destek vermediniz.

Dünyanın geleceğini her zaman olduğu gibi biz belirleyeceğiz, hem de size rağmen kardeşim.

1 Mart tezkeresinin meclisten geçirilmesi için yeterli derecede çalışmadınız. Kardeşlerimiz bu özgürleştirme stratejisi için milyarlarca dolarını vermiştir. Bizler Türkiye'deki bazı havaalanları ve limanların kiralanması için mütabakatlar bile yapmıştık. Sonra ne oldu, Amerikan 4'üncü Piyade Tümenini taşıyan gemiler Akdeniz'de çakılı kaldılar. Siz kardeşim ve o gün bu stratejimize karşı çıkanlar: ister asker, ister politikacı olsun bunun hesabını verecektir.

Siz binlerce kardeşimizin yaşadığı büyük dostumuz Amerika'ya karşı oluşturulan nefret cephesini bile dağıtamadınız. Siz bize inanmadınız! Biz bize inanan kardeşlerimizle yolumuza devam etmek istiyoruz"
(Dizideki tören sahnesinden alıntıdır)

Dizideki örgüt Illuminati'yi çağrıştırsa da, aslında hiç ortaya çıkmayan ama Illuminati'nin veya SBS'un tepesindeki bir başka örgütü andırmaktadır. Bu örgütün tüm dünyaya hakim olmak ve ulus devletleri çökertmek istediği, öncelikle ABD Dışişleri Bakanı Rice'ın açıkladığı gibi Büyük Ortadoğu Projesi'yle 22 ülkenin sınırını değiştirmek istediği anlaşılmaktadır. Senarist'in büyük olasılıkta kendisinin de bilmediği hipotetik çok daha gizli bir örgütten bahsedilmektedir. Böyle bir örgütün var olma olasılığı, diğer gizli örgütlerden edinilen bilgilere göre güçlüdür.

7 Başlı Yılanın Esrarı

Yılan, pek çok örgütte sembol olarak kullanılmıştır. Mısır'da ve Uzakdoğu'da güç, kontrol altına alma, yüksek bilinç, büyü ve bilgelik sembolü idi. Mu ve Atlantis uygarlıklarında bile bahsedilmektedir. Galaksiler ötesi bir uygarlığa, gelişmiş kozmik varlıklara ait bir sembolizasyondur. Hikayeye göre eski geleneklerde, bu varlıkların, dünyalılarla irtibata girdikleri anlatılmıştır. 7 asal sayısı ise pek çok nümerolojik kültte kullanılmıştır, farklı sihirli anlamlara sahiptir: Yedi çakra, dünyanın yedi günde yaratılması, yükselmenin yedi seviyesi.

Yılan sembolünün birde Siyon Protokolleri'nde güçlü bir anlam kazandığını görüyoruz. Bilindiği üzere Siyon Protokolleri Yahudiler tarafndan kaleme alınmış, diğer ulusları ve dünyayı nasıl sömürge haline getireceklerini planlayan ünlü bir yazıttır. Temel hedef ise evrene hükmekmektir, bu gerçekleşince kalıcı barışın geleceğine inanırlar. İlk kez 1905'te ciddi bir ideoloji olarak basılı hale getirilen protokoller'in oluşumu M.Ö. 929'a uzanıyor. O zaman ki ismi "Siyon'un Barbili Kabbalah Bilgelerinin Protokolleri'dir. Yılan, Siyon Protokolleri'nde belirtilmektedir olan haritanın önemli bir sembolizmasıdır. Vaat edilmiş Topraklar'ın kurtarılması ve Büyük İsrail'in kuruluşunun "sembolik yılanın sakin sinsiliği"yle mümkün olacağına işaret edilmiştir.

Burada yılanın başı Yahudi Bilgeleri'ni, vücudu ise Yahudi halkını temsil etmektedir. Protokollerde belirtilen dünyayı ele geçirme planında, Büyük İsrail'in kurulması için önce Avrupa'nın her anlamda zayıflatılması gerektiği yazar. Yılanın güzergahı önce Moskova, Kiev ve Odesa'yı işaret eder. Projeye göre Konstantinople (İstanbul) ise Kudüs'ün alınmasından sonra fethedilmesi gereken son kaledir.

Tarih boyunca gizlenen bu bilgiler, başta artık oyunu kaybettiğine inanan Vatikan'ın gizli örgütü Opus Dei tarafından her geçen gün deşifre edilmektedir.

Bu Örgütler Türkiye'de Etkililer Mi?

Bu tip masonik örgütlerin tabii ki Türkiye'deki bağlantıları ve mafyatik uzantıları vardır. Bu olguya Susurluk kazasında ve Türk Gladyosu'nda rastladık. P2 locası benzeri yapılanmalar Türkiye'de de mevcut. Abdullah Çatlı, Mehmet Ali Ağca, Cem Ersever ve gruplarının etkinliğini Papa süikastinden, KGB ve CIA'ye, Bulgar Kintex şirketine, Eşref Bitlis ve Özdemir Sabancı cinayetine kadar pek çok yerde gördük. Bu kişilerin örgütlenmelerinin arkasından uyuşturucu, beyaz-kadın ticareti, kara para, petrol şirketleri, CIA-Mossad ve diğer istihbarat örgütleri ve pek çok başka kirli iş çıktı. Talat Turhan'ın ortaya çıkarttığı NATO ve Gladyo tarafından palazlandırılan Gayri Nizami Harp Örgütleri (kontrgerilla) ve 'Ayaklanmaları Bastırma Talimnamesi' (FM 31-15) bu operasyonlara iyi bir örnektir. Bu talimname paralelinde, pek çok ülkede olduğu gibi ortada bir ayaklanma veya isyan olmadığı halde, gerek sol gerekse sağ kökenli bazı paramiliter güçler kullanılıp, ülkede kaos ve kardeş kavgası yaratılmıştır. Sözde komünizmle mücadele adı altında, hem radikal sol,hem Şeriatçı hem de ülkücü-ırkçı örgütler desteklenmiş ve birbirine kırdırılıp, gizli örgüt kontrollü darbe ortamı hazırlanmıştır. Bütün bunlar ulusalcı örgütlenmelerin kırılmasına ve gizli örgütlerin kaosu kullanarak kayıtsız şartsız hakimiyetlerine ve devletin ekonomilerini çökertmelerine yol açmıştır. Bu sırada çarpıştırılan taşeron örgütler her türlü uyuşturucu ve silah kaçakçılığı işine girmişlerdir. Suat Parlar'ın ve Talat Turhan'ın kitaplarından örnekler çoğaltılabilir. İnanılmaz bir ağ örüldüğünü ve bu örgütlerin masonik yabancı örgütlerle bağlantıları olduğu görüldü.

'Dünyanın Derin Devleti'

Evet, bu uluslararası örgütler temelde Yahudi felsefesinden ve Kabbalah'dan yola çıkarak Büyük İsrail'i kurmayı hedefliyorlar. Bu nedenle bir derin dünya devleti kurmayı amaçlamışlardır. Bu yapının örneğine CFR içindeki Yahudi örgütlenmesinde rastlıyoruz. CFR'yi kuranlar temelde Yahudi'dir ve bugün ABD'yi kontrol etmektedirler. Bilderberg ise Avrupa'yı kontrol etmek için 1954'te Hollanda'da kurulmuştur ve Yahudiler etkin rol almıştır. Daha sonra 1973'te üç Yahudi (David Rockefeller, Henry Kissinger, Zbigniew Brzedzinski) tarafından kurulan Trilateral Komisyon Kuzey Amerika, Avrupa ve japonya'yı kontrol etmek için inşa edilmiştir. Dolayısıyla tüm dünya ekonomisi ve kapitalist sistem bu örgütlerin kontrolü altında geliştirilmiştir.

BOP, Bu Gizli Örgütlerin Bir Projesi Midir?

Öncelikle bu örgütler bazılarının sandığı gibi hayalet değildir, yani insanları korkutmak için bu örgütlerden bahsetmiyoruz. Bu Örgütleri deşifre etmeye çalışıyoruz. Önce deşifre etmek, sonra onlarla savaşmaya karşı insanlığı organize temek gerekli. Burada mücadele edilmesi gereken enperyalist örgütlerin ne olduğunu bilinmesi gerekli, Bilderberg, CFR, Trilateral Komisyon bunların bir pğarçası nokta. Bu gizli örgütlerin Türkiye'deki uzantılarını temel hedefleri Türkiye'yi parçalamak ve Türkleri köleleştirmek.

Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümünden sonra Türkiye'de ulusalcı olmaya çalışan Derin Devlet yok edilmiştir, bunun yerine istihbarat örgütlerinin ve polis maddi kaynaklarını yurt dışından temin edildiği bir Yapay Derin Devlet şekillenmesi almıştır. Halbuki Devlet olabilmek için önce Ulusalcı Derin Devlet olması gerekir. ABD'de, Almanya'da, Fransa ve İngiltere'de kendine has geçmişi detaylı teorileri ve hesaplara danan Derin Devlet gelenekleri vardır, Bu ülkelerin hepsinin ulusalcı bir programı vardır, Hükümetlerin değişmesi bu programı değiştirmez. Halbuki Türkiye'de böyle bir program yoktur, Türk Derin Devleti başak ülkelerin Derin Devletlerinin kontrolü altındadır.

Bu noktada Kurtlar Vadisi çok önemli bir hususa dikkat çekmiştir: Derin Devletin ve Baronların kimin emrinde ve kontrolünde olduğu. Son 50 yıldır yöneticilerinin CIA tarafından kurulmuş olan Bilderberg üyesi olduğu bir ülkede bir televizyon dizisiyle bu durumun sorgulanması çok zekicedir.

BOP ABD Derin Devletinin yada SBS'nin saldırgan ve emperyalist bir projesidir. Dizide Baron'un öldürülmesinin sebebi olarak gösterilen BOP'a destek vermemek, bahsettiğimiz Derin Dünya Devletinin bir idealini yerine getirmemek anlamına gelmekteydi. Bilindiğini üzere BOP, Türkiye'nin de dahil olduğu 22 ülkenin sınırlarını baştan değiştirmeyi ve Tüm Ortadoğu Petrol, Doğalgaz, Su, Bor ve Uyuşturucu alanlarını ele geçirmeye amaçlamaktadır. BOP, Illuminati veya onun üzerindeki bir örgütün dünyaya tamamen hakim olma projesidir. Tabii ki işin içinde Evangelistlerin de girdiği gizli ve Kabbalistik bir Yahudi gizemciliği de vardır.

Bugün Sultanahmet Meydanı'nda bulunan ve M.Ö. 1547 de Firavun 3'üncü Tutmosis zamanında inşa edilmiş olan Dikilitaş, Bizans İmparatoru Constantinus tarafından Mısır'daki Karnak Tapınağı'ndan getirilmiştir. Üzerindeki hiyerogliflerde Tutmosis'in zaferleri anlatılır: "18'inci sülaleden yukarı ve aşağı Mısır'ın sahibi3'üncü Tutmosis bütün denizleri ve nehirleri hükmü altına alarak hükümdarlığın otuzuncu bayram yılında bu sütunu daha nice zamanların getireceği bayramlar için yaptırdı ve dikti. Horus2un bahsettiği kuvvet, servet, şiddetle Tutmosis, aleme güneş gibi ışık saçacak bu eserle babası tanrı Amon Ra'ya saygısını sunduktan sonra ülkesinin hududunu Mezopotamya'ya götürmeye azmetti." Taşın üzerindeki hiyerogliflerde yanından merdiven sarkıtılmış bir ufo figürü de vardır.

Baron'un cesedinin dibine atıldığı Dikilitaş'tan bir görüntü: Dilini tutmadığı için ağzı yok edilerek cezalandırılanlar.

"Dizideki Maskeli Adamların Ortadoğu'ya Yön Verme İddiasındaki Güçlerdir" (Bahadır Özdener- Kurtlar Vadisi Senaryo Ekibi)

Süleyman Çakır'ı öldürdüğümüzde de büyük bir sansasyon olmuştu. Bizim tek açıklamamız: bu tip adamlar gerçek hayatta olduğu gibi Kurtlar Vadisi'nde de "kalemi kırılıp en zavallı şekilde yok edilirlerdi. Baron'un ölümü konusuna gelince, Karahanlı daha önce verdiği konferans da bombalı suikast sonucu da öldürülebilirdi, yine daha önce evinin içine sokulan suikastçi kız tarafından da öldürülebilirdi. Her iki suikastten de neticede şans eseri kurtuldu. Ama gerek gerçekleştirdiğimiz nihai yolla, gerekse yukarda saydığımız diğer iki yolla, yani nasıl öldürülürse öldürülsün, bizim tezimiz Baronları baron yapan güçler, baronları baronluklarından da ederler. " Bunun tek yolu ölüm değil ama biz ölüm hikayemizle Efe- Ali-Polat üçgenini de birleştirmiş olduk. Karahanlıyı öldüren maskeli adamlar kimdir peki? Ortadoğu'ya yön verme iddiasında olan güçlerdir. Şüphesiz hikayemiz bu süreçten sonra maskeli adamların kim olduklarıdır. Bundan sonra da hikayenin gerektirdiği şekilde tekrar karşımıza çıkacaklar. Gösterdiğimiz maskeli adamlar içi kamuoyunda "illimunati,tapınak şövalyeleri, Evangelistler, masonlar" şeklinde çeşitli organizasyonlara yahut gruplara atıflarda bulunuyor. Ancak çok net ifade etmemiz gerekir ki, senaryo grubumuzun bu yapılanmaların herhangi birini deşifre etmek gibi bir gayesi yoktur. Bizim için bir teki değil, hepsinin çeşitli unsurları ilgi çekicidir. Baron'un cesedinin atıldığı yere gelince İstanbul Sultanahmet'te bulunan "Dikilitaş"ın tarihini, İstanbul'daki tarihini, üstünde yazılanların manasını iyi anlamak gerekir. Şu kadarını söyleyebiliriz ki, İstanbul "Dünyanın Merkezi"dir.

KAYNAK BELİRTİLMELİ





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: avcı, 11.07.2010, 13:11 (UTC):
a. çatlı= ali candan
s. peker= p.alemdar.
96 da çatlı susrlukta ölmedi yüzü değiştirldi.peker oldu. 97 de peker piyasaya cıktı.su anda pekere devlet dokunmuyor. niçin?
hiram abbas aslanın ta kendisidir.çatlı su anda yaşıyor. yeşil de. pekerin=çatlı pekerin 2. adamı kimmiş bi bakın bakalım yeşil olmasın...

Yorumu gönderen: BATUHAN, 26.07.2009, 19:17 (UTC):
güzel acıklama ama polat son bölümde onları öldürmedi saçma oldu...



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36742041 ziyaretçi (102825439 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.