Mukaddes Kurân-ı Kerîm ve Dünyevi Kanunlar Çerçevesinde İnsan Hakları
 

Kuran, Kuranı Kerim, Kuran-ı Kerim

Mukaddes Kurân-ı Kerîm ve Dünyevi Kanunlar Çerçevesinde İnsan Hakları

Yunis Halilov

Bu yazı, Azerbaycan Türkçesi'nden Türkiye Türkçesi'ne Akhenaton tarafından tasarlanan gizliilimler Azerice-Türkçe Çeviri Aracı tarafından otomatik olarak çevrilmiştir.

«De ki: "Ey insanlar, size Rabbinizden gerçek (Kur'an) gelmiştir. Artık kim doğru yola girerse ancak kendisi için girer. Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapar. Ben, sizden sorumlu değilim.".» (Kurân-ı Kerîm, Yunus Sûresi 108. ayet)

İnsanlığın kendisi gibi eski olan insan hakları ülküsü, tarih boyu her zaman toplumsal gelişim sürecine yön veren ciddi meselelerden biri olmuştur. Tesadüfi değil ki, insan hakları meselesi, mühim bilimsel araştırmaların obyekti, iç ve dış siyasetle ilgili meydana gelen aktüel tartışmaların predmeti, demek oluyor ki, bütün demokratik ülkelerin anayasasının ana prensibi (Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasasının 12. maddesinde çağdaş bir tez tespit edilerek insan ve vatandaş haklarının ve özgürlüklerinin temin edilmesinin devletin yüce maksadı olduğu gösterilmiştir), barış ve tehlikesizlik hakkında olan uluslararası belgelerin esas içyüzü gibi bugün de husûsî dikkat merkezindedir. Üzülerek de olsa belirtmeliyiz ki, insan hakları ile ilgili bir sıra anlaşılmaz durumlar, tertip olunmuş ve çelişkili makamlar, bâzı ülkelerin içinde çeşitli karakterli hoşnutsuzluklar ve uluslararası karakterli gerginlikler modern devrimizde hâlâ devam etmektedir.

Toplumda başgösteren mühim toplumsal-siyasi ve hukûkî süreçleri tahlil ettiğimizde, şöyle kanaate varabiliriz ki, insanoğlu ile belki de aynı «yaşta» olan insan hakları ülküsünün felsefî esaslarının sistemli şekilde işlenip hazırlanması ve bu ülkünün gerçekleşmesi uğrunda etkili mücadele götürülmesi, son üç yüzyılın ürünüdür. Şöyle ki, hâlâ 18. yüzyılda Avrupa'da insanların kanı pahasına başgösteren reformlar neticesinde vazgeçilemez haklar (yaşamak hukûku, özgürlük hukûku vs) ve vatandaş hakları (fikir ve ifâde özgürlüğü, vicdan özgürlüğü, mülkiyet hakkı vs) elde edilir. Bir asır sonra, yani 19. yüzyılda, siyasi hakların (seçim hukûku, toplumun ve devletin siyasi hayatında katılım hukûku, devletin yönetilmesinde katılmak hukûku vs) meydana geldiğinin şahidi oluyoruz. 20. yüzyılda ise bu hakların cergesinde sosyal hakların da (sosyal teminat hukûku, emek hukûku, öğrenim hukûku vs) eklendiğini görüyoruz. Ve şimdi bu yüzyılda bütün bu hakların gerçeklikte nasıl hayata geçirilmesi prosedürü ve onların ne derecede temin olunması problemi daha kabarık şekilde kendisini göstermeye başlıyor.

Böylelikle, modern uluslararası standartlara cevap veren insan hakları ülküsünün bugünkü modern seviyesi dünyayı alt-üst eden ve büyük felaketlere sebep olan, böylece de insanlık tarihine kara leke vuran II. Dünya Savaşı yıllarında ve bu savaştan sonraki ilk yıllarda biçimlenmeye başlıyor. Örneğin, 1945'te BM'nin Hartiyasında insan haklarının korunmasına yardım etmenin BM'nin esas maksadı olduğu kendi eksini buluyor. Bir süre sonra ise, daha da belirginleştirirsek, 1948'de ekser insan hakları BM'nin Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi'nde ve esasını bu beyannameden götüren bir sıra diğer uluslararası mukavele ve sözleşmelerde (Mülki ve Siyasi haklar hakkında Uluslararası Pakt vs) tespit olunmaya başlıyor. Bu dönemden bugüne dek ise insan hakları ülküsü ve bunun gerçek hayatta temin olunması meselesi tedricen dünyanın demek oluyor ki, ekser ülkelerine yayılmış ve sivil, demokratik devletlerin anayasalarının, böylece de onların iç kânunvericiliklerinin terkip hissesine çevrilmiştir.

Bir sıra insan haklarının hâlâ VII yüzyılda nazil olan Mukaddes Kurân-ı Kerîm'de gözönünde tutulması da danılmaz hakikatlerdendir. Mukaddes Kurân-ı Kerîm'de kendi eksini bulan birkaç fundamental insan hakları hakkında okuyucuları bilgilendirmek yerinde olacaktır. Bu haklar hakkında bahsetmeden önce belirtmek yerine düşer ki, modern uluslararası ve devlet iç kânunvericilik aktlarında tespit edilen çohesrlik tecrübenin nailiyeti olan insan hakları ve Mukaddes Kurân-ı Kerîm'de kendi eksini bulan insan hakları arasındakı benzerlikler dikkati çekiyor. En ilginci ise odur ki, Kurân-ı Kerîm'de ifade olunan insan hakları hâlâ o zamanlar Doğu'da bu meselenin nasıl mükemmel tanzim edildiğinden haber verir. Olgulara müracaat edelim:

Hukukî Beraberlik:

«Ey insanlar! Biz sizi bir kişi ve bir kadından yarattık, sonra sizi halklara ve kabilelere ayırdık ki, birbirinizi tanıyasınız…» (Kurân-ı Kerîm, Hucurat Sûresi, 13. ayet)

«Bütün insanlar, hür, liyakat ve haklarına göre eşit doğarlar. Onlara akıl ve vicdan bahşedilmiştir ve onlar birbirleriyle kardeşlik ilişkisinde olmalıdırlar.» (BM'nin Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi'nin 1. maddesi)

Halk Hakimiyeti:

«O kimseler... işlerini kendi aralarında meslehet-meşveretle görürler...» (Şura Sûresi, 38. ayet)

«Onda öğüt ver, sen öğüt verensin», «Sen onlara egemen değilsin» (Gaşiye Sûresi, 21. ve 22.ayetler)

«Devlet hakimiyetinin esasında halkın iradesi durmalıdır.» (BM'nin Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi'nin 21. maddesi)

«Azerbaycan Cumhuriyeti'nde devlet hakimiyetinin yegane kaynağı Azerbaycan halkıdır.» (Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasasının 1. maddesi)

Vicdan Özgürlüğü:

«Dinde hiçbir mecburiyet yoktur...» (Bakara Sûresi, 256. ayet)

«...Sen insanları imana getirmeye mecbur mu ediyorsun?» (Yunus Sûresi, 99. ayet)

«Her bir insanın fikir, vicdan ve din özgürlüğü hakkı var; bu hakka kendi dinini ve inancını değişmek, dinine ve inancına hem tek başına, hem de başkaları ile birlikte, açık, yahud husûsî kaidede, talimde, ibadette, dini ayin ve merasimlerin icrasında inanç beslemek özgürlüğü dahildir» (BM'nin Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi'nin 18. maddesi)

«Herkesin vicdan özgürlüğü var», «Herkesin dine münasebetini özgürce belirlemek, herhangi dine tek başına veya başkaları ile birlikte inanmak, yahud hiçbir dine inanmamak, dine münasebeti ile ilgili inancını ifade etmek ve yaymak hakkı vardır» (Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasasının 48. maddesi)

Belirtelim ki, vicdan özgürlüğü «Mülki ve Siyasi haklar hakkında» Uluslararası prensibi 18., «İnsan haklarının ve esas özgürlüklerinin savunması hakkında» Avrupa Sözleşmesinin 9. BM'nin «Dine, yahud inanca göre hoşgörüsüzlük ve ayrı-seçkiliğin bütün şekillerinin lağvedilmesi hakkında» Beyannamesi'nin 1. maddesinde de kendi eksini bulmuştur.

Konut Dokunulmazlığı Hakkı:

«Ey iman edenler, kendi evinizden başka kimsenin evine izin almadan... girmeyin...» (Nur Sûresi, 27. ayet)

«Hiç kimsenin... konut dokunulmazlığına kendiliğinden kastedilemez...» (BM'nin Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi'nin 12. maddesi)

«I- Herkesin konut dokunulmazlığı hakkı vardır.
II- Kanunla belirlenmiş durumlar veya mahkeme kararı hariç konutta yaşayanların iradesi dışında hiç kimse konuta giremez»
(Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasasının 33. maddesi)

Hz. Muhammed Peygamberin buyurdukları kelamlarda yer alan insan haklarına da kısa şekilde göz atmak ilginç olurdu:

Eşitlik Hakkı:

«Hiçbir Arabın başka bir Araptan herhangi bir üstünlüğü yoktur, böylece de Arabın zenciden, zencinin beyaz tenliden üstünlüğü yoktur.» (Hz. Muhammed Peygamber)

«Her bir insan ırkına, derisinin rengine, cinsine, diline, dinine, siyasi ve diğer inancına, milli, yahud sosyal menşeine, mülki, silk, yahud başka vaziyetine göre hiçbir ayrım yapılmadan bu Beyannamede elan edilmiş bütün haklara ve bütün özgürlüklere sahip olmalıdır...» (BM'nin Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi'nin 2. maddesi)

«Devlet ırkından, milliyetinden, dininden, dilinden, cinsinden, menşeinden, emlak vaziyetinden, kulluk mevkiinden, inancından, siyasi partilere, hemkarlar ittifaklarına ve diğer toplumsal birliklere mensubiyetinden asılı olmayarak herkesin hukuk ve özgürlüklerinin beraberliğine teminat verir...» (Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasasının 25. maddesi)

Fikir ve İfâde özgürlüğü:

«Benim ümmetimde fikir çeşitliliğinin olması Allah'ın bize merhametini gösteren bir işarettir...» (Hz. Muhammed Peygamber)

«Herkesin fikir ve ifâde özgürlüğü vardır», «Hiç kimse kendi fikir ve inancını açıklamaya veya fikir ve inancından dönmeye mecbur edilemez.» (Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasasının 47. maddesi)

Fikir ve ifâde özgürlüğüne teminat BM'nin «Evrensel İnsan Hakları» Beyannamesi'nin 18., «Mülki ve Siyasi haklar hakkında» Uluslararası prensibi 19. «İnsan haklarının ve esas özgürlüklerinin savunması hakkında» Avrupa Sözleşmesinin 29. maddesinde de kendi eksini bulmuştur.

Böylelikle, söylediklerimizi toparlarsak, Mukaddes Kurân-ı Kerîm'in ve Hz. Muhammed Peygamberin buyurduklarının nasıl büyük değere sahip olduğunun şahidi olabiliriz.

Yunus Ferman oğlu Helilov






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36892960 ziyaretçi (103089243 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.