Meşe Adası'ndaki Saklı Hazine
 

Meşe Adası'ndaki Saklı Hazine

Önbilgi: Meşe Adası (Oak Island) R. L. Stevenson'un kelimeleriyle "Hazine Adası" olarak adlandırılabilir. Yüzyıllar önce birileri gizli amaçları ile para saklamıştı. 1795'ten bu yana hazine avıyla ilgilenen gayretli insanlar, "para kuyusu"nun gizemini çözmeye çalışmaktadır; fakat olumlu hiçbir sonu. elde edilememiştir. Büyük miktarda para harcanmış; ancak "hazine" bulunamamıştır. Gerçek nedir? Hazine, neden her zamanki gibi ele geçirilemez olarak kalmıştır.

Meşe Adası'ndaki gömülü hazinenin keşfinin R. L. Stevenson'un kurgusuyla garip bir benzerliği vardır. Aslında hazinenin gerçek keşfi ve onu çıkartmak için sonradan yapılan çalışmalar, "Haylaz Çocuklar macera Dizisi"nin her şeyini içermektedir. Ancak kurgudan farklı olarak mutlu bir sonu yoktur.

Meşe Adası'ndaki gömülü hazineyi arama hikâyesi, 1795'te başladı. Sadece 16 yaşında olan Daniel McGinnis, Mahone Körfezi'nde küçük bir adanın içine doğru gitti. Adayı dolaşırken yıkılmış meşe ağaçları buldu. Ama aralarında birinin, yaşlı tek bir ağacın ayakta olduğunu fark etti. Aynı ağaç, ilgisini çekmişti. İki arkadaşını çağırdı ve kısa sürede bu üç meraklı genç, kazmaya başladı. Gevşek toprağı küreklemeye başlar başlamadan onları son derece şaşırtan bazı basamaklar buldular.

Kazma izleri olan sert kil duvarlı dairesel bacalar buldular. Ama kazmaya devam ettiler ve 3 metre kazdıktan sonra kil duvarlara yerleştirilmiş meşe kütüklerine rastladılar. Kütükleri çıkarttılar ve 6 metre kazınca bir kil platform daha buldular. Onun sıradan bir meşe ağacı olmadığını ve bölgenin çok özel olduğunu ve belki de değerli bir şey sakladığını fark ettiler.

Üç çocuk daha sonra destek toplamak için geri döndü; ancak hiç kimse gelmedi. Meşe Adası'nın gizemli ışık gösterileri ve araştırmak için oraya giden adamların kaybolması ile tehlikeli bir ünü olduğundan insanlar korkmuşlardı.

Bu tür hikâyeler, coşkulu üç gencin meşe hazinesini bir süre için tamamen unutmasına yol açtı. Bununla beraber 9 yıl süren sessizlikten sonra susuzlukları tekrar su yüzüne çıktı ve üç yetişkin adam, bütün kararlıklarıyla işlerine devam ettiler. Tekrar kazmaya başladılar; fakat birkaç metre kazdıktan sonra çıplak veya Hindistan cevizi yapraklarıyla kaplanmış meşe platformlar bulmaya devam ettiler.

27 metre kadar derinlikten sonra, üzerinde çözülemeyen bir yazı ve garip işaretler olan düz bir taş buldular. O zaman bu buluş, göz ardı edildi. Taşın Halifax'ta sergilenmesi, yarım yüzyıl sonra olacaktı. Orada bir profesör, yazılanları çözmekte başarılı oldu:

"Üç metre aşağıda iki milyon paund!"

Ne yazık ki 20. yüzyıla ulaşana kadar yazı solmuştu ve bu durumda profesörün çözdüğü gerçek olarak kabul edildi ve "Para Kuyusu" için bitmeyen arama hızlandı.

Ancak o üç adam tarafından başlatılan kazı, 19. yüzyılda kuvvet yitirmeden devam etti. Mali kaynakları yeterli olduğu sürece kazdılar. Mali kaynakları kötüleşince yenilgiyi kabul edip geri döndüler. Bir süre için kuyu rahatsız edilmedi. 44 yıllık bir aradan sonra diğer meraklılar, altın hayaliyle riski tekrar aldı ve servetlerini tehlikeye attılar.

Ama her seferinde çabaları Para Kuyusunu sık sık dolduran ani bir su akışı ile engellendi. Kazıcılar ve su arasındaki bu saklambaç oyunu, bugüne kadar devam etmiştir. Henüz hiçbir hazine çıkartılmamıştır. Ama o zamanlar kazıcıları şaşırtan, suyun kuyuyu nasıl doldurduğuydu.

Smith's Cove'de hazine avcıları, belli bir seviyeye her geldiklerinde su basmasının sebebini keşfettiler. Birisinin 1795'ten önce 30 metreden faz la kazdığına inanılıyordu. Belki de çok değerli bir şey saklamaya çalışıyordu.

30 metre kazdıktan sonra kuyu ve Smith's Cove'deki sahil arasında 500 metrelik bir tünel inşa etmişti. Orada gerçek saklama yerine herhangi bir girişi engelliyecek bir boru düzeneği yapılmıştı. Kanal, kasten ve devamlı olarak doluyordu. Su, bir hırsız alarmı gibi davranarak bu noktanın ötesine geçilme başarısına izin vermiyordu.

Her şeye rağmen değişik engeller, kazıcıları caydırmadı. 1938'de Edwin Hamilton, 54 metre kazmaya muvaffak oldu. Ancak başarı hala uzaktaydı. Tekrarlanan başarısızlıklara ilave olarak 1963 yılında bir tirajedi gerçekleşti. Emekli bir sirk akrobatı kuyuda çalışırken aniden pompadan gelen dumanların arasında kaldı. Oğlu ve diğer iki adamı, onun hayatını kurtarmak için atladılar; ama hepsi kayboldu. Kazı, o zaman için durdurulmak zorunda kalındı.

Bir Amerikalı petrol jeologu olan Robert Gunfield, kazmaları bir kere daha eline aldığında aradan 4 yıl geçmişti. Para Kuyusu'nun yanında 24 metre genişliğinde ve 39 metre derinliğinde bir kuyu açtı. Ama ne yazık ki hiçbir şey elde edilemedi.

1978'te Triton Ortaklık Şirketi, su dolu boşluğa bir televizyon kamerası indirdi. Kamera, üç göğüs iskeleti ve kopmuş bir el görüntüledi. Dalgıçlar, 70 metreye kadar daldılar. Ama bir kez daha kamera tarafından açığa çıkarılan gerçekler kanıtlanamadı. Hiçbir göğüs iskeleti ya da el bulunamadı.

18. yüzyıldan 20. yüzyılın sonlarına kadar Para Kuyusu'nun gizemi çözülememiş olarak kaldı. Bu aşamada gizem, sonsuza kadar bir bilmece olarak kalacak gibi görünüyor. Belki de 1795'ten önce kuyuyu kazan adam, 19. ve 20. yüzyıldaki bilim ve teknolojik gelişme ile gizemin ortaya çıkacağını düşünmüştü. Ama kesinlikle hatalıydı. Bugüne kadar bütün çabalar boşa gitti. "Para Kuyusu" gizemi, hâlâ çözülememiş olarak duruyor.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36724955 ziyaretçi (102794670 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.