Mimar Sinan
 
Mimar Sinan

Mimar Sinan

Hayatı ve Sanatı

Mimar Sinan, en büyük Türk mimarıdır. Sultan Yavuz Selim. zamanında devşirme olarak gelmiş, Sultan Kânûnî Süleyman döneminde yeniçeri olup Belgrat ve Rodos seferlerine katılmış, atlı sekban olmuş, 1526′ da Mohaç savaşına girdikten sonra, acemi oğlanlar yayabaşılığına, sonra kapı yaya başılığına yükselmiş ve zamanla zenberekçi başılık rütbesiyle Alman seferine ve Bağdat seferinde bulunmuştur. Dönüşünde haseki olmuş ve sultanın Korfu, Pulya ve Kara Boğdan seferlerine katılmış; sonra, o tarihte “reis-i mimârân-ı dergah-ı âli” rütbesini almıştır.[1]

Türk mimarlık ve sanat tarihinin en büyük simalarından biri olan Mimar Sinan’ın 16. yüzyılın başlarında doğduğu tahmin ediliyor. Sâî Mustafa Çelebi’nin mezar kitabesine göreyse kesin olan ölüm tarihi 1588'e tekabül ediyor. Sinan’ın Kayseri’nin Ağırnas köyünde doğduğu ve Yavuz Selim döneminde İstanbul’a getirildiği biliniyor. Yeniçeri Ocağı’nda önceleri Acemi oğlanlar bölümünde yetişti. Daha sonra becerisi ve kendini ilerletmesi sayesinde yükselerek Haseki sınıfına dâhil oldu. Orduyla seferlere katıldı. Mimarbaşı Acem Ali ölünce 1539 yılında Mimarbaşı oldu. Böylece Osmanlı Devleti'nin uçsuz bucaksız topraklarında sayısız eser uygulama şansı açıldı. Sinan önemli eserlerini birbiri ardınca sıralamaya başladı.

Hayatı hakkında ayrıntılı bilgilere sahip olamadığımız Mimar Sinan hakkında bazı yazma kaynaklardan bilgi edinebiliyoruz. Tezkiretü’l-Bünyan ve Tezkiretü’l-Ebniye adlı yazma kaynaklara ve diğer yazılı belgelere göre Mimar Sinan’ın yaşam öyküsü hakkında kimi bilgilere sahip olabiliyoruz.

Çeşitli nüshaları olan "Tezkiretü’l-Bünyan" adlı yazmada Sinan 6 adet eserini anlatıyor. Bu eserler, Şehzade Mehmet Camii, Kırkçeşme su tesisi, Süleymaniye Camii, Mihrimah Sultan Bahçesi’nde su dolabı, Büyükçekmece Köprüsü ve Selimiye Camii’dir. Tezkiretü’l-Bünyan Sinan’ın anılarını içeren önemli bir kaynak niteliğindedir. Bu yazmada Sinan ayrıca Kanunî Sultan Süleyman'la ararlarında geçen diyalogları çok yalın ve çarpıcı biçimde anlatmıştır. Sinan bizzat kendi dilinden anlatılan bu anılar, Nakkaş Saî Mustafa Çelebi tarafından kaleme alınmıştır.[2]

1535 İran seferinde, Van Kalesi kuşatmasında, göl üstünde askeri nakliyat için kullanılan kalyonların içine top yerleştirerek, orduya hizmet etmiştir. 1538 Kara-Buğdan seferinde Prut nehri üzerine 13 günde bir köprü kurarak, sultanın takdirini kazanmıştır. Katıldığı seferlerde, gittiği yerlerde Sinan, gördüğü eserleri büyük bir dikkatle incelemiştir. Zamanı geldikçe, bunlardan ve diğer ülkelerde gördüğü eserlerden ilham alarak Türk mimârîsi içinde eritip, olgunlaştırmıştı. İran’da Büyük Selçuklularla başlayan Türk kubbe mimârîsi, 5 yüzyıla yakın bir gelişme devresinden sonra, Mimar Sinan’ın elinde 16. yüzyılın ikinci yansında en parlak dönemini yaşamıştır, İtalyan Rönesans mimârisinin devamı olan merkezî kubbeli yapı konusunu büyük kubbe üstadı ve mekân yapıcısı olan Mimar Sinan, tam bir başarıyla gerçekleştirmiştir.

Halep’te Hüsrev Paşa için, 1536-1537 yıllarında yaptığı Husreviye külliyesi, onun mimar-başı seçilmeden önce meydana getirdiği ilk eser olması bakımından, ilgi çekicidir. Burada önünde 5 kubbeli son cemâat yeriyle tek kubbeli câmi tarzı yan mekânlı cami fikriyle birleştirilmiştir. Böylece Sinan ilk eserinde Osmanlı mimârisinin İznik ve Bursa geleneğine bağlanmaktadır. Burada Sinan, en sâde Osmanlı cami planından hareketle, küçük ölçüde bir külliye meydana getirmiştir.

Mimar Sinan’ın, İstanbul içinde meydana getirdiği ilk eser olarak gösterilen Hürrem Sultan için yapılmış Haseki külliyesinin durumu da tam olarak aydınlatılmış değildir. 1539′ da tamamlanan cami, önünde 5 kubbeli son cemâat yeri ile, 4 duvar üzerine tek kubbeli bir yapıydı. Sinan, burada İran mimârîsinden aldığı tonoz bingi kullanmış; fakat bunun içi istiridye kabuğu biçiminde yivlenmiştir. Bu cami, 1612’de, Şedefkâr Mehmed Ağa tarafından bir kubbe daha eklenerek genişletilmiştir. İstanbul’daki bu ilk külliye, her şeye rağmen, 16. yüzyılın ilk yarısının bütün mimârî özelliklerini içinde toplamaktadır.

Mimar başı olduktan sonra Sinan’ın meydana getirdiği 3 büyük âbide onun gelişmesinin basamaklarını belirtmektedir. Bunlar çıraklık eseri olan İstanbul Şehzâde Camii ile’ kalfalık eseri olan Süleymaniye Camii ve nihayet ustalık eseri olan Edirne Selimiye Camii’dir. Mimar Sinan, 54 yaşında olduğu halde, 1544′ de sonradan “çıraklık eserim” dediği Şehzâde Camii’ne başlamıştır. 4 yıl sonra tamamladığı bu camide Mimar Sinan, sekizgen biçiminde 4 kalın pâye üzerine 19 m. çapında bir orta kubbe ve 4 yarım kubbeden ibâret büyük camiyle merkezî, kubbe yapışını gerçekleştirmiş bulunuyordu. Yarım kubbeler yanlarından ikişer yuvarlak eyvan çeyrek kubbeyle genişletilmiştir ki, bu Osmanlı mimârîsinde ilk defa kullanılmaktadır. Şehzâde camiinde 4 yarım-kubbeyle desteklenmiş bir merkezî kubbe şeması ortaya konulmuş olmakla Mimar Sinan’ın bu eseri kendinden sonra yapılan bütün büyük camilere öncülük etmiştir. Şehzade camii, aynı zamanda, Sinan’ın oldukça büyük ölçüde meydana getirdiği ilk külliye olması bakımından, da ilgi çekicidir. Burada medrese, imâret, tabhâne ve kervansaray binaları, cami dış avlusunun doğusunda boydan boya sıralanmıştır.

Şehzâde camiinden sonra Sinân’ın eserleri birdenbire hızla artmaya başlamış ve kendisi çeşitli planlar üstünde denemeler yaparak, en mükemmel mekân şekillerini araştırmıştır. 6 köşeli ve 8 köşeli şemalar üzerine oturttuğu kubbelerle orta büyüklükteki camileri İstanbul’un çeşitli semtlerinde, buraların mahallî özelliklerini canlandırmaktadır. Ayasofya’yı ve Bâyezid camiini iyice inceleyerek, Süleymaniye için en mükemmel ölçüleri aramıştır. Burada 27 m. çapında, Ayasofya’dan sonra İstanbul’un en büyük kubbesi vardı. Sinan burada yan sahnları aynı büyüklükte olmayan beşer kubbeyle örterek, birbirine eşit kubbelerin yeknesaklığı yerine, bir büyük, bir küçük kubbe ahengi ile değişik bir mekân etkisi yaratmıştır.

Bütün Türk mimarîsinin ve kendisinin o zamana kadar yarattığı yeniliklerin toplu bir ifadesi olan Edirne Selimiye Camii'ni yaptığı zaman Sinan, 30 yaşındaydı. Edirne şehir görünüşünün ve Osmanlı İmparatorluğu'nun ölmez bir eseri olan 31.50 metre çapındaki çok büyük kubbesi ve sekizgen biçimindeki gövdenin etrafını çevirten ince görünüşlü minareleri ile, çok uzaklardan kendini belli eden bu cami Sinan’ın en yüksek mekân sanatını canlandırmakta ve onun dünyanın en büyük mimarlarından biri olduğunu kanıtlamaktadır. Burada 8 pâyeli sekizgen plan şemasını esas alan Sinan, orta kubbenin egemenliğini belirtmek için, yarım kubbelerden kaçınmıştır. Yalnız köşelere birer yuvarlak eyvan ile, dışarıya çıkıntı yapan mihrap hücresinin üstünü de yârım kubbeye yakın bir yuvarlak eyvânla; fakat çok alçakta kalacak şekilde örtmüştür. Camiye 1569′ da başlanmış ve eser 1574'te tamamlanmıştır. Mimar Sinan, çeşitli plan şekillerini incelemek ve araştırmak bakımından, sonsuz bîr gayret göstermiştir, Daha önce tanıdığı bütün planları herhangi bir şekilde eserlerinde değerlendirmiştir.[1]

Mimar Sinan, Osmanlı mimarisini farklı bir kavrayışla ele alarak dünya mimarlığının zirvesindeki gelişme noktasına taşıyan tek isimdir. Şehircilik, işletme yönetimi ve en genel anlamda yapı alanının örgütlenmesinde adını en çok duyuran kişi olması, beslenip dayandığı toplumsal alt yapı ve kurumlar kadar kişisel dehasıyla da bağlantılıdır. Bu bakımdan sadece biyografisinin dar çerçevesinde incelenirse mimari alanında Sinan’a kadarki gelişmeler anlamsız kalacağı gibi Osmanlı mimarisinin gelişme mantığı da anlaşılamaz. Sinan gerçeğini kendinden önceki üslûpları nasıl aştığını, mimarlık sanatına getirdiği dünya ölçeğindeki yenilikleri, kendisini kuşatan kültür çevresini olaylar dokusu ve örneklerle birlikte düşünmek bu bakımdan kaçınılmazdır. Mimar Sinan’ın hayatı ve eserleri hakkındaki yayınlar, belgelerle kanıtlanmış araştırmalar, polemik ve efsaneler, çok farklı düzeylerdeki yaklaşımlarla küçük bir kütüphaneyi doldurabilecek birikime ulaşmıştır. Le Corbusier ve Frank Lloyd Wright gibi çağdaş mimarlık kuramcılarının zaman zaman onun adını hayranlıkla anmaları yanında 5. da Osa adlı yazarın " Sinan: The Turkish Michelangelo" başlıklı romanı da bunlara eklenirse büyük ustanın dünya ölçeğinde yeterince tanınmış olduğu söylenebilir.

Mimar Sinan’ın hayatıyla ilgili en geniş bilgiler, çağdaşı ve yakın dostu olan şair Sâî Mustafa Çelebi’nin kaleme aldığı Tezkiretü’l-bünyân’da bulunur. 994-995’te kaleme alındığı düşünülen bu tezkire, Mimar Sinan’ın anlattıklarından derlenmiş hayat öyküsü ve eserlerinin dökümünden oluşmaktadır. Yine Sâî Çelebi tarafından yazılmış olan Tezkiretü’l-ebniye, benzer içerikte bilgilerle geliştirilmiş olmakla birlikte her 2 kaynakta verilen yapılar listesinin birbirini tutmadığı, ancak kısmen birbirini tamamladığı görülür. Ayrıca bizzat Mimar Sinan’ın kaleme aldığı ileri sürülen taslak halinde kalmış 3 eser daha vardır. Bunlardan Adsız Risâle olarak bilinen nüsha büyük olasılıkla Mimar Sinan’ın yazmayı düşündüğü biyografisinin fihristi niteliği taşır. " Risâle-i Mi‘mâriyye" adlı eserse Adsız Risâle’nin biraz daha geliştirilmiş; fakat yarım bırakılmış şekli olmalıdır. Tuhfetü’l-mi‘mârîn de bu ikisine benzerlik gösterir ve Risâle-i Mi‘mâriyye’nin geliştirilmiş edisyonu niteliğindedir.

Sinan’ın Sâî Mustafa Çelebi’ye yazdırdığı kabul edilen ve biyografisini ayrıntılı biçimde veren Tezkiretü’l-bünyân’da onun ağzından şunlar anlatılmaktadır: “Bu hakir, Sultan Selim Hân-ı Evvel’in gülistân-ı saltanatının devşirmesi olup Kayseri'ye sancağında ibtidâ oğlan devşirmek ol zamanda vâki olmuştur.” Yavuz Sultan Selim döneminde yalnız Rumeli’den değil Anadolu’dan da devşirme yapılabileceği konusunda karar alınmıştır. Ayrıca bu sultanın ölümü üzerine bizzat Sinan’ın yazmış olduğu bir şiirde devşirmelik durumu şöyle tekrarlanır: “Anın devşirmesiyem ben kemîne / Aceb lutf etmiştir bu hazîne.” Daha sonraki yıllarda Sinan’ın Kayseri’deki akrabalarıyla yazışmaları ve ilişkileri devam ettiğinden belgelerle de desteklenen Kayseri-Ağırnas kökeni gerçeğe uygundur. Bu verilere göre Sinan’ın Hırvat, Slav, Acem ya da Bosna kökenli olmadığı açıktır. Ayrıca çokça tekrarlandığı gibi dönme (mühtedi) değil devşirmedir. Onun Hıristiyan bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş olması ailenin etnik kökenini açıklayabilecek yeterli ipucunu vermemektedir. O dönemdeki Kayseri Müslüman Türk, Hıristiyan Türk, hatta Moğol kalıntılarının yayıldığı bir alan olduğundan inanç sistemine dayalı ayırımlarla sağlıklı sonuçlara varmak mümkün değildir. Bu bakımdan onu belirli bir etnik grup, ırk ya da cemaate bağlama çabaları, kuşkusuz Osmanlı mimarisini de töhmet altına sokan polemiklere alt yapı hazırlamak anlamına gelmektedir.

Bütün belgelerde rastlanan Sinan adı geçerlidir. Fakat eseri olan Büyükçekmece Köprüsü’ne kazınmış kitâbede “amilehû Yûsuf İbn Abdullah” olarak farklı bir isimle karşılaşılmakta, Dâyezâde’nin Risâle-i Selîmiyye’deki bir derkenarda ise Sinâneddin Yûsuf şeklinde farklı bir isimlendirme görülmektedir. Devşirmelerin babaları için genellikle Abdullah adı kullanılır. Baba adının Abdullah, Abdülmennân, Abdülkerim ya da Abdurrahman gibi farklılıklarla yazılmış olması doğaldır.[3]

Eserleri

Camiler

İstanbul Süleymâniye Câmii,
İstanbul Şehzâdebaşı Câmii,
Haseki Camii,
Mihrimah Sultan Camii-Edirnekapı
Mihrimah Sultan Camii (Üsküdar)-Üsküdar’da, iskelede
Rüstem Paşa Câmii (Tahtakale’de),
Sokullu Mehmet Paşa Câmii (Kadırga Limanında),
Sokullu Mehmet Paşa Câmii (Azapkapısı’nda),
Sokullu Mehmet Paşa Câmii (Büyükçekmece)
Odabaşı Câmii (Yenikapı yakınında),
Hamâmî Hâtun Câmii (Sulumanastır’da),
Ferruh Kethüdâ Câmii (Balat Kapısı içinde),
Kara Camii-Sofya
Kazasker İvaz Efendi Camii (İstanbul'da)
Kılıç Ali Paşa Camii (Tophane’de),
Ahî Çelebi Câmii (İzmir İskelesi yakınında),
Ebü’l-Fazl Câmii (Tophâne üstünde),
Sinan Paşa Camii (Beşiktaş’ta),
Eski Vâlide Câmii (Üsküdar’da),
Ferhad Paşa Câmii (Çatalca’da),
Drağman Yunus Camii (İstanbul'da)
Gazi Ahmet Paşa Camii (Topkapı'da)
Hadım İbrahim Paşa Camii (Silivrikapı'da)
Abdurrahman Paşa Camii (Kastamonu, Tosya'da)
Behram Paşa Camii (Diyarbakır'da)
Molla Çelebi Camii (Fındıklı'da)
Nişancı Paşa Çelebi Câmii (Kiremitlik’te),
Piyale Paşa Camii
Rüstem Paşa Câmii-Tahtakale
Selimiye Camii-Edirne
Zâl Mahmûd Paşa Câmii-Eyüp
Çavuşbaşı Camii-Sütlüce
İskender Paşa Câmii (Kanlıca’da),
Şah Sultan Camii-Eyüp
Şehzade Camii-Şehzadebaşı
Şehzâde Cihangir Câmii (Tophâne’de),
Şemsi Paşa Camii (Üsküdar’da),
Osman Şah Vâlidesi Câmii (Aksaray’da),
Sultan Bâyezîd Kızı Câmii (Yenibahçe’de),
Ahmed Paşa Câmii (Topkapı’da),
Sokullu Mehmed Paşa Câmii (Havsa’da, Edirne),
Sokullu Mehmed Paşa Câmii (Burgaz’da),
İbrâhim Paşa Câmii (Silivrikapı’da),
Bâli Paşa Câmii (Hüsrev Paşa Türbesi yakınında,
Hacı Evhad Câmii (Yedikule yakınında),
Kazasker Abdurrahmân Çelebi Câmii (Molla Gürânî’de),
Mahmûd Ağa Câmii (Ahırkapı yakınında),
Hoca Hüsrev Câmii (Kocamustafapaşa’da),
Defterdar Süleymân Çelebi Câmii (Üsküplü Çeşmesi yakınında),
Yunus Bey Câmii (Balat’ta),
Hürrem Çavuş Câmii (Yenibahçe yakınında),
Sinan Ağa Câmii (Kâdı Çeşmesi yakınında),
Süleymân Subaşı Câmii (Unkapanı’nda),
Kasım Paşa Câmii (Tersâne yakınında),
Muhiddin Çelebi Câmii (Tophâne’de),
Molla Çelebi Câmii (Tophâne Beşiktaş arasında),
Çoban Mustafa Paşa Câmii (Gebze’de),
Pertev Paşa Câmii (İzmit’te),
Rüstem Paşa Câmii (Sapanca’da),
Rüstem Paşa Câmii (Samanlı’da),
Rüstem Paşa Câmii (Bolvadin’de),
Rüstem Paşa Câmii (Rodoscuk’ta),
Mustafa Paşa Câmii (Bolu’da),
Ferhad Paşa Câmii (Bolu’da),
Mehmed Bey Câmii (İzmit’te),
Osman Paşa Câmii (Kayseri’de),
Hacı Paşa Câmii (Kayseri’de),
Cenâbî Ahmed Paşa Câmii (Ankara’da),
Lala Mustafa Paşa Câmii (Erzurum’da),
Sultan Alâeddin Selçûkî Câmii'nin (Çorum’da) yenilenmesi,
Abdüsselâm Câmii'nin (İzmit’te)yenilenmesi,
Kiliseden dönme Eski Câmi'nin (İznik’te)Sultan Süleymân tarafından yeniden yaptırılması,
Hüsreviye (Hüsrev Paşa)Câmii (Haleb’de),
Sultan Murâd Câmii (Manisa’da),
Orhan Câmii'nin (Kütahya’da)yenilenmesi,
Kâbe-i şerîf'in kubbelerinin tâmiri,
Hüseyin Paşa Câmii (Kütahya’da),
Sultan Selim Câmii (Karapınar’da),
Sultan Süleymân Câmii (Şam, Gök Meydanda),
Taşlık Câmii (Mahmûd Paşa için, Edirne’de),
Defterdar Mustafa Çelebi Câmii (Edirne’de),
Haseki Sultan Câmii (Edirne, Mustafa Paşa Köprüsü başında),
Cedid Ali Paşa Câmii (Babaeski’de),
Semiz Ali Paşa Câmii (Ereğli’de),
Bosnalı Mehmed Paşa Câmii (Sofya’da),
Sofu Mehmed Paşa Câmii (Hersek’te),
Maktul Mustafa Paşa Câmii (Budin’de),
Firdevs Bey Câmii (Isparta’da),
Memi Kethudâ Câmii (Ulaşlı’da),
Tatar Han Câmii (Kırım, Gözleve’de),
Vezir Osman Paşa Câmii (Tırhala’da),
Rüstem Kethüdâsı Mehmed Bey Câmii (Tırhala’da),
Mesih Mehmed Paşa Câmii (Yenibahçe’de).

Dârülkurrâlar

Sultan Süleyman Han Dârülkurrâası (İstanbul’da),
Vâlide Sultan Dârülkurrâsı (Üsküdar’da),
Hüsrev Kethüdâ Dârülkurrâsı (İstanbul’da),
Mehmed Paşa Dârülkurrâsı (Eyüp’te),
Müftü Sa’di Çelebi Dârülkurrâsı (Küçükkaraman’da),
Sokullu Mehmet Paşa Dârülkurrâsı (Eyüp’te),
Kâdızâde Efendi Dârülkurrâsı (Fâtih’te).

Dârüşşifâlar

Sultan Süleymân Dârüşşifâsı (Süleymaniye’de),
Haseki Sultan Dârüşşifâsı (Haseki’de),
Vâlide Sultan Dârüşşifâsı (Üsküdar’da)

Hamamlar

Sultan Süleymân Hamamı (İstanbul’da),
Süleymaniye Hamamı (Süleymaniyede),
3 Kapılı Hamam (Topkapısarayında),
3 Kapılı Hamam (Üsküdar Sarayında),
Haseki Sultan Hamamı (Ayasofya yakınında),
Haseki Sultan Hamamı (Bahçekapı’da),
Haseki Sultan Hamamı (Yahudiler içinde),
Vâlide Sultan Hamamı (Üsküdar’da),
Vâlide Sultan Hamamı (Karapınar’da),
Vâlide Sultan Hamamı (Cibâli Kapısında),
Mihrimah Sultan Hamamı (Edirnekapı’da),
Lütfi Paşa Hamamı (Yenibahçe’de),
Mehmed Paşa Hamamı (Galata’da),
Mehmed Paşa Hamamı (Edirne’de),
Kocamustafapaşa Hamamı (Yenibahçe’de),
İbrâhim Paşa Hamamı (Silivrikapı’da),
Kapıağası Yâkub Ağa Hamamı (Sulumanastır’da),
Sinân Paşa Hamamı (Beşiktaş’ta),
Molla Çelebi Hamamı (Fındıklı’da),
Kaptan Ali Paşa Hamamı (Tophâne’de),
Kaptan Ali Paşa Hamamı (Fenerkapı’da),
Müfti Ebüssü’ûd Efendi Hamamı (Mâcuncu Çarşısında),
Mîrmirân Kasımpaşa Hamamı (Hafsa’da),
Merkez Efendi Hamamı (Yenikapı dışında),
Nişancı Paşa Hamamı (Eyüp’te),
Hüsrev Kethüdâ Hamamı (Ortaköy’de),
Hüsrev Kethüdâ Hamamı (İzmit’te),
Hamam (Çatalca’da),
Rüstem Paşa Hamamı (Sapanca’da),
Hüseyin Bey Hamamı (Kayseri’de),
Sarı Kürz Hamamı (İstanbul’da),
Hayreddin Paşa Hamamı (Zeyrek’te),
Hayreddin Paşa Hamamı (Karagümrük’te),
Yâkub Ağa Hamamı (Tophâne’de),
Haydar Paşa Hamamı (Zeyrek’te),
İskender Paşa Hamamı,
Odabaşı Behruzağa Hamamı (Şehremini’de),
Kethüdâ Kadın Hamamı (Akbaba’da),
Beykoz Hamamı,
Emir Buhârî Hamamı (Edirnekapı dışında),
Hamam (Eyüp’te),
Dere Hamamı (Eyüp’te),
Sâlih Paşazâde Hamamı (Yeniköy’de),
Sultan Süleymân Hamamı (Mekke’de),
Hayreddin Paşa Hamamı (Tophâne’de),
Hayreddin Paşa Hamamı (Kemeraltı’nda),
Rüstem Paşa Hamamı (Cibâli’de),
Vâlide SultanHamamı (Üsküdar’da)
Sultan Hamamı (Manisa'da)

İmâretler

Sultan Süleymân İmâreti (Süleymaniye’de),
Haseki Sultan İmâreti (Mekke’de),
Haseki Sultan İmâreti (Medîne’de),
Mustafa Paşa Köprüsü başında bir imâret (Edirne’de),
Sultan Selim İmâreti (Karapınar’da),
Sultan Süleymân İmâreti (Şam’da),
Şehzâde Sultan Mehmed İmâreti (İstanbul’da),
Sultan Süleymân İmâreti (Çorlu’da),
Vâlide Sultan İmâreti (Üsküdar’da),
Mihrimah Sultan İmâreti (Üsküdar’da),
Sultan Murâd İmâreti (Manisa’da),
Rüstem Paşa İmâreti (Rodoscuk’ta),
Rüstem Paşa İmâreti (Sapanca’da),
Mehmed Paşa İmâreti (Burgaz’da),
Mehmed Paşa İmâreti (Hafsa’da),
Mehmed Paşa İmâreti (Bosna’da),
Mustafa Paşa İmâreti (Gebze’de).

Kervansaraylar

Kervansaray (Sultan Süleymân İmâreti yakınında),
Kervansaray (Büyükçekmece’de),
Rüstem Paşa Kervansarayı (Rodosçuk’ta),
Kebeciler Kervansarayı (Bitpazarı’nda),
Rüstem Paşa Kervansarayı (Galata’da),
Ali Paşa Kervansarayı (Bursa’da),
Ali Paşa Kervansarayı (Bitpazarı’nda),
Pertev Paşa Kervansarayı (Vefâ’da),
Mustafa Paşa Kervansarayı (Ilgın’da),
Rüstem Paşa Kervansarayı (Sapanca’da),
Rüstem Paşa Kervansarayı (Samanlı’da),
Rüstem Paşa Kervansarayı (Karışdıran’da),
Rüstem Paşa Kervansarayı (Akbıyık’ta),
Rüstem Paşa Kervansarayı (Karaman Ereğlisi’nde),
Hüsrev Kethüdâ Kervansarayı (İpsala’da)
Mehmed Paşa Kervansarayı (Hafsa’da),
Mehmed Paşa Kervansarayı (Burgaz’da),
Rüstem Paşa Kervansarayı (Edirne’de),
Ali Paşa Çarşısı ve Kervansarayı (Edirne’de),
İbrâhim Paşa Kervansarayı (İstanbul’da).

Köprüler

Büyükçekmece Köprüsü ,
Silivri Köprüsü, (Sultan Süleyman Köprüsü)
Mustafa Paşa Köprüsü (Meriç üstünde),
Sokullu Mehmed Paşa Köprüsü (Tekirdağ’da),
Odabaşı Köprüsü (Halkalıpınar’da),
Kapıağası Köprüsü (Büyükçekmece'de),
Mehmed Paşa Köprüsü (Sinanlı’da),
Sokullu Mehmet Paşa Köprüsü (Drina Köprüsü)
Sultan Süleyman Köprüsü (Dilovası'nda)
Taş Köprü (Lüleburgaz)

Külliyeler

Haseki Külliyesi
Sokollu Mehmed Paşa Külliyesi

Mahzenler

Buğday mahzeni (Galata Köşesinde),
Zift Mahzeni (Tersâne-i Âmirede),
Anbar (sarayda),
Anbar (Has Bahçe Yalısında),
Mutbak ve kiler (sarayda),
Mahzen (Unkapanı’nda),
2 adet anbar (Cebehâne yakınında),
Kurşunlu Mahzen (Tophâne’de).

Medreseler

Sultan Süleymân Medresesi (Mekke’de),
Süleymâniye Medreseleri (İstanbul’da),
Yavuz Sultan Selim Medresesi (Halıcılar Köşkünde),
Sultan Selim Medresesi (Edirne’de),
Sultan Süleymân Medresesi (Çorlu’da),
Şehzâde Sultan Mehmet Medresesi (İstanbul’da),
Haseki Sultan Medresesi (Avratpazarı’nda),
Vâlide Sultan Medresesi (Üsküdar’da),
Kahriye Medresesi (Sultan Selim yakınında),
Mihrimah Sultan Medresesi (Üsküdar’da),
Mihrimah Sultan Medresesi (Edirnekapı’da),
Mehmed Paşa Medresesi (Kadırga’da),
Mehmed Paşa Medresesi (Eyüp’te),
Osman Şah Vâlidesi Medresesi (Aksaray yakınında),
Rüstem Paşa Medresesi (İstanbul’da),
Ali Paşa Medresesi (İstanbul’da),
Ahmed Paşa Medresesi (Topkapı’da),
Sofu Mehmed Paşa Medresesi (İstanbul’da),
İbrâhim Paşa Medresesi (İstanbul’da),
Sinân Paşa Medresesi (Beşiktaş’ta),
İskender Paşa Medresesi (Kanlıca’da),
Kasım Paşa Medresesi,
Ali Paşa Medresesi (Babaeski’de),
Mısırlı Mustafa Paşa Medresesi (Gebze’de),
Ahmed Paşa Medresesi (İzmit’te),
İbrâhim Paşa Medresesi (Îsâ Kapısında),
Şemsi Ahmed Paşa Medresesi (Üsküdar’da),
Kapı Ağası Mahmûd Ağa Medresesi (Ahırkapı’da),
Kapıağası Câfer Ağa Medresesi (Soğukkuyu’da),
Ahmed Ağa Medresesi (Çapa’da),
Hâmid Efendi Medresesi (Filyokuşu’nda),
Mâlûl Emir Efendi Medresesi (Karagümrük’te),
Ümm-i Veled Medresesi (Karagümrük’te),
Üçbaş Medresesi (Karagümrük’te),
Kazasker Perviz Efendi Medresesi (Fâtih’te),
Hâcegizâde Medresesi (Fâtih’te),
Ağazâde Medresesi (İstanbul’da),
Yahya Efendi Medresesi (Beşiktaş’ta),
Defterdar Abdüsselâm Bey Medresesi (Küçükçekmece’de),
Tûtî Kâdı Medresesi (Fâtih’te),
Hakîm Mehmed Çelebi Medresesi (Küçükkaraman’da),
Hüseyin Çelebi Medresesi (Çarşamba’da),
Şahkulu Medresesi (İstanbul’da),
Emin Sinân Efendi Medresesi (Küçükpazar’da),
Yunus Bey Medresesi (Draman’da),
Karcı Süleyman Bey Medresesi,
Hâcce Hâtun Medresesi (Üsküdür’da),
Defterdar Şerîfezâde Medresesi (Kâdıçeşmesi’nde),
Kâdı Hakîm Çelebi Medresesi (Küçükkaraman’da),
Kirmasti Medresesi,
Sekban Ali Bey Medresesi (Karagümrük’te),
Nişancı MehmedBey Medresesi (Altımermer’de),
Kethüdâ Hüseyin Çelebi Medresesi (SultanSelim’de),
Gülfem Hâtun Medresesi (Üsküdar’da),
Hüsrev Kethüdâ Medresesi (Ankara’da),
Mehmed Ağa Medresesi (Çatalçeşme’de).

Saraylar

Saray-ı atîk tâmiri (Beyazıt’ta),
Saray-ı cedîd-i hümâyûn tâmiri (Topkapı’da),
Üsküdar Sarayının tâmiri (Üsküdar’da),
Galatasaray'ın eski yerine yeniden inşâsı (Galatasaray’da),
Atmeydanı Sarayının yeniden inşâsı (Atmeydanı’nda),
İbrahim Paşa Sarayı (At Meydanı)
Yenikapı Sarayının yeniden inşâsı (Silivrikapı’da),
Kandilli Sarayının yeniden inşâsı (Kandilli’de),
Fenerbahçe Sarayının yeniden inşâsı (Fenerbahçe’de),
İskender Çelebi Bahçesi Sarayının yeniden inşâsı (İstanbul şehir dışında),
Halkalı Pınar Sarayının yeniden inşâsı (Halkalı’da),
Rüstem Paşa Sarayı (Kadırga’da),
Rüstem Paşa Sarayı (Üsküdür’da),
Rüstem Paşa Sarayı (İskender Çelebi Çiftliğinde),
Mehmed Paşa Sarayı (Kadırga’da),
Mehmed Paşa Sarayı (Halkalı yakınında Yergöğ’de),
Mehmed Paşa Sarayı (Ayasofya yakınında),
Mehmed Paşa Sarayı (Üsküdar’da),
Mehmed Paşa Sarayı (şehrin dışında, Rüstem Çelebi Çiftliğinde),
Mehmed Paşa Sarayı (Bosna’da ,
Siyavuş Paşa Sarayı (İstanbul’da),
Siyavuş Paşa Sarayı (Üsküdar’da),
Siyavuş Paşa Sarayı (yine Üsküdar’da),
Ahmed Paşa Sarayı (Atmeydanı’nda),
Ahmed Paşa Sarayı (şehrin dışında),
Ahmed Paşa Sarayı (Taşra Çiftlik’te),
Ahmed Paşa Sarayı (Eyüp’te),
Ferhad Paşa Sarayı (Bâyezîd civârında),
Pertev Paşa Sarayı (Vefâ Meydanında),
Pertev Paşa Sarayı (şehrin dışında),
Sinân Paşa Sarayı (Atmeydanı’nda),
Sofu Mehmed Paşa Sarayı (Hocapaşa’da),
Mahmûd Ağa Sarayı (Yenibahçe’de),
Şâh-ı Hûbân Kadın Sarayı (Kasımpaşa Çeşmesi yakınında),
Ali Paşa Sarayı (İstanbul’da),
Ali Paşa Sarayı (Eyüp’te).

Su Yolları Kemerleri

Bend Kemeri (Kağıthâne’de),
Uzun Kemer (Kemerburgaz’da),
Mağlova Kemeri (Kemerburgaz’da),
Gözlüce Kemeri (Cebeciköy’de),
Müderris köyü yakınındaki kemer (Kemerburgaz’da).
Kırık Kemer

Türbeler

Yahya Efendi Türbesi (Beşiktaş’ta),
Barbaros Hayreddin Paşa Türbesi (Beşiktaş’ta),
Arap Ahmed Paşa Türbesi (Fındıklı’da),
Sultan Süleymân Türbesi (Süleymaniye’de),
Şehzâde Sultan MehmedTürbesi (Şehzâdebaşı’nda),
Sultan Selim Türbesi (Ayasofya civârında),
Hüsrev Paşa Türbesi (Yenibahçe’de),
Şehzâdeler Türbesi (Ayasofya’da),
Vezir-i âzam Rüstem Paşa Türbesi (Şehzâde Türbesi yakınında),
Ahmed Paşa Türbesi (Eyüp’te),
Mehmed Paşa Türbesi (Topkapı’da),
Çocukları için inşâ ettiği türbe,
Siyavuş Paşa Türbesi (Eyüp’te),
Siyavuş Paşanın çocukları için yapılan türbe (Eyüp’te),
Zâl Mahmûd Paşa Türbesi (Eyüp’te),
Şemsi Ahmed Paşa Türbesi (Üsküdar’da),
Kılıç Ali Paşa Türbesi (Tophâne’de),
Pertev Paşa Türbesi (Eyüp’te),
Şâh-ı Hûban Türbesi (Üsküdar’da) ,
Haseki Hürrem Sultan Türbesi (Süleymaniye’de).[4]

Kaynaklar

[1] osmanliansiklopedisi.blogspot.com.tr/2012/07/mimar-sinan-aga-1490-1588. html
[2] Prof. Dr. Suphi Saatçi, "Mimar Sinan ve İstanbul’un Silueti".
[3] Diyanet İslam Ansiklopedisi, "Sinan" maddesi.
[4] tr.wikipedia.org/wiki/Mimar_Sinan'ın_eserleri_listesi‎






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36750896 ziyaretçi (102841639 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.