Mehdi ve Altınçağ, II
 

Mehdi ve Altınçağ, II

Harun Yahya

Mehdi'nin çıkış öncesi alametlerinden olan bu ateş hakkında kısa bir açıklama yapmak yerinde olacaktır. Kıyamet alametlerinden sadece "Güneşin batıdan doğma" hadisesi, peygamberimizin hadislerinde tarifi yapıldığı üzere, herkesin açıkça görüp anlayabileceği bir şekilde meydana gelecek tek alamettir. Bunun dışında meydana gelecek bütün kıyamet alametleri (Ateş de dahil) aklın ihtiyaini almayan, âdetullaha uygun alametlerdir. Bazı safi kalpli Müslümanlar bu ateşi; sebepsiz yere birdenbire ortaya çıkan, sönme nedir bilmeyen, hatta herkes tarafından bulunduğu yerden mutlaka görüleceği tarzda, harika bir alamet olarak beklemektedir. Halbuki dünya bir imtihan ve müsabaka yeridir demiştik. Bu alametlerin meydana gelişi sırasında da imtihan devam ettiğinden onların anlaşılması, herkesin mecburen kabul edeceği bir açıklıkta olmaz, ta ki insanlar aklını, vicdanini, iradesini kullanarak karar verebilsinler, gerçek kimlikleriyle ortaya çıksınlar. Seçme hürriyeti kalmazsa, onlara teklif götürülemez. Şayet kıyamet alametleri ile ilgili hadisler en ince ayrıntısına kadar (mesela; hangi şehirde, kaç tarihinde, ne şekilde çıkacağı) anlatılsaydı (ki peygamberimiz hepsini biliyordu, fakat bu sefer) herkes mecburen kabul eder, insanlar arasında derece farkı kalmazdı. Bu hikmet sebebiyle kıyamet alameti hadisleri özellikle yarı kapalı bir şekilde bildirilmiştir. Ateş alametini de bu şekilde değerlendirmek gerekmektedir. Bir ateş sebepsiz yere çıkmaz, ya bir kaza, ya bir patlama gibi kasıt veya ihmal neticesinde çıkar. Mehdi'nin çıkış alameti olarak söylenmesi, onun çok garip ve olağanüstü bir alamet şeklinde çıkmasını gerektirmez. Önemli olan bu ateşin, hadiste tarif edilen ateşin özelliklerine uygun olarak çıkmasıdır. Bu ateşi tanımak ve tespit edebilmek için yapılacak ilk iş, özelliklerinin ortaya çıkartılmasıdır.

Bilindiği gibi Temmuz 1991 yılında Irak'ın Kuveyt'i işgali sonrasında, Kuveyt'e ait petrol kuyularını ateşe vermesi sonucunda Kuveyt ve Basra Körfezini çok büyük bir ateş sarmıştır.

-Kuveyt'te yanan petrol, insan ve hayvanlar arasında ölüme sebep olmaktadır. Uzmanlara göre günde yarım milyon ton petrol duman olarak atmosfere karışmaktadır. Her gün 10 bin tondan fazla is, kükürt, karbondioksit ve büyük miktarda, kanser yapıcı özelliği olan hidrokarbonlar felaket bulutları gibi körfez üzerinde asılı durmaktadırlar.... Yalnız körfez değil, onun sahsında Dünya yanmaktadır.[1]

-Ateşe verilen iki kuyu, Türkiye'nin bir günde çıkarabildiği kadar petrol veriyor ve dumanlar 55 km. uzaklıktaki Suudi Arabistan'dan bile görülebiliyor.[2]

 -Körfezde sönmeyen felaket haberleri: Kuveyt'te ateşe verilen yüzlerce petrol kuyusu alev alev yanıyor. Uzmanların “söndürmek son derece zor” dedikleri petrol kuyularındaki yangının Türkiye'den Hindistan'a kadar olan geniş bir bölgeyi en az 10 yıl süreyle etkileyeceği bildiriliyor. Ateşe verilen petrol kuyularında çıkan alev ve dumanlar atmosferi devamlı kirletmektedir. Kuveyt gündüzleri gece manzarası arz etmektedir. Alevlerle birlikte yükselen füme rengi duman, Kuveyt semalarında sonbahardan kış mevsimine geçişi hatırlatıyor.... Kuveyt'in tamamının yaşanılır hale gelmesi için en az bir senelik bir zamana ihtiyaç vardır. Kilometrelerce uzaktan görülen alevlerle birlikte yükselen dumanlar, Kuveyt semalarını tamamen kaplayarak ülkeyi yaşanmaz hale getirmekte ve varlıklı olanlar Kuveyt'i terk etmektedirler. Dahran'daki araştırma merkezi müdürü Abdullah Dabbag'in New York Times'te çıkan açıklamasına göre, Basra Körfezindeki kirlenme neticesinde 106 tür balık, 180 tür yumuşakçalar ve bölgede yaşayan 450 tür hayvan yaşama savaşı vermektedir. 600 petrol kuyusundan yükselen dumanların komşu ülkelere yayıldığı, ayrıca kükürt gibi kansorejen maddeler ihtiva eden dumanların asit yağmuruna dönüşerek tarımda verimi azalttığı açıklanmaktadır.[3]

Yemin ederim ki bir ateş sizi saracaktır. O ateş bugün Berehut denilen vadide sönük vaziyettedir. Berehut: Bir vadi veyahut bir kuyu adıdır. (Kamus Tercemesi c. 1- s.550) Hadis-i şerifin ilk kısmında ateş için "sönük bir vaziyettedir" denmektedir. Ateş, yanıcı bir maddenin yanmasıyla meydana gelen bir durum olduğuna göre burada sönük vaziyette bekleyen ateşin kendisi değil, ateşin yakacağı hammaddedir. Burada toprak altından çıkarılan petrole işaret edilmektedir. Nitekim hadisteki Berehut denilen yer, bir kuyunun adıdır. Bu kuyu petrol kuyusudur. Zamanı gelince bu kuyulardan çıkarılan petrol, yanmaya hazır bir ateş haline geliyor.

O ateş, müthiş azap olduğu halde insanları kaplar. O ateş, sadece yanan bir ateş değil, aynı zamanda insanları canından, malından ederek azap içinde, elem-üzüntü içinde bırakacak ve bütün doğayı kirletecek olan bir ateş. O ateş, insanları, malları yakar bitirir. O ateş, bir kısım insanların ölümüne sebep oluyor. Bunun yanında malları yakarak maddi zarara sebebiyet verdiği gibi, tüm çevreyi ve doğayı kirleterek de insanların geçim kaynaklarını yok etmektedir. Sekiz gün içinde rüzgar ile bulut gibi uçarak dünyanın her tarafına yayılır. O ateşin, "rüzgar ile bulut gibi uçan" kendisi değil dumanıdır. Burada benzetme yapılarak dumanın bulutlara kadar yükseleceği de anlatılmıştır. Bu duman rüzgarın etkisiyle her yöne doğru yayılıyor. Geceki sıcağı, gündüzki hararetinden daha şiddetlidir. O ateş hem gündüz, hem gece devamlı yanıyor. O ateş insanların başının üzerinden arşın altına kadar yaklaşarak, yeryüzü ile gökyüzü arasında gök gürültüsü gibi korkunç gürültüsü olur, buyururdu. O ateş çok yükseklere kadar tırmanıyor ve bu ateşten gök gürültüsü gibi pek şiddetli bir gürültü ile patlamalar meydana geliyor.

 Gökte alışılmış olan kırmızılığın aksine bambaşka bir kızıllık yayılacak. Hadisin bu kısmında, olayın gece vakitlerinde meydana geleceğine işaret edilmiştir. Gece vakti meydana gelen büyük infilakın alevleri çok şiddetli bir aydınlanma yapar. Bu kızıl alevlerin meydana getirdiği kızıl aydınlanma, halkın mutad üzere alışık olduğu kırmızı "Tan" aydınlanmasından çok ayrıdır. Çünkü gece vakti böyle gündüz gibi aydınlanma olağanüstü bir olaydır.
Tan: Güneş doğarken ve batarken oluşan ve güneşin aydınlatma gücünün zayıflayıp, beyaz ışıktan kırmızı ışık yayar duruma geldiği vakitlerdeki hali.

BÜYÜK OLAYLARIN VE HAYRET VERİCİ ŞEYLERİN MEYDANA GELMESİ

«Onun zamanında büyük hadiseler vuku bulacak.» [4]

«Onun zuhur mebdeleri ve mukaddimeleri Resulullah (s.a.v.) efendimizin irhişatına benzer.» [5]

İrhişat: Resulullah (s.a.v.) efendimizin nübüvvetinden evvel zuhur eden harikulade haller ki, bunlar peygamberliğine delil teşkil eden hadiselerdendir.

Resulullah (s.a.v.) efendimizin doğumundan önce büyük ve harika haller zuhur etmişti. Doğduğu gece yeni bir yıldız doğmuş; Kisra'nın (İran Padişahları) sarayının 14 burcu yıkılmış; İran'da 1000 yıldır yanmakta olan Mecusi ateşi sönmüş; Semavi Vadisi sel suları altında kalmış, Save Gölü kurumuştu v.s... Yukarıdaki rivayetlerde işaret edildiği gibi, Mehdi'nin zuhuru da, Peygamber efendimizinkine benzeyecektir. O'nun zuhurundan önce de büyük ve harika haller, olaylar olacaktır.

Rivayetlerin işaretine göre Mehdi'nin zuhur yılı olan H.1400 (Miladi 1979) yılı başlarında cereyan eden büyük ve harika olaylar:

- Kabe basıldı ve çok sayıda Müslüman'ın kanı akıtıldı.
- 500 yıllık İran şahlığı yıkıldı ve İran Şahı Rıza Pehlevi öldü.
- Hindistan'ın Bombay kentinde bir fabrikadan sızan gaz 20.000 kişinin ölümüne yol açtı.
- İki Müslüman ülke olan İran ve Irak arasında 8 yıl sürecek bir savaş başladı.
- Ruslar, Afganistan'ı işgal etti.
- Mexico City şiddetli bir depremle yerle bir oldu.
- Kuzey Kolombiya'daki Nevada Del Ruiz yanardağı 400 yıldır ilk kez patladı. Eriyen kar ve buzun oluşturduğu çamur yüzünden Armero kenti haritadan silindi. 20.000 kişi öldü.
- Bangladeş'teki sel 25.000 kişinin ölümüne sebep oldu.
- Hıristiyanlığın merkezi Roma'yı sular bastı.
- 1986'da Çin'de tarihinin en büyük orman yangını oldu.
- Hindistan Başkanı Gandi, Mısır Devlet başkanı Enver Sedat, İsveç Başbakanı Olof Palme öldürüldü.
- Papa II. Jean Paul vuruldu.
- 1980 yılı başlarında ilk AIDS vakaları tespit edildi. Şu ana kadar on binlerce kişinin ölümüne sebep olan bu hastalığa "Çağın Vebası" ismi verildi. AIDS, 1960'larda Amerika'da başlayan ve her çeşit cinsel serbestliği getirmiş olan "Seks Devrimi"ni sona erdirdi.
- 1986'da uzay mekiği Challenger fırlatılışından sonra infilak etti.
- 26 Nisan 1986'da Ukrayna'daki Çernobil Nükleer Santralında şimdiye kadar görülen en büyük nükleer kaza meydana geldi. Birçok Avrupa ülkesi yayılan radyasyondan etkilendi.
- Ozon tabakasının delinmesi Dünya iklimi üzerinde çok olumsuz etkiler bıraktı.
- Sovyetler Birliği yıkıldı ve Gorbaçov'la birlikte Bağımsız Devletler ortaya çıktı.
- Irak'ın Kuveyt'i ilhak etmesinden sonra Körfez Savaşı başladı.
- Ermenistan'daki depremde kent harabeye dönüştü. 500.000 kişi evini terk ederken, ölü sayısı 40.000'i aştı.
- 1989 yılında Çin'de komünist bölükler tanklarla öğrencilerin üzerine yürüdü, Tiananmen meydanında 2000 öğrenci öldü.
- Soğuk Savaşın sembolü olan Berlin duvarı inşasından tam 28 yıl sonra yıkıldı.
- 1990 yılında Kabe'deki tüneldeki izdihamda 1400'den fazla hacı hayatını yitirdi.
- 1991 yılında Bangladeş'te meydana gelen sellerin sonrasında 120.000'in üstünde kişi öldü, milyonlarca kişi evsiz kaldı.
- Bosna ve Kosova'daki katliamda yüz binlerce Müslüman öldürüldü ve yüz binlercesi yurtlarından çıkarıldı.
- Ebola virüsü on binlerce kişinin ölümüne sebep oldu.
- El Nino tüm dünya ülkelerine çok büyük felaketler getirdi.
- Son 20 yıldır Amerika'da fırtınalar, kasırgalar, hortumlar ve seller durmak bilmedi. Binlerce insan öldü, milyonlarcası evini terk etti ve zarar her seferinde milyar dolarlarla ölçüldü.
- 19 Ekim 1987'de Londra Borsası çöktü. Yaşanan büyük panik sonucunda 50 milyar sterlinlik değer kaybı yaşandı.
- 19 Nisan 1995'de ABD'nin Oklahoma kentindeki Federal Binaya yapılan bombalı saldırıda 168 kişi öldü.
- 22 Mart 1997'de Hale-Bopp kuyruklu yıldızı, saatte 160 km. hızla Dünya'nın 195 milyon km. yakınından geçti. Çıplak gözle izlenebilen Hale-Bopp'un geçişi, tüm dünyada milyonlarca kişi tarafından büyük bir ilgiyle karşılandı.
- 10 Mayıs 1997'de İran'daki 7.1 şiddetindeki depremde 1500 kişi öldü.
- 4 Şubat 1998'de Afganistan'daki 6.1 şiddetindeki depremde 5 bin kişi hayatını kaybetti.
- 25 Ocak 1999'da Kolombiya'daki 6 şiddetindeki depremde 1171 kişi hayatını kaybetti.
- 21 Eylül 1999'da Tayvan'daki 7.6 şiddetindeki depremde 2100'den fazla kişi hayatını kaybetti.
- 11 Eylül 2001'de ABD'ye, tarihin en büyük terörist saldırısı düzenlendi: İki yolcu uçağı, sabah mesaisinin başladığı saatlerde 18 dakika arayla New York'taki Dünya Ticaret Merkezi'nin bulunduğu iki gökdeleni vurdu. Ardından bir başka uçak Pentagon'a düştü. Saldırıda beş binin üzerinde insan öldü.
- Hindistan'da büyüklüğü 7.9 olan bir deprem meydana geldi ve binlerce kişi yaşamını yitirdi.
- Avrupa'da yaşanan aşırı sıcaklar 10 binlerce insanın ölümüne neden oldu.
- 60.000 senede bir gerçekleşen bir olay meydana geldi ve Mars gezegeni Dünya'ya en yakın konuma geldi.
- 17 Ocak 2002 tarihinde Kongo'daki Nyiragongo Yanardağı patladı. Olayda 100 kişi öldü
- 15 Kasım 2003, İstanbul Şişhane'deki Neve Şalom Sinagogu ile Şişli'deki Beth İsrail Sinagogu'na intihar saldırıları düzenlendi. Sinagoglardaki ayin sırasında bomba yüklü iki ayrı kamyonetin intihar eylemcilerince havaya uçurulmasıyla gerçekleştirilen saldırılarda 25 kişi öldü, 262 kişi yaralandı.
- Kasım 2003'te dünyanın en kurak bölgelerinden olan Mekke'de meydana gelen sel felaketinde 12 kişi yaşamını yitirdi.
- 20 Mart 2003, ABD'nin hala devam eden Irak operasyonu, Bağdat'ı bombardıman ile başladı.
- 20 Kasım 2003, İstanbul'da yine kamyonetli ikiz intihar saldırıları düzenlendi. Levent'teki HSBC Bankası Genel Müdürlüğü ve Beyoğlu'ndaki İngiltere Başkonsolosluğu'na yapılan saldırılarda 33 kişi öldü, 450 kişi yaralandı. Çok büyük maddi hasar gerçekleşti.
- 26 Şubat 2004 tarihinde Moskova metrosunda meydana gelen intihar saldırısında yaklaşık 40 kişi hayatını yitirdi.
- 12 Mart 2004, İspanya'nın başkenti Madrid'in merkezinde 3 ayrı tren istasyonuna düzenlenen bombalı saldırılarda yaklaşık 200 kişi hayatını yitirdi. Saldırılarda binden fazla kişi yaralandı.
- 3 Eylül 2004, Kuzey Osetya'da yüzlerce kişinin rehin tutulduğu okul binasına Rus güçleri tarafından operasyon düzenlendi. Çoğu çocuk en az 150 kişi öldü, 560 rehine yaralı olarak kurtarıldı.
- Güney Asya'da 26 Aralık 2004 tarihinde 9.0 büyüklüğünde bir deprem ve ardından çok büyük bir tsunami gerçekleşti. Kaybolan hayatların sayısı ölü ve kayıplarla birlikte 288 bir olarak ifade ediliyor.
- 2 Nisan 2005 tarihinde Papa II. Jean Paul hayatını yitirdi.
- 7 Temmuz 2005 tarihinde, İngiltere'nin başkenti Londra, 2. Dünya Savaşı'ndan beri şehri vuran en büyük saldırıyla sarsıldı. Metro ve otobüslere eşzamanlı olarak düzenlenen dört saldırı sonucunda 50'den fazla kişi öldü, yaklaşık 700 kişi yaralandı. 21 Temmuz'da yine dört ayrı eşzamanlı bombalı saldırı girişiminde bulunuldu.

MEHDİ'DEN ÖNCEKİ YÖNETİMLER

Aranızda "Nübüvvet" Allah'ın istediği kadar sürer, sonra onu kaldırmayı istediği zaman da kaldırır. Sonra Allah'ın sürmesini murad ettiği kadar (otuz yıl) "Nübüvvet yolunda Halifelik" gelir. Sonra kaldırmayı istediği zaman onu kaldırır. Ve Allah'ın istediği kadar devam eden "Şiddetli bir Meliklik" idaresi gelir... Sonra onu kaldırmayı istediği zaman kaldırır. Sonra "zorba bir idare" gelir. Sonra da "Nübüvvet yolu üzere bir hilafet" gelir.[6]

Tabarani Kebir'inde.. tahric etti. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu: «Benden sonra halifeler olur. Halifelerden sonra emirler, emirlerden sonra zalim melikler gelir. Son olarak da ehl-i beyt'imden birisi çıkar.» [7]

Peygamberimizden (s.a.v.) sonra Mehdi'nin halifeliğine kadar gelecek olan yönetimler şöyle sıralanmıştır.

  1. Halifelik devri
  2. Meliklik-Sultanlık-Padişahlık devri
  3. Zorba bir idare devri

İslam tarihinde Resulullah (s.a.v.) efendimizin vefatıyla birlikte yönetim, Halifeler geçmiştir. Sırasıyla Hz. Ebubekir, Ömer, Osman, Ali (r.a.) efendilerimiz toplam 30 yıl halifelik makamında kalmışlardır. Sonra başa sırasıyla Emeviler, Abbasiler, Osmanlı Devleti geçmiş, bunlarla Meliklik, Sultanlık, Padişahlık devri başlamıştır. En uzun süren devirde bu devir olmuştur. Gerçekten hadisin haber vermesiyle bunlar aynen tahakkuk etmiştir. Bunlardan sonra ise zorba bir idarenin geçeceği bildirilmektedir. Bugün bu zorba yönetim, birçok "sözde İslami" devlette kendini göstermektedir. Bu yönetimlerde İslam'ın esaslarına karşı gelinmekte, Müslümanlar mağdur durumda bırakılmaktadır. Bütün bunların ardından başa Hz. Mehdi'nin başında bulunduğu halifelik yönetimi geçecektir.

MEHDİ'NİN, HALİFE OLMADIĞI BİR DÖNEMDE GELMESİ

«Dünyada ismi geçecek bir halife kalmayıncaya kadar çıkmayacaktır.» [8]

«O'nun çıkacağı yıl insanlar hacca başlarında bir emir bulunmadan gidecekler.» [9]

Mehdi'nin zuhur edeceği dönemde İslam ümmetinin başında bir halif bulunmayacağı bildirilmektedir. Hicri 1300 tarihine kadar Müslümanların başında bir halife bulunmaktaydı, fakat daha sonra bu müessese kaldırıldı. Mehdi hadisin tarif ettiği böyle bir dönemden sonra çıkacaktır.

A. MEHDİ'NİN ÇEŞİTLİ ÖZELLİKLERİ

A.1. CENNETLE MÜJDELENMESİ

...Enes b. Malik (r.a.) den, şöyle demiştir: «Ben, Resulullah (s.a.v.)'dan işittim, buyurdu ki: Biz Abdulmuttalip'in çocukları cennet halkının büyükleriyiz. Ben, Hamza, Ali, Cafer, Hasan, Hüseyin ve  Mehdi.» [10]

A.2. ZAMANIN EN HAYIRLISI OLMASI

İbn-i Cerir, Tehzib-il Asar'da şöyle tahric etti: «Muhammed ümmetinin en hayırlısı ve sizin zorlukları gideren veliniz olan kimseye katılın.. O Mehdi'dir.» [11]

«Devrinde yeryüzünün en hayırlısı kendisi olacaktır.» [12]

Naim b. Hammad, Kab'dan tahric etti, buyurdu ki: «Mehdi (zamanındaki) insanların en hayırlısıdır.» [13]

A.3. İSMİNİN PEYGAMBERLERE GELEN KİTAPLARDA GEÇMESİ

Naim buyurdu ki: Ben Mehdi'yi Peygamberlerin suhufunda şöyle bulurum: «Mehdi'nin amelinde ne zulüm ne de ayıp yoktur.» [14]

Peygamberlere dair olan kitaplarda, "Mehdi'nin işi zulüm ve kötülük değildir" şeklinde işaret edilmiştir.[15]

İbni Münavi diyor ki: "Danyal (a.s.)in kitabında şöyle yazılıdır" Süfyanlar 3 tanedir, Mehdiler de 3'tür. 1. Süfyan çıkıp adı sanı yayıldığında ona karşı 1. Mehdi, 2. Süfyana karşı 2. Mehdi, 3. Süfyana karşı da Hz. Muhammed Mehdi çıkacak ve Allah-u Teala daha önce fesada uğrayanları ve iman ehlini onunla kurtaracaktır. Sünnetler onunla ihya edilecek bidat ateşleri de onunla sönecektir. Onun zamanında insanlar aziz olacak ve kendi muhaliflerine galip geleceklerdir. Güzel bir hayat sürülecek, yer ve gök bereketini artıracak, bu durum 7 yıl sürdükten sonra Mehdi vefat edecektir.[16]

Peygamberimiz ashabının (r.a.) Tevrat ve İncil'de müjdelenmeleri gibi, Mehdi da diğer peygamberlere indirilmiş kitaplarda müjdelenmektedir, ondan övgüyle bahsedilmektedir.

A.4. GÜZEL AHLAKLI OLMASI

«Mehdi Allah'a karşı son derece boyun eğicidir. Ahlak bakımından Peygambere benzer.» [17]

«İbni Mesud'un rivayetinde, Resulullah şöyle buyurdu: Ahlakı benim ahlakım olan bir evladım çıkacak.» [18]

işârî manada ayet meali:

«Allah'tan bir rahmet dolayısıyla, onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın onlar çevrenden dağılır giderlerdi...» [19]

«Ve şüphesiz sen, pek büyük bir ahlak üzerindesin.» [20]

A.5. HERKES TARAFINDAN ÇOK SEVİLMESİ

«Allah (c.c.) bütün insanların kalplerini onun muhabbetiyle dolduracaktır.» [21]

«Ümmet'i Muhammed'den memnun olmadık hiçbir fert kalmayacaktır.» [22]

«Mehdi zuhur eder, herkes sadece O'ndan konuşur, O'nun sevgisini içer ve O'ndan başka bir şeyden bahsetmezler.» [23]

«Onun hilafetinden yer ve gök ehli, hatta havadaki kuşlar bile razı olacaktır.» [24]

A.6. MÜCADELECİ OLMASI

«Mehdi, işi sıkı tutacak.» [25]

«İnsanlar hakka dönünceye kadar mücadelesine devam edecektir.» [26]

«Fitneleri önlemenin kendisine zor gelmeyeceği ve öldürmenin de onu vazgeçiremeyeceği Ehli Beytime mensup birisi (Mehdi) sahip olmadan günler geceler bitmeyecektir.» [27]

«Mehdi hesabını çok seri bir şekilde görecek ve vaadinden dönmeyecektir.» [28]

«Mehdi Doğu tarafından çıkacak. Karşısına dağlar bile dikilse onları ezip geçecek, o dağlarda kendisine yol bulacaktır.» [29]

işârî manada ayet meali:

«Öyleyse sen emr olunduğun şeyi açıkça söyle ve müşriklere aldırış etme.» [30]

«Öyleyse kafirlere itaat etme ve onlara (Kurân'la) büyük bir cihad ver.» [31]

«Kendilerine yara isabet ettikten sonra, Allah ve elçisinin çağrısına icabet edenler, içlerinden iyilik yapanlar ve sakınanlar için büyük bir ecir vardır.» [32]

A.7. İRŞADI (TEBLİĞ GÜCÜ)

«Hz. Mehdi, kuru bir ağacı diktiğinde de ağaç hemen yeşillenip yapraklanacaktır.» [33]

«O (Mehdi) kuru bir kamış ağacını kuru bir yere dikecek, anında yeşillenip yaprak verecek.» [34]

«Mehdi bir yere kuru bir dalı diker ve dal yapraklanıp yeşillenir.» [35]

Bir tevili şudur ki:  Hz. Mehdi "kuru bir ağaç'a benzetilen bir insana teveccühüyle ve onu irşad etmesiyle; önceleri aynı kuru bir ağaç gibi etrafına faydalı olamayan böyle bir insanın, bu sefer yeşillenmiş ve meyve vermiş bir ağaç gibi etrafına, yani dinine ve bütün insanlığa faydalı hale geleceğine işaret edilmiştir. (Allâhualem) Aşağıdaki hadis-i şerifte de benzer bir şekilde; önceleri cahil, cimri ve korkak olan bir insanın, ahir zamanın büyük mürşidinin irşad ve tedrisiyle bilgili, cömert ve cesur bir hale geleceğine, adeta önceleri kuru ve faydasız olan bir ağacın yeşerip yaprak vermesi gibi şahsiyetini değiştireceğine işaret edilmiştir. (Allâhualem)

«Asrında cahil, cimri ve korkak olan bir adam hemen alim, cömert ve cesur olacak.» [36]

İmam Rabbani hazretleri de irşad esinde kendisine verilen gücü aynı teşbihle ifade etmektedir.

«Allah-ü Teala, hidayet işinde; bana büyük bir güç verdi. O kadar ki: Kuru bir ağaca teveccüh etsem; o kuru ağaç hemen filizlenir.» [37]

işârî manada ayet mealleri:

«Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel bir biçimde mücadele et. Şüphesiz senin Rabbin yolundan sapanı bilendir ve hidayete ereni de bilendir.» [38]

«Hani İsrailoğullarından, "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin, anneye-babaya, yakınlara, yetimlere ve yoksullara iyilikle davranın, insanlara güzel söz söyleyin, namazı dosdoğru kılın ve zekatı verin" diye misak almıştık. Sonra siz, pek azınız hariç, döndünüz ve (hala) yüz çeviriyorsunuz.» [39]

«İkiniz Firavun'a gidin, çünkü o, azmış bulunuyor. Ona yumuşak söz söyleyin, umulur ki öğüt alıp-düşünür veya içi titrer-korkar.» [40]

A.8. VEHBİ İLMİ

Kab'dan rivayet edildi ki: «O, kimsenin bilemediği gizli bir gücün sahibi olduğu için kendisine Mehdi denilmiştir.» [41]

Bir tevili şudur ki: Bütün zahiri ilimler, istenildiğinde herkes tarafından okuyarak, araştırılarak öğrenilebilir. Bir de çalışılarak elde edilemeyen, ancak Hz. Allah'ın bir lütfu olan ve onu istediği kuluna verdiği "Vehbi" ilim vardır. Yukarıdaki rivayette "kimsenin bilemediği" denilerek Mehdi'nin böyle bir ilme sahip olduğu anlatılmak istenmiştir. (Allâhualem)  Bu ilmin "Ledün ilmi" olması da muhtemeldir. Kehf suresinde Musa (a.s.) ile ismi verilmeyen mübarek bir şahıs arasında geçen kıssada, benzer bir ilimden bahsedilmektedir. (Rivayetlerde bu şahsın Hızır a.s. olduğu anlatılır.)

«Derken, katımızdan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kulu buldular.» [42]

«Musa ona dedi ki: "Doğru yol (rüşd) olarak sana öğretilenden bana öğretmen için sana tabi olabilir miyim?".» [43]

«Dedi ki: "Gerçekten sen, benimle birlikte olma sabrını göstermeye güç yetiremezsin".» [44]

«(Böyleyken) "özünü kavramaya kuşatıcı olamadığın şeye nasıl sabredebilirsin?".» [45]

«(Musa:) "inşallah, beni sabreden (biri olarak) bulacaksın. Hiç bir işte sana karşı gelmeyeceğim" dedi.» [46]

«Dedi ki: "Eğer bana uyacak olursan, hiç bir şey hakkında bana soru sorma, ben sana öğütle-anlatıp söz edinceye kadar.".» [47]

Ledün: Garip bir ilim ismidir. Ona vakıf olan şahıs, giz ve sırları Allah'ın izin verdiği ölçüde keşfedeceği gibi, çeşitli ilahi esrarlardan da haberi olur.[48]

Bu kıssada Musa (a.s.)'ın birlikte yaşadıkları üç olay anlatılmaktadır. Hz. Musa, bu ilmi bilmemesi sebebiyle Hızır (a.s.)'ın ilk anda hatalı ve garip gibi görünen üç davranışına itirazda bulunarak, ona karşı çıkmaktadır. Fakat ayrılacakları vakit Hızır (a.s.)'dan yaptıklarının içyüzünü öğrenince (18/78-82. ayetler) itirazlarında aceleci davrandığını anlayarak, ona hak vermektedir. Bu kıssanın Kehf suresinde anlatılması pek manidardır. Çünkü bu surede anlatılan diğer iki kıssanın (Ashab-ı Kehf ve Zülkarneyn kıssalarının) Mehdi ile olan yakın ilgisine peygamberimiz (s.a.v.) çeşitli hadisleriyle dikkat çekmiştir. Musa (a.s.) ve Hızır (a.s) kıssasının da özellikle yine bu surede yer alması, aralarında geçen olayların yukarıdaki hadislerde olduğu gibi Mehdi ile yakından ilgisi olabileceğine, ayrıca Hızır (a.s.)'ın ilminin Mehdi'de de bulunabileceğine bir işarettir.

Muhyiddin Arabi aşağıdaki izahında Mehdi'nin 9 özelliğini saymaktadır. Dikkat edilirse bunların hiçbiri nakil ilminde olmayan, daha ziyade hikmet, anlayış, ledün gibi vehbi ilme ait özellikleri taşımaktadır;

  1. Basiret sahibi olması
  2. İlahi Kitabı anlaması
  3. İlahi Kelam'ın manasını bilmesi
  4. Tayin edeceği kimselerin hal ve hareketlerini bilmesi
  5. Öfkelendiğinde bile merhamet ve adaletten ayrılmaması
  6. Varlıkların sınıflarını bilmesi
  7. İşlerin girift taraflarını bilmesi [49]
  8. İnsanların ihtiyacını iyi anlaması [50]
  9. Bilhassa kendi zamanında ihtiyaç hissedilen gaibi ilimlere vukufu bulunması. Çünkü ancak o sayede yeni yeni zuhur edilecek meseleleri halledebilir.[51]

Mehdi'nin vehbi ilme ait bir başka özelliği de ebced hesabını ve ona ait sırları bilmesidir.

A.9. CİFR (EBCED) İLMİNİN BİLİNMESİ

Taşköprülüzade Ahmet Efendi "Mevzuatu'l-Ulum" isimli eserinde (11/246) Mehdi'nin cifr ilmine vakıf olacağını kaydetmiştir: «Bazıları dediler ki, bu kitabı kemal-i vukuf ahir zamanda hurucu muntazar Hz. Mehdi'nin hurucuna mevkuftur ki, onlar cifr ilmine vakıf ve sırlarına arif olurlar. Kitab-ı enbiyayı salifeden dahi bu ilim varid olmuştur.» [52]

A.10. ISLAH EDİLMESİ

Hz. Ali'nin rivayetine göre, Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu. «Mehdi bizden Ehl-i Beyttendir. Allah onu bir gecede ıslah eder (yani tövbesini kabul eder veya feyizler ve hikmetlerle donatır.)» [53]

Naim Ebu Said-il Hudri'den tahric etti. «Peygamber (s.a.) buyurdu: Allah, Mehdi'yi bir gecede ıslah eder. (olgunlaştırır) » [54]

Ebu Nuaym'in rivayetinde Resul-i Ekrem (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: «Ey Ehl-i Beyt! Mehdi bizdendir. Aziz ve celil olan Allah onu bir gecede ıslah ve irşad edecek.» [55]

işârî manada ayet meali: «Ve seni yol bilmez iken, 'doğru yola yöneltip iletmedi mi?» [56]

A.11. NÜBÜVVET YOLUNDA OLMASI

Hz. Huzeyfe'den rivayet edilmiştir: «Aranızda "Nübüvvet" Allah'ın istediği kadar sürer sonra onu kaldırmayı istediği zaman da kaldırır. Ve Allah'ın murad ettiği kadar devam eden "Şiddetli bir Meliklik" idaresi gelir. Sonra onu kaldırmayı istediği zaman kaldırır. Sonra zorba bir idare gelir. Sonra da "Nübüvvet yolu üzere bir hilafet" gelir.» [57]

İsa Aleyhisselam ve Mehdi aleyhirrıdvan ise, birinci yoldan vasıl olmaktadırlar. Birinci yol ise, kurb-ü nübüvvetten ibarettir. Tavassut muamelesi orada yoktur. Her kim bu yoldan vasıl olur ise, onun için arada bir hail ve bir vasıta yoktur. Hatta o, feyizleri ve bereketleri herhangi bir kimsenin tavassutu olmadan alır. Zira tavassut ve hail, ancak diğer yoldadır. Bu yerin muamelesi ise, diğerinden ayrıdır.[58]

Sual: Müceddid için böyle nasıl söylenebilir? Çünkü, Hazret-i İsa gökten inecek ve müceddid olacaktır. Hazret-i Mehdi de, çıkacak ve müceddid olacaktır. Bunların, verecekleri feyzleri ve bereketleri herhangi bir kimsenin tavassutu olmadan alır. Zira tavassut ve hail, ancak diğer yoldadır. Bu yerin muamelesi ise, diğerinden ayrıdır.

Cevap: Feyz için vasıta olmak, yukarıda bildirdiğimiz iki yoldan yalnız ikincisindedir. Birinci yolda, yani (kurb'i nübüvvet) denilen yolda, feyz ve hidayet, vasıta ile gelmez. Bu yolda yükselen, arada vasıta ve perde olmadan vasıl olur. Hiçbir kimse vasıta ve perde olmaksızın feyzlere ve bereketlere kavuşur. Vasıta olmak ve perde olmak (Kurb-i vilayet) denilen yoldadır. Bu iki yolu birbirine karıştırmamalıdır. Hazret-i İsa (a.s.) ve Hazret-i Mehdi nübüvvet yolu ile vasıl olurlar. Seyhayn, yani hazret-i Ebu Bekir ile hazret-i Ömer (r.a.) da, nübüvvet yolu ile kavuşmuşlardır. Resulullah'ın (s.a.v.) himayesi altındadırlar. Şanları çok yüksektir.[59]

Nübüvvet "nebi" kökünden gelip, peygamberlerin Allah'ın emriyle vazifeli olarak insanları doğru yola davet etmeleri görevini tarif eder. Allah dilediği kuluna Nübüvvet vazifesi verir. Peygamberlik çalışma ve istemeyle elde edilmez. Mehdilik görevi de aynı şekilde Allah'ın dilemesiyle onun istediği şahsa verilir. Mehdi bu makama kendi gayreti ile gelmeyecektir. Velayet makamına ulaşmak için bir gayret ve çaba gerekirken Nübüvvet yolu için böyle bir şart yoktur, burada seçilmek söz konusudur.

Nübüvvet yolunun Velayet yolundan diğer farkları ise:

  1. Bu yolda hidayetler, feyzler doğrudan onlara ulaşır, arada herhangi bir vasıta (mürşit) yoktur.
  2. Nübüvvet yolu peygamberlerin yoludur, onların tebliğ metodu ve mücadele tarzı bu kelime ile ifade edilir. Mehdi de bu yoldan olacağına göre onun mücadele şekli de aynen peygamberler gibi olacaktır.
  3. Nübüvvet yolunda genellikle içe dönük bir yapı mevcuttur. Tarikatlar bu gruba girer. Bağlıların kendi nefislerini ıslaha çalışmaları, bu yolun esasıdır. Nübüvvet yolu ise peygamber yolu olduğu için devamlı mücadele ve tebliğ ile yani bütün insanlara yönelik sosyal bir yapı ile karşımıza çıkar.

A.12. SIKINTI VE ZORLUKLARLA KARŞILAŞMASI

Mehdi, bizden, Ehl-i Beyt'tendir ...Abdullah b. Mesud (r.a.)'dan; Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: ...Biz öyle bir ev halkıyız ki; Allah bizim için ahireti dünyaya tercih etmiştir. Benim Ehl-i Beytim muhakkak benden sonra bela, kaçırılma ve sürgüne uğrayacaktır. Benden sonra Ehl-i Beytim bela ve mihnetlerle karşılaşacaklar ve darbe maruz kalacaklardır.[60]

Bütün enbiya (a.s.) ve evliya (r.a.) Allah-u Teala'nın gönderdiği dini tebliğ etmek ve yaymak yüzünden insanlar tarafından anlaşılamamış, onların çeşitli itham ve iftiralarına maruz kalmışlardır. Allah-u alem Ehl-i Beyt'ten gelecek olan Hz. Mehdi de bu gibi eziyet ve sıkıntılarla karşılaşacaktır. Aşağıdaki peygamberimizin hadisi böyle bir durumu "Mehdi'nin biat sırasında kendisinin birçok kahr ve haksızlığa uğradığını insanlara açıklayacağını" haber vermektedir.

 Naim b. Hammad Hz.Ali'den (r.a.) rivayet etmiştir: «...Mehdi, Resulullah'ın bayrağı ile, insanların başlarına bela üzerine bela yağdığı ve çıkışından ümit kesildiği bir sırada çıkar. İki rekat namaz kılar. Namazdan dönünce şöyle der: "Ey insanlar! Ümmet-i Muhammed ve bilhassa onun ehl-i beyti çok belalar gördü, ve bizler kahr ve haksızlığa maruz kaldık.".» [61]

Resulullah (s.a.v.) efendimiz şöyle buyurmuşlardır:

- Dininde kavi, güçlü olanın başına gelecek belalar büyük olur.(1)
- Hak Teala bir kulunu sever veya kendine yaklaştırmak isterse, üzerine bela ve musibetleri ardı ardına gönderir.(2)
- Hak Teala bir kimseye bir hayır diledi mi, ona bela ve musibet verir (3) [62]

Aşağıdaki hadis-i şerifte de İstanbul'u fethedecek Hz.Mehdi ve yardımcılarında, fetihten önceki devrede hastalık sıkıntı ve üzüntülerin bulunacağı ve daha sonra bu sıkıntının kaldırılacağı bildirilmektedir.

«Allah Konstantiniyye'yi (Istanbul'u) çok sevdiği dostlarının ehline fethedecek... Onlardan hastalığı ve üzüntüyü kaldıracak.» [63]

Allah-u Teala Kur'an-ı Kerim'de birçok peygamberin yalanlanmak, delilik ve büyücülükle suçlanma, hastalık, haksız yere zindana atılma... gibi çeşitli sıkıntı ve eziyetlerle karşılaştığını, fakat bütün bunlara sabır edilmesi gerektiğini haber vermektedir.

işârî manada ayet mealleri:

6/34- "Andolsun senden önce de elçiler yalanlandı; onlara, yardımımız gelinceye kadar yalanlandıkları ve eziyete uğratıldıkları şeye sabrettiler..."
44/14- Sonra, ondan yüz çevirdiler ve dediler ki: "(Bu,) Öğretilmiştir, bir delidir."
51/52- İşte böyle; onlardan öncekiler de bir elçi gelmeyiversin, mutlaka: "Büyücü ve cinlenmiş" demişlerdir.
23/25- "O, kendisinde delilik bulunan bir adamdan başkası değildir, onu belli bir süre gözetleyin."
26/29- (Firavun) dedi ki: "Andolsun, benim dışımda bir ilah edinecek olursan, seni mutlaka hapse atacağım."
33/69- Ey iman edenler, Musa'ya eziyet edenler gibi olmayın; ki sonunda Allah onu, demekte olduklarından temize çıkardı. O, Allah katında vecihti.
37/97- Dediler ki: "Onun için (yüksekçe) bir bina inşa edin de onu çılgınca yanan ateşin içine atın."
68/51- O inkar edenler, zikri (Kurân'ı) işittikleri zaman, seni neredeyse gözleriyle devireceklerdi. "O, gerçekten bir delidir" diyorlar.
46/35- Artık sen sabret; Resullerden azim sahiplerinin sabrettikleri gibi, Onlar için de acele etme..."

A.13. GÖZETLENMESİ - TAKİP EDİLMESİ

Ebu Said El-Hudri'nin (r.a.) rivayetinde, Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: «Deccal çıkınca, ona karşı müminlerden bir adam (Mehdi) yönelir. Derken o mümin kimseye birçok silahlılar, Deccal'ın merkezlerde gözetleme yapan silahlıları karşı çıkarlar.» [64]

Not: Bu hadis uzun bir hadistir, tamamı ileride izah edilecektir.

Hadisin başlangıcında Mehdi'nin Deccal 'in silahlı adamları tarafından gözetlendiği ve takip edildiği bildirilmektedir. Önceki devirlerde de tevhid mücadelesinde bulunmuş bazı peygamberlerin de benzer şekilde gözetlendiğini böylece kontrol altında tutulmak istendiğini Kur'an-ı Kerim'den öğrenmekteyiz.

«O, kendisinde delilik bulunan bir adamdan başkası değildir, onu belli bir süre gözetleyin.» [65]

"Mehdilik ve İmamiye" isimli araştırmanın sahibi bu hadisin tamamı hakkında şu izahları yapmaktadır. Ebu İshak ve Ma'mer gibi raviler bu zattan maksat Hızır (a.s.)dır demişlerse de, biz Hz.Mehdi (a.s.) olduğu kanaatindeyiz. Hadis-i Şerifin siyah ve sibaki bunu göstermektedir. Hadis-i Şerifin baş tarafında Deccal'in merkezde gözetleme yapan silahlı askerlerinden bahsediliyor. Şu halde Deccal büyük bir orduya veya hükümet kuvvetine sahip olacaktır. Kendi anlayışına karşı çıkan Mehdi'ye kuvvetini kullanarak eziyet etmekte ve tesirsiz hale getirmeye çalışmaktadır. Hadis-i şerifin ifadesine göre artık o zatın sırtı ve karnı döve döve genişletilir. Yani durmadan etrafa ilan edilip yayılmaktadır. Bu arada Mehdi'yi tesirsiz hale getirdiğini zanneden Deccal karşısında Mehdi'nin ordusu çiğ gibi gelişini görür. Artık Deccal Mehdi'yi mahkum edemiyor, bu noktayı hadis-i şerif şöyle ifade ediyor: "Ey insanlar şu muhakkak ki, artık Deccal bana yaptığı bu işi insanlardan hiçbir kimseye yapamayacaktır. Tam bu sırada o müminin boynu ile köprücük kemiği arası bir bakır levha haline gelir de, artık Deccal onu kesmeye hiçbir yol bulamaz."

Şu son ifadeler çok dikkate değerdir. Boyun ile köprücük kemiğine gelince, hepimiz biliriz ki, idam edilecek adamın suçları bir kağıda yazılıp boynuna asılır. Şu halde hadiste bu kısım bakır levha haline geliverir dediğine göre Deccal Mehdiye artık kılıç geçiremeyecektir (ona hiçbir şey yapamayacaktır) demektir.[66]

A.14. DECCAL'İN MEHDİ'YE EZİYET ETMEYE ÇALIŞMASI

Ebu Said El-Hudri'nin (r.a.) rivayetinde, Resulullah (s.a.v) buyurdu ki: «Deccal çıkınca, ona karşı müminlerden bir adam (Mehdi) yönelir. Derken o mümin kimseye birçok silahlılar, Deccal'in merkezlerde gözetleme yapan silahlıları karşı çıkarlar. Ve kendisine: Nereye gitmeyi kastediyorsun? diye sorarlar. O da: Şu çıkan kimseyi (yani Deccal'e) karşı gitmeyi kastediyorum, der. Deccal'in taraftarı ona: Sen bizim Rabbimize inanmıyor musun? derler. O zat da: Bizim Rabbimiz de hiçbir gizlilik yoktur der. Ötekiler de: Bunu öldürün, derler. Bu söz üzerine taraftarların bir kısmı diğerlerine:
Sizin Rabbiniz, kendi izni olmadan herhangi bir kimseyi öldürmekten sizleri men etmiş değil midir? Müteakiben o zatı Deccal'in yanına götürürler.»
[67]

Deccal, kendi anlayışına karşı çıkan Mehdi'yi öldürmek istemez, ona sıkıntı verir eziyet eder. Önce onu insanların gözünde karalayarak tesirsiz hale getirmeye çalışır, başarısız olduğunu görünce bu sefer onu insanlardan ayırarak uzaklaştırır, hadisin ifadesiyle fırlatıp atar. "Mehdilik ve İmamiye" yazarı izahına şöyle devam ediyor:

«Ayrıca onu zindanlarına atmakla bir ateş içine attığını zanneder. Halbuki onu cennete atmıştır. Zira mümin cehennemde olsa bile gönlü cennettedir. Müslim-i Şerif'in mütercimi Mehmed Sofuoğlu buradaki cennetin dünya bahçelerinden bir bahçe olduğunu söyler. Şu halde anlaşılıyor ki, Deccal Mehdiyi ıssız yerlere sürecek ama onun sürdüğü yerler bağlık yerler olacaktır.» [68]

A.15. HAKKINDA OLUMSUZ PROPAGANDA YAPILMASI

«Mümin şahıs (Mehdi) Deccal'i görünce: Ey insanlar! Resulullah'ın zikrettiği Deccal işte budur, der. Deccal hemen onunla ilgili emrini verir de, o zat karnı üzerine uzatılır ve arkasından:  Onu alın da yaralayın! der. Artık o zatın sırtı ve karnı döve döve genişletilir. Bu sefer onu iki eli ve iki ayağı ile yakalar da fırlatır atar. İnsanlar Deccal'in onu bir ateş içine attığını sanırlar. Halbuki o bir cennet içine atılmıştır.» [69]

Hadiste Mehdi'nin "sırtı ve karnından dövüle dövüle genişletilmesi" müteşâbih olarak (benzetme yapılarak ) söylenmiştir. Mehdilik ve İmamiye kitabının yazarı burası için; Mehdi'nin ünü "Durmadan etrafa ilan edilip yayılmaktadır" demektedir. Fakat bunu Deccal taraftarları yapacağı için bu propagandanın Mehdi'yi kötüleme şeklinde olacağını söyleyebiliriz.

Peygamberimiz devrinde İslam düşmanları, onu kötülemek için o devrin yayın organı sayılan şairleri kullanıyordu. Şairler, panayırlarda, çarşılarda peygambere çeşitli hakaretler ediyor, ona deli, büyücü, kahin diyorlardı. Şimdi de İslam düşmanı olan Deccal yanlıları yazılı ve sözlü yayın organlarıyla Mehdi'yi kötüleyecekler, halkın nazarında itibarını sarsmaya çalışacaklardır. (Allâhualem) Hadislerde Mehdi'nin başlangıç yıllarının sıkıntı ve zorluklarla dolu mücadele yılları olduğunu gördük. "Altın Çağ" olarak anlattığımız devre, Mehdi'nin halife olduğu son dönemlerine aittir. Mehdi ve Müslümanlar ancak bu devrede rahata, bolluğa, huzura kavuşacaklar ve sevgiye, barışa, kardeşliğe dayalı bir hayatı bu devrede yaşayacaklardır.

işârî manada ayet meali:

«Şüphesiz senin için son olan, ilk olandan (ahiret dünyadan) daha hayırlıdır. Elbette Rabbin sana verecek, böylece sen hoşnut kalacaksın.» [70]

A.16. HİCRETİ

«O Kudüs'te hicret edecektir. Bu hicretten sonra Medine tahrip edilip vahşilerin sığınağı olacaktır.» [71]

A.17. HİLYESİ

«O, açık alınlı, küçük burunlu, iri gözlü, dişleri parlak ve seyrek bir kişidir. Sağ yanağında, inciyi andıran, bir yıldız gibi yüzünü aydınlatan bir işaret vardır....» [72]

A.18. KONUŞMASI

«Dilinde ağırlık vardır. Yavaş ve ağır konuştuğu zaman sağ elini sol dizine vurur. Kırk yaşındadır.» [73]

B. MEHDİ'NİN FİZİKSEL ÖZELLİKLERİ

B.1. SOYU (NESEBİ)

Hz. Ali'nin (r.a.) rivayetine göre Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: «Kıyametin kopması için zaman da sadece bir günden başka vakit kalmamış da olsa Allah (c.c.) benim Ehl-i Beytimden bir zatı (Mehdi'yi gönderecek.)» [74]

Hz. Ali (r.a.) den rivayet edilmiştir; Peygamberimiz (s.a.v.) buyurdu: «El-Mehdi, bizden Ehl-i Beyt'tendir.»

Said b. el Müseyyeb (r.a.) dan, Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu: «Mehdi, kızım Fatıma'nın neslindendir.» [75]

«Mehdi ile müjdelenin. O Kureyş'ten ve Ehl-i Beyt'imden bir kişidir.» [76]

İbnu Mes'ud: «Resulullah yahut da şöyle buyurmuştu der: "...Ehl-i beytimden birini, ki bu zatın ismi benim ismime uyar, babasının ismi de babamın ismine uyar. Bu zat, yeryüzünü, -eskiden cevr ve zulümle dolu olmasının aksine- adalet ve hakkaniyetle doldurur.» [77]

Bütün peygamberler birbirinin neslindendir. Mehdi de bu nesilden gelmektedir. Halk arasında bu nesilden gelenlere Seyyid denmektedir.

işârî manada ayet mealleri:

2/128- "Rabbimiz, ikimizi sana teslim olmuş (Müslümanlar) kıl ve soyumuzdan sana teslim olmuş (Müslüman) bir ümmet (ver). Bize ibadet yöntemlerini (yer veya ilkelerini) göster ve tövbemizi kabul et. Şüphesiz, Sen tövbeleri kabul eden ve esirgeyensin."

3/33- Gerçek şu ki, Allah, Adem'i, Nuh'u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini alemler üzerine seçti;

6/87- Babalarından, soylarından ve kardeşlerinden, kimini (bunlara kattık); onları da seçtik ve dosdoğru yola yöneltip-ilettik.

B.2. GÜZEL OLMASI

«O (Mehdi) güzel bir delikanlıdır, güzel yüzlüdür. Yüzünün nuru başına ve saçlarının siyahına kadar yükselir.» [78]

«Yüzü parlayan yıldız gibi nurludur.» [79][80]

işârî manada ayet mealleri:

12/31- (Kadın) Onların düzenlerini işitince, onlara (bir davetçi) yolladı, oturup dayanacakları yerler hazırladı ve her birinin eline (önlerindeki meyveleri soymaları için) bıçak verdi. (Yusuf'a da:) "Çık, onlara (görün)" dedi. Böylece onlar onu (olağanüstü güzellikte) görünce (insanüstü bir varlıkmış gibi gözlerinde) büyüttüler, (şaşkınlıklarından) ellerini kestiler ve: "Allah'ı tenzih ederiz; bu bir beşer değildir. Bu, ancak üstün bir melektir" dediler.

B.3. OMZUNDA NÜBÜVVET MÜHRÜ VARDIR

«Mehdi'nin OMZUNDA peygamber efendimizdeki nübüvvet mührü bulunacaktır.» [81]

«OMZUNDA peygamberin alameti vardır.» [82][83]

«OMZUNDA peygamberin nişanı vardır.» [84]

Hadis-i şeriflerden anlaşılacağı üzere Hz. Mehdi'nin iki omuzu arasında Resulullah (s.a.v.) efendimizdeki gibi aşikare görülebilecek bir nübüvvet mührü olacaktır. Cabir b. Semüre'den (r.a.) rivayet edilmiştir: «Resulullah'ın (s.a.v.) mührü güvercin yumurtası kadar bir yumru idi.» [85]

Abdullah b. Sercis 'ten (r.a.) rivayet edilmiştir; «İki küreği arasında sol küreği bölümü tarafında üstü siğilleri andıran beneklerle dolu peygamber mührüne baktım.»  [86]

Ebu Saib b. Yezid 'den (r.a.) rivayet edilmiştir: «Gözüm peygamberimizin (s.a.v.) iki omuzu arasındaki mühre ilişti. Birden onun hacle (gerdek) düğmesi kadar olduğunu gördüm.» [87]

B.4. RENGİ

«Rengi arab rengidir.» [88]
 
Not: Arap ırkının ten rengi kırmızıyla karışık beyazdır.

«Hz. Mehdi 'nin rengi arabidir.» [89][90][91]

«Esmer olacaktır.» [92]

Enes b. Malik (r.a.) Peygamberin (s.a.v.) rengi hakkında söyle dedi: «Beyaz (renkli) idi. Fakat beyazı esmere çalıyordu.» [93]

«Esmerden (Siyahtan) maksat bembeyaz olmayıp az kırmızılığı ispat etmektir. Çünkü Resul-ü Ekrem Hazretlerinin rengi, hamamdan henüz yeni çıkmış ve kendisine kızıllık gelmiş olan bir beyaz kimsenin o andaki rengi gibidir. Yani Resul-ü Ekrem Hazretlerinin mübarek rengi, kırmızı ile karışık nurani beyaz idi.» [94]

Güneş ve rüzgarların tesiri ile vücuda gelen renge kırmızıya çalan renk; esmer, hiç güneş yüzü görmeyen elbise altındaki tenin rengine de parlak beyaz renk denir.

B.5. ENDAMI

«Hz. Mehdi 'nin boyu, posu sanki Beni İsrail ricalindedir.» [95]

«Cismi, İsrail cismidir.» [96]

«Mehdi sanki Beni İsrail 'den bir adamdır. (Tavrı onlara benzer yani heybetli ve acar.)» [97]

B.6. BOYU

«Mehdi, orta boylu olacaktır.» [98] Enes B. Malik rivayetler buyurdu ki: Resulullah (s.a.v) orta boylu idi.

Bilindiği gibi hadiste geçen Rab 'a kelimesi normal ve orta boylu demektir. Fakat normal boy için uzun olan şahsa göre bir sınır vardır. Çünkü boyun sahibi kendi karışı ile yedi karış kadar olan boya normal boy denilir.[99]

B.7. YAŞI

Yaşı 30 ile 40 arasında olduğu halde gönderilecektir.

«Mehdi benim evlatlarımdandır. 40 yaşlarındadır.» [100]

«40 yaşındadır. Diğer bir rivayete göre 30 ile 40 yaşındadır.» [101]

B.8. SAKALI

«Sakalı bol ve sık olacaktır.» [102]

«Sakalı SIKTIR.» [103]

Mehdi ve Altınçağ, II Makalesinin Dipnotları >>




Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: ismet, 17.01.2015, 14:02 (UTC):
Alahu alem o mübarek 1979 dan beri İstanbulda yaşıyor,1979 yılında meydana gelen Independenta gemi infilakı bile Ebu Cafer Muhamed bin Aliden rivayet edilen hadisde bunun Muhammed Mehdi as ın çıkış alametidir.Hadislerdeki verilen şemail dikkatlice tahkik ve tetkik edilecek olursa o dünya yakışıklısı zahiri ve batını ilim konusunda çok büyük bir allamedir,faliyetleri dünyaçapında devam etmektedir, fakat perdeli olduğu için, göz önünde bir insan olduğu halde insanlar onu teşhis etmekte zorlanıyorlar, arif olan anlar vesselam,Rabbim Mehdimzi ve yine yeryüzüne inmiş bulunan Mesih İsa ası biran önce zahir etsin inşallah.. samimi Arayan olursan Rabbim buldurur inşallah!

Yorumu gönderen: uğur, 09.12.2009, 10:43 (UTC):
hz.mehdinin zuhuru yaklaştığına göre çıkmış olması lazım insanın nerede ve kim diyesi geliyor



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36636721 ziyaretçi (102639772 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.