Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu
 
Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu

Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu

Hazırlayan: Akhenaton

Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, 13 Kasım 1943'te Kırım’da Bozköy'de doğdu. Babasının adı Abdülcemil ve annesinin adı Mahfure'dir. 18 Mayıs 1944’te yedi aylık bir bebekken Sudak'ın Ayserez köyünden "Kulak", yani zengin aile çocukları oldukları gerekçesiyle topyekûn sürgüne tabi tutulan Kırım Türkleri arasında Özbekistan’ın Andican bölgesine gönderildi. Orta öğrenimden sonra üniversiteye kabul edilmedi; bir fabrikada çalışmaya başladı. 1961’de gizli olarak arkadaşlarıyla beraber Kırım Tatar Millî Gençlik Teşkilâtı’nı kurdu. Bu teşkilâtın öncüleri tutuklandı, Kırımoğlu da işten atıldı. Ziraat Enstitüsü’ne girdiyse de kaleme aldığı bir yazı nedeniyle buradan da çıkarıldı. Artık o bir Sovyet düşmanı olarak damgalanmıştı. [1] [2] [3]

1948’de kabul edilen Milletlerarası Jenosit Kararnamesi ve Milletlerarası Nürnberg yasalarına rağmen 1970’te 2. defa mahkemeye çıkartılan Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Kırım Türklerinin insan haklarını savunması nedeniyle tekrar hapis cezasına çarptırılmış, kararlara ve yasalara itibar edilmemiştir. Sovyetler Birliğinin çöküşüyle birlikte, Ukrayna Hükümetinin yardımlarıyla sürgün bölgelerinden dalgalar halinde Kırım Türkleri anavatanlarına dönmeye başlamış, 280.000 kişilik bir nüfusla Kırım Muhtar Cumhuriyeti'nin %9'unu oluşturmuşlardır. [4]

Kırımoğlu, mecbûrî askerlik çağrısını "Eğer bir Kırım Tatarı'na vatanında yaşamasına yeterince güvenilmiyorsa, silahlı kuvvetlerde nasıl güvenilir!" diyerek reddetti. 12 Mayıs 1966'da 1,5 yıl, 1969'da "Sovyet Devleti'ni ve sosyal düzeni lekeleyen belgeleri derlemek ve yayınlamak" suçundan 3 yıl hapse mahkum edildi. [2] 1974’te 3. defa tutuklanarak Sibirya’ya çalışma kampına gönderildi. Açlık grevi yaptı. Sovyet insan hakları savunucuları, onun sesini hür dünyaya duyurdular. Böylece Kırımoğlu’nun adı Türkiye ve dünyada duyulmaya başladı. 1978’de, TRT radyosu onun sürgünde bulunduğu Sibirya’da öldüğünü duyurdu. Üniversite gençliği arasında büyük yankı bulan bu haber üzerine mitingler yapıldı. Mahkemeler ve hapislerden sonra Taşkent’e döndü. Fakat çeşitli suçlamalarla mahkeme, tutuklama ve sürgünler devam etti. [1]

Kırımoğlu'nun hürriyet mücadelesindeki kararlılığının meyveleri bugünlerde olgunlaştı. Yapılan adaletsizlikleri protesto için tam 285 gün açlık grevi yaptı. Akrabaları, millî mücadeledeki arkadaşları ve ünlü bilim insanı akademisyen Andry Saharov'un Kırımoğlu'nu yargılayan mahkemeye ısrarlı müracaatları sonunda açlık grevine son verdi. Açlık grevi sonrası mahkeme, Kırımoğlu'na 2,5 yıl ağır çalışma kampı cezası verdi. Kırımoğlu, içinde bulunduğu hayat şartlarını göz önüne alarak Sovyetler Birliği Prezidyum Başkanlığı'na Sovyet vatandaşlığında çıkarılması için müracaatta bulundu. Bu durum, tekrar tutuklanmasına vesile oldu ve Yakutistan'ın Zirvanya bölgesine sürgüne gönderildi.

Yetkililer, Kırımoğlu'nu fizikî olarak çökertebilmek amacıyla 1983'te tekrar tutukladılar. 17 Şubat 1984'te yapılan mahkeme sonucunda 3 yl toplama kampında bulunması cezasına çarptırıldı. Cezasının dolmasına birkaç gün kala, yasanın 188/3. Maddesine göre "kamp kurallarına ve yönetimine itaatsizlik"ten cezasında 3 yıl uzatılmaya gidildi. Daha sonra artan baskılar, yönetimin içinde bulunduğu durumdan dolayı 3 yıllık kamp cezası, hiçbir siyâsî faaliyette bulunmamak şartıyla tecil edildi. [2]

Arkadaşlarıyla birlikte, 1987’de Kızıl Meydan’da Sovyet tarihinde benzeri hiç görülmemiş Kırım Tatar gösterilerini organize etti. Bu gösteriler, gerek Sovyetler Birliği’nde gerekse Hür Dünya’da büyük yankı yarattı ve dikkatleri Kırım Tatar meselesine çevirdi. Kırım Türklerine Kırım’ın yolunu açtı. Kırımoğlu 1989 yılı Mayıs ayında Taşkent’te toplanan Kırım Tatar Millî Hareketi Teşebbüs Grupları Genel toplantısında kurulan Kırım Tatar Milli Hareketi Teşkilatı başkanlığına seçildi. Bu Teşkilatın öncülüğünde 1991’de, Sovyetler Birliği’nin Kırım Tatarlarının yaşadığı her yerinde yaptıkları seçimler sonucunda 2.Kırım Tatar Millî Kurultayı 26 Haziran 1991’de Akmescit’de toplandı. Bu Kurultay’ın seçtiği ve Kırım Türklerini temsile yetkili en üst organ olan Kırım Tatar Milli Meclisi Başkanlığına seçildi. Kasım 2001’de toplanan 4. Millî Kurultay’da seçilen Meclis’in başkanlığına 3. kez getirilen Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, 2 dönemdir Ukrayna milletvekili olarak çalışmaktadır. [3]

Kırımoğlu, 1959’da Rus dilinde orta öğretimini tamamlayıp Taşkent üniversitesi Arap Dili ve Edebiyatı Bölümüne girmek için müracaat etmişti. Fakat “Sovyetlere sadık olmayan bir milletin mensuplarını bu fakülteye almıyoruz” denilerek reddedilmişti. Bir fabrikaya işçi olarak girmişti. Aradan elli yıl geçti. Kendileri, bu yarım yüzyıl boyunca en büyük işçiliği sergiledi. Milli bilincin ve kimliğin yaşatılmasına yıllarını adadı. 1959’da üniversiteye alınmadı fakat 2009’da Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nden fahri doktora unvanı aldı. [5]

Sovyetler Birliği'nde Türklere soy adı olarak "oğlu" anlamına gelen "ov" ya da "ev" ekleri verilirdi. Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nun babasının adı Cemil olduğu için Türkiye'de "Mustafa Cemiloğlu" olarak tanınmıştır. [6] Kırımoğlu, evli ve 3 çocuk babasıdır. Bahçesaray’da yaşamaktadır. [3]

Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nun hayatı ve Kırım Tatarlarının mücadelesi 9 bölümlük bir belgesel haline getirildi. TRT’de yayınlanacak olan belgeselin yapımcısı ve metin yazarı Zafer Karatay, Yönetmenliğiniyse Neşe Sarısoy Karatay yapıyor. [7] Belgeselin ilk bölümü, Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nun 18 Mayıs 1944 günü daha bir bebekken, Stalin tarafından cezalandırılarak, milletiyle beraber Kırım’dan sürülmesiyle başlıyor. Bebek Mustafa 22 gün 22 gece süren ölüm yolculuğunda mûcizevî bir şekilde hayatta kalıyor. Oysa Kırım Tatar erkeklerinin birçoğu Sovyet Ordusunda savaşıyorlardı. Sovyetler Birliği kahramanı madalyalı Kırım Tatarları vardı ve dağlarda partizan olarak da Almanlara karşı direniyorlardı. Buna rağmen Kırım Tatar Halkının cezalandırılmasına karar verilmişti. [6]

Kırımoğlu, altı aylıkken sürgünle tanıştı. Bütün ömrü hapishanelerde, çalışma kamplarında, açlık grevleriyle ve milleti için, vatanı için mücadeleyle geçti. Fakat bunu yaparken çok önemli bir konu var, hiçbir zaman ne kendisi için ne de Kırım Tatarları için teröre ve şiddete başvurmadı. Bütün mücadelelerini yasal ve meşru zemin üstünde yapmaya çalıştı. [5]

Kırım Türkleri’nin Milli Meclis Başkanı Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, sadece Kırım Tatar halkı için değil, tüm dünya hak mücadelesi tarihinde önemli insandır. Kendi hayatıyla, sürgün edilen Kırım Tatar halkının hak ve özgürlüğünün kendisi için en önemli şey olduğunu ispatlayan bir liderdir. [5]

"Kırımoğlu: Bir Halkın Mücadelesi" Belgeseli

















Kaynaklar

[1] "Kırım Tatar Millî Meclisi Başkanı: MUSTAFA ABDÜLCEMİL KIRIMOĞLU İLE MÜLAKAT", Bizim Ahıska, Kış 2011, s.4..
[2] Standard (ekonomik ve deknik dergi), yıl:31, sayı:362, Şubat 1992, s.3.
[3] ebitik.azerblog.com/anbar/9293.pdf‎
[4] T.B.M.M,. 2 Mayıs 1994 Tarihli Meclis Tutanağı.
[5] Hasan Kırımer, "Kırım Kültür Evi", T.C. Eskişehir Valiliği, ISBN: 978-605-378-168-4, Ankara 2010.
[6] Vatan Kırım, vatankirim.net/tarih/surgun.pdf
[7] "EN BÜYÜK SOYKIRIM STALİN DÖNEMİNDE YAPILDI", Ekovitrin (aylık ekonomi haber dergisi), Mart 2013, s.59.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36681271 ziyaretçi (102717336 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.