Mandala
 
mandala

Mandala

Hazırlayan: Akhenaton

Mandala (मण्डल), Hindistan kökenli dinlerde metafizik ya da sembolik bakımdan meta ya da mikro kozmosu gösteren şekillere verilen addır.Genel olarak mandala,şekilleri belli bir düzene göre boyamaktır. Genellikle daire ya da kare şeklinde olan ve her şeyin mistik merkezini sembolize eden mandalalar meditasyon nesnesi olarak kullanılabilmektedir.

Hinduizm'de Siva ve Sakti'nin kozmik dansını, Budizm'de Buda Diyarını ya da Buda'nın vizyonunu simgeleyen mandalalar bulunmaktadır.

Budizm'de Mandalalar onu temaşa eden için evrendeki kutsallığın içkinliğini ve aynı kutsallığın kendisindeki potansiyel durumunu hatırlatan önemli işaretlerdir. Budist bağlamda mandalanın amacı insanın acısına onu aydınlanmaya ulaştırarak son vermek ve hakikate ilişkin doğru görüşe ulaştırmaktır.[1]

Mandala kelimesi eski Hindistan dili olan Sanskritçeden türemiştir ve "yay" ya da "ark" anlamına gelmektedir. Mandala bir noktadan çıkıp aynı noktada biten bir resimdir – bağ olarak da adlandırılır. İşte bu mandala içindeki tüm şekillerin başladığı yerdir.[2]

Mandala, büyülü çember anlamını taşır ve evrenin bütünsel ilişkisini simgeler. Merkezden taşan ve tekrar merkez tarafından çekilen bir birlikteliği ifade eder. Mandala kavramında sonsuz büyük ve sonsuz geniş olanın küçük bir alan içine holografik olarak sığdırılabileceği görüsü bulunur. Birçok mandala şekilleri bulunmasına rağmen hepsinde ortak bir merkez bulunur.[3]

Mandala, büyülü daire demektir. Jung'da merkez simgesi, amaç ya da ruhsal bütünlüğüne ulaşmış benlik, merkezleşmeye varan ruhsal sürecin kendini temsil etmesi ya da bireyde yeni bir merkez oluşturması anlamında kullanılmaktadır.

Mandalanın simgeciliği ortak merkezli olarak düzenlenmiş tüm figürleri, tüm dairesel ve küresel biçimleri ve ortak bir merkezi olan tüm daire ve kareleri kapsar. En eski dinsel figürlerden birisidir ve buna bütün dünyada rastlanılmaktadır.[4]

Doğu felsefesinde mandala, evrenin sembolü olarak kabul edilir. Jung psikolojisinde ise insan ruhu ile aklın birliğini temsil eder.[5]

Mandala, bütün dünyada rastlanan ve güneşi temsil eden bir figürdür. Özben, düzen arketipidir. Kişiliği birleştirir, ona “birlik” ve sağlamlık duygusu verir. Jung, kişinin özbenini tanımasının kendi gerçeğinin farkına varmasının tek yolu olduğunu söyler.Özbenin gelişmesiyle, insan yaşamının daha çok bilincine varır, onu daha iyi anlar.[6]

Mandala, çoğunlukla Asya kökenli felsefelerle, özellikle de Budizm ile bağlantılı ilginç bir konudur. Mandala ile ilgili düşünülünce çoğu kişi çeşitli ritüel ve seremoniler boyunca mandalalar oluşturan Tibetli keşişler ve Tibet hakkında düşünür. Mandalaların şekli oluşturulduğu durumun anlam ve sezileri ile yönlendirilir. Mandala yapıcıları şekil ve semboller yoluyla tabiatı ve dünyayı ve en içteki inançlarını gördükleri şekilde ifade ederler. Mandalalar çoğu kez gevşek malzemelerle (örneğin pirinç unu ya da ince renkli kum ) yapılır. Böylece rüzgâr onları uçurabilir. Bu da yaşamın ve çevremizdeki her şeyin geçici olma özelliğini ifade eder.

Mandalalar özellikle Asya kökenli ve/veya ritüel bir durum değildir. Bu şekillerin en eskilerinin kökeni Taş Devrine kadar gider. Bunların birçoğunu eski yerleşim yerlerinin – Mısır, Babil – yıkıntıları arasında bulabiliriz. Yerli kabilelerindeki şifacılar iyileştirme için mandalaları kullanırdı. Mandalalar Yunanlılar tarafından da bilinirdi. Aztek takvimi bir mandalaydı. Hıristiyan kiliselerindeki çiçeksi rozetler de mandalaydı.

Batı entelektüelleri doğaüstülük ve mistisizm içerdiği için doğuya ait felsefe ve psikolojiyi çürütme eğilimindeydiler. Meditasyon, yoga, manastır hayatı, duyusal yoksunluk,..vs. gibi bilinç değişikliği araştırma yöntemleri, ciddi bilim dünyasına tuhaf ve mevcut dünyamız için biraz gerçek dışı görünmektedir. Bu alanda değişiklikler sadece geçen yüzyıl boyunca ortaya çıktı ve birçok ünlü bilim adamı Asya felsefesini, dinini ve bilimini yararlı görmeye başladı. Bu ilhamı bulan ünlü bilim adamlarından biri de Carl Gustav Jung’du.

Bilim adamları aynı zamanda mandalalara da önem vermeye başladılar. Öğrendikleri sadece atalarımızın binlerce yıldır bildiğini doğruluyordu. Eğer bir mandalaya bakmaya konsantre olursak, kısa sürede belirli duygu ve hislerle bağlantılı derin bir hareket, bir köken hissine kapılırız. Konsantre olmaya devam edersek, resim kaybolur ve açık renkli şekilsiz bir alanla karşılaşırız (örneğin hareket illüzyonu). Mandala mekanizması göz nöro-fizyolojisi yoluyla açıklanabilir. Mandala gerçekten bir göz resmidir ve mandalanın merkezi retinanın kör noktasına (göz sinirinin bittiği yer ile) karşılık gelir. Bu nedenle, bilgiler bir şekilde doğrudan beyne giden rotalarından sapar (retina, sinir ve beyin hücrelerinin reaksiyonu) ve görme duyusu dışına çıkar (Metzner, Leary). İnsan gözü haritası mandaladan başka bir şey değildir. Mandalalar oluşturma, onları çizme ya da boyama renklerin bilinçaltı etkisi, oran, gözbebeği kasılmaları, vs. de dâhil olmak üzere, gözden göze doğrudan bakmak gibidir.

Mandalalardaki daire sistemleri, kareler, üçgenler, renkli alanlar, semboller ve karakterler, zaman-mekân ilişkilerini, maddenin çeşitli hallerini, temel yıldız gruplarını, mevsim değişikliklerini, içinde yaşadığımız enerji alanlarının dönüştürücü süreçlerini ifade eder. Mandalar aynı zamanda yaratılışımızda var olan ancak tamamının farkında olmadığımız fiziksel ve zihinsel potansiyeli geliştirmenin tarif ve yöntemlerini de ifade eder.[2]

Kaynaklar

[1] https://tr.wikipedia.org/wiki/Mandala
[2] "K7 İçin Beceri Rehberi – Stresle Baş Edebilme Becerisi", s.16.
[3] Doç. Dr. Haluk Berkmen, "İnsandaki Hologramlar", Popüler Bilim Dergisi, sayı: 206, Nisan 2011, s.5.
[4] Volkan Karagözlü, "Arketipsel Sembolizm Bağlamında Mihr ü Vefa Mesnevisinin İncelenmesi", International Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic Volume 7/1 Winter 2012, s.1407, 1414.
[5] İlhami Savaş, "Çocuk Resmi ve Bilinçaltı", İstanbul Arel Üniversitesi, Grafik Tasarım Sana Sanat Dalı Programı, İstanbul 2014, s.39.
[6] Nurgül Yavuzer, "Perseus Kahramanlık Mitinin Arketipsel Sembollerle İncelenmesi", İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Yıl:10, Sayı:19, Bahar 2011, s.202.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36871564 ziyaretçi (103051795 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.